• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveKDV İade İşlemleri

İndirimli Oranda İki Sorun: İade Talep Süresi ve Düzeltme Beyannamesi – Deniz ÇEVİK, Gelir Uzman Yrd.

KDV İade Talep Süresi ve Düzeltme Beyannamesi

Deniz ÇEVİK
Gelir Uzman Yardımcısı
denzcvk@gmail.com
Yazar Hakkında

I.GİRİŞ

KDV Kanunundan doğan pek çok iade hakkı bulunmaktadır. Mükellefler iade haklarını belirli süreler ve usuller çerçevesinde talep etmektedirler. İade konusunda hak düşürücü süre olarak KDV Kanununun 32 inci maddesinde 01.01.2019 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2 yıllık süredir. Mükellefler indirimli oran dışında KDV Kanununun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca ortaya çıkan iade hakları bu süre dahilinde talep etme haklarına sahip iken indirimli oranda farklı süreler tebliğ ile düzenlemiştir. Bu durum hukuki açıdan sorunludur ve pek çok kez dava konusu yapılmıştır. Yine Vergi Usul Kanununun ilgili maddelerinde düzeltme zaman aşımı süresi 5 yıl olarak kabul edilmiştir. İndirimli oranda düzeltme beyannamesi hakkında tebliğ ile kanunun hükümleri arasında farklılık bulunmaktadır.

II.İNDİRİMLİ ORAN KDV UYGULAMASI

KDV uygulamasında genel olarak bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, vergiye tabi işlemler dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamında fazla olduğu taktirde aradaki fark sonraki döneme devredilir, iade edilmez. Bu durumun bazı istisnaları bulunmaktadır. Bunlardan biri indirimli oran KDV uygulamasıdır.

KDV Kanununun 28. maddesinde KDV oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Cumhurbaşkanı bu oranı dört katına kadar artırmaya, %1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir. KDV Kanununun 28. maddesinden alınan bu yetki ile muhtelif mal ve hizmetler ile konut teslimlerinde farklı vergi oranları tespit edilmiştir. Buna göre (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8 bu listeler dışında kalan teslim ve hizmetler için %18’dir. Genel Oran (%18) dan farklı oranlarda KDV oranının uygulandığı I ve II Sayılı Listeye konu mal ve hizmet teslimlerinde İndirimli oranda işlem tesis edilmektedir.

Öte yandan 3065 sayılı KDV Kanununun 29/2 maddesinde; “Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadar ki, 28 inci madde uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin %51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Ancak mahsuben iade edilmeyen vergi, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sektörler, mal ve hizmet grupları ve dönemler itibarıyla yılı içinde nakden iade edilebilir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Cumhurbaşkanı, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.

KDV Kanununda yer alan 28. ve 29. maddelerden de anlaşılacağı üzere İndirimli Oran KDV uygulamasına göre mükellefler mal/hizmet alışı esnasında yüklenilen ancak kanuni veya fiili nedenlerle yansıtılamayan vergileri KDV kanunu ve diğer düzenlemelere bağlı olarak nakden ya da borçlarına mahsuben iade alabilmektedirler.

III.İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE TALEP SÜRESİ

KDV Kanununun 32’nci maddesine göre 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile KDV kanununun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca ortaya çıkan iade hakları işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre iade olacağı hükmü eklenmiştir. Öte yandan KDV Uygulama Tebliği III/B(3) bölümüne göre,  mükelleflerin indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin yılın sonuna kadar verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur.

Görüldüğü üzere KDV kanunu madde 32’ye göre 11, 13, 14, 15 ve Geçici 17/4-s maddelerinden kaynaklanan iade haklarında 2 yıllık hak düşürücü süre mevcutken. Diğer bir iade hakkı sağlayan indirimli orana tabi işlemlerde hak düşürücü süre tebliğ ile en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın içerinde talep edilecek şekilde düzenlenmiştir.

KDV Uygulama Tebliği III/B(3) bölümünün devam eden kısmında süresinde iade hakkını kullanmayan mükelleflerin, daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunmaları mümkün değildir. İzleyen yılın Ocak-Kasım dönemlerinde usulüne uygun olarak iade talebinde bulunan mükelleflerin de talep edilen iade tutarını artırmak amacıyla, sonraki yıllarda bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi vermek suretiyle iade talebinde bulunmaları söz konusu değildir.

IV.İNDİRİMLİ ORAN KDV UYGULAMASINDA KARŞILAŞILAN İKİ TEMEL SORUN

İndirimli Oranda Süresinden Sonra İade Talebi

KDV Uygulama Tebliğinde düzenlendiği üzere mükelleflerin indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin yılın sonuna kadar verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmalarının zorunlu olduğu belirtilmektedir.

Öte yandan KDV Kanunu madde 32’ye göre KDV iadelerinde genel süre kanun ile 2 yıl olarak belirlenmiştir. KDV kanunda her ne kadar 2 yıllık hak düşürücü süre  11, 13, 14, 15 ve Geçici 17/4-s maddelerinden kaynaklanan iadeler için ön görülmüşse de iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla  giderilemeyen katma değer vergisinin iadesinin talep edilebileceği süre kanunda  açıkça belirlenmiştir. Görüldüğü üzere kanunun konuluş amacı genel itibari ile iade hakkı 2 yıl olarak belirlenmiştir. Fakat Maliye İdaresi indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade konusunda tebliğ ile farklı bir süre kabul etmiştir. Bu durum mükellefler tarafından yargı konusu yapılmış vergi yargısı da bu konuda vergi idaresinin aleyhinde karar vermiştir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 27.05.2015 tarih ve E:2015/269 saylı kararı ile “…99 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin 1.5. bölümünde indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden veya mahsuben iade edilebileceği, iade talebinin en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek katma değer vergisi beyannameleri ile yapılabileceği düzenlemesine yer verildiği, 3065 sayılı Kanunun uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan haliyle, 29’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında, fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığına verilen yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgelerin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğu, kişilerin haklarının kısıtlanmasını veya belli bir haktan yararlandırılmasının belirli sürelerle sınırlandırılmasını öngören düzenlemelerin, Anayasanın “ vergi ödevi ”ne ilişkin 73’üncü maddesi uyarınca “verginin kanuniliği” ilkesi gereğince, ancak kanunlarla yapılabileceği, vergi hukukundaki sürelerin genellikle “hak düşürücü” nitelikte olduğu, kanunda belirlenen sürede kullanılmaması durumunda o hakkın kaybının söz konusu olduğu, bu nedenle, kişilerin bir takım haklarının kısıtlanmasını veya belli bir haktan yararlandırılmasının belirli sürelerle sınırlandırılmasını öngören; hakkın özüne dokunabilecek düzenlemelerin tebliğ ile yapılmasının söz konusu olamayacağı, kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ile getirilmesinin, kuvvetler ayrılığı rejimine ters düşeceği gibi fonksiyon gaspına da yol açacağı, bu durumda, 3065 sayılı Kanunda öngörülmeyen süre sınırlandırması getiren 99 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin 1.5. bölümünde yer alan düzenlemenin kanuni dayanağı olmadığı..” görüşünü açık şekilde ifade etmiştir. Danıştay vermiş olduğu karar ile indirimli orana tabi işlemlerden kayaklı iade talep süresinin tebliğ ile kanunda ön görülen süreden daha kısa bir süre belirlenemeyeceğini belirtmiştir. Her ne kadar kanun ve vergi yargısı bu şekilde düşünmekteyse de vergi idaresi bu konudaki tutumunu sürdürmektedir.

İndirimli Oranda Düzeltme Beyannamesi ile İade Miktarını Artırmak Mümkün mü?

KDV Uygulama Tebliği III/B(3.4.4.) bölümünde düzenlendiği üzere süresinde iade hakkını kullanmayan mükelleflerin, daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunmaları mümkün değildir. Öte yandan izleyen yılın Ocak-Kasım dönemlerinde usulüne uygun olarak iade talebinde bulunan mükelleflerin de talep edilen iade tutarını artırmak amacıyla, sonraki yıllarda bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi vermek suretiyle iade talebinde bulunmaları söz konusu değildir. Ancak izleyen yıl içerisinde talep edilen iade tutarının, aynı yıl içerisinde düzeltme beyannamesi ile artırılması mümkün olup bu şekilde artırılan kısmın iadesi münhasıran vergi inceleme raporuna göre yerine getirilir.

Tebliğde yer alan bu hükümler iade talep süresi ile benzer şekilde temel vergi kanunlarında yer alan düzeltmelere göre oldukça farklıdır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 126’ncı maddesine göre 114’üncü maddede yazılı zaman aşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. 126’ncı madde ile 114’üncü maddeye yapılan atıf göre vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde düzeltme verilmez ise zaman aşımına uğramaktadır.

Uygulamada karşılaşılan ve dava konusu yapılan bu durum yargı tarafında vergi idaresi aleyhine sonuçlanmaktadır. Danıştay 9. Dairesi tarafından 06.06.2017 tarih ve 2017/5495 sayılı kararında vergi dairesi tarafından reddedilen düzeltme beyannamesi üzerine mükellefin açtığı ilk derece mahkemesindeki sonucu temyizine ilişkin davada mükellef lehine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı özetle şu şekildedir; “…yürürlükte bulunan 3065 Sayılı Kanunun 29. maddesinin 2. fıkrasında, fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış ise de, söz konusu yetkinin, iade talebinin nereye ve nasıl yapılacağı, iade işleminde hangi belgenin aranılacağı gibi düzenlemelerle sınırlı olduğunun kabulü zorunlu olup; hakkın özüne dokunabilecek bir biz düzenlemenin tebliğ ile yapılması söz konusu olamaz. Aksi düşünce; yani kanunla düzenlenmesi gereken bir konun tebliğ ile düzenlenmesi, olayda olduğu gibi, kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ile getirilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşeceği gibi, fonksiyon gaspına da yol açacağı kuşkusuzdur.

Bu durumda, yürürlükte bulunan vergi kanunlarında, iade taleplerinin sadece döneminde verilen beyanname ile yapılacağı şeklinde herhangi bir sınırlandırma öngörülmediğinden, davacının düzeltme beyannamesi ile yaptığı iade talebinin Genel Tebliğlerdeki sınırlandırma dikkate alınarak reddedilmesi isabet görülmemiştir.” Danıştay 9. Daire davayı ilgili gerekçelerle mükellef lehine sonuçlandırmış ve birinci derece mahkemesine göndermiştir.  Davanın birinci derece mahkeme tarafından kararı bağlanması sonrası mükellef düzeltme beyannamesi ile iade miktarını arttırmış ve ilgili iade ve mahsup işlemi vergi dairesi tarafından yerine getirilmiştir.

Mükellef daha sonra Anayasanın 125. maddesinin 1. fıkrasına göre, idarenin her türlü eylem ve işlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, kamu idaresi olan vergi dairelerinin de hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olacakları, gerekçesi birinci derece mahkemesinde faiz talebi ile dava açmış ve dava mükellef lehine sonuçlanmıştır.

V.SONUÇ

İndirimli orana tabi işlemlerle ilgili tebliğde yer alan düzeltme beyannamesi ve iade talep süresi KDV ve VUK’un ilgili kanun maddelerine bakıldığında farklı hükümler içermektedir. Normlar hiyerarşisi ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri bir arada düşünüldüğünde tebliğ ile kanunlarda öngörülen düzenlemelerin aksine düzenlemeler getirmek doğru olmamaktadır. Tebliğ yürütmenin tasarrufunda olan bir tasarruftur. Yukarıda belirttiğimiz üzere yargıda bu görüşleri ileri sürerek idarenin aleyhine karar vermektedir. Bu anlamda pek çok yargı kararı varken idarenin hala bu alanda bu düzenlemeye gitmemektedir. Öte yandan Mükellefler lehine sonuçlanan bu kararlar hazineye ekstra bir maliyet yüklemektedir. Unutulmamalıdır ki hukuk devletlerinde haklarının korunması önceliklidir. Özellikle vergilerin kanuniliği ilkesinin benimsendiği ülkemizde yürütmenin bir yasama tasarruf gerektiği alana müdahalesi hukuken sorunludur. Bu anlamda idarenin ilgili konuları kanunda nezdinde bir düzenleme ile belirlemesi gerekmektedir.

Kaynakça

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

– 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

– Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği

personel programı

 

Devamı: İndirimli Oranda İki Sorun: İade Talep Süresi ve Düzeltme Beyannamesi – Deniz ÇEVİK, Gelir Uzman Yrd. Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Katma Değer Vergisi İadelerinde İndirimli Teminat Uygulaması (İTUS) – Doğan ÇENGEL, YMM, Volkan DEMİRCİOĞLU, SMMM

KDV İadelerinde İndirimli Teminat Uygulaması (İTUS)

Doğan ÇENGEL
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi

Volkan DEMİRCİOĞLU
SMMM
bilgi@beratymm.com

Katma değer vergisi uygulamasında başta istisna kapsamındaki teslimler olmak üzere bir çok işlem için iade söz konusu olabilmektedir. KDVGUT’nde belirtilen limitlerin üzerindeki nakden iadelerin yine Tebliğde belirtilen süreçler sonrasında yerine getirilmekte ve bu süreçler de zaman almaktadır. İndirimli Teminat Uygulaması Sistemi’nin temel amacı katma değer vergisi yükü üzerinde kalan ve iade hakkı bulunan mükelleflerin iadeye daha kısa sürede ve daha az maliyetle ulaşmasını sağlamak olduğunu söyleyebiliriz. Bu sistemden yararlanmak için şartları sağlanması yeterli olmayıp mükellefin bağlı bulunduğu  vergi dairesi başkanlığına  (bulunmayan yerlerde Defterdarlık) müracaat ederek İTUS sertifikası edinmesi gerekmektedir. İndirimli Teminat Uygulaması Sistemine KDVGUT’nin IV/B bölümünde yer verilmiştir. Biz de konuyu KDVGUT ve idare tarafından verilen özelgeler çerçevesinde açıklamaya çalışacağız.

1-İndirimli teminat uygulamasından kimler faydalanabilir? KDV iade türünün önemi var mı?

İTUS Sertifikası için aranan genel ve özel şartları sağlayan ve KDV iadesi talebinde bulunan tüm mükellefler sertifikayı edinerek uygulamadan yararlanabilirler. KDVGUT incelendiğinde  mükellefin gerçek/tüzel kişi oluşunun ya da tam/dar mükellef oluşunun uygulamaya engel  olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca sertifika sahipleri tüm iade talepleri (ihracat, ihraç kayıtlı satış, tevkifat, indirimli oran gibi) için bu haktan yararlanabilirler.

2-İTUS için genel şartlar nelerdir?

Başvuru tarihinden önceki son üç takvim yılı içinde;

  • Vergi mükellefiyetinin bulunması (düzenleme KDV mevzuatında yapıldığından buradaki mükellefiyet ifadesinden KDV mükellefiyetinin anlaşılması gerektiği görüşündeyiz),
  • Mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle, defter ve belgelerin ibrazından imtina edilmemiş olması,
  • Gelir veya kurumlar vergisi, geçici vergi, gelir vergisi stopajı, ÖTV ve KDV (tevkifat hariç) uygulamalarından her birine ait beyanname verme ödevinin her bir vergi türü itibarıyla ikiden fazla aksatılmamış olması (süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler hariç),
  • Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiili nedeniyle özel esaslara tabi tutulmamış veya tutulmuşsa genel esaslara dönülmüş olması,
  • Cari takvim yılı da dâhil olmak üzere son iki takvim yılına ilişkin tam tasdik sözleşmesi bulunması.

Başvuru tarihi itibarıyla;

  • KDV iade taleplerinde özel esaslara tabi olmayı gerektiren bir durumunun bulunmaması,
  • Ödenmesi gereken vergi borcunun bulunmaması (vergilerin tecil edilmiş olması bu şartın ihlali sayılmaz),
  • Sertifika başvurusundan önceki, iade talebinin bulunduğu birbirini izleyen son beş vergilendirme dönemi itibarıyla haklarında yazılmış YMM ve/veya vergi inceleme raporlarının olumlu olması,

gerekmektedir.

Haber Arası Reklam

3-Hangi raporlar olumlu kabul edilir?

  • KDVGUT’nin IV/E bölümünde belirtilen nitelikteki raporlar (vergi inceleme raporu, vergi tekniği raporu, basit rapor gibi) olumlu rapor olarak kabul edilir.
  • YMM’lerle süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler hakkında iade hakkı doğuran işlemlerin bulunduğu birbirini izleyen son beş vergilendirme dönemine ait olumlu YMM raporu bulunması halinde de İTUS açısından bu şart gerçekleşmiş sayılır.

4-Birbirini izleyen beş vergilendirme döneminden kasıt nedir?

KDVK’nın 39/1. maddesine göre;  vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak Maliye Bakanlığı kendisine verilen yetkiyle gerçek usulde vergilendirilen KDV mükelleflerinin birer aylık vergilendirme dönemine tabi tutmuştur (KDVGUT V/B.1).  Bu durumda dönem ifadesi yıl olarak değil ay olarak anlaşılmalıdır. Maliye Bakanlığının vergilendirme dönemini 3’er aylık belirlediği mükellef grupları da mevcuttur. Ancak bu mükellefler incelendiğinde konut yapı kooperatifleri dışındakilerin ya basit usule ya da işletme hesabı esasına tabi olduklarından İTUS’un şartlarını sağlamaları mümkün değildir.

Birbirini izleyen beş vergilendirme dönemi ise iade hakkı doğuran işlemlerin yapıldığı birbirini izleyen dönemlerdir (Örneğin 2017 01-02-03-04-05 gibi). Bu dönemler arasında herhangi bir dönemde vergi inceleme raporu veya YMM raporu düzenlenmesini gerektiren bir iade hakkı doğuran işlem bulunmadığı takdirde, bu dönemler, birbirini izleyen beş vergilendirme döneminin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Örneğin mükellefin 2019 yılının 01-02-03-06-07 dönemlerinde YMM Raporuyla iade talep ettiğini, 2019 04-05 dönemlerinde iade talebinin olmadığını (ya da KDVGUT’nde belirtilen limitler altında iade talebi ile YMM Raporu – VİR aranmayan iadelerin olduğunu) varsaydığımızda birbirini izleyen beş vergilendirme dönemi olumlu rapor şartı söz konusu mükellefin tam tasdik sözleşmesi de mevcutsa gerçekleşmiş olur.

5-Olumlu raporların bir kısmı vergi inceleme elemanları tarafından bir kısmı YMM tarafından düzenlenebilir mi?

Olumlu raporlardan bir kısmının vergi inceleme elemanları, bir kısmının ise YMM tarafından düzenlenmiş olması halinde olumlu rapor şartı sağlanmış sayılır. Ancak beş olumlu rapor şartını kısmen veya tamamen YMM raporlarıyla yerine getiren mükelleflerin indirimli teminattan yararlanabilmeleri için, iade talebinde bulundukları dönem için de tam tasdik sözleşmesi yapmış olmaları gerekir.

İade hakkı doğuran birbirini izleyen beş dönemin herhangi bir dönemi verilen teminatın YMM olumlu raporu ile çözülmüş olması durumunda da bu dönem için YMM tam tasdik sözleşmesinin yapılmış olması gerekir (Bursa Vergi Dairesi Başkanlığının 22/05/2014 Tarih ve 45404237-130[I-13-270]-154 sayılı özelgesi).

6-İndirimli Teminat Uygulamasına ne zaman başlanır?

Son olumlu rapor vergi dairesine intikal ettikten sonra (diğer şartlar da gerçekleşmişse) raporun ilgili olduğu vergilendirme döneminden sonraki dönemlere ilişkin iade talepleri için indirimli teminat uygulamasına başlanır. Raporun ait olduğu vergilendirme döneminden sonraki dönemler için verilen teminatların, indirimli teminat tutarını aşan kısmı iade edilir.  İndirimli teminat uygulaması için genel ve özel şartların sağlanmasının tek başına yeterli olmadığını ayrıca İTUS sertifikasının da edinilmesi gerektiğini hatırlatmamızda fayda bulunmaktadır. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 18/06/2015 Tarih ve 39044742-010-61638 sayılı özelgesinde “son olumlu raporun vergi dairesine intikal ettikten sonra alınmış olan İTUS sertifikasına istinaden raporun ilgili olduğu vergilendirme döneminden sonraki iade talepleri için %8 oranında teminat mektubu verilmesi yeterli olacağından, daha önce verilen teminat mektuplarının, % 8 oranında verilecek teminat mektupları ile değiştirilmesi mümkün bulunmaktadır” ifadesi yer almaktadır.

7-İTUS için Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri için ayrıca özel şart aranır mı? Hangilerinden olumlu rapor şartı aranmaz?

Dış ticaret şirketleri ihracata katkılarından dolayı ayrı bir öneme sahiptirler. KDVGUT’nde genel şartları sağlayan Dış Ticaret Sermaye Şirketi ve Sektörel Dış Ticaret Şirketi statüsündeki şirketlere başka bir şart aranmaksızın İTUS sertifikası verileceği belirtilmiştir.

4760 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan tarifelerdeki taşıtların ihracatını yapan, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren dış ticaret sermaye şirketi niteliğindeki imalatçılarda, iade talebinin bulunduğu birbirini izleyen son beş vergilendirme dönemine ilişkin olumlu rapor şartı aranmaz.

8-İmalatçılar ve İmalatçı-İhracatçılar için özel şartlar neler?

Genel şartlara ek olarak;

  • İlgili sicile kayıtlı olunması (bu şarttaki ilgili sicil ifadesinden KDVGUT’nin II/A-8.3 Bölümünde belirtilen imalatçı belgesinin alındığı sanayi sicili gibi siciller anlaşılmalıdır),
  • Ödenmiş sermayelerinin veya son bilançolarında kayıtlı ATİK’lerinin (gayrimenkuller hariç) amortisman düşülmeden önceki toplam tutarın 100.000 TL’yi aşması,
  • Üretim kapasitesi ile bu kapasitenin gerektirdiği iktisadi kıymetlere sahip olduğu kapasite raporuyla teyit edilmesi,
  • Bizzat İmalat işinde 20 veya daha fazla işçi çalıştırılması (ihracatın gerçekleştiği dönemden önceki 12 aylık ortalama esas alınır.)

gerekmektedir.

9-Diğer ihracatçılar (Hizmet İhracatı Yapanlar Hariç) için özel şartlar nelerdir?

Genel şartları taşıyan mükelleflerden,

  • Son üç takvim yılı itibarıyla yıllık 4 milyon ABD Doları veya
  • Son beş takvim yılı itibarıyla yıllık iki milyon ABD Doları ve üzerinde ihracat yapanlara,

şartları sağladıkları tarihi takip eden yılbaşından itibaren geçerli olmak üzere İTUS sertifikası verilir.

10-Diğer iade hakkı doğuran işlemler bakımından özel şartlar nelerdir?

Genel şartlara ek olarak;

a) Başvuru tarihinden önce vergi dairesine verilmiş olan son yıllık kurumlar vergisi veya gelir vergisi beyannamesinin ekinde yer alan bilânçoya göre en az;

– Aktif toplamı 40.000.000 TL,

– Maddi duran varlıkları toplamı 10.000.000 TL,

– Öz sermaye tutarı 20.000.000 TL,

– Net satışları 50.000.000 TL,

b) Cari yıl dahil, başvuru tarihinden önceki takvim yılında vergi dairesine verilmiş muhtasar beyannamelere göre aylık ortalama çalıştırılan kişi sayısı 50 veya daha fazla, (Hesaplamada işlemin gerçekleştiği dönemden önceki 12 aylık ortalama esas alınır.)

Hizmet ihracatçıları imalatçı olarak addedilmediklerinden ve Tebliğde Diğer İhracatçılardan parantez içi hükümle ayrık tutulduklarından İTUS Sertifikasını genel şartlar yanında bu madde kapsamındaki özel şartları sağlamaları kaydıyla edinebilecekleri görüşündeyiz.

11- İTUS açısından Maddi Duran Varlıklar hesabına özel maliyetler gibi iktisadi kıymetler dahil edilebilir mi?

VUK’un 272. maddesi çerçevesinde kiralanan gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderlerin “Özel Maliyetler Hesabı”nda muhasebeleştirmesi ve bilançoda “Maddi Olmayan Duran Varlıklar” altında takip edilmesi gerektiğinden özel maliyetlerin İTUS hesaplaması bakımından da “Maddi Duran Varlıklar” toplamında dikkate alınması mümkün değildir (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 26.02.2020 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-010-226287 sayılı özelgesi). Bu ifadeden tek düzen hesap planı açısından maddi duran varlık dışındaki iktisadi kıymetlerin hesaplamaya dahil edilmeyeceği anlaşılmaktadır.

12-İTUS sertifikası ne zaman kim tarafından verilir? Uygulamaya ne zaman başlanır?

İmalatçı-ihracatçılar ile ihraç kaydıyla teslimde bulunan imalatçılara, bağlı oldukları Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bir dilekçe ile başvurmaları halinde, başvuru tarihini izleyen 15 gün içinde İTUS sertifikası verilir.

Diğer İhracatçılar (hizmet ihracatı yapanlar hariç) şartları sağladıkları tarihi takip eden yılbaşından itibaren geçerli olmak üzere İTUS sertifikası verilir.

Diğer iade hakkı doğuran işlemler için mükelleflerin bağlı oldukları Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bir dilekçe ile başvurması halinde, başvuru tarihini izleyen 15 gün içinde “İTUS Sertifikası” verilir.

Bu mükelleflerin KDV iade talepleri, sertifika tarihini içine alan dönemden başlamak üzere yerine getirilir.

13- İTUS Sertifikası Uygulamasına göre iade taleplerinin ne şekilde yerine getirilir?

  • İTUS sertifikasına sahip mükelleflerin iade talepleri KDVGUT’nin ilgili bölümlerine göre yerine getirilir.
  • İTUS uygulamasında ilgili iadenin sınırı aşan kısmının (% 8)’i (dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri için %4’ü) için teminat verilir (örneğin 105.000 TL ihracat kaynaklı iade talebi için 105.000 TL – 5.000 TL = 100.000 TL, 100.000 TL x 0,08 = 8.000 TL, dış ticaret şirketleri içinse 100.000 TL x 0,04 = 4.000 TL teminatın yeterli olması gerekir. Ancak devlet iç borçlanma senetleri ya da Milli esham ve tahvilat gibi kıymetlerin teminat olarak verilmesi durumunda 6183 Sayılı AATUHK’nun 10. Maddesinin dikkate alınması gerekir).
  • Teminat, Tebliğde aksi belirtilmedikçe, iadenin yapıldığı tarihten itibaren altı ay içinde ibraz edilecek YMM raporu ile çözülür.
  • Süresi içinde YMM raporu ibraz edilmemesi halinde veya mükellefin talep etmesi durumunda teminat VİR sonucuna göre çözülür.

Ancak iade talep edilen tutarlarda, sistem tarafından üretilen KDV iadesi kontrol raporu (özet) ile vergi dairesi tarafından yazılan eksiklik yazılarına istinaden indirim/yüklenim listelerinde düzeltme ya da tenzilat nedeniyle azalma olabileceği bu nedenden dolayı da haksız iadeye neden olunabileceği dikkate alınmalıdır.

14-İTUS Sertifikasıyla talep edilen iadeler hangi sürede yerine getirilir?

İTUS Sertifikasıyla talep edilen iadeler için ayrıca bir süre belirlemesi yapılmamış olup KDVGUT’nin Teminat Karşılığı İade başlıklı IV/A-5.1 Bölümünde belirtildiği üzere; nakden iade talepleri, nakit iade talebine ilişkin dilekçe ve teminatın yanı sıra ibrazı gerekli diğer belgelerin tamamlanıp KDVİRA sistemi tarafından “KDV İadesi Kontrol Raporu”nun üretilmesinden ve varsa yapılması gereken teyitlerin (örneğin, mal ihracatında gümrük beyannameleri ve usulüne uygun olarak gösterilmiş teminat mektupları ile varsa onaylı özel faturaların teyidi) yapılmasından sonra 10 gün içinde yerine getirilir.

15-İTUS Sertifikası kapsamındaki iadelerde ne tür teminatlar verilebilir?

Uygulamada teminatın sadece teminat mektubu ya da para olabileceği şeklinde yanlış bir algı bulunmaktadır. İTUS kapsamındaki iadeler için ayrıca bir teminat türü öngörülmemiştir. KDVGUT’nun IV/A-5.2 Bölümünde belirtildiği üzere teminat olarak 6183 sayılı AATUHK’nun 10. maddesinde sayılan iktisadi kıymetlerden bir veya bir kaçı gösterilebilir. Bu teminatlar söz konusu kanun maddesinde;

  • Para,
  • Bankalar ve özel finans kurumlar tarafından verilen süresiz teminat mektupları,
  • Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (Nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.),
  • Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat “Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla değerlendirilir.”
  • İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul malların kabul edileceği

şeklinde hükme bağlanmıştır. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 01/06/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.32-1783 sayılı özelgesinde Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinden bir yıldan kısa vadeli “hazine bonoları”, bir yıldan uzun vadeli “devlet tahvilleri” ve paranın 6183 sayılı Kanunun 10.  maddesi hükmü uyarınca teminat olarak kabul edileceği ifade edilmiştir.

16- Teminatın, teminat mektubuyla karşılanması durumunda nelere dikkat edilmeli?

Teminatın, teminat mektubuyla karşılanması durumunda verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmeleri konusunda hiç bir sınırlayıcı şart taşımayacak biçimde, KDVGUT’nin ekinde yer alan kesin ve süresiz teminat mektubu örneğine (EK:18) uygun olarak ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan bankalar tarafından düzenlenmiş olması gerekir.

17-İTUS kapsamında talep edilen iade gerçekleşmedikçe sonraki iadeler İTUS kapsamında talep edilebilir mi?

İTUS sertifikasının iptalini gerektiren bir neden olmadığı sürece, sonraki iade taleplerinde indirimli teminat uygulamasına devam edilebilir ve YMM raporunun da yine altı ay içinde ibraz edilmesi istenir.

18-İTUS Sertifikası hangi durumlarda iptal edilir?

  • Özel şartlarda belirtilen koşullardan tutarlarla ilgili olanlar dışındaki şartları kaybeden mükellefler ile
  • Özel şartlarda belirtilen tutarlarda ve çalıştırılan işçi sayılarında % 25’i aşan bir azalma meydana geldiği anlaşılan mükelleflerin sertifikaları iptal edilir.

Mükelleflerin özel şartlar ayrımındaki tutarlar karşısındaki durumu, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihi, ortalama işçi sayısına ilişkin şart karşısındaki durumu ise her bir muhtasar beyannamenin verildiği tarihi izleyen 15 gün içinde mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünce/mal müdürlüğünce tespit edilir.

  • Defter ve belgelerini 213 sayılı Kanundaki süreler içinde ibraz etmeyen mükelleflerin sertifikaları sürenin dolduğu günü takip eden gün iptal edilir.
  • Vergi borçlarını, vadesinde ödemediği anlaşılan mükelleflere, vade tarihinden itibaren 7 gün içinde 6183 sayılı Kanunun 55. maddesinde öngörülen ödeme emri veya alacağın teminata bağlanmış olması halinde 56. maddesinde öngörülen yazı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi borcunu ödemeyen mükelleflerin sertifikası iptal edilir.

Ancak, takip edilen vergi borcunun  yargı kararı veya düzeltme işlemiyle tamamen kaldırılması halinde; yargı kararının İdare’ye tebliğ edildiği veya düzeltme işleminin yapıldığı tarihi içine alan dönem ve izleyen dönemlerdeki iadeler ile bu tarihe kadar henüz sonuçlandırılmamış iadelerde “İTUS Uygulaması” kapsamında işlem yapılır.

  • Mükellef hakkında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı konusunda vergi dairesine “olumsuz rapor” intikal etmesi halinde, raporun vergi dairesine intikal ettiği tarihten sonraki ve bu tarihe kadar henüz sonuçlandırılmamış iade taleplerinde indirimli teminat hükümleri uygulanmaz ve sertifika iptal edilir.

Yukarıdaki ifadelerden sertifika iptali için mükelleften herhangi bir müracaat aranmadığı anlaşılmaktadır.

19-Olumsuz rapora dayanılarak yapılan tarhiyatın yargı kararları ile terkin edilmesi halinde İTUS Sertifikası tekrar alınabilir mi?

Olumsuz rapora dayanılarak yapılan tarhiyatın yargı kararları ile tamamen terkin edilmesi halinde mükellefe tekrar sertifika verilir. Yapılan tarhiyatın  yargı kararları ile kısmen veya tamamen onaylanması halinde mükellefin Sertifika alabilmesi için genel ve özel şartları tekrar sağlaması gerekir.

20-Yargı kararından önce mükellefin gerekli şartları sağlayarak genel esaslara geçmesi halinde söz konusu mükellef tekrar İTUS Sertifikası alabilir mi?

Yargı kararından önce, mükellefin gerekli şartları yerine getirerek genel esaslara geçmesi halinde, genel esaslara tabi olduğu tarihten sonraki 24 ay süresince özel esaslara tabi olmayı gerektirecek şartların ortaya çıkmaması ayrıca genel ve özel şartları taşıması kaydıyla, 24 aylık sürenin sonunda mükellefe tekrar sertifika verilir.

Sonradan gelen yargı kararıyla tarhiyatın tamamının kaldırılması halinde yargı kararının İdare’ye tebliğ edildiği tarihi içine alan dönem ve izleyen dönemlerdeki iadeler ile bu tarihe kadar henüz sonuçlandırılmamış iadelerde “İTUS Uygulaması” kapsamında işlem yapılır.

21-İTUS Sertifikası sahipleri ön kontrol raporuna dayalı KDV iadesi talep edebilir mi?

İTUS sahibi mükellefler ön kontrol raporuna istinaden iade talebinde bulunabilirler. Ancak KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak İTUS uygulamasından faydalanamazlar. İTUS Sertifikasıyla iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için ön kontrol raporuna dayalı iade uygulamasında faydalanılması da mümkün değildir.

22-Adi ortaklık için son üç yıllık vergi mükellefiyeti hesabında ortakların vergi mükellefiyeti dikkate alınabilir mi?

Adi ortaklığı oluşturan sınırsız sorumlu ortakların her birinin İndirimli Teminat Uygulama Sisteminden faydalanılabilmesi için aranan genel ve özel şartları ayrı ayrı sağlaması koşuluyla, başvuru tarihinden önceki son üç takvim yılı içinde vergi mükellefiyetinin bulunması koşulunun adi ortaklık için aranmasına gerek bulunmamaktadır (Ankara Vergi Başkanlığının 08/12/2014 Tarih ve 84974990-130[01-2014/30]-1218 sayılı özelgesi).

23-Ferdi işletmenin sermaye şirketine dönüşmesi halinde indirimli teminat uygulamasına  devam edilebilir mi?

Ferdi işletmenin bilançosunun aktif ve pasifiyle bir bütün halinde sermaye şirketine dönüşmesi, yeni şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi halinde yeni şirket ferdi işletmenin devamı niteliğinde olacağından, indirimli teminat uygulamasından yararlanma şartlarının da gerçekleşmiş olması halinde, ferdi işletmeden dönüşen sermaye şirketinin indirimli teminat uygulanmasından yararlanması mümkün bulunmaktadır (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27/08/2013 Tarih ve 39044742-130-1353 Sayılı özelgesi). Özelgenin toplulaştırılmış KDVGUT’nin yürürlük tarihinden öncesi olduğu dikkate alındığında İTUS Sertifikası edinmek amacıyla yazılı talepte bulunulması gerekir. Özelgenin gerekçesinden KVK’nda düzenlenen nev’i değişiklikleri içinde aynı durumun geçerli olduğu görüşündeyiz.

24- Tam bölünme yoluyla kurulan sermaye şirketi bölünen kurumun yararlandığı indirimli teminat uygulamasından yararlanmaya devam edebilir mi?

İnfisah olan şirketin tam bölünme kapsamında (KVK 19/3-a)  mal varlığı, alacak ve borçlarının bölünen firmalara intikali ve münfesih firma ile kurulan firmanın ortaklık yapısının değişmemesi halinde, münfesih firmanın haiz olduğu indirimli teminat uygulamasından kurulan firmanın yararlanması mümkün bulunmaktadır (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 13/03/2013 Tarih ve 39044742-KDV.32-391 sayılı özelgesi). Söz konusu özelgenin de bir önceki soru-cevap kısmında belirtildiği üzere toplulaştırılmış KDVGUT’den önce verildiğini bu nedenle tam bölünme yoluyla kurulan sermaye şirketinin İTUS Sertifikası için yazılı talepte bulunması gerektiğini hatırlatmamızda fayda bulunmaktadır.

25- Kısmi bölünmede İTUS Sertifikasının devri mümkün mü?

Şirketin faaliyetlerinin bir kısmının (örneğin tersanecilik-otelcilik faaliyeti), kısmi bölünme yoluyla yeni kurulmuş  şirkete devredilmesi, bölünen şirket adına tanzim edilmiş olan İTUS Sertifikasının yeni kurulan şirket tarafından doğrudan kullanılmasına imkan vermemektedir.

Öte yandan, yeni kurulan şirket tarafından İTUS Sertifikası talep edilmesi halinde,

– İTUS Sertifikası verilebilmesi için aranan “Genel Şartlar”dan “başvuru tarihinden önceki son üç takvim yılı içinde” aranılan genel şartlar ile “sertifika başvurusundan önceki, iade talebinin bulunduğu birbirini izleyen son beş vergilendirme dönemi itibarıyla haklarında yazılmış YMM ve/veya vergi inceleme raporlarının olumlu olması” şartının yeni şirketin kuruluşundan İTUS Sertifikası talebinin yapıldığı tarih aralığında yeni kurulan şirket tarafından, eksik kalan süre için ise kısmi bölünen şirketin sağlaması,

-İTUS Sertifikası verilebilmesi için aranan “Genel Şartlar”dan “başvuru tarihi itibariyle” aranan şartların doğrudan kısmi bölünme suretiyle yeni kurulan şirket tarafından sağlanması,

– İTUS Sertifikası verilebilmesi için aranan “Özel Şartlar”ın ise doğrudan kısmi bölünme suretiyle yeni kurulan şirket tarafından sağlanması gerekmektedir.

Ancak, kısmi bölünme suretiyle kurulan Şirkete İTUS Sertifikası verilebilmesi için aranan “Özel Şartlar” içinde yer alan “Net Satışlar” tutarının hesaplanmasında; tespitinin mümkün olması kaydıyla, kısmi bölünme suretiyle şirkete devrolunan işletmenin bölünmeden önceki ilgili yıla isabet eden net satışlarının da dikkate alınması mümkündür (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 24/04/2017 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-130-112095 sayılı özelgesi). Anlaşılacağı üzere İTUS Sertifikasının kısmi bölünme yoluyla kurulan yeni şirketin doğrudan kullanımına izin verilmemekle birlikte genel/özel şartlardan bir kısmının sağlanması hususunda kolaylık sağlanmıştır.

SONUÇ

KDVGUT’nde belirtilen genel ve özel şartları sağlayan mükellefler indirimli teminat uygulama sisteminden yazılı talepte bulunarak sertifika almaları halinde yararlanabilmektedir. Özel şartlar imalatçılar imalatçı-ihracatçılar, diğer ihracatçılar (hizmet ihracatı yapanlar hariç) ile diğer iade hakkı doğuran işlemler bakımından ayrıma tabi tutulmuştur. İTUS Sertifikası için aranan şartlar incelendiğinde süresinde yapılan YMM Tam Tasdik sözleşmesinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Genel şartları sağlayan Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri içinse özel şart aranmamaktadır. İTUS Sertifikası alan mükelleflerin KDV iade talepleri, sertifika tarihini içine alan dönemden başlamak üzere yerine getirilir. İlgili iadenin sınırı aşan kısmının (% 8)’i (dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri için %4’ü) için teminat verilir. İade talepleri KDVGUT’nin ilgili bölümlerine  göre yerine getirilir. İTUS sertifikasının iptalini gerektiren bir neden olmadığı sürece, sonraki iade taleplerinde indirimli teminat uygulamasına devam edilebilir.

KDV’nin çeşitli uygulamalar nedeniyle (indirimli oran, ihracat, tevkifat, yatırım teşvikli teslimler gibi) mükelleflerin üzerinde ekonomik yük oluşturduğu ve iade sürecinin zaman zaman oldukça uzadığı inkar edilemez bir gerçektir. Teminat karşılığı iade ise mükellefin bu mağduriyetini kısmen azaltmaktadır. Anlaşılacağı üzere İTUS Sertifikası daha düşük oranda teminat verilerek iadenin gerçekleşmesine yönelik bir uygulama olup sertifika sahipleri tüm iade talepleri  için bu haktan yararlanabilirler. Özellikle salgın hastalığın ekonomik hayata etkilerinin belirgin olduğu günümüzde bu etkilerin azaltılması adına indirimli teminat uygulamasından daha fazla mükellefin yararlanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmasının yerinde olacağı düşüncesindeyiz.

Kaynakça

– 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve Genel Uygulama Tebliği,

– 213 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun,

– Bursa Vergi Dairesi Başkanlığının 22/05/2014 Tarih ve 45404237-130[I-13-270]-154 sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 18/06/2015 Tarih ve 39044742-010-61638 sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 26.02.2020 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-010-226287 sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 01/06/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.32-1783 sayılı özelgesi,

– Ankara Vergi Başkanlığının 08/12/2014 Tarih ve 84974990-130[01-2014/30]-1218 sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27/08/2013 Tarih ve 39044742-130-1353 Sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 13/03/2013 Tarih ve 39044742-KDV.32-391 sayılı özelgesi,

– İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 24/04/2017 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-130-112095 sayılı özelgesi.

Devamı: Katma Değer Vergisi İadelerinde İndirimli Teminat Uygulaması (İTUS) – Doğan ÇENGEL, YMM, Volkan DEMİRCİOĞLU, SMMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.