• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveMatrah Artırımı

SGK Yapılandırmasında İlk Taksiti Ödeyemeyenler İçin Bir Hak Daha Var

SGK Yapılandırmasında İlk Taksiti Ödeyemeyenler İçin Bir Hak Daha Var

7326 Sayılı SGK Yapılandırmasında İlk Taksiti Ödeyemeyenler İçin Bir Hak Daha Var!

ÖZET:

– Sosyal Güvenlik Kurumuna süresi içinde yapılandırma başvurusu yapmak,

– Taksitle ödeme yolunu tercih etmiş olmak, şartıyla 7326 sayılı Kanunun öngördüğü SGK ilk taksit ödemesini gerçekleştiremeyenlerce talepte bulunulması halinde yapılandırılan borcun tamamının geç ödeme zammıyla birlikte peşin olarak 31/12/2021 tarihine kadar ödenmesi halinde yapılandırma geçerli sayılacaktır.

SGK YAPILANDIRILMASINDA İLK TAKSİTİ ÖDEYEMEYENLER İÇİN GETİRİLEN KOLAYLIK:

Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlar nedeniyle yapılandırmaya başvuran işverenlerin ilk taksit ödemesi 30/11/2021 tarihinde sona ermişti. Değişik nedenlerle ilk taksiti ödeyemeyenlerin SGK yapılandırmasının bozulması durumu ortaya çıkmıştır. SGK, 2021/20 sayılı yapılandırma genelgesinde taksitli ödeme seçeneğini tercih edenlerin plan değişikliği yaparak yapılandırmanın geçerli sayılmasını sağlayacak düzenleme yapmıştır.

İlgili mevzuat bölümünde belirtilen genelge ile, 7326 sayılı yapılandırmaya yasal süre içerisinde başvurmak kaydıyla, taksitle ödeme yolunu tercih etmiş olanların, ilk taksiti ödeyip ödemediği göz önünde bulundurulmaksızın 31/12/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) peşin ödeme talebinde bulunması ve peşin olarak hesaplanan borcu 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranı üzerinden hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31/12/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ödemesi halinde peşin ödeme hükümlerinden yararlandırılarak yapılandırmanın geçerli olması sağlanmıştır.

Yapılan bu düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin yapılandırma başvurusunda bulundukları Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine başvurarak taksitli ödeme planlarını peşin ödeme planı olarak değiştirmeleri gerekmektedir.

SGK Genelgesi 2021/20 İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB

personel programı

Devamı: SGK Yapılandırmasında İlk Taksiti Ödeyemeyenler İçin Bir Hak Daha Var Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Matrah Artırımı ve Borç Yapılandırmasında Bireysel Başvuru Hakkı – Fatih ÇINAR, Hukukçu, Mali Hukuk Uzmanı

Matrah Artırımı ve Borç Yapılandırmasında Bireysel Başvuru Hakkı

FATİH ÇINAR[1]
Hukukçu, Mali Hukuk Uzmanı
fatih.cinar@hbv.edu.tr

Kamuoyunda vergi barışı/affı olarak isimlendirilen matrah artırımı ve borç yapılandırması kanunlarına başvuranlar, ilgili kanun gereği başvurduğu tarih itibariyle, dava açma haklarından, derdest olan derece mahkemelerdeki davalarından ve kanun yollarına başvurmaktan vazgeçmiş sayılmaktadırlar. Bu da yayımlanan kanunun ruhuna uygun bir düzenlemedir. Çünkü süresinde beyan edilmemiş veya ödenmemiş kamu alacaklarının, ilgili kamu borçlusunun üzerindeki asıl alacağa ilişkin fer’ilerden bazı şartlara göre vazgeçilerek tahsilinin sağlanması durumunda; kamu alacaklısı idare ile kamu borçlusu arasında tüm anlaşmazlık ve uyuşmazlıklarında sonlandırılması hedeflenmektedir.

Ancak vazgeçilen yargısal uyuşmazlıklar derece yargılamalar ile sınırlı tutulmuş olup; bireysel başvuru hakkı, vazgeçilen yargılamaya ilişkin haklardan birisi olarak gösterilmemiştir.

Makalemizin konusu; matrah artırımı ve borç yapılandırmasına başvuranların, Anayasa Mahkemesi(AYM) veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine(AİHM) yapılan bireysel başvurularının kanundan yararlanmaları halindeki durumunun değerlendirilmesi çerçevesinde olacaktır.

I. 7326 s. Kanun’da Dava Hakkından Vazgeçilen Kamu Alacakları

Matrah artırımı ve borç yapılandırmasına ilişkin 7326 sayılı Kanunda vazgeçilen dava hakları dört grupta gösterilmiştir;

i. Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen kesinleşmiş alacaklar ve cezalarına dava açmama, açılmış davalardan vazgeçme ve kanun yollarına başvurmama (m. 2/1, 12)

ii. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilk derece yargı mercileri nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklara dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması (m. 3/1, 2, 10)

iii. Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanıldığı hâlde, tamamlanamamış olan ve devam edilen vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerinden Kanuna göre ödeme başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması (m. 4/1, 9)

iv. Kesinleşmiş Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları, ön değerlendirme, araştırma veya tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarları ile kesinleşmemiş idari para cezalarına dava açmama, açılmış davalardan vazgeçme ve kanun yollarına başvurmama (m. 8/4)

II. 7326 sayılı Kanun’da Dava Hakkından Vazgeçmenin Usul ve Şartları

Kanunun 9. maddesinde; Kanunun 2, 3, 4, 8. maddelerine göre dava açılmaması veya açılan davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şartıyla kamu borçlularının, Kanundan yararlanabilmeleri için bahse konu maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, ilgili tahsil dairesine yazılı olarak talepte bulunmaları gerekmektedir. Kamu borçlularınca davadan vazgeçilmesi hâlinde ilgili idarenin de ihtilafı sürdürmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Dava hakkında vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih, uyuşmazlığın sona erdiği tarih olarak kabul edilmiştir.

Dava hakkından vazgeçen kamu borçlularının Kanuna konu uyuşmazlığa ilişkin karar tarihi dikkate alınmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmayacağı bildirilmiştir. Vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri kamu borçlusundan talep edilmeyecek ve bu alacaklar için kamu borçlusuna icra takibi yapılamayacaktır. Dava hakkından vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ise geri alınmayacaktır.

Bundan başka; Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı da gösterilmiştir.

III. Bireysel Başvuru Hakkının Niteliği

Bireysel başvuru hakkı 12.09.2010 tarihli referandumla kabul edilerek T.C. Anayasası’nın 148 ve 149. maddelerinde yapılan değişikliklerle hukuk sistemimizde yer bulmuştur.  Bireysel başvuru, hem T.C. Anayasası’nda hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile ek protokollerde yer alan temel hak ve özgürlüklerden birinin ihlali hâlinde başvurulan bir yoldur.

12.09.2010 tarihli referandumla Anayasa’nın 148. maddesine eklenen fıkra ile “Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.” düzenlemesi ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma hak ve imkânı getirilmiştir.

Bireysel başvuruda ihlal edildiği iddia edilen hak ve özgürlükler, Anayasa’mızda koruma altına alınmış ve AİHS’de gösterilmiş olmalıdır. Yani ceza, idare veya medeni hukuk kollarında ve koruma altına alınan güncel bir hakkın ihlali neticesinde oluşan mağduriyetler için bireysel başvuru yapılması imkânı bulunmaktadır.

Anayasa, AİHS ve AİHS’ye ek protokoller ile güvence altına alınmış bulunan hakları ihlal edilen herkes Anayasa Mahkemesi’ne ve AİHM’e bireysel başvuru yapabilir. Anayasa m. 148/3 ile Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45 vd. maddelerine göre; Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin devlet organları tarafından, ihlal edildiği iddiasında bulunan herkes Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunabilir. Dernekler, vakıflar veya şirketler gibi özel hukuk tüzel kişilerinin de tüzel kişiliğe ait hakların ihlali iddiasıyla başvuru hakkı bulunmaktadır. Ancak kamu tüzel kişilerinin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı yoktur.[2]

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilmesi için idari ve yargısal olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi gerekir. AİHM nezdinde başvuru için ise iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı aranmaktadır.

Bireysel başvuru, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda gösterilen kanun yollarından birisi değildir. Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklere ilişkin ihlalleri tespit edip ortadan kaldırmaya yönelik bir denetim faaliyetidir.

Nitekim AYM’de bunu ilgili mevzuata dayanarak; Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası, 30.3.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı ve 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ‘nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ikincil nitelikteki Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.[3]

IV. Kanun’a Başvurulması Halinde Bireysel Başvuru Hakkının Durumu

7326 sayılı Kanun’da; Kanun’dan yararlanılabilmesi için alacaklı idareye karşı dava açmama, açılmış davadan vazgeçme, kanun yollarına başvurmama şartı getirilmiştir. Bununla birlikte Kanun m. 9/13-d bendinde hiçbir mercie başvurulamayacağı da bildirilmiştir. Hiçbir merciden kastın ne olduğu ise Kanun’un gerekçesinde açıklanmıştır.

Kanun gerekçesinde; “Maddenin onüçüncü fıkrasında, Kanunun yararlanma şartı olarak öngördüğü davadan vazgeçme işlemlerinin ne şekilde yapılacağı, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan borçlara ilişkin dava açılamayacağı ve hiçbir mercie başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Böylece, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulan alacaklara ilişkin karşılıklı olarak sulh yoluyla çözüm amaçlandığından, bu alacaklara dair herhangi bir yargı merciine, Vergi Usul Kanununun 124 üncü maddesi dâhil dilekçe ve başvuru hakkı kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu dâhil herhangi bir mercie başvurulamayacağı, başvurulsa dahi bu başvurular üzerine herhangi bir işlem yapılmayacağı düzenlenmektedir.”[4]denilmiştir.

Görüldüğü üzere; yargı mercilerine, 213 sayılı VUK m. 124 deki şikayet dahil olmak üzere KDK ve TBMM’de gibi dilekçe hakkına ilişkin mercilerde başvuru yapılamayacağı, başvuru yapılsa bile işlem yapılmayacağı düzenlemesi yapıldığı bildirilmiştir.

Kanun gerekçesinde özellikli durumlar olan VUK m. 124’teki şikayet yine anlaşmazlık veya uyuşmazlık yaşanan idare dışında idari başvuru imkanı tanınan Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonuna başvuru yapılamayacağı veya yapılsa bile başvuru üzerine işlem yapılmayacağı açıkça bildirilmiş olmasına karşılık Bireysel Başvuru hakkına ilişkin bir kısıtlamaya ise gidilmiş değildir. Çünkü AYM kararlarında açıkça gösterildiği üzere; hem AYM hem de AİHM nezdindeki bireysel başvuru derece yargılamalardan sayılmamaktadır. Nitekim 7326 sayılı Kanun’da da vazgeçilen dava hakkının kapsamı da açıkça hem ilgili maddelerde hem de m. 9/1’de gösterilmiştir. Bunlar;

i. Dava açmama

ii. Açılmış davadan vazgeçme

iii. Kanun yollarına başvurmama

olarak derece mahkemelere ilişkin dava hakları şeklinde sayılmıştır.

Anayasa m. 148/4’te açıkça; “Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.” denilmiştir. Bu fıkra tek başına bireysel başvurunun kanun yolu kapsamı dışında olduğunu göstermektedir.

Yine AYM, derece mahkemelerden ayrıldığını ve onların tabi olduğu usul kanunlarına tabi olmadığını, bireysel başvuruda adli tatil süresinin dikkate alınmayacağına ilişkin kararlarında göstermiştir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru süresine ilişkin olarak adli tatil süresinin bireysel başvuru süresini durdurmadığı ve derece mahkemelerindeki süre uzatımının bireysel başvuruda söz konusu olmadığının gösterildiği; “Adli tatilin hangi mahkemelerde uygulanacağı ilgili usul kanunlarında belirtilmiştir. 6216 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde Anayasa Mahkemesinin adli tatile tabi olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığı dikkate alındığında, Mahkemenin adli tatil süresi içerisinde de yargısal faaliyetlerine devam ettiği sabittir. Bu husus ayrıca Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliği tarafından Mahkemeye ait resmi internet sitesinden kamuoyuna duyurulmuştur. Bu sebeple bireysel başvuru açısından adli tatil hükümlerinin süre hesabında dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.”[5] şeklindeki kararda da açıkça görüldüğü üzere AYM derece mahkemeleri arasında olmadığı gibi olağan kanun yollarından birisi de değildir.

Bundan başka; temel hak ve hürriyetlere ilişkin ihlallerin tespiti ve denetimine ilişkin bireysel başvuru hakkından vazgeçildiği ise ne 7326 sayılı Kanun maddelerinde ne de Kanun gerekçesinde gösterilmemiştir.

Nitekim 7326 sayılı Kanun m. 9/13-a bendinde; “Borçlularca, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez.” diye bildirilmiştir. Yani derece yargılama faaliyetlerinde hem kamu borçlusunun hem de kamu alacaklı idarenin karşılıklı hakları olan; dava açma, davada taraf olma, itiraz, istinaf, temyiz, yargılamanın yenilenmesi gibi kanun yollarına başvurulabilir. Ancak bireysel başvuru sadece Anayasa m. 148/3 ile 6216 sayılı Kanun m. 45’te açıkça; Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin devlet organları tarafından, ihlal edildiği iddiasında bulunan herkes Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunabileceği, kamu tüzel kişilerinin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının olmadığı gösterilmiştir. Bireysel başvuru kamu alacaklısı idare tarafından kullanılamayacağından, ilgili idarece ihtilaf konusu yapılması da mümkün değildir. Bu durum da bireysel başvuru hakkının 7326 sayılı Kanun kapsamındaki başvurulardan etkilenmesi de söz konusu olmayacaktır.

7326 Sayılı Yeniden Yapılandırma Kanunu Mevzuatı – Toplu

Matrah artırımı veya borç yapılandırmasına başvuran kamu borçluları; Kanun kapsamındaki borçlarına ilişkin bireysel başvuru hakkını korumaktadırlar. Kanuna başvuru süresinden önce veya başvuru süresinde yaptıkları bireysel başvuruların sonlandırılması söz konusu olmayacaktır. Matrah artırımı veya borç yapılandırmasına başvuran kamu borçluları bireysel başvuru sonucunda AYM veya AİHM tarafından verilen karara göre lehlerine oluşan haklarını kullanma imkânı elde etmiş olabilecektir. Matrah artırımı ve borç yapılandırmasında ihtirazi kayıt konulu makalemizde[6] de gösterildiği üzere 7326 sayılı Kanun kapsamındaki başvuruların ihtirazi kayıtla yapılması da yaşanması olası hak kayıplarının önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır. Lehine başvurusu sonuçlandırılan kamu borçlusu ihtirazi kayıtlı 7326 sayılı Kanun kapsamındaki başvurusuna ilişkin olarak verilen hak ihlali kararı doğrultusunda davasını canlandırabilir, dava açabilir veya kanun yoluna başvurabilir. Çünkü bireysel başvuru sonucu verilen ihlal kararı ile kamu alacağının, mülkiyet hakkına bir müdahale olması nedeniyle; kamu yararı, kanunilik ve ölçülülük ilkelerinin ihlal edildiği tespit altına alınmış olmaktadır. Bu da, her ne kadar kamu borçlusu ile kamu alacaklısı arasında bir barış olarak sunulan matrah artırımı ve borç yapılandırmasının idarenin tek taraflı ve hukuki dayanaktan yoksun bir işlemi haline gelmesi sonucunu doğuracaktır. Bunun dışında ise kamu borçlusunun aleyhine sonuçlanan bireysel başvuru ise 7326 sayılı Kanun anlamında bir hüküm veya sonuç doğurmayacağından yapılandırma işlemleri devam edecektir.

Yine yargısal ve önemli bir nokta ise; 7326 sayılı Kanun’da matrah artırımı sonucunda tahakkuk eden vergi borçları ile yapılandırılan borçların taksit vadelerinde ödenememesi halinde; kamu borçluları üzerinde yük olarak kalan kamu alacaklarına ilişkin dava yolu, şikâyet, itiraz vb. müesseselerin nasıl işleyeceğinin gösterilmemiş olmasıdır. Vazgeçilen yargılamalardan, dava hakkından ve kanun yollarının, borçların ödenememesi halinde nasıl tekrar canlandırılacağı da Kanun da yer bulmuş değildir.

Sonuç olarak; ihtirazi kayıtla yapılan başvurular doğrultusunda başta bireysel başvuru hakkı olmak üzere; tahakkuk eden ve yapılandırılan borçların taksit vadelerinde ödenememesi halindeki idari ve yargısal yolların canlandırılması ve kullanılması mümkün olabilecektir.

Dip Notlar:

[1] Hukukçu, Mali Hukuk Uzmanı

[2] ÖZBEY Özcan, Türk Hukukunda Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Hakkı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013 s. 70

[3] 04.12.2013 tarih ve B. No: 2013/7521; 11.01.2017, tarih ve B. No: 2014/10857; 21.02.2018 tarih ve B. No: 2015/4499 sayılı vd. kararlar

[4] https://www5.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss265.pdf

[5] 15.10.2014 tarih ve B. No:  2013/7168 sayılı karar

[6] https://www.alomaliye.com/2021/09/17/matrah-artirimi-ve-borc-yapilandirmasinda-ihtirazi-kayit/

Devamı: Matrah Artırımı ve Borç Yapılandırmasında Bireysel Başvuru Hakkı – Fatih ÇINAR, Hukukçu, Mali Hukuk Uzmanı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

KDV Vergi Artırımının Hesaplanması – Doğan ÇENGEL, YMM

KDV Vergi Artırımının Hesaplanması

Doğan ÇENGEL
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
dogancengel@beratymm.com

1-Giriş

7326 Sayılı Kanunun 5/3.maddesi KDV açısından vergi artırımı hükümlerini içermektedir. 1 Seri No.lu Genel Tebliğin V/D Bölümünde ise uygulamaya ilişkin esaslara yer verilmiştir. Mükellefler, bu kapsamda KDV vergisini artırarak belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde, istisnai durumlar haricinde (5/3-e maddesi) artırım yapılan yıllar için KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap tutulmazlar. Bazı hallerde KDV vergi artırımı gelir/kurumlar vergisi matrah artırımı şartına bağlanmış ve artırılan gelir/kurumlar vergisi matrahının KDV vergi artırımına esas alınacağı ya da kıyas yapılacağı belirtilmiştir. Bugün ki konumuz iki yılı aşkın süredir mücadele ettiğimiz salgın hastalığın, ticari hayat üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya katkı sağlaması beklenen 7326 Sayılı Kanunda düzenlenen KDV Vergi artırımının hesaplama biçimleri ile bu müessesedeki bazı hükümlerin beklentiden uzak olduğuna dikkat çekmek üzerinedir.

2-Artırıma Konu Yıllara İlişkin KDV Beyannamelerinin Tamamını Veren ve Bu Beyannamelerde Hesaplanan KDV Bulunan Mükellefler (Genel Hesaplama Şekli)

KDV mükellefleri, artırımda bulundukları yıllara ait ihtirazi kayıtlı olanlar dahil verdikleri beyannamelerde hesaplanan KDV’nin yıllık toplamından üzerinden;

» 2016 yılı için %3

» 2017 yılı için %3

» 2018 yılı için %2,5

» 2019 yılı için %2

» 2020 yılı için %2

oranından az olmamak üzere belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak (süre uzatılmazsa) 31.08.2021 tarihine kadar beyan ederek ve 30.09.2021 tarihine kadar peşin ya da Eylül Ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemlerde altı eşit taksit halinde ödeyerek vergi artırımı hükümlerinden yararlanabilirler.

Hesaplamaya ilişkin hususları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Artırıma ilişkin yılda verilmesi gereken 1, 3 veya 4 No.lu KDV Beyannameleri dikkate alınacak olup 2 No.lu KDV beyannamesi dikkate alınmayacaktır (zaten 2 No.lu KDV Beyannamesinde “hesaplanan KDV” alanı bulunmamaktadır).

Yıllık toplam hesaplanan katma değer vergisinden KDVK’nın 11/1-c (ihracatın süresinde gerçekleşmesi şatıyla) ve Geçici 17.maddesi kapsamındaki yıllık tecil edilebilir KDV toplamı hesaplanan KDV’den düşülecektir.

Hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler de vergi artırımı taleplerini %1,5 oranını değil bu oranları esas alarak yapacaklardır.

Mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 7326 SK’nın yayımı tarihinden önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar (düzeltme beyannameleri, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar) ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınır.

İlgili yıllarda tevkifatlı teslimleri olan mükellefler “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarının hesabında kendileri tarafından beyan edilen kısmı dikkate alacaklardır.

Hesaplamaya beyannamenin “Daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin İlavesi” satırında yer alan tutarlar dahil edilmeyecektir. İstenilmesi halinde daha yüksek tutarda vergi artırımı yapılması mümkün olduğundan bu hususun göz ardı edilmemesinde fayda bulunmaktadır.

Artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları gerekmektedir (örneğin 2016 yılının 1,3,5 dönemi için artırım yapılması kalan dönemler için artırım yapılmaması mümkün değildir). Ancak, mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur (örneğin 2016 yılı için artırım yapılırken 2017 yılı için artırım yapılmayabilir).

Gelir veya kurumlar vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler de hesaplamayı ilgili takvim yılı bazında yapacaklardır.

Vergi artırımı sonucunda tahakkuk eden vergilerin tamamının ilk taksit ödeme süresi (30.09.2021) içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, hesaplanan vergiden %10 indirim yapılacaktır. Ödemenin taksitle yapılmak istenmesi durumunda hesaplanan vergiye 1,09 kat sayısı uygulanarak ödeme 6 eşit taksit (ilk taksit eylül ayında kalan taksitler iki ayda bir) halinde yapılacaktır. (İndirim ve katsayı tutarları beyanname ve tahakkukta yer almamakla birlikte ödemeye yansımaktadır. Haliyle mükellefin asıl ödeyeceği tutarların tahakkukta görünmediği dikkate alınmalıdır).

Örnek: 2016 yılına ilişkin tüm KDV beyannamelerini veren ve hepsinde hesaplanan KDV’si bulunan mükellefin hesaplanan KDV toplamı 110.000 TL, tecil edilebilir KDV’si 10.000 TL olduğu varsayıldığında ((110.000-10.000) X 0,03)) = 3.000 TL KDV vergi artırımı hesaplanması gerekir. Ödemenin peşin yapılması durumunda (3.000-(3.000 X 0,10))= 2.700 TL vergi ödemesi, ödemenin taksitle yapılması halinde 3.000 X 1,09 = 3.270 TL vergiyi 6 taksitte (bir taksit tutarı= 3.270/6=545 TL) ödemesi gerekmektedir.

Verilmesi gereken KDV Beyannamelerinin tümünü veren ve her dönemde yukarıdaki hesaplama çerçevesinde hesaplanan KDV’si bulunan mükellefler KDV Vergi artırımını Beyanname Düzenleme Programındaki (BDP) Yeni 7326 Matrah Artırımı – 5/3-a – (MA2021EK14_1) tipi beyannameyle vergi artırımını beyan edeceklerdir.

7326 Sayılı Yeniden Yapılandırma Kanunu Mevzuatı – Toplu

3- En Az Üç Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olan Mükellefler

Verilmiş olan KDV beyannamelerinin “Hesaplanan KDV” satırlarında yer alan tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek ortalama tutar bulunacaktır.

Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla tamamlanarak vergi artırımına esas olacak “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır.

Kanunun 5/3-b-1 maddesinde ve Tebliğin ilgili kısmında bu kapsamdaki mükelleflerin verdikleri beyannamelerde hesaplanan KDV içerisinde tecil edilebilir KDV olması halinde nasıl hesaplama yapılması gerektiği açıkça belirtilmemiş olmasına karşın Kanunun 5/3-a hükmünün bu mükellefler için de geçerli olduğu haliyle beyan edilen dönemlerdeki tecil edilebilir KDV’nin düşülerek vergi artırımına esas tutarın bir yıla tamamlanması gerektiği görüşündeyiz.

Örnek: 2018 yılı içinde 3 vergilendirme dönemine ilişkin KDV beyannamesi vermiş ve hepsinde hesaplanan KDV’si olan mükellefin toplam hesaplanan KDV tutarı 30.000 TL’dir. Bu durumda;

KDV artırımına esas alınacak tutar: (30.000 / 3) X 12 = 120.000 TL

Artırım tutarı: 120.000 X 2,5 = 3.000 TL’dir.

Peşin tutar: 3.000 – (3.000 X 0,10) = 2.700 TL

Taksitli tutar: 3.000 X 1,09 = 3.270 TL

Tek taksit tutarı: 3.270 / 6 = 545 TL’dir.

Söz konusu mükellefler KDV Vergi artırımını BDP’deki Yeni 7326 Matrah Artırımı – 5/3-b1,c – (MA2021EK15_1) tipi beyannameyle beyan edeceklerdir. Ayrıca bu kapsamdaki mükelleflerin, KDV artırım imkânından yararlanmaları için verilen tüm beyannamelerde hesaplanan KDV olması kaydıyla ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır. Verilen beyannamelerin herhangi birinde hesaplanan KDV olmaması halinde aşağıdaki bölümlerde yer verdiğimiz karşılaştırma yöntemine göre hesaplama yapılarak beyanname verilecektir.

personel programı

4-Hiç Beyanname Vermemiş Veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olan Mükellefler

Bu mükelleflerin ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları zorunludur.

Artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %18 oranında KDV vergi artırımı hesaplanacaktır.

3 No.lu KDV Beyannamesi veren mükellefler (Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayıp, Türkiye’de KDV mükellefi olmayan gerçek kişilere bir bedel karşılığında elektronik ortamda hizmet sunanların verecekleri KDV Beyannamesi) bu bölüm kapsamında artırım yapamazlar.

Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir. Ortaklık yapısının tamamen gerçek kişilerden oluşması durumunda, bilanço esasında gelir vergisi mükellefleri için belirlenen matrah artırımına ilişkin asgari tutar; adi ortaklığın ortaklık yapısında en az bir kurumlar vergisi mükellefi bulunması durumunda, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar, ortaklık için KDV artırım tutarının tespitinde dikkate alınır.

KVK’nın 4/1-k maddesine göre kurumlar vergisinden muaf kooperatifler, istemeleri hâlinde, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutarı dikkate alarak KDV vergi artırımı yapabilirler. Bu durumda ayrıca kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı aranmaz. Ancak, kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması hâlinde bu matrah esas alınarak KDV vergi artırımı (KVArtırılan matrahın %18’i) yapılır.

Örnek: 2016 yılında sadece bir dönem KDV beyannamesi veren mükellef aynı dönem için 120.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur. 2016 Yılı asgari kurumlar vergisi matrah artırım tutarı 94.000 TL olsa da KV açısından fiilen artırılan matrah dikkate alınacaktır.

Artırım tutarı: 120.000 X 18 = 21.600 TL’dir

Peşin tutar: 21.600 – (21.600 X 0,10)= 19.440 TL

Taksitli tutar: 21.600 X 1,09 = 23.544 TL

Tek taksit tutarı: 23.544 / 6 = 3.924 TL’dir.

Söz konusu mükellefler KDV vergi artırımını BDP’nin Yeni 7326 Matrah Artırımı – 5/3-b2,c – (MA2021EK16_1) tipi beyannamesiyle beyan edeceklerdir.

5-KDV Beyannamelerinde Hesaplanan KDV Bulunmayan Veya Hesaplanan KDV Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olan Mükellefler

İlgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları şarttır.

Bu mükelleflerin KDV vergi artırımı gelir veya kurumlar vergisi bakımından artırılan matrahlara %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

Bu yöntem, ilgili yıl içinde en az üç dönemde KDV beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan mükellefler için de kullanılır.

Hesaplama şekli bir önceki örnekle aynı olduğundan bu duruma ilişkin ayrıca bir örneğe yer verilmemiştir.

Bu durumdaki mükelleflerin KDV vergi artırımını BDP’nin Yeni 7326 Matrah Artırımı – 5/3-b3 – (MA2021EK17_1) tipi beyannamesiyle beyan etmesi gerekmektedir.

6-KDV Beyannamelerinin Bazılarında Hesaplanan KDV Bulunan Mükellefler

Yıl içindeki vergilendirme dönemlerinden herhangi birisine ilişkin KDV beyannamesinde tecil-terkin işlemleri hariç “Hesaplanan Katma Değer Vergisi” bulunmayan mükelleflerin, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında bulunmaları şarttır.

Bu durumda KDV vergi artırımı nedeniyle ödenmesi gereken verginin tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulan tutarın %18’i ile beyan edilen hesaplanan KDV’nin ortalamasının tüm yıla tamamlanmış (12 ile çarpılmış) haline ilgili yıla ilişkin oranın (%2- %2,5- %3) uygulanması suretiyle hesaplanan verginin karşılaştırılması gerecektir. Bu kıyas sonunda yüksek olan tutar artırım nedeniyle ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilir.

Artırımda bulundukları takvim yılı içinde KDV Beyannamelerinin tamamını vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş ve bu beyannamelerinin bir kısmında “Hesaplanan KDV” bulunmayan mükelleflerde bu kapsamda vergi artırımı yapacaklardır.

Mükelleflerin, işlemlerinin tamamının istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerden, ilgili dönemde işlemin bulunmamasından veya diğer nedenlerden kaynaklanmasının önemi yoktur.

Örnek: 2020 Yılının 12 döneminde de KDV beyanı veren ancak, 1 dönemde salgın hastalık nedeniyle çalışamadığından hizmet veremeyen haliyle hesaplanan  KDV’si bulunmayan ve ilgili dönemde zarar beyan eden serbest meslek erbabının toplam 11.000 TL hesaplanan KDV’si bulunmaktadır. Bu mükellefin KDV yönünden vergi artırımı yapabilmesi için gelir vergisi yönünden de matrah artırımı yapması gerekmektedir. Serbest meslek erbaplarının 2020 yılı asgari matrah artırım tutarı 63.700 TL’dir.

11.000 X 0,02 = 220 TL

63.700 X 0,18 = 11.466 TL

KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan 11.466 TL olacaktır.

Bu durumdaki mükellefler KDV vergi artırımını BDP’nin Yeni 7326 Matrah Artırımı – 5/3-b3 – (MA2021EK17_1) tipi beyannamesiyle beyan edeceklerdir. Söz konusu beyanname başlığının “İstisnalar veya Tecil-Terkin Kapsamına Giren İşlemleri Bulunan Mükellef için KDV Artırımı Bildirimi” olması sebebiyle uygulamada mükelleflerin zaman zaman tereddüt yaşandığı görülmektedir.

Örneğimizde olduğu gibi beyannamelerin tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin bir kısmında veya tamamında vergiye tabi işlem bulunmayan mükellefler de KDV vergi artırımını bu beyannameyle (yani karşılaştırma yaparak) beyan edeceklerdir.

2020 yılında küçük ölçekli işletmelerin önemli bir kısmı salgınla mücadele nedeniyle işyerlerini kapatmış ve/veya hizmet verememiş ya da satış yapamamışlardır. Haliyle bu işletmelerin 2020 yılının birkaç döneminde hesaplanan KDV’leri bulunmamaktadır. Örneğimizde de görüleceği üzere söz konusu mükellefler açısından KDV yönünden vergi artırımı, gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı yapma ve bu matrahlar esas alınarak (ya da karşılaştırma yapılarak)  KDV vergi artırımı tutarı hesaplama hükümleri/uygulaması faaliyet hacimlerine göre oldukça yüksek maliyetler getirmektedir. Bu yönüyle 7326 Sayılı Kanunun 5.maddesinde yer alan üzerinde durduğumuz hükmü, Kanunun etkinliğini azaltmakta ve salgın hastalığın ekonomik etkilerinin yoğun olarak yaşandığı günümüzde hem mükellef hem de idare açısından ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzak kalmaktadır.

Tüm beyannamelerini vermekle birlikte sadece birkaç dönemde hesaplanan KDV’si olmayan mükelleflerden yukarıdaki şartlar aranırken, ilgili yılda en az üç dönem KDV beyanı veren (yani diğer dönemlerde KDV beyanı vermeyerek vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen) ve beyan verilen dönemlerde hesaplanan KDV’si bulunan mükelleflere ortalama hesaplanan KDV’nin tam yıla tamamlatılarak ayrıca gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı şartı aranmaması adil olmamıştır. Vergi afları ve matrah/vergi artırımlarının bu denli sık mevzuatımızda yer alması beyanını doğru yapan ve vergisini zamanında ödeyen mükellefler açısından zaten adil olmayan bir durum iken en azından yapılan bu düzenlemelerin kendi içinde adil, tutarlı ve ihtiyacı karşılamaya yönelik olması sağlanmalıdır.

Anlatmak istediğimizi bir örnekle açıklayalım. 2020 yılında sadece 3 dönem KDV beyannamesi veren, bu beyannamelerin hepsinde hesaplanan KDV’si bulunan ve hesaplanan KDV toplamı 3.000 TL olan bir başka serbest meslek erbabının gelir vergisi yönünden matrah artırımı yapma zorunluluğu olmayacak ayrıca 3.000/3 X 12 X 0,02 = 240 TL vergi maliyetiyle KDV vergi artırımının tüm nimetlerinden yararlanması mümkün olacaktır. Benzer iş hacmine sahip bir önceki örneğimizdeki mükellef ile bu örnekteki mükellefi karşılaştırdığımızda, beyanname verme yükümlülüğünü yerine getiren mükellefin KDV vergi artırımında 11.466 TL (GV Matrah artırımı maliyeti hariç) diğerinin ise sadece 240 TL maliyete katlandığı görülmektedir. Beyanname verme ödevini yerine getiren mükellef adeta cezalandırılmakta diğeri ise ödüllendirilmektedir. Bu hususun düzeltilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

KDV vergi artırımı hesaplamasının, GV/KV matrah artırımına bağlandığı (ya da karşılaştırılmaya esas alındığı) durumlarda GV/KV matrah artırımının Kanunun öngördüğü şekilde yapılması ancak ödenmemesi nedeniyle ihlalinin, ödenmesi kaydıyla KDV vergi artırımının da ihlali anlamına gelmeyeceği görüşündeyiz. Zira Kanunda KDV vergi artırımı için sadece GV/KV yönünden matrah artırımı yapılması öngörülmüş, şartların sonradan ihlal edilmesinin KDV vergi artırımına etkisine değinilmemiştir.

7- Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu 

a-Vergilendirme dönemi üçer aylık olan mükelleflerden bir, iki veya üç dönem için beyanname verilmiş olması (Dört dönemin tamamında beyanname vermeyenler) halinde hesaplama aşağıdaki şekilde yapılır.

Bir dönem beyanname verilmişse, bu beyannamenin “Hesaplanan KDV” satırındaki tutarın 4 katı alınarak,

İki dönem için beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki “Hesaplanan KDV” satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı alınmak suretiyle,

Üç dönem için beyanname verilmişse, üç dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan KDV” satırlarında yer alan tutarların toplamına, bu tutarın 1/3’ü ilave edilerek;

yıllık hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır.

b-Dört dönem için beyanname verilmişse, dört dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan KDV” satırlarında yer alan tutarların toplamı dikkate alınarak ilgili yıl için belirlenmiş oranlar (%2-%2,5-%3)  uygulanmak suretiyle KDV vergi artırımı hesaplanır.

c-Üç aylık vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde beyanname verilmemiş olması durumunda bu mükelleflerin KDV artırımından yararlanabilmeleri için, gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı yapmaları ve bu matrahlara %18 oranı uygulayarak KDV vergi artırımı hesaplamaları gerekir.

d-Artırımın Beyanı: KDV vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan mükellefler, KDV artırım taleplerini 1 Seri No.lu Genel Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında kullanılabilecek bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır.

Bu durumda BDP’deki 5/3-a (MA2021Ek14_1), 5/3-b1,c (MA2021Ek15_1) tipi beyannameleri kullanmak durumunda olanlar ilgili yılın 1. dönemi için mart, 2.dönemi için haziran, 3.dönemi için eylül, 4.dönemi için aralık ayına ilişkin satırlara hesaplanan KDV’yi gireceklerdir. BDP’deki 5/3-b2,c (MA2021Ek16_1) tipi beyannameyi kullanmak durumunda kalan mükellefler için bir farklılık söz konusu değildir.

8-Yıl İçinde İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri

Mükellefler, işe başlama veya işi bırakma gibi nedenlerle kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları hâlinde, yukarıdaki esaslara göre kıst dönem itibarıyla hesaplama ve artırım yapacaklardır (buradaki kıst dönem ifadesinden takvim yılı anlaşılmalı ve hesaplamaya işe başlanan/bırakılan ay da dahil edilmelidir).

Kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri hâlinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl için kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.

9-KDV Vergi Artırımı Beyanın Doğru Yapılmaması

Tebliğin V/E-8-f bölümünde; matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının, 7326 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince araştırılabileceği, Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergilerin, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılarak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edileceği açıklanmıştır. Bu ifadeden hatalı beyanın tek başına Kanun hükmünden yararlanmaya engel olmadığı anlaşılmaktadır. Beyanname düzenleme programı ile e-beyanname internet vergi dairesinin bu hususta oldukça etkili çalıştığını, hata mesajlarıyla mükellefi/meslek mensubunu yönlendirdiğini bunlara rağmen beyanname verme aşamasında sorunla karşılaşılması durumunda genel yoğunluk dışında oldukça hızlı dönüş yapıldığını/cevap verildiğini belirtmemiz gerekir. Ayrıca KDV vergi artırımı için gerekli bilgilere (hesaplanan ve tecil edilebilir KDV tutarlarına) İnternet Vergi Dairesinin Mükellef Dosyası/Hesaplanan Tecil Edilebilir KDV Sorgulaması menüsünden ulaşılabildiğini hatırlatmamızda fayda bulunmaktadır.

10-Sonuç

Mükellefler artırımda bulundukları yıllara ait verdikleri beyannamelerde hesaplanan KDV’nin yıllık toplamı üzerinden 2016 ve 2017 yıllar için %3; 2018 yılı için %2,5; 2019 ve 2020 yılları için %2 oranından az olmamak kaydıyla hesaplayacakları KDV’yi vergi artırımı olarak, süresinde beyan ederek ödemeleri (tercihlerine göre peşin/6 taksitte) şartıyla 7326 SK’nın 5/3.maddesi kapsamındaki vergi artırımı hükümlerinden faydalanabilirler. Konumuz KDV vergi artırımının hesaplama şekilleri olduğundan avantajları gibi diğer hususlara ayrıca değinilmemiştir. KDV vergi artırımı özetle aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Artırıma konu yıllara ilişkin KDV beyannamelerinin tamamını veren ve bu beyannamelerin tamamında hesaplanan KDV bulunan mükellefler, yıllık toplam hesaplanan KDV’nin ilgili yıl için belirlenmiş oranı uygulamak suretiyle,

En az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş ve bu beyannamelerin tamamında hesaplanan KDV’si bulunan mükellefler, ortalama hesaplanan KDV’yi tam yıla tamamlayarak yine ilgili yıl için belirlenmiş oranı uygulamak suretiyle (Bu mükelleflerin GV/KV yönünden matrah artırımı yapma zorunlulukları bulunmamaktadır),

Hiç beyanname vermemiş veya en fazla iki dönemde beyanname vermiş mükellefler (KVK açısından vergiden muaf kooperatifler dahil), GV/KV yönünden artırılan matraha %18 oranı uygulamak suretiyle (vergiden muaf kooperatifler hariç bu mükelleflerin GV/KV yönünden matrah artırımı yapmaları zorunludur),

KDV beyannamelerinde, hesaplanan KDV bulunmayan veya hesaplanan KDV beyanları sadece tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlere ilişkin olan mükellefler, yine GV/KV yönünden artırılan matraha %18 oranı uygulamak suretiyle (bu mükelleflerin GV/KV yönünden matrah artırımı yapmaları zorunludur),

KDV beyannamelerinin bazılarında hesaplanan KDV bulunan mükellefler, GV/KV yönünden artırılan matrahın %18’i ile beyan edilen hesaplanan KDV’nin ortalamasını tüm yıla tamamlayarak (12 ile çarparak) çıkan sonuca ilgili yılın oranını uygulamak suretiyle hesapladıkları verginin karşılaştırması sonucu yüksek olanı dikkate almak suretiyle (bu mükelleflerin GV/KV yönünden matrah artırımı yapmaları zorunludur),

hesaplayacaklardır. Yıl içinde işe başlayan/bırakan mükellefler kıst dönem itibarıyla hesaplama ve artırım yapacaklardır.

Hesaplamanın GV/KV matrah artırımına bağlandığı ya da karşılaştırıldığı durumlarda GV/KV matrah artırımının ödenmemesi nedeniyle ihlalinin, ödeme yapılması kaydıyla KDV vergi artırımının da ihlali anlamına gelmeyeceği görüşündeyiz.

İdarenin riskli mükellefleri arayıp matrah/vergi artırımına davet etmeleri işletmeler ve meslek mensuplarını zaman zaman tedirgin etse de müessesenin avantajları dikkate alındığında oldukça yerinde ve takdire değer bir davranıştır. Ancak yukarıda bahsettiğimiz üzere tüm beyannamelerini vermekle birlikte sadece birkaç dönemde hesaplanan KDV’si olmayan mükelleflerin muhatap olduğu şartlar, ilgili yılda en az üç dönem KDV beyanı veren (tamamında hesaplanan KDV olması şartıyla) mükelleflerin tabi olduğu şartlardan oldukça ağırdır. Beyannamelerini veren mükellefler açısından bir cezalandırma, vermeyenler içinse mükâfat niteliğindeki söz konusu hüküm, kanun etkinliğini azaltmakla kalmamakta ayrıca salgın hastalık gerçekleriyle de bağdaşmamaktadır. Ayrıca hükmün adil olmadığı, tutarlı ve ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu söyleyebiliriz. Son hatırlatma olarak vergi/matrah artırımlarına ilişkin vergilerin belirlenen sürelerde ödenmemesi vergi/matrah artırımına ilişkin hükümlerden (ayrıcalıklardan) faydalanılmasına engel olmakla birlikte söz konusu borçların gecikme zammı uygulanarak devam edeceğini belirtmemiz yerinde olur.

Kaynakça:

– 7326 Sayılı Kanun,

– 1 Seri No.lu Genel Tebliğ,

– Beyanname Düzenleme Programı (BDP),

– İnternet Vergi Dairesi.

 

Devamı: KDV Vergi Artırımının Hesaplanması – Doğan ÇENGEL, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Matrah ve Vergi Artırımı Rehberi

Matrah ve Vergi Artırımı Rehberi

1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği 14.06.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Genel Tebliğde yer alan açıklamalar doğrultusunda hazırlanan Rehberde;

  • Matrah ve vergi artırımının kapsamı,
  • Gelir/kurumlar vergisinde matrah artırımı,
  • Gelir/kurumlar stopaj vergisinde artırım,
  • Katma değer vergisinde artırım,
  • Kanun’un yayımı tarihinden önce başlanılan vergi incelemelerinde matrah ve vergi artırımı,
  • Matrah ve vergi artırımından yararlanamayacak olanlar,
  • Matrah ve vergi artırımının beyanı ve ödemesi,

gibi genel bilgiler yer almaktadır.

7326 sayılı Kanun’un ve Genel Tebliğ’in uygulanmasına ilişkin açıklamalara ve ayrıntılı bilgilere:

  • Başkanlığımızın internet sayfasında “Hızlı Erişim” alanında yer alan 7326 sayılı Kanun mikro sitesinden,
  • Başkanlığımızın doğrulanmış sosyal medya hesaplarından,
  • Vergi İletişim Merkezinin (VİMER) 189 numaralı telefon hattından,

ulaşabilirsiniz.

Matrah ve Vergi Artırımı Rehberi
1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği
7326 Sayılı Yeniden Yapılandırma Kanunu Mevzuatı – Toplu
personel programı

 

 

Devamı: Matrah ve Vergi Artırımı Rehberi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

7326 Sayılı Yapılandırma Kanunu Rehberi

7326 Sayılı Yapılandırma Kanunu Rehberi

1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği 14 Haziran 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Genel Tebliğ’de yer alan açıklamalar doğrultusunda hazırlanan Rehberde;

  • Yapılandırma Kanunu ile getirilen imkânlar,
  • Yapılandırma Kanunu kapsamındaki borçların neler olduğu,
  • Kesinleşmiş vergi ve vergi cezası borcu bulunan mükelleflere getirilen imkânlar,
  • Kanun kapsamına giren idari para cezalarına getirilen ödeme kolaylıkları,
  • Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacaklarına ilişkin yapılandırma imkânı,
  • İnceleme ve tarhiyat safhasında bulunan kamu alacaklarına ilişkin başvuru imkânı,
  • Pişmanlıkla ya da kendiliğinden yapılan beyanlara ilişkin getirilen imkânlar,
  • İncelemesiz ve cezasız matrah ve vergi artırımından yararlanma imkânı,
  • İşletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin getirilen imkânlar,
  • Aktife kayıtlı bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetleri yeniden değerleme imkânı,
  • Yapılandırma başvurularının nasıl, nereye ve ne zaman yapılacağı,
  • Yapılandırılan borçların nasıl ve hangi sürede ödeneceği,
  • Peşin ödeme avantajları, taksitle ve kredi kartı ile ödeme imkânı,
  • Yapılandırmanın devam edebilmesi için gerekli olan şartlar,
  • Yapılandırma imkânları için kullanılacak başvuru dilekçeleri,

gibi genel bilgiler yer almaktadır.

7326 sayılı Kanun’un ve Genel Tebliğ’in uygulanmasına ilişkin açıklamalara ve ayrıntılı bilgilere:

  • Başkanlığımızın internet sayfasında “Hızlı Erişim” alanında yer alan 7326 sayılı Kanun mikro sitesinden,
  • Başkanlığımızın doğrulanmış sosyal medya hesaplarından,
  • Vergi İletişim Merkezinin (VİMER) 189 numaralı telefon hattından,

ulaşabilirsiniz.

Yapılandırma Kanunu Rehberine ulaşmak için TIKLAYINIZ
1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği’ne ulaşmak için TIKLAYINIZ
7326 Sayılı Yeniden Yapılandırma Kanunu Mevzuatı – Toplu
personel programı

 

Devamı: 7326 Sayılı Yapılandırma Kanunu Rehberi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Vergi İncelemesi Devam Eden Mükelleflerin Matrah Artırımı – Mahmut Bülent YILDIRIM, YMM

Vergi İncelemesi Devam Eden Mükelleflerin Matrah Artırımı

Mahmut Bülent YILDIRIM
Yeminli Mali Müşavir
Öğretim Görevlisi
b.yildirim@vdd.com.tr
Yazar Hakkında

I-GİRİŞ

Kamuoyunun ve iş dünyasının büyük bir heyecanla beklediği yapılandırma ve matrah artırımı kanunu Haziran ayı itibariyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yapılandırma kanunlarına, vergisini zamanında ödeyen ve mükellefiyet ödevlerini yerine getiren mükellefler tarafından haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle zaman zaman karşı çıkılsa da, çok sayıda mükellefin bu kanunların çıkmasına taraftar oldukları ve çok sayıda mükellef tarafından yapılandırma kanunlarından yararlandıkları görülmektedir.

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7326 sayılı Kanun [1] 31506 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7326 sayılı kanunla kamuya olan borçların yapılandırılarak ödenmesi, devam eden ihtilaflı işlemlerin sona erdirilmesi, matrah artırımı yoluyla inceleme ve tarhiyat risklerinin ortadan kaldırılması, işletme kayıtlarının düzeltilmesi gibi hususları kapsadığı görülmektedir. Daha sonra çıkarılan 1 Seri No.lu  Genel Tebliğ [2] ile de kanunun verdiği yetkiye istinaden uygulama usul ve esasları açıklanmıştır.

Matrah artırımını tercih eden ve başvuruda bulunarak artırdıkları vergiyi ödeyen mükelleflerin bu başvurudan beklentileri, artırdıkları vergi türü ve dönemle ilgili olmak üzere herhangi bir şekilde vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaktır.

7326 sayılı yapılandırma kanununda çok sayıda kişi ve kurumu ilgilendiren düzenlemeler yapılmış olup, bu yazımızda kanunun yayım tarihinde vergi incelemesi devam eden mükelleflerin matrah artırımı kapsamındaki durumları ele alınmaya çalışılacaktır.

II-7326 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MATRAH ARTIRIMI VE VERGİ İNCELEMESİ

7326 Sayılı Vergi ve Diğer Bazı  Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, kamuya olan borçların yapılandırılarak ödenmesi, mevcut ve muhtemel ihtilafların sulh yoluyla sonlandırılması, matrah ve vergi artırımı yoluyla vergilemede öngörülebilirliğin artırılarak geçmiş vergilendirme dönemleri ile ilgili olası risklerin ortadan kaldırılması, işletme kayıtlarının fiili durumlarına uygun hale getirilerek kayıtlı ekonomiye geçişin teşvik edilmesi, gibi çok sayıda hususa ilişkin düzenlemeyi kapsamaktadır.

II-1-Kanunun Kapsamı;

  • Vergi incelemesi ve takdir işlemleri devam eden alacakların yapılandırılması,
  • Matrah veya vergi artırımında bulunan ve şartları yerine getiren mükelleflere ilişkin olarak vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmaması,
  • Dava konusu yapılan; vergi tarhiyatları, vergi cezaları ve idari para cezaları gibi ihtilaflarının sulh yoluyla sonlandırılması,
  • İşletmede mevcut olduğu hâlde kayıtlarda yer almayan ya da kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyan edilmesi ile işletme kayıtlarının gerçek duruma uygun hale getirilmesi,
  • Vergi dairesine ödenmemiş vergi ve diğer borçların tamamı ile bunlara bağlı gecikme zamları ve faizleri yerine Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) oranında güncelleme yapılarak hesaplanan borcun ödenmesi,
  • Vergi aslına bağlı cezaların (vergi ziyaı) tamamen silinmesi,
  • Vergi aslına bağlı olmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının %50’sinin silinmesi,
  • Ödenmemiş Motorlu Taşıtlar Vergisinin aslı ile bunlara bağlı faizler yerine Yİ-ÜFE oranında güncelleme yapılarak hesaplanan borcun ödenmesi,
  • Trafik para cezaları ve diğer idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zamları yerine Yİ-ÜFE oranında güncelleme yapılarak hesaplanan borcun ödenmesi,
  • Öğrenim ve katkı kredisi alacaklarının tamamı ile bunlara bağlı gecikme zamları yerine Yİ-ÜFE oranında güncelleme yapılarak hesaplanan borcun ödenmesi,

gibi çok sayıda mükellefi ilgilendiren konularla ilgili olarak düzenleme yapılmış bulunmaktadır.

7326 Sayılı Kanunun 5. maddesi matrah ve vergi artırımını düzenlemiş olup, buna göre, Mükellefler, kanunda belirtilen şartlar dâhilinde gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını artırarak belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde, kendileri hakkında artırımda bulunulan yıllar için yıllık gelir ve kurumlar vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmaz.

Söz konusu kanunun 5. maddesi hükmüne göre, kanunda belirtilen şartlar dahilinde başvuruda bulunan ve kanundan yararlanma haklarını kaybetmeyen mükelleflerin vergi incelemesi ve tarhiyat risklerinden kurtulma imkanları bulunmaktadır. Mükellefler gelir vergisi, kurumlar vergisi, Katma Değer Vergisi, gelir ve kurumlar stopaj vergileri için matrah artırımından yararlanabileceklerdir.

II-2-7326 Sayılı Kanunundan Yararlanamayacak Olanlar:

1) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun [3] 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler”,

2) Terör suçundan hüküm giyenler,

3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle adli makamlar, genel kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi yapılması, terörün finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve araştırma yapılması talep edilenler,

matrah artırımından yararlanamazlar.

II-3-Kanunun Yayım Tarihi İtibariyle Vergi İncelemesi Devam Eden Mükelleflerde Matrah Artırımı

II.3-1. Sahte Belge Düzenleme İncelemeleri:

Kanuna göre, haklarında defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya sahte belge düzenleme fiilleri nedeniyle incelemesi olanlar da matrah artırımından yararlanmak üzere başvuru yapabileceklerdir.

7326 sayılı kanuna göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında, 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden hareketle yapılan vergi incelemesi devam edenlerin belirtilen süre ve öngörülen şekilde matrah veya vergi artırımında bulunmaları durumunda, söz konusu vergi incelemesinin tamamlanmasına kadar bu artırımlara ilişkin olarak tahakkuk işlemleri bekletilir.

Belirtiğimiz kapsamda matrah artırımında bulunanlar hakkında, artırımda bulundukları dönem ve vergi türlerine ilişkin olarak kanunun yayımı tarihinden (bu tarih dâhil) önce veya yayımı tarihini izleyen günden itibaren on iki ay içerisinde başlanılan vergi incelemeleri kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ay içerisinde sonuçlandırılamaması hâlinde, bu işlemlere devam edilmez ve matrah artırımları geçerli olur.

Mükellefler hakkında vergi incelemesinin tamamlanması sonucunda söz konusu bentte belirtilen fiillerin varlığının tespit edilmesi halinde, bu mükellefler tarafından daha önce matrah veya vergi artırımları yapılmış olsa dahi söz konusu matrah ve vergi artırımları dikkate alınmayacak, Vergi Dairesi tarafından bekletilen tahakkuk işlemi gerçekleştirilmeyecektir.

Söz konusu incelemelerde kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren on iki ay içerisinde bu fiillerin varlığının tespit edilmemesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin rapor veya yazı, matrah veya vergi artırımında bulunan mükelleflere tebliğ edilir. Matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergileri, tebligatı izleyen aydan başlamak üzere matrah ve vergi artırımı sırasındaki tercihlerine göre ödemeleri ve maddede öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri koşuluyla söz konusu mükellefler bu madde hükümlerinden yararlanırlar.

II.3.2-Diğer İncelemeler:

7326 sayılı kanuna göre matrah veya vergi artırımında bulunulması, kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmez. Ancak, incelemelerin, 02/08/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) sonuçlandırılamaması hâlinde, bu işlemlere devam edilmez. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.

Yani haklarında vergi incelemesi devam eden mükellefler de matrah artırımından faydalanabilecekler, eğer haklarında düzenlenen vergi inceleme raporları 02.08.2021 tarihine kadar vergi dairesi kayıtlarına intikal etmez ise mükelleflerin matrah artırımı geçerli olacaktır.

02.08.2021 tarihinden önce sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi hâlinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, matrah artırımı ile birlikte dikkate alınacaktır.

Mükellef, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah ve vergi artırımında bulunmuş ise inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah veya vergi farkı ile mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah veya vergi tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah veya vergi farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.

Vergi incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah veya vergi farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah veya vergi tutarından fazla olması hâlinde, aradaki fark tutar kadar matrah veya vergi farkı üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır.

Ancak mükellefler, bu fark tutar üzerinden kanunun 4. Maddesi hükmü uyarınca, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının %50’sinin, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %75’inin, Kanunun yayımı tarihine kadar uygulanan gecikme faizinin ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilir.

Kaynaklar:

– 7326 Sayılı Kanun

– 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

– www.mevzuat.gov.tr

– www.resmigazete.gov.tr

– www.gib.gov.tr/gibmevzuat

– www.ivdb.gov.tr

Dip Notlar:

[1] 09.06.2021 tarih ve 31506 sayılı RG yayımlanmıştır.

[2] 14.06.2021 tarih ve 31511 sayılı RG yayımlanmıştır.

[3] 10.01.1961 tarih ve 10705 sayılı RG yayımlanmıştır.

Devamı: Vergi İncelemesi Devam Eden Mükelleflerin Matrah Artırımı – Mahmut Bülent YILDIRIM, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

7326 Sayılı Yapılandırma Kanunu Gereğince Pişmanlıkla veya Kanuni Süresinden Sonra Kendiliğinden Verilecek Beyannameler

Pişmanlıkla veya Kanuni Süresinden Sonra Kendiliğinden Verilecek Beyannameler

Bilindiği üzere, 7326 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 10 uncu fıkrasında;

“(10) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak;

a) 213 sayılı Kanunun;

1) 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının,

2) 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının,

tahsilinden vazgeçilir.”

hükmü yer almaktadır.

Hükme istinaden, 7326 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında pişmanlıkla veya kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilecek beyannameler 30.06.2021 tarihi itibariyle e-Beyanname sisteminden alınmaya başlanmıştır. Ancak söz konusu hükümden yararlanmak için, aşağıdaki ekran görüntülerinde de yer aldığı üzere, “Özel Onay” seçeneğinden “PIS ile7326” seçenekleri veya “KSSile7326” seçenekleri birlikte seçilmelidir. Sadece “PIS” veya sadece “KSS” seçilerek onay verilmesi durumunda beyanname 7326 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmemekte, dolayısıyla ödeme planı oluşmamaktadır.

Hükümden yararlanmak isteyen mükelleflere önemle duyurulur.

Kaynak: GİB

personel programı

Devamı: 7326 Sayılı Yapılandırma Kanunu Gereğince Pişmanlıkla veya Kanuni Süresinden Sonra Kendiliğinden Verilecek Beyannameler Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Matrah/Vergi Artırımına Karar Verilirken Bilinmesi Gereken Birkaç Husus – Emrah AYGÜL, YMM

Matrah/Vergi Artırımında Bilinmesi Gerekenler

Emrah AYGÜL
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
emrah.aygul@erisymm.com

Matrah/Vergi Artırımına Karar Verilirken Bilinmesi Gereken Birkaç Husus! 

Bilindiği üzere 7326 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” 9 Haziran 2021 tarihli ve 31506 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Kanunda düzenlenen matrah/vergi artırımına ilişkin bilinmesi gereken kimi önemli konulara aşağıda yer verilmiştir.

a. Ödemenizi Süresinde Yapmazsanız Matrah/Vergi Artırımı Fayda Yerine Zarar Getirebilir

Bilindiği üzere 6736 sayılı ve öncesindeki matrah ve vergi artırımını içeren yasalarda, matrah ve vergi artırımında bulunanların taksitlerini süresinde ödememesi, artırım hükümlerinin ihlali anlamına gelmemekteydi. Ancak 6736 sayılı kanundan sonra matrah ve vergi artırımını tekrar uygulamaya sokan 7143 sayılı Kanun ve yazımıza konu 7326 sayılı Kanun  bu konuda aynı esnekliği göstermiyor. Şöyle ki matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği 7326 sayılı Kanunun 5. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanların bu vergileri, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödememeleri halinde artırım hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir. Ancak tahakkuk eden vergiyi gecikme zammı ile her hâlükârda ödeyeceklerdir.

7326 Sayılı Kanun Madde 5-:

“…

(4) Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına göre;

a) Matrah ve vergi artırımının 31/8/2021tarihine kadar (bu tarih dâhil) bu maddede öngörülen şekilde yapılması, hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin, peşin veya ilk taksiti bu Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sürede başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami altı eşit taksitte bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şarttır. Bu vergilerin bu Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi hâlinde, ödenmeyen vergi tutarları ilk taksit ödeme süresinin son günü vade kabul edilerek 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil edilir, ancak bu madde hükmünden yararlanılamaz.

…”

Bu noktada bir hususun hatırlatılmasında fayda var. Anayasa Mahkemesi 22/10/2020 tarihinde E.2019/100 numaralı dosyada, aynı düzenlemeleri içeren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 5. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “…ancak bu madde hükmünden yararlanılamaz.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir. Ancak kararda matrah ve vergi artırımından yararlanma koşullarına uymayan mükellef hakkında yapılacak vergi incelemesi sonucunda vergi tarhiyatı yapılması durumunda, matrah ve vergi artırımı üzerine tahakkuk eden vergilerin dikkate alınmasına engel olacak bir düzenlemeye yer verilmediğinin de altı çizilmiştir.

Matrah ve vergi artırımına ilişkin vergilerin süresinde ödenmemesi halinde hak kaybının yanında bir de 7326 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ondördüncü fıkrasında “… bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.” hükmü uyarınca mükellefin ilgili artırım yılına ilişkin zaman aşımı süresi uzayacaktır.

Örneğin, 2016 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunan ve altı eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih eden mükellef, Eylül/2021 taksitini ödemiş olmakla birlikte ikinci taksit olan Kasım/2021 taksitini süresinde ödemediğinden Kanun hükümlerinden yararlanma hakkını kaybetmiştir. Bu durumda mükellefin matrah artırımı şartlarını ödeme yönünden ihlal ettiği tarihe kadar olan süre tarh zamanaşımının hesabında işlemeyen süre olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla işlemeyen süre 1 Eylül 2021 ila 1 Aralık 2021 tarihleri arasında geçen 91 gün olup 2016 yılıyla ilgili yapılacak tarhiyatlarda zamanaşımı süresi 1 Nisan 2022 tarihine kadar uzamış olacaktır.”

Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında matrah ve vergi artırımına başvuracak mükelleflerin ödeme konusuna çok dikkat etmeleri gereği öne çıkmaktadır.

b. Matrah/Vergi Artırımı Sonucu Doğan Vergi İmkân Var ise Peşin Ödenmelidir

  • Ödemenin süresinde yapılmamasının yol açacağı hak kayıpları,
  • Taksitli (ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksit) ödeme seçeneğinin tercih edilmesi durumunda ödenecek tutara , (1.09) katsayısının uygulanması,
  • Vergilerin tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, bu vergilerden %10 indirim yapılması ve bu vergilere katsayı uygulanmaması,

Dikkate alındığında, imkânı olan mükelleflerin peşin ödeme yapması tavsiye edilir.

c. Yasanın Diğer Kimi imkanlarından Faydalanılması Matrah/Vergi Artırımını Gerektirebilir

7326 sayılı Kanun ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2020 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini 31 Ağustos 2021 tarihine  (bu tarih dâhil) kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.

Yine Kanun ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirme imkânı sağlanmıştır.

Bu imkanlardan faydalanılması geçmiş yıllardaki riskleri sıfırlamamakta, yalnızca güncel ve geleceğe yönelik kayıtları düzeltmektedir. Örneğin emtia farkı, geçmişte emtianın fazladan gider yazılmasından kaynaklanmış ise ve bu geçmiş dönem için matrah artırımı yapılmamış ise geçmişe ilişkin vergisel risk devam eder. Yine önceki yıllarda transfer fiyatlandırması yolu ile örtülü kazanç dağıtımı düzenlemelerine göre yasal yükümlülükleri yerine getirilmemiş ve bu kanun kapsamında silinen alacaklara ilişkin vergisel riskler, riskin ait olduğu yıl için matrah/vergi artırımı yapılmazsa devam eder. Dolayısıyla bu gibi imkanlardan faydalanan işletmelerin ayrıca matrah/vergi artırım gerekliliklerini değerlendirmeleri önem arz etmektedir.

personel programı

d. Matrah/Vergi Artırımı Hapis Cezasından Korumaz- Diğer Bir Deyişle Kaçakçılık Fiilleri Tespit Edilerek Adli Cezalar Söz Konusu Olabilecektir

Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunun 367. maddesi uyarınca 359 uncu maddede yazılı suçların (kaçakçılık suçlarının) işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.

7326 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımı hükümlerinden yararlananlar hakkında Vergi Usul Kanununun 367 nci maddesi kapsamında inceleme yapılabilecektir. Buna göre, matrah ve vergi artırımından yararlanılması, matrah ve vergi artırımında bulunulan dönemler de dâhil olmak üzere, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde yer alan kaçakçılık fiillerinin işlenip işlenmediğinin tespiti yönünden inceleme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yürütülen bu incelemeler sırasında söz konusu fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, aynı Kanunun 367 nci maddesi kapsamında cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.

Dolayısıyla matrah ve vergi artırımı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde yer alan kaçakçılık fiillerinin işlenip işlenmediğinin tespiti yönünden inceleme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

Bu noktada şu hususu belirtmekte fayda var. Kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen ve bu hafta TBMM’de görüşülmesi beklenen pakette, vergideki etkin pişmanlık düzenlemesi de ele alınacak. Matrah ve vergi artırımının olası değişikliklerle beraber etkin pişmanlık kapsamına ve cezanın belirlenmesine muhtemel etkisi ilerleyen zamanda belirgin hale gelecektir.

e. Tasfiye Halinde Olan Şirketlerin Matrah/Vergi Artırımı Tasfiye İncelemesine Engel Değil

Kurumlar Vergisi Kanununun 17/8. maddesi uyarınca tasfiye beyannamesinin verilmesiyle birlikte tasfiye memurları, işlemlerinin vergi kanunları yönünden incelenmesini bir dilekçe ile isterler. Dilekçenin verilmesinden itibaren en geç üç ay içinde vergi incelemelerine başlanarak aralıksız devam edilir.

Tasfiye hâlinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye kârı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.

f. KDV Vergi Artırımı Devreden KDV Yönünden Vergi İncelemesini Önlememektedir

Artırımda bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV” yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Ancak sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez.

g. KDV Vergi Artırımı İade ve Terkin İşlemleri Yönünden Vergi İncelemesini Önlememektedir

Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak (iade ve terkinin doğruluğunu teminen doğrudan veya dolaylı olarak mal ve hizmet temin edilen mükellefler nezdinde karşıt incelemeler dâhil) vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat yapılabilecektir.

h. KDV Vergi Artırımı Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilen/Edilmesi Gereken KDV’lerin İncelenmesine Engel Değildir

2 No.lu KDV beyannameleri için 7326 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünden yararlanılması mümkün değildir.

i. Kurumlar Vergisi Matrah Artımı Kar Dağıtımı Stopajı Açısından Vergi İncelemelerini Engellemez

Önceki vergi affı yasalarında olduğu gibi 7326 Sayılı Kanuna göre de kurumlar vergisi matrah artırımı mükelleflerin kar dağıtım stopajı yönünden incelenmesine engel teşkil etmeyecektir. Örneğin hem kurumlar vergisi matrah artırımı hem de KDV vergi artırımı yapmış bir şirket, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı ya da kayıt dışı kalan bir hasılat dolayısıyla cezalı kar dağıtım stopajı tarhiyatına muhatap kalabilecektir.

Devamı: Matrah/Vergi Artırımına Karar Verilirken Bilinmesi Gereken Birkaç Husus – Emrah AYGÜL, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Ticari Kazanç Mükellefiyetini Tesis Ettirmeyenler İçin Gelir Vergisi Matrah ve KDV Artırımları! – Av. Mehmet Göktuğ KÖKBULUT

Ticari Kazanç Mükellefiyetini Tesis Ettirmeyenler İçin Gelir Vergisi Matrah ve KDV Artırımları!

Mehmet Göktuğ KÖKBULUT
Avukat
goktugkokbulut@gmail.com

Geçmiş beş yıllık dönem için getirilen matrah/vergi artırımı düzenlemesi yürürlüğe girdi. 2016-2020 yılları için eksik vergi beyan eden veya hiç beyan etmeyenler için bu düzenlemeden faydalanmak büyük bir fırsat. Bu yıllara ilişkin herhangi bir vergi denetim ve incelemesi sonucunda vergi ve ceza tarhiyatı yaşamak istemeyen kişiler açısından da iyi bir imkân. Matrah ve vergi artırımına ilişkin düzenleme 7326 sayılı Kanun ile 9 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe girdi. İçerisinde birçok düzenlemeyi kapsayan Kanunun her bir uygulama için getirdiği vadeler farklı. Matrah ve vergi artırımı içim son gün 31 Ağustos 2021. Süre bitimine oldukça yeterli bir zaman olmasına rağmen başvuruları son günlere bırakmamakta fayda var.

Matrah ve vergi artırımına ilişkin 1 No.lu Genel Tebliğde çok tatmin edici örnekler ve açıklamalar yer almakta. Söz konusu dönemlere ilişkin zarar beyanı, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyanı olmayanlar, mükellefiyet kaydı olup da beyanname vermeyenler ve ilgili yıllarda elde etmiş olduğu gelirlerini tamamen vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlara yönelik açıklamalar da yer almakta.

Vergi dairesine kayıtlı bulunan ve matrah beyan eden şahısların matrah ve vergi artırım işlemleri ise daha kolay. Burada beyan edilen matrah üzerinden hesaplanan matrah artırımının asgari tutarların üzerinde kalması halinde herhangi bir sorun yok. Asgari tutarların altında kalacak şekilde bir matrah beyanı söz konusu ise gelir unsurları itibariyle asgari matrahlar dikkate alınacak ve bu tutarlar üzerinden vergi hesaplanıp ödenecek.

Burada önem arz eden ve değinmek istediğimiz konu tamamen vergi dairesi bilgisi dışında bırakılan ticari kazancın bulunması halinde matrah artırımıdır. Ticari kazanç olarak beyan edilmesi ve vergilendirilmesi gereken kazançlarını beyan etmeyenler veya hiç mükellefiyet tesis ettirmeyenler açısından başvuruların doğru yapılması gerekir. Arızi kazanç kapsamında olduğunu düşünerek KDV’yi beyan etmeyenler veya onlarca taşınmazın satışının vergi kapsamında olmadığını düşünerek Maliye’nin tersi yönünde görüşleri nedeniyle cezalı olarak tarhiyata tabi olmamaları için başvuruların doğru şekilde yapılması gerekmektedir.

Bu durumda ilgili kişinin diğer gelir unsurları itibariyle de herhangi bir beyanı olmadığı dikkate alınırsa, bu şahıs hangi asgari tutarlar üzerinden matrah artırımı yapacak ve en önemlisi Katma Değer Vergisi açısından da bir artırımda bulunması da gerekecek mi?

a) Hiç beyanname vermeyen ve ticari kazanç elde edenler açısından matrah artırımında hangi esas uygulanacak?

2016-2020 yıllarında ticari kazanç elde etmesine rağmen vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan ve bu gelirini beyan etmeyen gerçek kişiler için matrah artırımı nasıl olacak?

İlgili yıllarda ticari faaliyetleri vergi dairesinin bilgisi dışında bulunan gerçek kişilerin matrah ve vergi artırımında bulunma imkanları var. Matrah artırımına esas alınacak bir beyanları varsa önce bu tutarlar üzerinden artırım hesabı yapılmalı. Ticari kazancı olmakla birlikte bunu beyan etmeyen ve ancak diğer gelirlerini beyan eden gerçek kişilerin artırımlarına esas alınacak tutarların Kanunda ve Genel Tebliğde yer alan asgari tutarların altında olmaması gerekir. Kanunda yer almakla beraber Genel Tebliğde matrah artırımlarında dikkate alınacak olan asgari matrahlar gelir grupları ve kazanç tespit yöntemlerine göre ayrı ayrı belirlenmiştir.

Vergi ve Diğer Bazı Alacakların yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (1 No.lu) ilgili bölümünde;

2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin olarak,

– Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,

– Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,

– Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,

– İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanların bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabilecekleri belirlenmiştir.

b) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı;

2016 yılı için 47.000 TL’den,
2017 yılı için 49.800 TL’den,
2018 yılı için 52.900 TL’den,
2019 yılı için 56.200 TL’den,
2020 yılı için 63.700 TL’den

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının bulunması hâlinde dahi, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır. Bu kapsamda, ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gerekenler ile serbest meslek erbabına ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.

c) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;

2016 yılı için 31.900 TL’den,
2017 yılı için 33.200 TL’den,
2018 yılı için 35.250 TL’den,
2019 yılı için 37.500 TL’den,
2020 yılı için 42.500 TL’den

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 7326 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması hâlinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır. Bu kapsamda, ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gerekenlere ilişkin asgari matrah tutarı üzerinden artırımda bulunan mükellefler diğer gelir unsurları nedeniyle de vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacaktır.

Defter tutan ve mükellefiyeti olan gerçek kişilerin matrah artırımında dikkate alacakları asgari tutarların tespiti kolay. Çünkü mevcut durumları itibariyle ilgili yıllarda ticari veya zirai kazancını hangi deftere göre tespit ediyorsa o esasa göre belirlenmiş asgari matrah tutarları dikkate alınacaktır.

Öte yandan, 2016 – 2020 yılları arasında ticari faaliyeti olmakla birlikte bu faaliyetini ve kazancını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan ve diğer gelir unsurları sebebiyle de hiç beyanda bulunmayan bir kişi hangi asgari tutarlar üzerinden matrah artırımında bulunacak?

1 No.lu Genel Tebliğin ilgili bölümünde ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanların eğer vergi dairesine bildirmiş olsa idi hangi esasa göre (bilanço veya işletme hesabı esası) ticari veya zirai kazancını tespit edecekse artırım için o bölüme göre belirlenmiş asgari matrah tutarlarını dikkate alması gerekeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

personel programı

Konuyu örnek ile açıklamak gerekirse;

2016-2020 yıllarında ticari faaliyet kapsamında bulunan Bay (A) ticari faaliyetlerini tamamen vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve bugüne kadar da herhangi bir tespit yapılmamış olsun. (Bunun fiiliyatta olması oldukça güç) Bay (A) 7326 sayılı Kanun kapsamında ilgili yıllar için ileride herhangi bir vergi tarhiyatına tabi olmamak için matrah artırımında bulunmaya karar verdi. Ticari kazancı dolayısıyla asgari matrah olarak dikkate alacağı iki tablo var. Birincisi bilanço esasına göre belirlenmiş asgari matrah, ikincisi ise işletme hesabı esasına göre belirlenmiş asgari matrah.1 No.lu Genel Tebliğin ilgili bölümünde:

“Ticari veya zirai kazancını bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken…” diğer bölümde de,

“ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken…” ifadeleri yer almaktadır.

Dolayısıyla buradan sadece bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter tutarak kazancını tespit eden değil, bu defterleri tutmamakla birlikte eğer tutmuş olsa idi hangi deftere göre ticari kazancı tespit edilecekse o tutarlara göre asgari matrah artırımı rakamlarını esas alması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bu durumda Bay (A) 2016-2020 yılları için asgari matrah artırım tutarını dikkate alırken ilgili yıllardaki alım ve satım tutarlarının VUK 177, 178 ve 179’ da yer alan tutarlara göre bilanço veya işletme esasını dikkate alarak asgari gelir vergisi matrah artırım tutarlarını dikkate almasında fayda olduğunu düşünmekteyiz.

d) Hiç beyanname vermeyen ticari kazanç elde edenlerin Katma Değer Vergisi artırımında bulunmaları gerekir mi?

2016-2020 yıllarında ticari faaliyetleri olmasına rağmen bu faaliyetlerini vergi dairesinde bilgisi dışında tutan ve gelir vergisi matrah artırımında bulunanlar ileride gelir vergisi açısından herhangi bir tarhiyata muhatap olmayacaklar.

Ancak burada dikkate edilmesi gereken bir husus, ilgili yıllarda yapılan faaliyetlerin değer artış/arizi kazanç mı yoksa ticari kazanç mı kapsamına gireceği konusunda tereddüt olması durumunda Katma Değer Vergisi açısından da artırımda bulunmakta fayda var. Çünkü gelir vergisi yönünden asgari ticari kazanç tutarları dikkate alınarak matrah artırımında bulunulması veya diğer beyanlar dolayısıyla asgari rakamların çok üzerinde matrah artırımında bulunulması halinde ileride KDV açısından yapılacak tarhiyata engel bir durum bulunmamaktadır.

Örneğimizden devam edecek olursak Bay (A) ‘nın 2016-2020 yılları için sadece gelir vergisi açısından asgari matrahlar üzerinden gelir vergisi matrah artırımında bulunması, ileride 2016-2020 yıllarına ilişkin başta KDV olmak üzere diğer vergiler üzerinden tarhiyat yapılmasına engel değil. Çünkü Katma Değer Vergisi Kanununun 1. Maddesinde “Ticari, sinai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin” KDV’nin konusuna girdiği hüküm altına alınmıştır. KDV’nin konusuna giren bir işlem varsa bu durumda teslime konu mal ve hizmet tutarı üzerinden tabi olduğu oran dikkate alınmak suretiyle KDV hesaplanması gerekirdi. Mal ve teslimin gerçekleştiği tarihte ilgili gerçek kişi Bay (A)’nın mükellef olması gerekirken olmaması, defter tutması gerekirken tutmaması, beyanname vermesi gerekirken vermemesi o kişinin KDV ile ilgili yükümlülüğünü kaldırmaz. Bu durumda ileride gelir vergisi matrah artırımı yapılmış olmasına rağmen ticari faaliyetin tespiti halinde ödemesi gerekip de zamanında ödenmeyen KDV tarhiyatının yapılmasına engel bir durum bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ticari faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan ve 7326 sayılı Kanuna göre matrah artırımında bulunan gerçek kişilerin gelir vergisi matrah artırımı ile aynı zamanda Katma Değer Vergisi açısından da artırımda bulunmalarında fayda olduğu düşüncesindeyiz.

Devamı: Ticari Kazanç Mükellefiyetini Tesis Ettirmeyenler İçin Gelir Vergisi Matrah ve KDV Artırımları! – Av. Mehmet Göktuğ KÖKBULUT Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Katma Değer Vergisi Matrah Artırımında Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Hakkı

Katma Değer Vergisi Matrah Artırımında Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Hakkı

ÖZET:

7326 sayılı Kanunun 5’inci maddesi hükümleri uyarınca katma değer vergisinden vergi artırımında bulunulması, artırımda bulunulan yılın sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden incelenmesine engel değildir. Aynı zamanda idarenin artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır.

7326 sayılı Kanun’un “Matrah ve vergi artırımı” başlıklı 5’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında; mükelleflerin, fıkrada belirtilen şartlar dâhilinde katma değer vergisini artırarak maddede belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde, kendileri nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yasanın 5’nci maddenin 3’üncü fıkrasının (e) alt bendinde ise artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkının saklı olduğu; sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre aşağıdaki kurallar geçerlidir.

⎯ Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden inceleme yapılabilecektir.

⎯ Artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

⎯ Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecektir.

Örneğin 2020 yılı için KDV yönünden vergi artırımında bulunulmuş olsa bile Aralık/2020 vergilendirme döneminden Ocak/2021 vergilendirme dönemine devreden Katma Değer Vergisi yönünden 2020 yılı hesap ve işlemleri incelenebilecek, inceleme sonucunda sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının daha düşük olduğu tespit edilmiş ise 2021 yılına tarhiyat yapılabilecektir.

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 1)

7326 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İç Genelgesi 2021/1

Kaynak: TÜRMOB

Devamı: Katma Değer Vergisi Matrah Artırımında Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Hakkı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.