• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveMücbir Sebep

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 524 İle İlan Edilen Mücbir Sebep Halinden Etkilenen Mükelleflerden Faaliyetlerine Tekrar Başlayanlar Hakkında Duyuru

Mücbir Sebep Halinden Etkilenen Mükelleflerden Faaliyetlerine Tekrar Başlayanlar

25/1/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 524 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Koronavirüs (COVID-19) salgınıyla mücadele kapsamında İçişleri Bakanlığınca alınan tedbirler uyarınca, geçici süreliğine faaliyetlerine tamamen ara verilmesine/faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mücbir sebep hükümlerinden faydalandırılması ve mücbir sebep dönemine ilişkin olarak belirlenen vergisel yükümlülüklerinin ertelenmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

Bahse konu Genel Tebliğ ile geçici süreliğine faaliyetlerine tamamen ara verilmesine/faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerin mücbir sebep halinin 1/12/2020 tarihinde (bu tarih dâhil) başlayıp, alınan karar kapsamında faaliyetlerine tekrar başlamaları uygun görülen tarihe kadar devam etmesi uygun bulunmuştur.

Buna göre, söz konusu mükellefler tarafından mücbir sebep döneminde verilmesi gereken Muhtasar Beyannameler (Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannameleri dâhil) ve Katma Değer Vergisi Beyannameleri ile “Form Ba-Bs” bildirimlerinin verilme ve söz konusu dönem içerisinde oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma ile aynı sürede Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter Beratları” ile e-Defterler ve bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının yüklenme süreleri mücbir sebep halinin sona ereceği tarihi izleyen ayın 26 ncı günü sonuna kadar ve bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri ise beyanname verme süresi uzatılan ilk dönemden başlamak üzere beyannamenin verilmesi gerektiği ayı izleyen aydan itibaren sırasıyla her bir dönem için takip eden ilgili ayın sonuna kadar uzatılmıştır.

Diğer taraftan, İçişleri Bakanlığının 2.3.2021 tarihli ve 3514 sayılı Genelgesinde, 1.3.2021 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısında belirlenen yeni kontrollü normalleşme sürecine dair temel usul ve esasların uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından tespit edilen kriterlere göre iller 4 ayrı risk grubuna (düşük, orta, yüksek, çok yüksek) ayrılmış ve salgınla mücadeledeki tedbir seviyeleri risk gruplarına göre belirlenmiştir.

Bu çerçevede geçici süreliğine faaliyetlerine tamamen ara verilmesine/faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerden düşük, orta ve yüksek risk gruplarındaki illerde bulunanlardan bazılarının 2.3.2021 tarihinden itibaren belirli koşullar altında faaliyetlerine başlayabilecekleri karara bağlanmıştır.

Bu karar ile söz konusu mükelleflerin tekrar faaliyetlerine başlamaları uygun görüldüğünden mücbir sebep hali, bahse konu mükellefler için sona ermiştir. Mücbir sebep hali sona eren mükelleflerin, mücbir sebep hali nedeniyle ertelenen yükümlülüklerini 524 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde öngörülen sürelerde yerine getirmeleri gerekmektedir.

Öte yandan mücbir sebep hali devam eden mükelleflerin mücbir sebep hali, bulundukları illerin risk grubunun değişmesi sonucunda ya da alınan kararlar gereğince faaliyetlerine tekrar başlamalarının uygun görüleceği tarih itibarıyla sona ereceğinden, herhangi bir olumsuzluğa mahal verilmemesi açısından mükelleflerimiz tarafından, faaliyete tekrar başlamalarının uygun görüleceği tarihin ilgili makamlar nezdinde titizlikle takip edilmesi ve kendileri açısından mücbir sebep halinin sona ermesini müteakip mücbir sebep nedeniyle ertelenen yükümlülüklerin anılan Genel Tebliğde belirlenen süreler içerisinde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

personel programı

Devamı: Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 524 İle İlan Edilen Mücbir Sebep Halinden Etkilenen Mükelleflerden Faaliyetlerine Tekrar Başlayanlar Hakkında Duyuru Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Meslek Mensupları – Mücbir Sebep Halinde SGK Tarafından Verilen Süreler

Mücbir Sebep Halinde SGK Tarafından Verilen Süreler

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin “SGK Bildirimleri” kısmının SGK’ ya son verilme gününde meslek mensubunun;

— Covid-19 ve diğer bulaşıcı hastalıklar nedeniyle karantina altına alınması veya yatarak tedavi görmesi,

— Diğer hastalıklar nedeniyle yatarak tedavi görmesi,

— Tutukluluk veya gözaltına alınması,

Nedenleriyle mesleğini yerine getirmesinin imkânsız olduğu durumlarda;

Mücbir sebebin oluştuğu ayda verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin “SGK Bildirimleri” kısmının verilme ve tahakkuk edecek primleri ödeme yükümlülüğünün beyannamenin yasal verilme süresinin son gününü takip eden günden itibaren 15 inci günün sonuna kadar yapılması halinde, söz konusu yükümlülükler yasal süresinde yerine getirilmiş sayılacaktır.

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesini vermeye yetkili meslek mensubunun kendisinin veya birinci dereceden yakınının SGK’ya verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin “SGK Bildirimleri” kısmının verilmesine ilişkin sürenin bitimine 7 gün veya daha az sürede vefat etmesi ve işverence yazılı olarak talep edilmesi halinde;

Söz konusu yükümlülüğün yasal sürenin son gününü takip eden günden itibaren 7 nci günün sonuna kadar yerine getirilmesi ve tahakkuk edecek sigorta primlerinin de bu süre içinde ödenmesi halinde söz konusu yükümlülükler yasal süresinde yerine getirilmiş sayılacaktır.

Meslek mensuplarının sorunlarına kayıtsız kalmayan SGK Başkanı ve ekibine teşekkür ederiz.

Kaynak: TÜRMOB

personel programı

Devamı: Meslek Mensupları – Mücbir Sebep Halinde SGK Tarafından Verilen Süreler Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Mücbir Sebep Kısmı Tevkifata Tabi Alımlarda KDV Tevkifatı Uygulaması Başladı

Mücbir Sebep Kısmı Tevkifata Tabi Alımlarda KDV Tevkifatı

Mücbir Sebep Halinde Olduğu Kabul Edilen Mükelleflerin Kısmi Tevkifata Tabi Alımlarında KDV Tevkifatı Uygulaması 1 Temmuz 2020 Tarihinden İtibaren Başladı

1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle 518 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin mücbir sebep halleri sona erdiğinden, söz konusu mükelleflerin 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren KDV tevkifatına tabi işlemler üzerinden KDV tevkifatı yapma yükümlülüğü yeniden başlamıştır.

Buna göre 1 Temmuz 2020 tarihinden 518 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin kısmi tevkifata tabi alımlarında bu mükellefler adına düzenlenecek faturaların KDV tevkifatlı olarak kesilmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin “Kısmi Tevkifatın Mahiyeti ve Tevkifat Uygulayacak Alıcılar” başlıklı (I/C-2.1.3.1) numaralı bölümünde; “213 sayılı Kanuna göre, mücbir sebebin başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar geçen sürede, mücbir sebepten yararlanan mükelleflerin vergi ödevleri ertelenmektedir. Bu kapsamda beyanname verme yükümlülükleri ileri tarihe ertelenen mükelleflerin, mücbir sebep halinde bulunduğu süre içerisinde kısmi tevkifat kapsamındaki alımlarında tevkifat uygulanmaz.” açıklaması yer almaktadır.

24.03.2020 tarih ve 31078 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamındaki mükellefler için 1/4/2020 ila 30/6/2020 (bu tarihler dâhil) tarihleri arasında mücbir sebep hali ilan edildiği ve 518 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin kısmi tevkifata tabi alımlarında tevkifat uygulanmayacağı, bu mükellefler adına 01 Nisan 2020 – 30 Haziran 2020 (bu tarihler dâhil) tarihleri arasında satıcılar tarafından düzenlenecek belgelerde kısmi KDV tevkifatı yapılmayacağı hususu  01.04.2020/85 sayılı Sirkülerimizde açıklanmıştı.

1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle 518 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin mücbir sebep halleri sona erdiğinden, söz konusu mükelleflerin 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren KDV tevkifatına tabi işlemler üzerinden KDV tevkifatı yapma yükümlülüğü yeniden başlamıştır.

Buna göre 1 Temmuz 2020 tarihinden 518 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin kısmi tevkifata tabi alımlarında bu mükellefler adına düzenlenecek faturaların KDV tevkifatlı olarak kesilmesi gerekmektedir.

518 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükellefler Sirkülerimiz ekinde yer almaktadır.

518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

Kaynak: TÜRMOB

Haber Arası Reklam

Devamı: Mücbir Sebep Kısmı Tevkifata Tabi Alımlarda KDV Tevkifatı Uygulaması Başladı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Ticari Defterlerin Kapanış Tarihi ve Mücbir Sebep – M. Bahadır ALTAŞ, YMM

Ticari Defterlerin Kapanış Tarihi ve Mücbir Sebep

Mustafa Bahadır ALTAŞ
Yeminli Mali Müşavir
mba@mbaymm.com
Yazar Hakkında

30.06.2017 tarih ve 30110 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılarak Ticari Defterlere İlişkin Tebliğin “Kapanış onayı yapılacak defterler ile onay zamanı ve şekli” başlıklı 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan metin Vergi Usul Kanununun 13 üncü ve 15 inci maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep halinin ilan edildiği yerlerde, defterlerin kapanış onayları, mücbir sebebin sona erdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar yapılabilir. şeklinde düzenlenmiştir.

Ticari defterlerin elektronik ortamda (e-defter olarak) tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve kapanışında noter onayı gerek bulunmamaktadır.

Geçtiğimiz mart ayı içinde Covid-19 salgını nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan VUK 518 sıra no.lu genel tebliği belirlenen mükellefler için 01.06.2020 tarihine kadar mücbir sebep hali ilan edilmiştir.

Buna göre ilgili tebliğle mücbir sebep hali kapsamında olan mükellefler mücbir sebebin sona erdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar yani 31 Ağustos 2020 tarihine kadar yevmiye defterlerinin kapanış tasdikini yapılabilecektir.

VUK 518 sıra nolu genel tebliğe göre mücbir sebep kapsamında olmayan mükellef  daha önce olduğu gibi 30 Haziran 2020 tarihine kadar yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerini yaptırmak zorundadırlar.

Türmob’ün talebi dikkate alınmalı ve yaşaması muhtemel olumsuzluk giderilmelidir.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 26.03.2020 tarihinde yayınlanan 1 Sıra Nolu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu sirküleri ile Yeminli Mali Müşavirlik Tam Tasdik Raporlarının İbraz süresine ilişkin düzenleme ile 30.06.2020 tarihine kadar verilmesi gereken tam tasdik raporlarının iki ay süre ile (31.08.2020 tarihine kadar)  uzatılması da dikkate alındığında. Bakanlıkça ilan edilen mücbir sebep nedeniyle tüm mükelleflerin defter kapanışlarının yaptırma sürelerinin 31 Ağustos 2020 tarihine uzatılması zorunluluk olmaktadır.

Bu konuda TÜRMOB Genel Başkanı Sn. Emre KARTALOĞLU tarafından yapılan açıklamadaki, “Noterliklerde yaşanabilecek ve salgınla mücadeleyi olumsuz etkileyecek yığılmaların önüne geçilmesi için defter kapanış tasdiklerinin Ağustos ayı sonuna kadar uzatılmasını istiyoruz. Diğer bir ifade ile pandemi tamamen ortadan kalkmadığından TÜRMOB, mücbir sebep ayrımı olmaksızın bütün mükelleflerin yevmiye defteri tasdik tarihinin 31 Ağustos 2020 olmasını talep etmekteyiz” talebinin dikkate alınması başta meslek mensupları olmak üzere tüm iş dünyası için önem arz etmektedir.

30.06.2020 salı günü aynı anda bir noterde normal işlemlerin dışında sosyal mesafe korunarak kaç mükellefin defter kapanış tasdikinin yapılması mümkün olabilir? 

.

Haber Arası Reklam

Devamı: Ticari Defterlerin Kapanış Tarihi ve Mücbir Sebep – M. Bahadır ALTAŞ, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Mücbir Sebep Nedeniyle Ödemesi Ertelenen SGK Primleri Ne Zaman Giderleştirilecek? İsmail KÖKBULUT, YMM

Mücbir Sebep SGK Primlerinin Giderleştirilmesi

İsmail KÖKBULUT
Yeminli Mali Müşavir
ismail@kokbulut.com
Yazar Hakkında

COVID-19 için tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de etkiledi. Ekonomide ortaya çıkacak olumsuzluklara ilişkin alınan tedbirler kapsamında ilk etapta, 24/3/2020 tarihli ve 31078 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığınca;

a) Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunan mükelleflerin,

b) Koronavirüs salgınından doğrudan etkilenen ve ana faaliyet alanı itibarıyla; alışveriş merkezleri dahil perakende, sağlık hizmetleri, mobilya imalatı, demir çelik ve metal sanayii, madencilik ve taş ocakçılığı, bina inşaat hizmetleri, endüstriyel mutfak imalatı, otomotiv imalatı ve ticareti ile otomotiv sanayii için parça ve aksesuar imalatı, araç kiralama, depolama faaliyetleri dahil lojistik ve ulaşım, sinema ve tiyatro gibi sanatsal hizmetler, matbaacılık dahil kitap, gazete, dergi ve benzeri basılı ürünlerin yayımcılık faaliyetleri, tur operatörleri ve seyahat acenteleri dahil konaklama faaliyetleri, lokanta, kıraathane dahil yiyecek ve içecek hizmetleri, tekstil ve konfeksiyon imalatı ve ticareti ile halkla ilişkiler dahil etkinlik ve organizasyon hizmetleri sektörlerinde faaliyette bulunan mükelleflerin,

c) Ana faaliyet alanı itibarıyla İçişleri Bakanlığınca alınan tedbirler kapsamında geçici süreliğine faaliyetlerine ara verilmesine karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerin, 1/4/2020 ila 30/6/2020 (bu tarihler dâhil) tarihleri arasında mücbir sebep halinde olduğunun kabul edilmesi uygun bulunmuştur.

Bu doğrultuda;

Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunca alınan 26.03.2020 tarihli ve 2020/188 Sayılı Karar ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca mücbir sebep hali kabul edilen sektörlerde yer alan mükelleflere ait işyerlerinde ;

  • Mart 2020 dönemine ait sigorta primlerinin son ödeme süresi 02.11.2020 tarihine,
  • Nisan 2020 dönemine ait sigorta primlerinin son ödeme süresi 30.11.2020 tarihine,
  • Mayıs 2020 dönemine ait sigorta primlerinin son ödeme süresi 31.12.2020 tarihine

Dönemsellik gereği her gider ilgili olduğu dönemde kayda ve ilgili dönem kazanç hesabında dikkate alınır. Ancak 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu‘nun 88. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmeyen prim tutarlarının Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider yazılamayacağı belirtilmiştir. Bu sigorta primlerinin ancak fiili ödendiği dönem gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınması gerekir.

Mücbir sebep dolayısıyla Mart, Nisan ve Mayıs 2020 dönemlerine ilişkin primlerinin ödeme süreleri Kasım ve Aralık aylarına ertelendi. Bu arada söz konusu işletmeler birinci ve ikinci geçici vergi beyanlarında bulunacaklar ve kazanç hesabında ödenmeyen sigorta primlerini geçici vergi matrah hesabında gider olarak dikkate alamayacaklar.

Söz konusu işletmelerin mücbir sebep kapsamına alınmalarının en büyük sebebi mevcut durumdan ekonomik olarak en fazla etkilenen sektörlerde faaliyet göstermiş olmaları. Bu nedenle muhtemelen birinci geçici vergi dönemi için net olarak bir şey söylemek zor olsa bile ikinci geçici vergi döneminde muhtemel bir zarar söz konusu olacak görünüyor! Bu nedenle zaten ilgili dönemlere ilişkin ödenmeyen sigorta primlerinin söz konusu madde gereği ait olduğu dönemlerde gider olarak dikkate alınamayacak olsa bile geçici vergi ödemesi çıkma ihtimali görünmemekte.

Ödenmeyen sigorta primlerine ilişkin geçici vergi dönemlerinde nasıl bir yöntem izlenecek?

Mart, Nisan ve Mayıs 2020 dönemlerine ilişkin sigorta primlerinin ilgili dönemlerde tahakkuk ettirilip kayıtlara alınması ve geçici vergi dönemlerine ilişkin ticari kazanç hesabında dikkate alınması gerekir.

Geçici vergi beyannamesinde ise Mart, Nisan ve Mayıs 2020 dönemlerine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen , fakat daha sonraki dönemlerde ödemesi yapılacak olan sigorta primlerinin ilgili dönem geçici vergi beyanında Kanunun Kabul Edilmeyen Gider olarak dikkate alınması gerekir.

Özetle ilgili aylara ilişkin tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik primleri kayıtlara alınıp dönem kazancı hesaplanacak yani ilk etapta gider olarak dikkate alınacak, ancak geçici vergi beyanında ödenmeyen prim tutarları bu defa KKEG olarak dikkate alınmak suretiyle ilgili geçici vergi matrahının tespitinde ticari kazanca ilave edilmiş olacak.

Mart, Nisan ve Mayıs 2020 dönemlerine ilişkin ödenmeyen Sosyal Güvenlik Primleri bu dönemlerdeki geçici vergi beyanında KKEG olarak dikkate alınırken ödeme yapıldığı dönemde de bu defa geçici vergi beyannamesi üzerinden indirim konusu yapılacak.

.

Haber Arası Reklam

Devamı: Mücbir Sebep Nedeniyle Ödemesi Ertelenen SGK Primleri Ne Zaman Giderleştirilecek? İsmail KÖKBULUT, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

KDV İadesinde Mücbir Sebep

KDV İadesinde Mücbir Sebep

Mücbir Sebep Döneminde KDV İadesinin Yapılma Esasları

ÖZET:

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapılarak Mücbir Sebep Döneminde KDV İade Uygulaması hakkında düzenleme yapıldı.

1. Mücbir sebep kapsamında olsun veya olmasın, mükelleflerin KDV iade talebinde bulunabilmeleri için, söz konusu vergiye ilişkin beyannamelerin verilmesi ve bu beyannamelerde iadesi talep edilen KDV tutarının gösterilmesi gerekmektedir

2. İade talepleri nakden veya mahsuben yapılabilecektir.

3. Yapılan kontroller sonucunda olumsuzluk bulunmadığı tespit edilen tutarlar bakımından nakden ve mahsuben iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilecektir.

4. Buna karşılık alt mükelleflerin mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara ilişkin olarak ise belirli oranlarda teminat gösterilerek iade yapılabilecektir.

5. Mahsuben iade taleplerinde KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın mahsuben iadesi;

⎯ HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %12,5’i oranında,

⎯ İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %25’i oranında,

⎯ HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranmayan iade taleplerinde %50’si oranında, YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranan iade taleplerinde ise bu tutarın %120’si oranında teminat verilmesi halinde yerine getirilir.

6. Nakden iade taleplerinde KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın nakden iadesi;

⎯ HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %30’u oranında,

⎯ İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %60’ı oranında,

⎯ HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %120’si oranında

teminat verilmesi halinde yerine getirilecektir.

7. KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda, yukarıda belirtilen sebep dışındaki, tespit edilen olumsuzluklara isabet eden nakden iade talebi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilecektir.

Haber Arası Reklam

518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4’üncü maddesinde yer alan KDV beyannamelerinin (uzayan) verilme tarihinin dolmasını müteakip bu bölümde yer alan düzenlemelerden yararlanılan iade taleplerine ilişkin olarak KDVİRA sistemi tarafından yeniden sorgulama yapılarak rapor üretilir ve mükelleflerin mücbir sebep kapsamındaki dönemlere ilişkin nakden ve mahsuben iade talepleri bu raporlar dikkate alınarak vergi dairelerince genel hükümler çerçevesinde sonuçlandırılacaktır.

08.05.2020 tarih ve 31121 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 32) ile 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (VI/Ç-1.) bölümünden sonra gelmek üzere 2. Bölümün eklenerek 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği İle İlan Edilen Mücbir Sebep Döneminde KDV İade Uygulaması hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Tebliğde yer alan açıklamalar aşağıdaki gibidir.

518 SIRA NO.LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ İLE İLAN EDİLEN MÜCBİR SEBEP DÖNEMİNDE KDV İADE UYGULAMASI

Bilindiği üzere, 24/3/2020 tarihli ve 31078 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Çin Halk Cumhuriyetinin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve birçok ülkeye yayılan Koronavirüs (COVID-19) salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen ve mezkur Tebliğ ile belirlenen mükelleflerin mücbir sebep halinde olduğunun kabul edilmesi uygun bulunmuş ve mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönemlere ilişkin KDV beyannamelerinin verilme süresi ileri tarihe uzatılmıştır.

Diğer taraftan, mücbir sebep kapsamında olsun veya olmasın, mükelleflerin KDV iade talebinde bulunabilmeleri için, söz konusu vergiye ilişkin beyannamelerin verilmesi ve bu beyannamelerde iadesi talep edilen KDV tutarının gösterilmesi gerekir.

Bu bakımdan, mücbir sebep döneminde de mükellefler ancak KDV beyannamesi vermek ve gerekli belgeleri vergi dairesine ibraz etmek suretiyle KDV iade talebinde bulunabilir.

Öte yandan, mücbir sebep döneminde KDV iade taleplerinin yerine getirilmesinde, bu Tebliğin muhtelif bölümlerinde iade türleri itibarıyla belirlenen usul ve esaslar korunmakla birlikte, 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4’üncü maddesinde yer alan KDV beyannamelerinin (uzayan) verilme tarihini takip eden aybaşına kadar yapılacak iade taleplerine (ATU ve ön kontrol raporuna dayalı iadeler hariç) istinaden KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilecek “KDV İadesi Kontrol Raporu”nda yer alan sonuçlar bakımından aşağıda belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda işlem tesis edilmesi uygun görülmüştür.

a) Mahsuben iade talepleri;

1- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda olumsuzluk bulunmadığı tespit edilen tutarlar bakımından mahsuben iade talebi genel esaslara göre yerine getirilir.

2- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın mahsuben iadesi;

⎯ HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %12,5’i oranında,

⎯ İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %25’i oranında,

⎯ HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranmayan iade taleplerinde %50’si oranında, YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranan iade taleplerinde ise bu tutarın %120’si oranında

teminat verilmesi halinde yerine getirilir.

3- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda, yukarıda belirtilen sebep dışındaki, tespit edilen olumsuzluklara isabet eden mahsup talebi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Örneğin; HİS ve İTUS sertifikası bulunmayan (A) Ltd. Şti., Nisan/2020 dönemindeki ihracat teslimleri nedeniyle 26/5/2020 tarihinde verdiği KDV beyannamesinde 250.000 TL tutarında iade beyan etmiştir. (A) Ltd. Şti., standart iade talep dilekçesi ile 250.000 TL iade tutarının vergi borçlarına mahsubunu talep etmiş ve iade taleplerinde aranan belgeleri elektronik ortamda göndermiştir. KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda iadesi talep edilen tutarın 120.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmemiş, 130.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmiştir. Bu 130.000 TL’nin 100.000 TL’lik kısmı mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönem KDV beyannamesini vermemiş olmasından kaynaklı olup, 30.000 TL’lik kısmı ise mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara ilişkindir.

Bu durumda, (A) Ltd. Şti.’nin Nisan/2020 dönemindeki ihracat teslimlerine ilişkin mahsuben iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen 120.000 TL’lik kısmının genel hükümler çerçevesinde; olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmının ise 50.000 TL teminat verilmesi halinde yerine getirilmesi mümkündür. Olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara isabet eden 30.000 TL’lik kısmı genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

(A) Ltd. Şti.’nin İTUS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 25.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki mahsuben iade talebi yerine getirilir.

(A) Ltd. Şti.’nin HİS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 12.500 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki mahsuben iade talebi yerine getirilir.

b) Nakden iade talepleri;

1- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda olumsuzluk bulunmadığı tespit edilen tutarlar bakımından nakden iade talebi genel esaslara göre yerine getirilir.

2- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın nakden iadesi;

⎯ HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %30’u oranında,

⎯ İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %60’ı oranında,

⎯ HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %120’si oranında

teminat verilmesi halinde yerine getirilir.

3- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda, yukarıda belirtilen sebep dışındaki, tespit edilen olumsuzluklara isabet eden nakden iade talebi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Örneğin; HİS ve İTUS sertifikası bulunmayan (B) A.Ş., Mayıs/2020 dönemindeki indirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle 26/6/2020 tarihinde verdiği KDV beyannamesinde 500.000 TL tutarında iade beyan etmiştir. (B) A.Ş., standart iade talep dilekçesi ile bu tutarın nakden iadesini talep etmiş ve iade taleplerinde aranan belgeleri elektronik ortamda göndermiştir. KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda iadesi talep edilen tutarın 350.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmemiş, 150.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmiştir. Bu 150.000 TL’nin 100.000 TL’lik kısmı mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönem KDV beyannamesini vermemiş olmasından kaynaklı olup, 50.000 TL’lik kısmı ise mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara ilişkindir.

Bu durumda, (B) A.Ş.’nin Mayıs/2020 dönemindeki indirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle nakden iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen 350.000 TL’lik kısmının genel hükümler çerçevesinde; olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmının ise 120.000 TL tutarında teminat verilmesi halinde yerine getirilmesi mümkündür. Olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara isabet eden 50.000 TL’lik kısmı genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

(B) A.Ş.’nin İTUS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 60.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki nakden iade talebi yerine getirilir.

(B) A.Ş.’nin HİS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 30.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarında nakden iade talebi yerine getirilir.

Diğer taraftan, 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4’üncü maddesinde yer alan KDV beyannamelerinin (uzayan) verilme tarihinin dolmasını müteakip bu bölümde yer alan düzenlemelerden yararlanılan iade taleplerine ilişkin olarak KDVİRA sistemi tarafından yeniden sorgulama yapılarak rapor üretilir ve mükelleflerin mücbir sebep kapsamındaki dönemlere ilişkin nakden ve mahsuben iade talepleri bu raporlar dikkate alınarak vergi dairelerince genel hükümler çerçevesinde sonuçlandırılır.”

Söz konusu Tebliğ değişikliği yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Kaynak: TÜRMOB

 

Devamı: KDV İadesinde Mücbir Sebep Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev

16 Nisan 2020 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31101

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından:

MADDE 1 – 20/7/2013 tarihli ve 28713 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin 32 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Salgın hastalık ve doğal afet gibi mücbir sebepler nedeniyle işyeri hekimliği eğitim programının teorik kısmının tamamının uzaktan eğitim ile verilmesine karar vermeye Bakanlık yetkilidir. Bu karar İSG-KATİP üzerinden ilân edilir.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Salgın hastalık ve doğal afet gibi mücbir sebepler nedeniyle diğer sağlık personeli eğitim programının teorik kısmının tamamının uzaktan eğitim ile verilmesine karar vermeye Bakanlık yetkilidir. Bu karar İSG-KATİP üzerinden ilân edilir.”

MADDE 3 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Yönetmelik hükümlerini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yürütür.

Haber Arası Reklam

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

20/7/2013 28713

Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

1- 18/12/2014 29209
2- 19/11/2015 29537
3- 7/3/2016 29646
4- 28/2/2020 31053

 

Devamı: İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

İş Güvenliği Uzmanlarının Görev Yetki

16 Nisan 2020 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31101

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından:

MADDE 1 – 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin 25 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Salgın hastalık ve doğal afet gibi mücbir sebepler nedeniyle iş güvenliği uzmanlığı eğitim programının teorik kısmının tamamının uzaktan eğitim ile verilmesine karar vermeye Bakanlık yetkilidir. Bu karar İSG-KATİP üzerinden ilân edilir.”

MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yürütür.

Haber Arası Reklam

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

29/12/2012 28512

Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

1- 31/1/2013 28545
2- 11/10/2013 28792
3- 30/4/2015 29342
4- 19/11/2015 29537
5- 15/2/2016 29625
6- 28/2/2020 31053

 

Devamı: İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Covid-19 Günlerinde İhracat Bedellerinin 180 Gün İçerisinde Yurda Getirilmesi – Rebia Rezzan ÖZDURAN, Avukat

Covid-19 İhracat Bedellerinin Yurda Getirilmesi

Türkiye’de ve dünyada yayılımı devam eden Coronavirus 2019, (Covid-19) insan sağlığı ile birlikte küresel ticareti de son derece ciddi ve kaygı verici şekilde etkilemektedir. Bu noktada, Covid-19’un ihracatçılar bakımından önemli sonuçlar doğurduğu söylenilebilir.

İhracatçılar açısından ihracat bedellerinin yurda getirilmesi de bugünlerde incelenmesi gereken konulardandır. Konuya ilişkin düzenlemeler açısından mevzuatımıza bakacak olursak; 04.09.2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48) ve 31.12.2019 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (tebliğ no: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ[1] (birlikte “Tebliğ” olarak anılacaktır) yol gösterici olacaktır.

Tebliğ’in 3. maddesine göre; “Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez.”

Yukarıda yer verilen madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içerisinde yurda getirilmesi zorunludur.

Günümüz koşullarında ise; Covid-19 etkisiyle; ihracat işlemlerinde ve dahi bedellerin tahsilinde son derece zor ve karmaşık günlerden geçildiği meydandadır. Dolayısıyla, ihracatçıların bu bedelleri 180 gün içinde yurda nasıl getirecekleri soru işareti oluşturmuştur.

Belirtmek gerekir ki;  Tebliğin 8. Maddesine göre; (1) Ticari amaçla mal ihracında, bedelleri yurda getirilme süresi içinde gelen ihracat ile ilgili hesaplar aracı bankalarca kapatılır.” Ancak; “(2) Süresi içinde kapatılmayan ihracat hesapları aracı bankalarca 5 iş günü içinde muamelenin safhalarını belirtecek şekilde yazılı olarak ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir.”

(3) İlgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, ihbarı müteakip 10 iş günü içinde ilgililere hesapların kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderilir. Bu süre içinde hesapların kapatılması veya yine Tebliğ’in 9.  maddede belirtilen mücbir sebep hallerinin ya da haklı durumun belgelenmesi gereklidir.

Konunun belgelenerek mücbir sebep olarak ele alınması halinde; mücbir sebebin devamı müddetince altışar aylık dönemler itibarıyla ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce ek süre verilir.

Mücbir sebep halleri dışında kalan haklı durumların varlığı halinde, hesapların kapatılmasına ilişkin altı aya kadar olan ek süre talepleri, firmaların haklı durumu belirten yazılı beyanına istinaden üçer aylık devreler halinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, altı aylık süreden sonraki ek süre talepleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

Mücbir sebeplerin varlığı nedeniyle Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce verilen 24 aylık ek sürenin sonunda mücbir sebebin devamının belgelenmesi halinde açık ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin talepler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

Bu noktada Tebliğ kapsamında yer alan Mücbir Sebep ve Haklı Durum hallerini incelemek gerekecektir. Konu Tebliğ’in 9. Maddesinde ele alınmıştır. Buna göre;

“a) İthalatçı veya ihracatçı firmanın infisahı, iflası, konkordato ilan etmesi veya faaliyetlerini daimi olarak tatil etmesi, firma hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmesi, şahıs firmalarında firma sahibinin ölümü,

b) Grev, lokavt ve avarya hali,

c) İhracatçı veya ithalatçı memleket resmi makamlarının karar ve işlemleri ya da muhabir bankaların muameleleri dolayısıyla hesapların kapatılmasının imkânsız hale gelmesi,

ç) Tabii afet, harp ve abluka hali,

d) Malların kaybı, hasara uğraması veya imha edilmesi,

e) İhtilaf nedeniyle dava açılması veya tahkime başvurulması”

halleri mücbir sebep olarak kabul edilir.  Tebliğ’in 9. Maddesi’nde, mücbir sebep hallerinden yukarıda (a) ve (e) paragrafı altında sayılan durumların yetkili mercilerden, (b) ve (ç) paragrafı altında sayılan durumların ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya mahalli odaca tasdik edilmiş olmak kaydıyla alıcı veya ithalatçı firmadan (harp ve abluka hali hariç), (c) paragrafı altında sayılan durumların resmi makamlarımızdan, ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya muhabir bankalardan, (d) paragrafı altında sayılan durumların ise sigorta şirketlerinden, uluslararası gözetim şirketlerinden veya ilgili ülke resmi makamlarından alınmış belgelerle tevsik edilmesi” şartı bulunmaktadır.

Ayrıca yine Tebliğ’in 9. Maddesine göre; Mücbir sebep halleri ile ilgili olarak “… yurtdışından temin edilecek belgelerin dış temsilciliklerimizce veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdik Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması gerekir.”

Bununla birlikte, mücbir sebep halleri dışında kalan, ancak bedel getirme süreleri içerisinde ihracat bedelinin yurda getirilmesine engel olan ve resmi kayıtlarla tevsik edilebilen durumların Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince haklı durum olarak değerlendirileceği de madde kapsamında belirtilmiştir.

Bu noktada, görülmektedir ki; yukarıda yer verilen 9. Maddede “salgın hastalık” bir mücbir sebep hali olarak sayılmamıştır. Buna rağmen, dünya sağlık örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19’un, küresel anlamdaki geniş etkileri göz önüne alındığında; Tebliğ kapsamında mücbir sebep veya haklı durum olarak kabul edileceği şahsi bir kanı olarak değerlendirilmektedir.

Ancak, Covid-19’un tebliğ kapsamında mücbir sebep olacağına ilişkin kesin bir düzenleme olmamakla birlikte, 180 gün içinde ihracat gelirini yurda getiremeyen ve bankalar nezdinde ihracat hesapları kapanmayan ihracatçıların nasıl bir yol izleyeceği berrak bir netlikte değildir. Bu bakımdan, mücbir sebep veya haklı durum kapsamına ilişkin yukarıda anıldığı şekilde Tebliğ’in 9. Maddesinde yer alan tesvik edici belgeleri nasıl temin edecekleri ihracatçılar nezdinde tedirginlik uyandırabilecek niteliktedir. Zira, küresel anlamda bir “evde kalma” prensibi benimsemişken, tesvik edici belgelere 9. Maddede belirtilen kaidelere uyularak nasıl erişileceği, ibrazının nasıl gerçekleşeceği soru işaretleri oluşturmaktadır.

Konunun aynı süreçte birçok ihracatçıyı ilgilendirmesi ve fiili durumda ihracat bedellerinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilmesi zorunluluğunun birçok ihracatçı tarafından yerine getirilemeyeceği düşünüldüğünde;  Tebliğ hükümlerine ve özellikle 9. Maddedeki “mücbir sebep ve haklı neden” uygulamasına yönelik, Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihracatçılara Covid-19 süreci ile ilgili yol gösterici ve yeknesaklık kazandırıcı bir açıklama sağlanmasının son derece faydalı olacağı düşünülmektedir.

[1] Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2019-32/56)

Haber Arası Reklam

Devamı: Covid-19 Günlerinde İhracat Bedellerinin 180 Gün İçerisinde Yurda Getirilmesi – Rebia Rezzan ÖZDURAN, Avukat Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

NACE Kodu Ya da Faaliyet Kodu Kaosu – M. Bahadır ALTAŞ, YMM

NACE Kodu Ya da Faaliyet Kodu Kaosu

Mustafa Bahadır ALTAŞ
Yeminli Mali Müşavir
mba@mbaymm.com
Yazar Hakkında

Bilindiği üzere, 24 Mart 2020 tarihli ve 31078 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ülkemizi de etkisi altına alan COVID-19 (Korona virüs) salgını ile ilgili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamış olduğu “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi”nin uygulanması kapsamında alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen ve bu tebliğle belirlenen mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mücbir sebep hükümlerinden faydalandırılması hakkında düzenleme yapılmıştır.

07 Nisan 2020 tarihinde yayınlanan 2020/3 sıra nolu Maliye Uygulama İç Genelgesinde 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3 üncü maddesinde belirlenen mükelleflerin kapsamı faaliyet kodu ile ilgili düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenlemede; “Ana faaliyet kodu Mükellefin ana faaliyet alanlarının tespit edilmesinde Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet kodu dikkate alınır. Ana faaliyet kodundan kasıt, mükelleflerin sicil kayıtlarında ilk sırada yer alan altı haneli NACE meslek kodudur.” Şeklinde açıklanmıştır

Uygulama İç Genelgesinde; mükellefin vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet kodu itibarıyla belirlenen sektörler arasında bulunmamasına rağmen fiilen iştigal konusuna giren sektörlerden birisinin, tebliğle belirlenen sektörlerin birinde olduğunun mükellef tarafından ispat ve tevsik edilmesi halinde, mükellefin mücbir sebep kapsamında olup olmadığının tespitinde ana faaliyet kodu yerine fiilen iştigal edilen ana faaliyet alanı dikkate alınacağı ve sicil kayıtlarındaki ana faaliyet kodu yeni duruma göre düzeltileceğine yer verilmiştir.

Yapılan düzenleme bu durumda bulunan mükelleflerin hak kaybına uğramaması açısından olumlu bir düzenlemedir. Bu konuda en önemli sorun ise bu kapsamdaki başvuruların nasıl sonuçlandırılacağı ile ilgilidir. Çünkü mükellefler tarafından yapılacak ana faaliyet kodu değişikliği ekinde sunulan bilgi ve belgelerin sonucunda mükellefin ana faaliyet kodunun değiştirilmesi işlemleri, bu bölümde yer alan komisyonun olumlu mütalaası ve vergi dairesi başkanının veya görevlendireceği grup müdürünün onayıyla gerçekleştirilmesi sürecidir.

Uygulama iç genelgesinde yer aldığı şekliyle;

  • “Mükellefin fiilen iştigal ettiği ana faaliyet alanına ve dolayısıyla olması gereken ana faaliyet koduna ilişkin çalışmalarını başvurudan itibaren 15 gün içerisinde sonuçlandırır.
  • Mükellefin sunduğu rapor ve diğer belgeler dışında ihtiyaç duyduğu ilave bilgi ve belgeleri mükelleften ister.
  • Değerlendirme mütalaasını içeren yazıyı vergi dairesi başkanının veya vergi dairesi başkanı tarafından görevlendirilen grup müdürünün onayına sunulur.
  • Mükellef başvurusunun uygun görülmemesi halinde bu durumu içeren vergi dairesi başkanı veya görevlendirilen grup müdürü imzalı yazıyı mükellefe tebliğ eder ve bu durumu mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine de ayrıca bildirilir.
  • Onay işleminden sonra, alınan karar bir üst yazı ekinde ilgili vergi dairesine gönderilir. Faaliyet kodunun değiştirilmesine karar verilen mükelleflerin sicil kayıtlarındaki ana faaliyet kodu yeni duruma göre düzeltildikten sonra anılan mükelleflerin mücbir sebep kapsamına alınabilmesi için sistemde tanımlanan ekranlara bilgi girişi yapılır.”

Denilmektedir.

Yukarıda yer alan uygulama iç genelgesine göre bugün için başvuruda bulunan bir mükellefin işleminin en geç on beş gün içinde sonuçlanması ilgili birim müdürünün onayı mükellefe tebliği sürecini dikkate aldığımızda en erken yirmi günlük bir sürede bu işlemim mükellef adına sonuçlanacağı Mart 2020 KDV ve Muhtasar beyanname ve Aylık Hizmet Prim bildirgelerinin verilme yasal süresinin geçtiği bir tarih olacağıdır. Bu uygulamanın daha seri bir şekilde sonuçlanması için mükellefin beyanı esas alınarak işlem yapılması bazı işlemlerin sonraya bırakılması önerimizdir.

Faaliyet kodunun belirlenmesinde 2019 yılın esas alınacağı özellikle de son dört dönem geçici vergi beyannamesinin dikkate alınacağı belirtilmektedir. 2020 yılında iştigal konusu değişikliğinde bulunan veya 2020 yılında yeni faaliyet geçen firmalar için bu ölçütün ne kadar sağlıklı olacağını bilmek mümkün değildir.   

Hatırlanacağı üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ultra vires ilkesini kaldırdı. Ultra vires ilkesi kalktığı için, artık şirketlerin hak ehliyetlerinin sınırını işletme konusu çizmemektedir. Bu şartlar altında yapılacak değerlendirme belirli bir sürede olsa piyasada bir daralmaya neden olacaktır.

518 sıra no.lu tebliğle yapılan düzenleme mükelleflerin 2020 yılı faaliyetlerine yönelik beyanname ve bildirimler için getirilen bir kolaylık olup doğrudan geçmiş faaliyetleri ile ilişkilendirmek ne kadar sağlıklı olur ya da amacına uygun bir sonuç oluşturur mu?

İnşaat işlerinin yıllara sâri olarak vergilendirildiği bir vergi sisteminde inşaat sektörü belirlenen sektörler içinde yer alırken mücbir sebep kapsamına alınan belirlenen sektörlerde özellikle Türkiye’nin ihracatına ve tarıma bağlı sanayisine katkı sunan; Malatya’nın Kayısısı, Rize’nin Çayı, Ordu’nun Fındığı, Aydın’ın İnciri, Zeytini İzmir’in Üzümü gibi ürünlerin işletilip değerlendirildiği firmaların bu kapsamda bulunmaması,

Ayrıca eğitime ara verildiği bir dönemde özel eğitim kurumlarının, teknolojik dönüşüme bağlı olarak dijital işlemlerin ve yazılımların en çok ihtiyaç duyulduğu bu dönemde bu konuda faaliyette bulunan işletmelerin de bulunmaması ve bunun gibi daha çok çeşitlendirebileceğimiz sektörlerin mücbir sebep kapsamında bulunmamasını mükelleflere nasıl izah edebiliriz. Bu uygulama düzeltilmez ise durağanlık yaşayan piyasaları olumsuz etkileyecektir. Sonuçta mücbir sebep kapsamı içerisinde yer almayan sektörler de, mücbir sebep kapsamına alınan mükelleflerle ticaret yapmaktadırlar. Bu sebeple tüm mükelleflerin de en kısa sürede kapsam içerisinde yer almasının doğru olacağı kanaatindeyim.

Örneğin; yazılım sektörünün mücbir sebep kapsamına alınmaması bir kaç ay sonra kalifiye personelin açıkta kalmasına sebebiyet verecek ve kalifiye personel işsizliğini ortaya çıkaracaktır.

518 sıra no.lu tebliğde sektörel ayrımcılığın yanı sıra gelir ve kurumlar vergisi ayrımının da olması aynı faaliyet kodunda yer alan bir gelir vergisi mükellefi yararlanırken kurumlar vergisi mükellefinin yararlanmaması haksız rekabeti teşvik edecektir.

Ekonomide yaşanan sıkıntıları dışa kapatarak değil dışa açarak aşabiliriz. Böyle dönemlerde güven kaybı yaratılmamalı toplumsal mutabakat ve paylaşma ile dayanışma içinde olmamız gerekir. Belirli kesimlerin devlet güvencesi altına alınırken belirli kesimlerin dışlanması ekonomiye zarar verir. Uygulamaya konulması düşünülen ekonomik tedbirlerin mülkiyet ve tasarruf hukuku korunarak, yasaklama veya kısıtlama ile değil şeffaflık içinde üretim gücüne zarar vermeden yapılmalıdır.

Elli beş milyon vatandaşımızın doğrudan devlet desteğine muhtaç olduğu bu dönem alacaklıların borçlu tarafa yardımcı olacağı dönemdir. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan  “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi”nin kapsamında açıklanan Beyanname verme süreleri ertelenen bu beyannameler üzerinden hesaplanan vergilerin ötelendiği sektörlerin yeniden belirlenmesi önem arz etmektedir.

 

Devamı: NACE Kodu Ya da Faaliyet Kodu Kaosu – M. Bahadır ALTAŞ, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.