• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveTÜRMOB Sirküler

Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı

Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı

ÖZET: 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylık ve üç aylık dönemleri ile 2021 yılı aylık ve 3 aylık dönemlerine göre berat dosyalarını yükleyenler için e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının saklanmak üzere GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanları.

I-) 2020 YILI İÇİN

2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylık ve üç aylık dönemleri için e-Defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım Zamanı
Ekim 2020 1 Şubat 2021 15 Nisan 2021’e kadar
Kasım 2020 1 Mart 2021 15 Nisan 2021’e kadar
Aralık 2020 (Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2021)

15 Nisan 2021’e kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2021)

17 Mayıs 2021’e kadar
Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım Zamanı
Ekim-Kasım-Aralık 2020 (Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2021)

15 Nisan 2021’e kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2021)

17 Mayıs 2021’e kadar

2020 / Ekim – Kasım – Aralık dönemleri aktarım zamanı tüzel kişi mükellefler için e-Defter berat dosyalarının yüklenme süresi ile uyumlu hale getirilmiştir.

personel programı

II-) 2021 YILI İÇİN 

2021 yılı aylık veya 3 aylık olarak berat dosyası yükleyenler için e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının saklanmak üzere GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanı; e-Defterlerin oluşturulması, imzalanması ve bunlara ait berat dosyalarının e-Defter uygulamasına yükleme süresinin son gününü takip eden on beşinci günün sonuna kadar belirlenmiş olup dönemler bazında aktarım zamanları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

1-) Yükleme tercihi üç aylık olan mükellefler

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım zamanı
Ocak-Şubat- Mart 2021 2021 Mayıs ayı sonu 15 Haziran 2021’e kadar
Nisan-Mayıs-Haziran 2021 2021 Ağustos ayı sonu 15 Eylül 2021’e kadar
Temmuz-Ağustos-Eylül 2021 2021 Kasım ayı sonu 15 Aralık 2021’e kadar
 

Ekim -Kasım-Aralık 2021

(Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2022)

15 Nisan 2022’ye kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2022)

16 Mayıs 2022’ye kadar

2-) Yükleme tercihi aylık olan mükellefler

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım zamanı
Ocak 2021 2021 Nisan ayı sonu 17 Mayıs 2021’e kadar
Şubat 2021 2021 Mayıs ayı sonu 15 Haziran 2021’e kadar
Mart 2021 2021 Haziran ayı sonu 16 Temmuz 2021’e kadar
Nisan 2021 2021 Temmuz ayı sonu 16 Ağustos 2021’e kadar
Mayıs 2021 2021 Ağustos ayı sonu 15 Eylül 2021’e kadar
Haziran 2021 2021 Eylül ayı sonu 15 Ekim 2021’e kadar
Temmuz 2021 2021 Ekim ayı sonu 15 Kasım 2021’e kadar
Ağustos 2021 2021 Kasım ayı sonu 15 Aralık 2021’e kadar
Eylül 2021 2021 Aralık ayı sonu 17 Ocak 2022’ye kadar
Ekim 2021 2022 Ocak ayı sonu 15 Şubat 2022’ye kadar
Kasım 2021 2022 Şubat ayı sonu 15 Mart 2022’ye kadar
Aralık 2021 (Gerçek) 2022 Mart ayı sonu 15 Nisan 2022’ye kadar
Aralık 2021 (Tüzel) 2022 Nisan ayı sonu 16 Mayıs 2022’ye kadar

GİB tarafından yayımlanacak sirküler ile e-Defterlerin oluşturulması, imzalanması ve bunlara ait berat dosyalarının e-Defter uygulamasına yükleme sürelerinin uzatılması durumunda aktarım zamanın hesabında, ilgili sirkülerde belirlenecek tarihi izleyen 15 inci günün sonu (resmi tatile denk geldiği durumlarda tatil bitimini izleyen ilk iş günü sonu) aktarım zamanının sonu olarak dikkate alınacaktır.

Bu uygulamanın kanuni defterleri saklama ve ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı unutulmamalıdır.

Mükellefler, belirlenen tarihleri aşmamak kaydıyla e-Defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarını istedikleri zaman yüklemekte serbestlerdir.

Bahse konu Kılavuza e-Defter Saklama Kılavuzu linkinden ulaşabilirsiniz.

Diğer taraftan mücbir sebep halinde olan ya da mücbir sebep hali kalkan mükelleflerle ilgili olarak 10.03.2021/59 No.lu Sirkülerimize bakınız.

Kaynak: TÜRMOB

Devamı: Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Blok Zincir Teknolojisi Kripto Paralar ve Muhasebe Mesleği

Blok Zincir Teknolojisi Kripto Paralar ve Muhasebe Mesleği

(Kripto Paraların Halka Arzı, Muhasebesi, Raporlaması, Denetimi ve Vergilendirilmesi)

01 Mart 2021 Webinar

ÖNSÖZ

COVID-19 ile birlikte Türkiye ve dünya olarak zorlu bir süreci yaşıyoruz. Pandemi ile birlikte alışkanlıklarımız, yaşam biçimimiz büyük değişimlere uğramak zorunda kaldı.

Bu dönemde Mali Müşavirlerin işletmelere, topluma ülke ekonomisine katkıları çok daha net anlaşıldı. Sundukları hizmetlerin vazgeçilmezliği toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edildi.

Gerçekleştirdiğimiz, Blok Zincir Teknolojisi-Kripto Paralar ve Muhasebe Mesleği e-etkinliğimiz mesleki konuların dışında, tüm dünyanın izlediği, nereye gittiği en çok merak edilen konulardan birisi olan kripto paralar, blok zincir konusunu içerdi.

2018 yılında gerçekleştirdiğimiz 20 inci Türkiye Muhasebe Kongresinde bir oturumda bu konuyu detaylı bir şekilde incelemeye çalışmıştık. Blok zincir teknolojisi ve etki alanı hızla gelişiyor.

Blok Zincir Teknolojisi-Kripto Paralar ve Muhasebe Mesleği e-et-kinliğimizde yapılan konuşmaları e-Kitap haline getirdik. Sizlere sunduğumuz e- kitabımızın meslektaşlarımıza ve ilgililere faydalı olması diliyorum.

Emre KARTALOĞLU

TÜRMOB Genel Başkanı

Tamamı İçin Tıklayınız

personel programı

 

Devamı: Blok Zincir Teknolojisi Kripto Paralar ve Muhasebe Mesleği Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Mevduat Faizi ve Katılma Hesabı Kar Payı Gelirleri Üzerinden Yapılan Tevkifat Oranları İndirimlerinin Süresi Uzatıldı

Mevduat Faizi ve Katılma Hesabı Kar Payı Gelirleri

ÖZET:

3755 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile aşağıdaki menkul sermaye iradı kazançlarına uygulanan indirimli gelir vergisi tevkifatlarının uygulanma süreleri 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatıldı.

− Vadesiz ve özel cari hesaplara ödenecek faizler ve kâr paylarına indirimli gelir vergisi tevkifatı uygulaması.

− Bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak tevkifat oranları.

01 Nisan 2021 tarihli ve 31441 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3755 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı menkul sermaye iradı kazançlarına uygulanan indirimli gelir vergisi tevkifatlarının uygulanma süreleri 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatıldı.

1) Vadesiz ve özel cari hesaplara ödenecek faizler ve kâr paylarına indirimli gelir vergisi tevkifatı uygulanmasına yönelik düzenlemenin uygulanma süresi 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatıldı.

30 Eylül 2020 tarihli ve 31260 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3032 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararda bazı değişiklikler yapılmış ve 31/12/2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vadesiz ve özel cari hesaplara ve 30/09/2020 ile 31/12/2020 tarihleri arasında (bu tarih dâhil) açılan veya vadesi bu tarihler arasında yenilenen hesaplara ödenecek faizler ve kâr paylarına uygulanacak olan gelir vergisi tevkifat oranları değiştirilmişti.

Daha sonra 3321 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesi uyarınca 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın söz konusu geçici 2’nci maddesinde yer alan “31/12/2020” ibareleri “31/3/2021” şeklinde değiştirilmişti.

Bu defa 3755 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1’inci maddesi uyarınca 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın söz konusu geçici 2’nci maddesinde yer alan “31/3/2021” ibareleri “31/5/2021” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren açılan veya vadesi yenilenen hesaplara 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uygulanmak üzere ödenecek faizler ve kâr paylarına uygulanacak olan gelir vergisi tevkifat oranları aşağıdaki gibidir.

  30/09/2020 Tarihinden Önceki Tevkifat Oranı 31 Mayıs 2021 Tarihine Kadar Uygulanacak Tevkifat Oranı
Mevduat faizlerinden    
– Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %15 %5
– 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %12 %3
– 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %10 %0
– Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0 %0
Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından    
– Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %15 %5
-1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %12 %3
-1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %10 %0

2) Bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak tevkifat oranları değiştirildi.

3321 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 3’üncü maddesi ile 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karara Geçici Madde 3 eklenmişti.

Söz konusu Geçici 3 üncü madde uyarınca; 23/12/2020 tarihi ile 31/3/2021 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara 2006/10731 sayılı Kararın l inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) bendinde yer alan oranlar aşağıdaki şekilde uygulanacaktı.1

1 2006/10731 sayılı Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) bendinde yer alan düzenlemeler aşağıdaki gibidir:

MADDE 1 – 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesinde yer alan bazı kazanç ve iratlardan yapılacak tevkifat oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

a) 1) (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonolarından ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ile bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %15,

2) (1) numaralı fıkrada yer alan oran; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mükellefler ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler tarafından elde edilenler hariç olmak üzere, (1) numaralı alt bent dışında kalan kazançlar için %10,

3) (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar [(c) bendinde sayılanlar hariç] tarafından elde edilen kazançlar (yurt dışında ihraç edilen tahviller, kira sertifikaları ve (1) numaralı alt bent kapsamında 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından elde edilenler hariç) için %10,

ç) (11) numaralı fıkrada yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için %15, diğer kazançlar için % 10.

i) Vadesi 6 aya kadar (6 ay dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %5,

ii) Vadesi l yıla kadar (l yıl dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %3,

iii) Vadesi l yıldan uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

iv) 6 aydan az süreyle (6 ay dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %5,

v) l yıldan az süreyle (l yıl dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %3,

vi) l yıldan fazla süreyle elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %0,

3755 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesi uyarınca söz konusu maddenin uygulanma süresi de 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uzatılmıştır.

1 NİSAN 2021 – 31 MAYIS 2021 TARİHLERİ ARASINDA AÇILAN YA DA VADESİ YENİLENEN MEVDUAT HESABI FAİZİ VE KÂR PAYLARINA UYGULANACAK OLAN GELİR VERGİSİ TEVKİFAT ORANLARI

 

Tevkifat Oranı

Mevduat faizlerinden  
– Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5
– 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3
– 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0
– Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0
Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından  
– Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5
– 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3
– 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0

Devamı: Mevduat Faizi ve Katılma Hesabı Kar Payı Gelirleri Üzerinden Yapılan Tevkifat Oranları İndirimlerinin Süresi Uzatıldı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

KDV Kısmı Tevkifat Uygulamasında Özel Durumlar

KDV Kısmı Tevkifat Uygulamasında Özel Durumlar

ÖZET: Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklikle, 1 Mart 2021 tarihinden itibaren kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, özel olarak Tebliğde belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarında (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulayacaklardır.

Bu kapsamda, örneğin bir SMMM ya da YMM Odasının avukatlık ya da dışarıdan aldıkları defter tutma hizmetleri için yaptıkları ödemeler 5/10 oranında KDV tevkifatına tabi olacaktır.  

Ayrıca 1 Mart 2021 tarihinden itibaren sigorta ve reasürans şirketleri, sendikalar ve üst kuruluşları, vakıf üniversiteleri ve mobil elektronik haberleşme işletmecileri de özel belirlenmiş alıcılar kapsamına dahil edildiklerinden, avukatlar, SMMM ya da YMM gibi serbest meslek erbabı bu kişilere düzenledikleri serbest meslek makbuzlarında tevkifat yapmakla yükümlüdürler.  

16 Şubat 2021 Tarihli ve 31397 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 35)de katma değer vergisinde kısmi tevkifat uygulamalarına ilişkin oran ve kapsam konularında değişiklikler yapılmıştır. Değişiklikler, 1 Mart 2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Bu kapsamda, 1 Mart 2021 tarihinden itibaren KDV mükellefi olsun belirlenmiş alıcıların 1.000 TL’yi aşan aşağıdaki hizmet alımları belirtilen oranlarda KDV tevkifatına tabidir. Buna ilişkin Tablo aşağıdaki gibidir.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklikle, ayrıca 1 Mart 2021 tarihinden itibaren kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, özel olarak yukarıda belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarında (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulayacaklardır. Bu kapsamda, örneğin bir SMMM ya da YMM Odasının avukatlık ya da dışarıdan aldıkları defter tutma hizmetleri için yaptıkları ödemeler 5/10 oranında KDV tevkifatına tabi olacaktır.  Ayrıca 1 Mart 2021 tarihinden itibaren sigorta ve reasürans şirketleri, sendikalar ve üst kuruluşları, vakıf üniversiteleri ve mobil elektronik haberleşme işletmecileri de özel belirlenmiş alıcılar kapsamına dahil edildiklerinden, avukatlar, SMMM ya da YMM’ler gibi serbest meslek erbabı bu kişilere düzenledikleri serbest meslek makbuzlarında tevkifat hükümlerini dikkate almakla yükümlüdürler.

Kaynak: TÜRMOB

 

Devamı: KDV Kısmı Tevkifat Uygulamasında Özel Durumlar Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

2020 Kurumlar Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi

2020 Kurumlar Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi

ÖNSÖZ

Vergilendirme yetkisi, devletin mali egemenliğinin bir göstergesi olarak kişilerin kamu harcamalarına katılmasını sağlamak için kullanılır. Devlet, kişilerin gelir, servet ve harcamaları üzerine kurduğu vergi sistemi ile kamu hizmetlerinin finansmanını sağlamaktadır. Vergilerin ekonomik kaynağına göre tasnifte harcamalardan alınan vergiler dolaylı vergiler olarak nitelendirilir. Bu vergiler ancak ve ancak bir harcama söz konusu olduğunda tahsil edilebilir. Aynı şekilde servet vergileri de kişilerin bir servet sahibi olması sonrasında söz konusu olur. Ancak gelir vergisi toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren, deyim yerindeyse herkesin yaşamak için bir gelire ihtiyacı olduğundan muhatap olacağı vergidir. Türk Vergi Sisteminde yer alan gelir unsurları topluca değerlendirildiğinde gelirin tanımının değiştirilerek net artış kuramının kabul edilmesi bir başka deyişle kaynağı ne olursa olsun bir gelir söz konusu olduğundan vergilendirilmesi anayasal eşitlik ilkesinin bir gereği olacaktır.

2020 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesi konusunda meslektaşlarımıza yardımcı olmak amacı taşıyan bu rehber, gelirin vergilendirilmesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Özelge, Sirküler ve Genel Tebliğleri, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemelerinin kararları ve temelde Kurumlar Vergisi Kanunu dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu rehberin hazırlanmasındaki emekleri için Prof.Dr. N. Semih ÖZ’e, Doç. Dr. Cenker GÖKER’e ve YMM Saygın KARABACAK’a teşekkür ederiz.

Tüm meslek mensuplarımıza faydalı olması dileklerimizle…

Emre KARTALOĞLU

TÜRMOB Genel Başkanı

Rehber İçin Tıklayınız

personel programı

Devamı: 2020 Kurumlar Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Genç Girişimcilerde Kazanç İstisnası Sirküleri

Genç Girişimcilerde Kazanç İstisnası

GİRİŞ

Genç girişimcilere teşvik indirimi mevzuatımıza, Gelir Vergisi Kanununa 4/12/1985 tarih ve 3239 sayılı Kanunun 41. maddesi ile eklenen “Eğitim, Öğretim Ve Sağlık Hizmet İşletmelerinde Kazanç İstisnası” başlıklı maddenin 26/12/1993 tarih ve 3946 sayılı Kanunun 38. maddesi ile yürürlükten kaldırılması sonucu ortaya çıkan mülga maddenin 29.1.2016 tarih ve 6663 sayılı Kanunun 1. maddesi ile yeniden düzenlenmesi sonucu oluşan mükerrer 20. madde ile girmiştir.  Madde düzenlemesi aşağıdaki şekildedir.

Genç girişimcilerde kazanç istisnası:

Mükerrer Madde 20 – Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının

75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,

2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),

3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,

4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,

5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.

İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir.

Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

personel programı

Maddenin gerekçesi ise aşağıdaki şekildedir.

“Madde ile, ekonomik büyüme ve kalkınmanın itici gücü, yenilik ve yaratıcılığın en önemli kaynaklarından biri olan genç girişimcilere kazanç istisnası getirilmektedir. Bu amaçla ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilen yirmidokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilere, elde ettikleri söz konusu kazançlarının 103 üncü maddede yazılı tarifenin ilk gelir diliminde yer alan tutara kadar olan kısmı için, maddede yer alan şartlar dahilinde kazanç istisnası sağlanmaktadır. Ayrıca, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.”

Gerekçede ve Kanun Tasarısında yer alan istisna önerisinde her ne kadar istisna tutarı ile gelir vergisi tarifesi arasında bir ilişki kurulmuşsa da, maddenin TBMM Genel kurulunda görüşülmesi sırasında bu bağ koparılarak, istisna tutarı maktu olarak belirlenmiştir.

Söz konusu maddeye ilişkin idari yorum ise 292 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile açıklanmıştır.

I. İSTİSNADAN FAYDALANABİLECEK OLANLAR

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20. maddesinde düzenlenen bu istisnadan;

a) Ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti nedeniyle adına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis eden ve

b) Mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış, olan tam mükellef gerçek kişiler yararlanabilirler

Dolayısıyla, ticari, zirai veya mesleki kazançlar dışındaki diğer gelir unsurları dolayısıyla ilk defa mükellefiyet tesis edenler ile söz konusu gelir unsurları için dahi olsa ilk defa mükellefiyet tesis eden dar mükellefler, bu istisnadan yararlanamazlar.

II. İSTİSNADAN YARARLANMANIN KOŞULLARI

Yukarıda belirtilen ve istisnadan yararlanma koşuluna haiz olanların, bu istisnadan yararlanabilmeleri için ayrıca aşağıdaki koşulları da sağlamaları gerekmektedir.

Tamamı İçin Tıklayınız

 

Devamı: Genç Girişimcilerde Kazanç İstisnası Sirküleri Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kamu Özel İşbirliklerinde Fırsatlar ve Tehditler? e-Kitap, Prof. Dr. Uğur EMEK

Kamu Özel İşbirliklerinde Fırsatlar ve Tehditler?

Prof. Dr. Uğur EMEK

TÜRMOB – e-Kitap

YÖNETİCİ ÖZETİ

Kamu alt yapı yatırımları gelişmekte olan ülkeler için temel sorunların başında gelmektedir. Devletler vatandaşlarının eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer kamu hizmetlerini karşılamakla yükümlüdür. Ancak bu hizmetlerin tamamının devlet eli ile getirilmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca alt yapı yatırımlarının devasa finansman ihtiyacı da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kamu özel işbirliği modelinin ilk uygulamaları, İngiltere’de 1660’larda özel sektörün katıldığı yol inşaat projeleri ile başlamıştır. İngiltere’nin ardından Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’da da kamu özel ortaklığı modeli uygulanmıştır. Yine Mısır valisi Said Paşa tarafından desteklenen ve yapımı 1869 yılında tamamlanan Süveyş Kanalı da kamu özel ortaklığının bir ürünüdür.

Kamu özel iş birliği, “bir kamu hizmetinin sunulması amacıyla kamu ve özel sektör temsilcileri arasında yapılan bir sözleşmeye dayanarak, altyapı tesisinin planlanması, inşası, işletilmesi, bakımının ve onarımının yapılması ve bir kısım hizmetlerin sunulması gibi faaliyetlerin birinin veya daha fazlasının özel sektöre bırakıldığı, özel sektör ortağının da ya hizmeti doğrudan talep edenlerden ya da kamu ortağından hizmet ve kullanım bedellerini tahsil ettiği, kamu ve özel sektör  temsilcileri arasında dengeli bir risk dağılımının benimsendiği, uzun süreli bir işbirliği ilişkisi” olarak tanımlanmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre Ülkemizde gerçekleştirilen KÖİ projelerinde 4 farklı KÖİ modeli kullanılmaktadır. Bu modeller arasından en çok kullanılanı 120 projeyle Yap-İşlet-Devret iken, onu 109 projeyle İşletme Hakkı Devri, 18 projeyle Yap-Kirala-Devret ve 5 projeyle Yap-İşlet modelleri takip etmektedir.

KÖİ modeliyle gerçekleştirilen projelerin yatırım tutarlarının sektörel dağılımına bakıldığında 23,3 milyar dolar ile karayolu sektörünün ilk sırada olduğu görülmektedir. Havaalanları ise 19,2 milyar dolar ile ikinci sıradadır. Bunu 18,7 milyar dolar ile enerji sektörü takip etmektedir. Yap-Kirala-Devret modeliyle gerçekleştirilen sağlık projeleri 10,8 milyar doları ile dördüncü sıradadır. Bu projelerin toplam tutarı ise 72 milyar dolardır.

“Kamu Özel İşbirliklerinde Fırsatlar ve Tehditler?” yayınımızda yıllardır çok tartışılan bu konuda bilgilendirmeye, sorunlara ve önerilere yer verdik. Çalışmanın faydalı olmasını umut ediyoruz.

ad

Giriş

Gelişen veya gelişmiş ülke fark etmeksizin Dünya genelinde altyapı ihtiyacı giderek artmaktadır. Modern ve kaliteli bir altyapı şebekesi ekonomik büyümenin ve kaliteli yaşamın merkezinde yer almaktadır (World Bank, 2020). İnsanları ve eşyaları taşımak için karayolu ve demiryolu ulaştırmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Elektrik santralleri ve telekomünikasyon ekonomik ve beşeri faaliyetleri desteklemektedir. İçme suyu ve kanalizasyon hizmetleri insanların temel ihtiyacıdır. Ülkelerin politikalarına ve hedeflerine göre yıllık altyapı harcamaları GSYİH’nın % 2’si ile 8’i arasında değişmektedir. Ancak mevcut bütçe gelirleri bu yatırımların finansmanında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle hükümetler altyapı yatırımlarının finansmanı için yeni yöntemler aramaya başladı. Bu yöntemlerin başında da Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) gelmektedir.

KÖİ’ler kamu altyapı hizmetlerinin gördürülmesi için kamu ve özel sektör arasında imzalanan uzun süreli sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler çerçevesinde özel sektör finansmanından ve uzmanlığından yararlanılmaktadır. Sözleşmeler çerçevesinde sermaye, inşaat, bakım-onarım ve hizmet sunumu gibi önemli riskler özel sektöre transfer edilmektedir. Bu risklerin özel sektörü etkin çalışmaya özendireceği beklenmektedir. Risk paylaşımında optimal yaklaşım, risklerin en iyi yöneten tarafa verilmesidir. Bu durumda hizmet sunumunda etkinliği artırmak adına özel sektörün yönetemeyeceği politik ve hukuki riskler ile bazı durumlarda talep riskini kamu sektörü üstlenmektedir. Risk analizi ve yönetimi KÖİ sözleşmelerinin yapılandırılmasında önemli bir unsurdur.

KÖİ’lerin sıklıkla kullanılmasının gerekçesi olarak iki temel faktör öne çıkmaktadır (Iossa ve Saussier, 2018). Birincisi, bütçe kısıtları nedeniyle kamunun yapamadığı yatırımları özel sektör yapmaktadır. Bunun yanı sıra idareler KÖİ sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini bilanço dışına çıkarmaktadır. İkincisi, ekonomide devletin rolünü sınırlandırmak isteyen ülkeler, özelleştirmelerin yanı sıra, siyasi ve iktisadi olarak özelleştirmeye uygun görülmeyen kamu hizmetlerini KÖİ’lerle özel sektöre gördürmeye başladı.

Özel sektörün altyapıya katılımından temel beklenti hizmet sunumunda etkinliğin artırılmasıdır. KÖİ’ler rekabeti artırmanın bir yöntemi olarak görüldü. Kamu sektörünün ise altyapıda işletmecilik yerine gözetim ve denetim rolüne yoğunlaşması önerildi. KÖİ’lerin rasyoneli altyapının tasarımının, inşaatının, işletmesinin ve finansmanının tek bir sözleşmede toplanmasından kaynaklanan özendirimlerdir. KÖİ sözleşmesinde yapımla birlikte işletme riskini de üstlenen özel sektör, projenin yaşam döngüsü maliyetini düşürmek için daha istekli davranacaktır (Hart, 2003). Bu önerme akademik çalışmalarda teorik olarak doğrulansa da uygulamada özel sektöre yapım ve işletme dönemi riskleri tam olarak devredilememektedir. Siyasi fırsatçılık, teknik yetersizlik ve işlem maliyetlerinden kaynaklanan sözleşme yazma güçlükleri nedeniyle, KÖİ sözleşmelerinde özel sektöre yeterince risk transferi yapılmamaktadır. Sözleşmelerde ölçüsüz biçimde verilen garantiler nedeniyle, özel sektörün risk algısı kaybolmakta ve etkin çalışmak için isteklilikleri düşmektedir. Bu nedenle KÖİ projelerinin geliştirilmesinden ve ihalesinden, sözleşmelerin yazımına ve izlenmesine kadar bütün süreçlerin etkili biçimde yönetilmesi gerekmektedir.

Tamamı İçin Tıklayınız

 

Devamı: Kamu Özel İşbirliklerinde Fırsatlar ve Tehditler? e-Kitap, Prof. Dr. Uğur EMEK Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Covid-19 Mücbir Sebep Hali Kalkan Mükelleflere İlişkin Beyan ve Bildirim Tablosu

Covid-19 Mücbir Sebep Hali Kalkan Mükelleflere İlişkin Beyan ve Bildirim Tablosu

524 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği düzenlemesi ile İçişleri Bakanlığı’nca alınan tedbirler kapsamında; geçici süreliğine faaliyetlerine tamamen ara verilmesine ya da durdurulmasına karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerin 1 Aralık 2020 tarihi ile faaliyetlerine tekrar başlamalarının uygun görüldüğü tarih kadar mücbir sebep halinde oldukları ilan edilmişti.

İçişleri Bakanlığı’nın 2.3.2021 tarihli ve 3514 sayılı Genelgesi çerçevesinde geçici süreliğine faaliyetlerine tamamen ara verilmesine/faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına karar verilen işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerden düşük, orta ve yüksek risk gruplarındaki illerde bulunanlardan bazılarının 2.3.2021 tarihinden itibaren belirli koşullar altında faaliyetlerine başlayabilecekleri belirtilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 9.3.2021 tarihli duyuruda; İçişleri Bakanlığının söz konusu kararı uyarınca tekrar faaliyetlerine başlamaları uygun görülenlerin mükelleflerin mücbir sebep hallerinin sona erdiği ve ertelenen yükümlülüklerini 524 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde öngörülen sürelerde yerine getirmeleri gerektiği açıklanmıştır.

personel programı

Covid-19 Mücbir Sebep Hali Kalkan Mükelleflere İlişkin Beyan ve Bildirim Tablosu

Dönemi Beyanname / Bildirim Verilme – Berat Yükleme Tarihi Ödeme Tarihi
1. Muhtasar Beyannameler (Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannameleri dâhil)

2. Katma Değer Vergisi Beyannameleri

Ekim-Kasım Aralık/2020 26 Nisan 2021 31 Mayıs 2021
Kasım 2020 26 Nisan 2021 31 Mayıs 2021
Aralık 2020 26 Nisan 2021 30 Haziran 2021
Ocak 2021 26 Nisan 2021 2 Ağustos 2021
Şubat 2021 26 Nisan 2021 31 Ağustos 2021
3. Form Ba ve Bs Kasım 2020 Aralık 2020 Ocak 2021 Şubat 2021 26 Nisan 2021
4. e-Defterlerin oluşturulması ve imzalanması ile Elektronik Defter Beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi işlem Sistemine yüklenmesi

(Aylık Yükleme Tercihinde Bulananlar)

Eylül 2020 Ekim 2020 Kasım 2020 26 Nisan 2021
5. e-Defterler ve bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyaları Ocak-Şubat- Mart 2020

Nisan-Mayıs- Haziran 2020

26 Nisan 2021

Kaynak: TÜRMOB

Devamı: Covid-19 Mücbir Sebep Hali Kalkan Mükelleflere İlişkin Beyan ve Bildirim Tablosu Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

2020 Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi

2020 Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi

ÖNSÖZ

Mesleki gelişimimizin dayanağını oluşturan sürekli mesleki eğitim temel önceliğimiz olmaya devam ediyor. Bu önceliğimizi pandeminin zor şartlarında bile yerine getirdik.

TÜRMOB ve Odalarımız; kamu yararına, sürekli yüksek kalitede hizmet sağlayan standartlarla, muhasebe ve denetim mesleğinin dünyadaki gelişmelere paralel olarak ilerletilmesi ve geliştirilmesi için çalışmakta, gerek stajyerlerimizin ve meslek mensuplarımızın eğitimi noktasında, gerekse mesleğin uygulanmasına yönelik üzerine düşen sorunların çözümü konusunda büyük bir özveri ile çalışmaktadır.

Gelir vergisi beyan döneminin başladığı bu günlerde sizlere sunduğumuz rehberle meslektaşlarımızın gelir vergisi beyannameleri düzenlemelerine yardımcı olmayı amaçladık. Rehber bilgiye kolay ulaşımı sağlamayı amaçlamaktadır.

TÜRMOB olarak bugüne kadar meslektaşlarımızın ihtiyaç duyacakları bilgiye kolay erişimlerini sağlamak için bir çok çalışma gerçekleştirdik ve gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bundan önceki yılarda olduğu gibi bu yılda meslektaşlarımıza yardımcı olması amacıyla 2020Yılı Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi isimli çalışmamızı sizlerin istifadesine sunduk.

2020 Yılı Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi isimli e- kitabımızın meslektaşlarımıza ve ilgililere faydalı olması diliyorum.

Emre KARTALOĞLU

TÜRMOB Genel Başkanı

Rehber İçin Tıklayınız

personel programı

 

Devamı: 2020 Gelir Vergisi Beyanname Düzenleme Rehberi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeler

TPKK Hakkında 32 Sayılı Karar İhracat Bedelleri

ÖNSÖZ

Mali Müşavirlik mesleği bilgi ve birikime dayanan bir meslektir. Bu yüzden TÜRMOB ve Odalarımızın eğitim temel önceliği oldu ve olmaya devam edecektir. Meslektaşlarımızın ihtiyaç duyacakları bilgiye en doğru ve en sağlıklı bir biçimde ulaşmaları için eğitim faaliyetleri, yayınlar gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızdan birisi de, Mali Mevzuat Yorum Uygulama Sirküleridir.

Meslektaşlarımıza yardımcı olmak amacıyla mali konularda aydınlatıcı bilgi aktarmak ve tartışmalı konulara dikkat çekmek amacıyla, Mesleki Mevzuatı İzleme Kurulu tarafından hazırlanan, Mali Mevzuat Yorum Uygulama Sirkülerinin beşincisini sizlerin istifadesine sunuyoruz. Mali Mevzuat Yorum Uygulama Sirkülerini hazırlayan Meslek Mevzuatı İzleme Kurulumuza teşekkür ederiz.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeleri konu alan bu Sirkülerimiz, uygulamacılara yardımcı olmak amacıyla konu açıklamaları, ilgili maddeler, kararlar, uygulamaya yönelik soru ve cevaplar değerlendirilerek hazırlanmıştır. TPKKH 32 Sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeler Mali Mevzuat Yorum Uygulama Sirkülerimizin meslektaşlarımıza faydalı olmasını diliyoruz.

Emre KARTALOĞLU

TÜRMOB Genel Başkanı

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ

GİRİŞ

KONU İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERİN

       KISA GELİŞİMİ

         2.1. Konu Kapsamı Değişikliklerde Kronolojik Süreç

    1. Düzenleme
    2. Düzenleme
    3. Düzenleme
    4. Düzenleme
    5. Düzenleme
    6. Düzenleme

SONUÇ

YARARLANILAN KAYNAKLAR

EKLER

1- İhracat Kabul Belgesi

2- Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2008-32/48) İle İlgili Olarak

SIKÇA SORULAN SORULAR

personel programı

1. GİRİŞ

Bu Sirkülerde ihracat bedelleri konusunun temel kavramlar ışığında Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda son yapılan değişikliklerin ışığında incelenmesi, hem temel kavramların kısa ve anlaşılabilir kılınması hem de 32 sayılı Kararın özellikli durum ve kavramlarının konumuza ilişkin olarak ele alınması ve mesleki kamuoyuna kısa önerilerle birlikte sunulması amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile amacımız 32 sayılı Kararı bütünüyle incelemek değil; Kararı son düzenlemeler ışığında ihracat bedelleri üzerinden incelemektir

2. KONU İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERİN KISA GELİŞİMİ

Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar”ın yürürlüğe konulması Devlet Bakanlığı’nın 7/8/1989 tarihli ve 55251 sayılı yazısı üzerine, 1567 sayılı Kanunun 6258 sayılı Kanunla değişik 1. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulu’nca 7/8/1989 tarihinde kararlaştırılmıştır. (Karar

Sayısı: 89/14391) Söz konusu Karar, 11 Ağustos 1989 tarih ve 20249 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Karara göre kısaca (md.8); “İhracat bedellerinin tasarrufu serbesttir. Bakanlık ihtiyaç duyulması halinde ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve bu karara ilişkin Tebliğler, günümüze kadar pek çok değişikliğe uğramıştır. Çok önemli yada süreci etkileyen değişiklik diyebileceğimiz Karar ise 8 Şubat 2008 tarih ve 26781 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 2008/13186 sayılı Karardır. Bu karar ile yapılan en önemli değişiklik; ihraç edilen malların bedelinin ihracatçılar tarafından yurda getirilerek Türk Parasına çevrilmesi ve Döviz Alım Belgesine bağlanması zorunluluğunun kaldırılmasıdır. Bu düzenlemeye göre, “Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 32 sayılı Kararın 8 inci maddesi 2008/13186 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 3 üncü maddesiyle 08.02.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, “İhracat bedellerinin tasarrufu serbesttir. Bakanlık ihtiyaç duyulması halinde ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.”  şeklinde değiştirilmiştir.

Dolayısıyla 8 Şubat 2008 tarihinden itibaren ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakılmıştır. 1567 sayılı yasa ve bu yasaya ilişkin çıkarılan 32 sayılı karar, her türlü ihracatı düzenlediğinden hizmet ihracına, bavul ticaretine ve bavul ticareti yapanlara mal teslim edenlere ilişkin olarak mal veya hizmet bedellerinin de yurda getirilme zorunlulukları kaldırılmıştır.

Bu düzenleme sonrası Katma Değer Vergisi İade Taleplerinde “Döviz Alım Belgesi” aranılıp aranılmayacağı hususunda kamuoyunda ve paydaşlar arasında bir çok tartışma yaşanmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı yaşanan uygulama kargaşası ve ihtilafları ortadan kaldırmak veya azaltmak için; konuyu bir iç genelge ile açıklığa kavuşturmaya çalışmıştır. Bu İç Genelge ile döviz alım belgesinin mal ihracatında aranmayacağı hususu netleşmiş ancak perakende ihracatda tartışma devam etmiştir.

Söz konusu İç Genelgede;

“(…)Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda yapılan söz konusu değişiklik nedeniyle ; “hizmet ihracı” ile “bavul ticareti” ve “bavul ticareti kapsamında ihracat yapanlara ihraç kaydıyla teslimler” den kaynaklanan 08.02.2008 tarihinden sonraki katma değer vergisi iade taleplerinde döviz alım belgesi aranıp aranmayacağı hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşıldığından aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur.

İşlem bedeline ait dövizin Türkiye’ye getirilmesi ve bu durumu tevsik eden Döviz Alım Belgesinin ibrazı; 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (K) bölümü uyarınca hizmet ihracı istisnasının, 61 ve 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri uyarınca da “Türkiye’de İkamet Etmeyenlere Döviz Karşılığı Satışlarda KDV İhracat istisnası” (Bavul Ticareti) ile bu kapsamda faaliyette bulunanlara “ihraç kaydıyla teslim” uygulamasının bir şartıdır. Dolayısıyla, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda yapılan değişikliğin, yukarıda belirtilen işlemlerde KDV ihracat istisnası ve tecil-terkin uygulaması bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Buna göre, “hizmet ihracı” ile “bavul ticareti” ve “bavul ticareti kapsamında ihracat yapanlara ihraç kaydıyla teslimler” den kaynaklanan katma değer vergisi iade işlemlerinde döviz alım belgesinin aranıp aranmayacağı hususunda Bakanlığımızca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 26, 61 ve 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri çerçevesinde işlem yapılmaya devam edilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Kısaca Gelir İdaresi; “Bavul ticareti” ve “hizmet ihracatı” konularında, kambiyo mevzuatında olmayan bir hususun yerine getirilmesini istemiş, Kambiyo mevzuatında yapılan değişikliklerin KDV iadesine bir etkisi olamayacağı belirtilmiştir.

Tamamı İçin Tıklayınız

Kaynak: TÜRMOB

 

Devamı: Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Yapılan Değişiklikle İhracat Bedelleri Üzerine Gelişmeler Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.