• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveGenel

Kamu Başdenetçiliği Seçimine İlişkin Karar

Kamu Başdenetçisi

13 Kasım 2020 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31303

TBMM KARARI

KAMU BAŞDENETÇİLİĞİ SEÇİMİNE İLİŞKİN KARAR

Karar No: 1271

Karar Tarihi: 11.11.2020

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74’üncü, 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 1 T inci maddesi gereğince, Dilekçe ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonca gösterilen 3 aday içerisinden, Genel Kurulun 11.11.2020 tarihli 15’inci Birleşiminde yapılan seçim sonucunda Şeref MALKOÇ Kamu Başdenetçiliğine seçilmiştir.

ad

Devamı: Kamu Başdenetçiliği Seçimine İlişkin Karar Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kamu Sektörü İstihdamına İlişkin Veriler 3. Çeyrek (Eylül 2020)

Kamu Sektörü İstihdamına İlişkin Veriler 3. Çeyrek (Eylül 2020)

Kamu sektörü istihdamına ilişkin veriler  (1), III. Çeyrek (2): Eylül, 2020
Data on public sector employment (1), Quarter III (2): September, 2020
Bütçe türü
Type of budget
Toplam
Total
Kadrolu personel
Civil servant
Sözleşmeli personel (7)
Contracted (7)
İşçi
Workers
Diğer
Others
Sürekli işçi
Permanent workers
Geçici işçi (8)
Temporary workers (8)
Genel toplam – Total 4.779.352 2.956.411 508.790 1.150.347 57.910 105.894
Bölüm 1 (3) Toplam – Sub-total of section 1 3.877.308 2.839.399 412.506 477.117 42.392 105.894
Section 1 (3) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri – General budget administrations 3.178.879 2.493.747 365.001 181.593 32.644 105.894
YÖK, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri – Higher education institutes, universities and high-tech institutes 297.653 230.770 20.620 45.680 583 0
Özel bütçeli diğer idareler – Other special budget administrations 98.847 38.649 9.673 48.115 2.410 0
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar – Regulatory and supervisory agencies 6.226 3.445 1.895 886 0 0
Sosyal güvenlik kurumları – Social security institutions 42.435 32.839 2.469 7.127 0 0
Döner sermayeler ve kefalet sandıkları – Revolving funds and caution funds 246.073 38.185 10.557 190.596 6.735 0
Diğer kamu idareleri – Other public institutions 7.195 1.764 2.291 3.120 20 0
Bölüm 2 (3) Toplam – Sub-total of section 2 206.538 9.067 74.341 112.384 10.746 0
Section 2 (3) 233 sayılı KHK kapsamında yer alan KİT’ler (Bağlı ortaklıklar dahil)
State-owned enterprises covered by decree law no.233 (including subsidiaries)
102.525 3.987 42.826 46.363 9.349 0
Özelleştirme programında yer alan kuruluşlar (4) – Organizations in the privatization portfolio (4) 6.550 173 852 4.128 1.397 0
Kamu bankaları (5) – State banks (5) 63.532 0 2.830 60.702 0 0
Özel kanunu bulunan kuruluşlar (6) – Public enterprises with special laws (6) 33.931 4.907 27.833 1.191 0 0
Bölüm 3 (3) Toplam – Sub-total of section 3 695.506 107.945 21.943 560.846 4.772 0
Section 3 (3) İl özel idareleri – Special provincial administrations 12.383 5.335 894 5.649 505 0
Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri – Municipalities, affiliates and local administration units 188.613 102.610 21.049 60.687 4.267 0
BİT’ler – Municipality economic enterprises 494.510 0 0 494.510 0 0
ad

(1) Fiili (dolu) kadro ve pozisyon sayılarıdır.
(1) The numbers refer to actual (occupied) positions.
(2) 1.Dönem: 31 Mart itibarıyla, 2.Dönem: 30 Haziran itibarıyla, 3.Dönem: 30 Eylül itibarıyla, 4.Dönem: 31 Aralık itibarıyladır.
(2) First quarter refers to 31 of March, second quarter refers to 30 of June, third quarter refers to 30 of September and fourth quarter refers to 31 of December.
(3) 1. Bölüm Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2.Bölüm Hazine ve Maliye Bakanlığı, 3.Bölüm Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı verileri esas alınarak doldurulmuştur.
(3) Section 1 is based on Presidency of Strategy and Budget data, 2 is based on the Ministry of Treasury and Finance data and Section 3 is based on Ministry of Environment and Urbanization and Ministry of Interior data.
(4) Sümer Holding,TŞFAŞ ve TDİ’yi kapsamaktadır.
(4) Covers Sümer Holding,TŞFAŞ and TDI.
(5) Kamu sermayeli bankalar İller Bankası, Ziraat Bankası, Halkbank, Eximbank, Kalkınma ve Yatırım Bankası ile Vakıfbank’tan oluşmaktadır.
(5) State Banks are Iller Bank, Ziraat Bank, Halkbank, Eximbank, Development and Investment Bank and Vakıfbank.
(6) Özel Kanunu bulunan kuruluşlar TRT, PTT ve TÜRKSAT A.Ş.’dir.
(6) Public Enterprises that have a special law are TRT, PTT and TURKSAT.
(7) Bölüm 1’e ilişkin sözleşmeli personel sayılarına, kadro karşılığı sözleşmeli personel sayıları dahil olup söz konusu personel kadrolu personel bilgilerinde de gösterilmiştir. Bu kapsamda çalışan personel sayısı 5.597’dir.
(7) The number of contracted person in Section 1 includes the number of contracted civil servants and this number is also included under the civil servants. The number of persons working on this type is 5.597.
(8) Üniversitelerde sağlık kültür ve spor hizmet alanları için giderleri özgelirden karşılanmak üzere istihdam edilen personel sayıları özel bütçede gösterilmiştir.
(8) The number of employed person whose earnings are given from special income for the service field of health, culture and sport in universities are shown in special budget.

 

 

 

 

Devamı: Kamu Sektörü İstihdamına İlişkin Veriler 3. Çeyrek (Eylül 2020) Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Hatırlatma! Mücbir Sebep Ertelenen Vergi Ödevleri Tablosu

Mücbir Sebep Ertelenen Vergi Ödevleri Tablosu

518 No’lu VUK Genel Tebliğine göre mücbir sebep halinde sayılan mükelleflerin ertelenen vergi ödevlerine ilişkin özet tablo

518 No’lu VUK Genel Tebliğine Göre Mücbir Sebep Halinde Sayılan Mükelleflerin Ertelenen Vergi Ödevleri Beyan Tarihi Ödeme Tarihi
27/5/2020 tarihine kadar verilmesi gereken Muhtasar Beyannameler

(Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannameleri dâhil)

27/07/2020

Pazartesi

27 KASIM 2020
Katma Değer Vergisi Beyannameleri
26/6/2020 tarihine kadar verilmesi gereken Muhtasar Beyannameler

(Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannameleri dâhil)

27/07/2020

Pazartesi

28/12/2020

Pazartesi

Katma Değer Vergisi Beyannameleri
personel programı

Devamı: Hatırlatma! Mücbir Sebep Ertelenen Vergi Ödevleri Tablosu Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

696 sayılı KHK İle Sürekli İşçi Kadrolarına Geçişleri Yapılan İşçiler Hakkında T.C. Sağlık Bakanlığı Uygulaması

696 sayılı KHK İle Sürekli İşçi Kadrolarına Geçişleri Yapılan İşçiler

T.C.

SAĞLIK BAKANLIĞI

Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Sayı : 88642023

Konu : 696 sayılı KHK İle Sürekli İşçi Kadrolarına Geçişleri Yapılan İşçiler Hakkında

DAĞITIM YERLERİNE

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 üncü maddesi kapsamında Bakanlığımız sürekli işçi kadrolarına geçişleri yapılan işçilerin Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve en son sona erecek olan toplu iş sözleşmesi 31.10.2020 tarihi itibariyle sonlanmıştır.

Diğer taraftan, Bakanlığımızın üyesi bulunduğu Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile Bakanlığımız işyerlerinde görevli işçiler için işletme toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (Öz-Sağlık İş) arasında yapılan görüşmeler neticesinde, Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatlarında 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca istihdam edilen işçilere ilişkin 01.01.2019 -31.12.2020 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesi 10.08.2020 tarihinde imzalanmıştır.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Sendika üyeliği ve üyeliğin kazanılması” başlıklı 17 nci maddesinin beşinci fıkrasında, “Sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine e-Devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunulması ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-Devlet kapısı üzerinden kazanılır…” hükmüne, “Üyelik aidatı” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Üyelik ve dayanışma aidatları, yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine, işçinin ücretinden kesilmek suretiyle ilgili sendikaya ödenir. ” hükmüne ve “Toplu iş sözleşmesinden yararlanma” başlıklı 39 uncu maddesinde, “Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır… Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.” hükümlerine yer verilmiştir.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 09.07.2013 tarihli ve 28702 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sendika Üyeliğinin Kazanılması ve Sona Ermesi İle Üyelik Aidatının Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Üyelik, yetkili organın e-Devlet kapısı üzerinden otuz gün içerisinde başvuruyu kabulü ile kazanılır. Üyeliğin başlangıç tarihi, yetkili organ tarafından üyelik başvurusunun e-Devlet kapısı üzerinden kabul edildiği tarihtir…” hükümlerine yer verilmiştir.

ad

Ayrıca, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 üncü maddesi kapsamında Bakanlığımız sürekli işçi kadrolarına geçişleri yapılan işçilere uygulanan Yüksek Hakem Kurulunca karara bağlanan Toplu İş Sözleşmesi hükümleri 31.10.2020 tarihinde sona ermesiyle birlikte söz konusu işçilerin, Bakanlığımızın taraf olduğu ve Bakanlığımızca uygulanmakta olan 01.01.2019 – 31.12.2020 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususuna ilişkin olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından alınan 23.10.2020 tarihli ve E. 2418040 sayılı görüş yazısında, “…6356 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası “bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de asıl işin girdiği işkolundan sayılır” hükmüne amir olup Bakanlığımızca ilan edilen toplu iş sözleşmesi hükümlerinin yürürlük süresinin 31/10/2020 tarihinde sona ermesiyle birlikte, 6356 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine uygun şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen sürekli işçi statüsündeki işçilerin, yetkili sendikaya üye olarak veya dayanışma aidatı ödeyerek anılan toplu iş sözleşmesinden yararlanabilecekleri değerlendirilmektedir.” şeklinde mütalaa edilmiştir.

Bu çerçevede; Genel Müdürlüğümüz emrinde, Müdürlüğünüz emrinde ve Müdürlüğünüze bağlı tüm sağlık tesislerinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 üncü maddesi kapsamında sürekli işçi kadrolarına geçişleri yapılan ve halen görev yapan işçilerin 01.01.2019 – 31.12.2020 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma işlemleri aşağıda belirtilen hususlara göre yürütülecektir.

1. Yararlanma hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak;

a) 01.11.2020 tarihinden önce yetkili işçi sendikasına üye olanlara, İşletme Toplu İş Sözleşmesinde yer alan haklara ilişkin hükümlerin 01.11.2020 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanması,

b) 01.11.2020 tarihi ve sonrasında yetkili işçi sendikasına üye olanlara, İşletme Toplu İş Sözleşmesinde yer alan haklara ilişkin hükümlerin üyeliklerinin yetkili işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere uygulanmaya başlanması,

c) Yetkili işçi sendikasına dayanışma aidatı ödeyerek İşletme Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmak amacıyla 01.11.2020 tarihinde ve öncesinde dilekçe veren işçilere, İşletme Toplu İş Sözleşmesinde yer alan haklara ilişkin hükümlerin 01.11.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulanması,

d) 01.11.2020 tarihinden sonra İşletme Toplu İş Sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanmak isteyen işçiler için, dilekçelerine göre işlem yapılması, İşletme Toplu İş Sözleşmesinde yer alan haklara ilişkin hükümlerin dilekçe/talep tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulanmaya başlanması,

2. Üyelik aidatı veya dayanışma aidatı ödemek suretiyle İşletme Toplu İş Sözleşmesinden yararlanacakların ücretlerine ilişkin olarak;

a) 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 üncü maddesi kapsamında sürekli işçi kadrolarına geçişleri yapılan ve halen görev yapan işçilerin 31.10.2020 tarihi itibariyle almakta oldukları günlük brüt çıplak ücretlerine (yevmiyelerine) herhangi bir ücret zammı uygulanmaması,

b) 31.10.2020 tarihi itibariyle almakta oldukları günlük brüt çıplak ücretleri (yevmiyeleri) üzerinden ücretlerinin hesaplanmasına devam edilmesi,

c) İşletme Toplu İş Sözleşmesi kapsamında öngörülen ücret ve ücret zammı hariç diğer hakların, işçinin üyelik tarihi/dayanışma aidatı ile yararlanma talep tarihine bağlı olarak moc.eyilamola

ödenmesi,

d) Yetkili işçi sendikasına üye olmayanlar ile yetkili işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemek suretiyle işletme toplu iş sözleşmesinden yararlanmak istemeyenlere, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan 375 Sayılı KHK’nın Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret İle Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin uygulanmaya devam edilmesi (01.01.2019 – 31.12.2020 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesi haklarından hiçbir şekilde faydalandırılmamaları),

3. Yetkili işçi sendikasına üyelik aidatlarının kesilmesine yönelik olarak;

a) 01.11.2020 tarihinden önce yetkili işçi sendikasına üye olanlar için 01.11.2020 tarihinden itibaren sendika üyelik aidatlarının, İşletme Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Aidatlar ” başlıklı 13 üncü maddesi uyarınca yetkili işçi sendikasının ekli yazısında belirtilen hesabına yatırılması ve yetkili işçi sendikasına ilgili madde kapsamında listelerin gönderilmesi,

b) 01.11.2020 tarihinden sonra yetkili işçi sendikasına üye olanlar için sendika üyelik tarihinden itibaren sendika üyelik aidatlarının, İşletme Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Aidatlar” başlıklı 13 üncü maddesi uyarınca yetkili işçi sendikasının ekli yazısında belirtilen hesabına yatırılması ve yetkili işçi sendikasına ilgili madde kapsamında listelerin gönderilmesi,

c) Yetkili işçi sendikasına dayanışma aidatı ödeyerek İşletme Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmak amacıyla 01.11.2020 tarihinde ve öncesinde dilekçe veren işçilerin 01.11.2020 tarihinden itibaren dayanışma aidatlarının, İşletme Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Aidatlar” başlıklı 13 üncü maddesi uyarınca yetkili işçi sendikasının ekli yazısında belirtilen hesabına yatırılması ve yetkili işçi sendikasına ilgili madde kapsamında listelerin gönderilmesi,

d) 01.11.2020 tarihinden sonra İşletme Toplu İş Sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanmak isteyen işçiler için, İşletme Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Aidatlar” başlıklı 13 üncü maddesi uyarınca dayanışma aidatlarının, dilekçe/talep tarihi itibariyle yetkili işçi sendikasının ekli yazısında belirtilen hesabına yatırılması ve yetkili işçi sendikasına ilgili madde kapsamında listelerin gönderilmesi,

e) Yetkili işçi sendikasına üye olan işçiler için yetkili işçi sendikasının, sendika üyelik aidatının ödenmesi hakkında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü kapsamında Genel Müdürlüğümüze, Müdürlüğünüze veya sağlık tesisine doğrudan müracaat etmesi durumunda, işçilerin üyelik kabul tarihlerinin kontrol edilerek İşletme Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Aidatlar” başlıklı 13 üncü maddesi hükümlerinin uygulanması,

f) Yetkili işçi sendikasına üyelik tarihinin kontrolünde, yukarıda anılan mevzuat kapsamında işçinin üyelik talebinin e-Devlet kapısı üzerinden yetkili işçi sendikası tarafından kabul edildiği tarihin esas alınması,

4. İlgili mevzuat gereği Sosyal Güvenlik Kurumuna gerekli bildirimlerin yapılması,

5. Yazımızda belirtilen açıklamaların Müdürlüğünüze bağlı tüm sağlık tesislerine bildirilmesi,

hususlarında;

Bilgilerinizi ve yukarıda belirtilen hizmetleri yürütmekle görevli personele tebliği ile gereğini önemle arz ve rica ederim.

Mehmet İSLAMOĞLU

Bakan a.

Genel Müdür

Ek:

1- AÇSHB Görüş Yazısı Örneği (2 Sayfa)

2- Yetkili İşyeri Sendikası Öz-Sağlık İş Sendikasının Yazısı (1 Sayfa)

Dağıtım

Gereği: Bilgi:

81 İl Valiliğine (İl Sağlık Müdürlüğü) Strateji Geliştirme Başkanlığına

YHGM Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına

PDF Dosyası İçin Tıklayınız

Devamı: 696 sayılı KHK İle Sürekli İşçi Kadrolarına Geçişleri Yapılan İşçiler Hakkında T.C. Sağlık Bakanlığı Uygulaması Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

2020/3. Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yabancı Para Değerleri ve Enflasyon Düzeltmesi

2020/3. Geçici Vergi Dönemi

Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

Geçici vergiye tabi kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların bu hüküm dikkate alınarak değerlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle Resmi gazete de yayımlanan döviz alış ve efektif kurları esas alınacaktır.

283 Sıra No.lu VUK Tebliği uyarınca;

Kasadaki mevcut yabancı paralar efektif alış kuru ile;

Yabancı para cinsinden her türlü alacak ve borçlar ile yurt içi veya yurt dışındaki banka hesaplarında yer alan yabancı paralar döviz alış kuru ile değerlenecektir.

2020 Yılı ÜÇÜNCÜ GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİ sonunda (30.09.2020) yapılacak değerlemeler için yabancı para değerleri aşağıdadır.

BİRİM DÖVİZ CİNSİ DÖVİZ ALIŞ EFEKTİF ALIŞ
1 ABD DOLARI 7.8080 7.8025
1 AVUSTRALYA DOLARI 5.5395 5.5140
1 DANİMARKA KRONU 1.2242 1.2234
1 EURO 9.1281 9.1217
1 İNGİLİZ STERLİNİ 10.0309 10.0239
1 İSVİÇRE FRANGI 8.4413 8.4286
1 İSVEÇ KRONU 0.86148 0.86088
1 KANADA DOLARI 5.8334 5.8118
1 KUVEYT DİNARI 25.3439 24.9637
1 NORVEÇ KRONU 0.82272 0.82215
1 SUUDİ ARABİSTAN RİYALİ 2.0817 2.0661
100 JAPON YENİ 7.3748 7.3475
1 BULGAR LEVASI 4.6407
1 RUMEN LEYİ 1.8628
1 RUS RUBLESİ 0.09790
100 İRAN RİYALİ 0.01849
1 ÇİN YUANI 1.1387
1 PAKİSTAN RUPİSİ 0.04682
1 KATAR RİYALİ 2.1323

T.C. Merkez Bankasınca 29.09.2020 tarihinde ilan edilen, 30.09.2020 Tarihli gösterge kurları (T.C.MB Bülten No: 2020/185)

2020/3. GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİ İÇİN ENFLASYON DÜZELTMESİ (ENFLASYON MUHASEBESİ) YAPILMAYACAK (KUYUMCULAR HARİÇ)

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 / EYLÜL ayına ilişkin verilere göre; Yİ-ÜFE’ deki artış, Bir önceki yılın aynı ayına göre % 14,33 ve Son 36 aylık dönemde ise Genel Yİ-ÜFE % 71, 19 olarak hesaplanmıştır.

Bu durumda; 2020/3. Geçici Vergi dönemi için enflasyon düzeltmesi yapılmayacaktır.

Son 36 Aylık artış oranın hesaplanması: 

2020 / EYLÜL ( Yurt içi Üretici Fiyatları Genel Endeksi ) Yİ-ÜFE: 515,13

2017 / EYLÜL ( Yurt içi Üretici Fiyatları Genel Endeksi ) Yİ-ÜFE: 300,90

Son 36 Aylık Genel Yİ-ÜFE artışı ( 515,13:300,90) = % 71, 19

Bu değerlere göre; 2020 YILI İKİNCİ GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİ İÇİN ENFLASYON DÜZELTMESİ YAPILMAYACAKTIR. 213 Sayılı VUK Mükerrer 298. Maddede belirtilen şartlar oluşmamıştır. Söz konusu madde hükmüne göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Yİ-ÜFE artışının, içinde bulunulan dönem dâhil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10’dan fazla olması şartları tekrar birlikte sağlanana kadar enflasyon düzeltmesi uygulanmayacaktır.

Diğer bir anlatım ile her iki değerdeki artış oranının birlikte aşılması koşulu oluşmamıştır. Dolayısıyla bu dönem enflasyon düzeltmesi yapılmayacaktır.

Ancak, münhasıran (sadece) sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden ve kazançlarını Bilanço esasına göre tespit eden gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefi olan kuyumcular, enflasyon düzeltme şartlarının (fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dâhil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde %10’dan fazla olup olmaması koşuluna bakılmaksızın, takip eden yıllarda her geçici vergi dönemi ve hesap dönemi sonu itibarıyla enflasyon düzeltmesi yapmaları zorunludur.

Ancak; Münhasıran (sadece) sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükelleflerin yapacakları düzeltmede kullanacakları Yİ-ÜFE değerleri için Web sitemizin Ana sayfa / Mevzuat /Pratik Bilgiler / Vergi / 9. sayfasında bulabilirsiniz.

Kaynak: İSMMMO

Devamı: 2020/3. Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yabancı Para Değerleri ve Enflasyon Düzeltmesi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Haziran 2020 BIS-Yerel ve Konsolide Bankacılık İstatistikleri Gelişmeleri

Haziran 2020 BIS-Yerel ve Konsolide Bankacılık İstatistikleri Gelişmeleri

BIS – Yerel Bankacılık İstatistikleri

Türkiye’deki bankacılık sektörünün toplam yabancı para varlıkları, 2019 yıl sonuna göre yüzde 3,6 azalışla 289,3 milyar ABD doları, banka dışı sektörden olan yabancı para alacakları ise yüzde 0,3 artışla 182,1 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’deki bankacılık sektörünün toplam yabancı para yükümlülükleri 2019 yıl sonuna göre yüzde 3,4 azalışla 324 milyar ABD doları, banka dışı sektöre olan yabancı para yükümlülükleri ise yüzde 2,9 azalışla 238,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

BIS – Konsolide Bankacılık İstatistikleri

Türkiye’deki bankaların ilk borçluya göre toplam sınır ötesi alacakları, 2019 yıl sonuna göre yüzde 14,5 azalışla 32,2 milyar ABD doları, bankalardan alacakları yüzde 21,0 azalışla 21,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’deki yerli bankaların nihai borçluya göre toplam yurt dışı alacakları, 2019 yıl sonuna göre yüzde 14,2 azalışla 22,3 milyar ABD doları, bankalardan alacakları ise yüzde 21,7 azalışla 12,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Açıklamalar:

BIS-Yerel Bankacılık İstatistikleri ise; Türkiye’de faaliyette bulunan bankalardan Uluslararası Ödemeler Bankasının (Bank for International Settlements-BIS) bu istatistik grubu için özel olarak belirlediği tanım, kapsam ve sınıflandırmalar paralelinde, Merkez Bankası tarafından hazırlanır.

Bankaların yurt dışında yerleşik kişilerden alacakları ve yurt dışında yerleşik kişilere olan yükümlülükleri yanında, yurt içi yerleşiklerle yabancı para cinsinden olan varlık ve yükümlülükleri; bu istatistik grubunun tablolarını oluşturmaktadır. Seçilen ülke ve ülke grupları bazında gösterilen bu verilerde, toplam ve banka dışı kesim ayrımı da sunulmaktadır.

BIS-Konsolide Bankacılık İstatistikleri; 3 aylık dönemlerde, Türkiye’de yerleşik bankaların yurt dışı yerleşiklerden alacaklarını; ülke, vade ve sektör bazında sınıflandırılmasını amaçlamaktadır. Yerli bankaların alacakları, yurt dışı şubelerinin alacaklarını da içerirken; yabancı bankaların alacakları, sadece genel merkezlerinin bulunduğu ülkeden olan borçları içermektedir.

Kaynak: TCMB

Devamı: Haziran 2020 BIS-Yerel ve Konsolide Bankacılık İstatistikleri Gelişmeleri Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Covid 19 Hikayemiz; Nasıl Bulaştı? Etkileri Ne Oldu? Şaban ABACI, SMMM

Covid 19 Hikayemiz; Nasıl Bulaştı? Etkileri Ne Oldu?

Sekiz gün önce gece 12:00 sularında eşimin cep telefonu çaldı. Arayan Bacanağımdı, Eşime annesinin hastalandığını şu anda ………………… Hastanesinin acil servisinde yattığını bildirdi. Eşimin annesi seksen yaşının üzerinde olduğu için durumunun ağır olduğunu isterseniz -ne olur olmaz- gelip görün dedi. Kalktık giyindik Covid-19 önlemlerimizi aldık. Elimize siyah ameliyat eldivenlerini taktık, maskemizi taktık, dezenfektanlarımızı cebimize koyduk ve hastanenin yolunu tuttuk.

Yaklaşık yarım saat sonra Ankara’nın en büyük hastanelerinden birisinin dış kapısından giriş yaptık. Giriş kulübesinde kimseyi göremedim. Kornaya bastım. Birisi göründü acil servise gitmek istediğimizi söyledik. Devam edin işareti aldık. Başladık acil servisi aramaya siz deyin 3 km. ben diyeyim 5 km. hastane bahçesinde yol aldık. Yol boyunca Acil servis levhaları yer almakta sonunda bulduk. Burada aklıma bir soru düştü; bir hastanenin acil servisi bu kadar uzak bir mesafede yer alabilir mi? Acile gelen hasta zaten acillik durumda bu kadar yolu gidene kadar yolda olacak olur.

Allah’tan acilin hemen yanında misafir otoparkı var hemen aracımızı park ettik ve acilden içeri girdik. Acilde ilk gördüklerimi anlatayım: Kapıda hiçbir güvenlik ve kontrol yok. Köhne bir giriş, kapının girişinde solda bir büfe var. Büfenin penceresi dışarıya açık ve oradan dışarıdaki ziyaretçilere içecek veriyor. İçeride ise büfenin etrafını plastik patlak poşetlerden tamamen sarmışlar adeta virane bir gecekondu görüntüsü. Dışarıya açılan camdan içeri hava giriyor, poşetler havalanıyor. Bu arada bu bahsettiğim giriş alanının sol tarafında demir sandalyeler var ve hasta yakınları orada beklemekteler. Girişin hemen ilk sağında bir ayaklı ateş ölçer var. Bunun ne olduğunu anlarsanız kendiniz kolunuzu tutuyor ve ateşinizi ölçüyorsunuz. Bu ateş ölçerin hemen bir metre karşısında güvenlik kontrole benzeyen bir sandalye var ama kimse yok. Tam bir başıbozukluk. İçeri giren çıkan belli değil. Dikkatimi çeken küçük çocuklu aileler geliyor ve direkt içeri giriyorlar. Biraz daha ileri sağ tarafta acil hastalar var. Koridorlarda geziyorlar. Muayene oluyorlar. Tam girişin karşısında yine bir kapı var. Buranın solunda güvenlik görevlileri var Bankın arkasında beş-altı kişi dizdize oturmuş sohbet ediyorlar. Sorgusuz sualsiz geçiyoruz. Bu arada yeğenimiz bizi karşılıyor. Soldaki şifreli kapıdan içeri giriyoruz. Kapıda A4 kağıda yazılı ve asılı Covid-19 alanı gibi bir yazı var tam hatırlayamıyorum. Yeğenimin, şifreli kapının şifresini nasıl öğrendiğini sormak ise aklıma gelmedi. İçeri girdik tekrar solda yoğun bakım odası var. Yoğun bakım odasının kapısından içeri el ayasını okutarak giriyorsunuz. Ancak ne tuhaf ki biz el ayamızı okuttuğumuzda sanki önceden tanımlı gibi kapı açıldı ve içeri girdik. İçeride iki yoğun bakım yatağı var. Birisinde kaynanam ağır bir şekilde yatıyor diğer yatak boş. Refakatçi olarak Baldızım içeride. –Bu arada virüs bulaşma ihtimali aklıma geldi. Ancak kaynanam yaşından dolayı sürekli hasta olduğu için yine aynı rahatsızlığının olduğunu düşündüm– Eşimle bizde odaya girdik. Baldızım görevlilerden birisinin hastanın yanında durmasını ve refakat etmesini istemiş çekmiş gitmiş. Biz orada iken de hiçbir sağlıkçı gelmedi. Baldızım biz gelince yorulduğunu söyledi yoğun bakım odasından çıktı biz kaldık. İçeriyi süzüyorum; her taraf yıkık dökük, tavan delik ve o delikten aşağı kablolar sarkıyor. Boya badana berbat bir durumda. Kenarda bir alet var boyu tavana kadar ıskartaya çıkmış olduğu her halinden belli sanki terkedilmiş bir oda. Kapının sağ tarafına bir koltuk koymuşlar. Koltuk bana sakın oturmayın diyor. Acilin tamamı nerede ise böyle dökük ve virane. Sanki bu hastaneye artık gelmeyin, şehir hastanelerine gidin der gibi bir izlenim edindim.

Nasıl Bulaştı?

Hastamıza teşhis o gece konmadı. Ancak ben, eşim, baldızım, bacanağım ve bir çok akrabamız sırayla hastanın yanına defalarca girdik-çıktık. Sabah 05:00 sularında biz evimize geldik. Hastamızın yanında kalanlar kaldı. Ertesi gün Sağlıkçılardan telefon geldi, hastamızın covid-19 olduğunu ve bizlerinde temaslı olduğumuz söylendi. Evde olup olmadığımızı, temas ettiğimiz kimseleri sordular. Akşam 21:00 sularında iki adet bayan filyasyon ekibi geldi. Eşim ve benim ağız ve burundan testimizi yaptılar iki poşet hap verdiler ve gittiler. Ertesi gün sabah sağlıkçılar tarafından eşim arandı ve pozitif olduğumuzu yani covid-19’lu olduğumuzu söylediler ve temaslı olduğumuz kimseleri, evde kaç kişi olduğumuzu sordular söyledik. Üç çocuğumuz var onlara da gelip test uyguladılar onlara da ertesi gün sabah covid-19 hastası olduklarını söylediler. Şimdi beş kişi covid-19 hastası olarak sekiz gündür evimizde herkes evin bir köşesinde karantina altında hasta bekliyoruz. Sonradan öğreniyoruz. O gece hastaneye gelen aileden bir çok kişide covid-19 çıkmış ve herkes karantinada. Ayrıca işyerimizde çalışanlarımızı da temaslı olarak bildirdik. Onlarda şu anda karantina da. İş yerimizi kapattık. Biz hastayız, çoluk-çocuk hasta, çalışanlar hasta. Ancak bir çok işyerinde olduğu gibi giderlerimiz tam hız devam etmekte, kiramız işlemekte, maaşlar işlemekte fakat gelir elde edememekteyiz

Etkileri Ne Oldu?

Verilen hapları ilk gün 16 adet içtik, ikinci günden itibaren ise günde 6 şar adet içtik.

Bendeki  etkisi; İlk başlarda kemiklerimde sızlama, eklem yerlerimde ağrı oluştu Ağrı sürekli farklı bölgeye kaydı. Tad alma ve koku alma duyusunu kaybettim. Ses kısılması ve halsizlik oluştu. Ancak şuanda halsizlik dışında düzeldim.

Eşime etkisi; bel ağrısı ve baş ağrısı oldu, halen devam ediyor.

Çocuklarımda ise; Tad alma ve koku alma duyusu kaybı var ve devam ediyor. İnşaallah geçer.

Sonuç

Eğer hastanede kaynanamıza acil teşhis konulabilseydi, ya da biz acilden içeri alınmasaydık. Ya da biz önlem olarak acil bakımdaki yoğun bakıma hiç girmeseydik. Bunlar başımıza gelmeyecekti.

Bu sekiz gün içerisinde çok ilgilenildi. Sağlık ocağından her gün arandık. Sağlık Bakanlığından 182 den iki kez arandık. Ancak bu hastalandıktan sonra oldu. Yani iş işten geçti.

Not: Bu hastanenin hangi hastane olduğunu merak eden sağlık ilgililere olursa bilgi verebilirim.

Şaban ABACI/Yönetici

S.M. Mali Müşavir

www.alomaliye.com

 

Devamı: Covid 19 Hikayemiz; Nasıl Bulaştı? Etkileri Ne Oldu? Şaban ABACI, SMMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

KVKK – Kişisel Verilerin Yurtdışına Aktarımı

KVKK – Yurtdışına Veri Aktarımı Kamuoyu Duyurusu

Bilindiği üzere, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) 07.04.2016 tarihli ve 29677 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun 32 nci maddesi uyarınca Kanunun 8 inci, 9 uncu, 11 inci, 13 üncü, 14 üncü, 15 inci, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci maddeleri yayımı tarihinden altı ay sonra, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte, Kanunun “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel verilerin, yayımı tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde Kanun hükümlerine uygun hale getirileceği düzenlenmiştir. Bu anlamda, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenleyen Kanuna uyum için makul bir süre hem Kanunda yer alan düzenlemelerle hem de Kurumumuzun işbirliğine dayalı anlayışı ile kişisel veri işleme faaliyetinde bulunan ilgililere tanınmıştır.

Kurumumuz faaliyete geçtiği günden bu yana, kişisel verilerin korunmasına yönelik farkındalık yaratmak ve ilgililerin iş süreçlerini Kanuna uygun olarak yeniden tasarlayabilmeleri adına Ülkemizin her bölgesine yayılan organizasyonlar gerçekleştirmekte, ilgili meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ile sürekli olarak bilgi alışverişinde bulunmakta, veri sorumluları ile veri işleyenleri yönlendirmekte ve ilgili paydaşlardan gelen talepleri uygun düştüğü ölçüde karşılamaktadır. Bu kapsamda, eğitim programları düzenlenmekte ve Kanuna etkili bir uyumun sağlanabilmesi için işleme faaliyetinde bulunan aktörlere kolaylık sağlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca yine önemle ifade etmek gerekir ki, başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve muhtelif sektör temsilcileri olmak üzere çeşitli paydaşların talebi doğrultusunda Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için tanınan süre kapsamlı uyum sürecinin gerektirdiği özen, Sicile kayıt uygulamasıyla kişisel verileri işlenen ilgili kişiler bakımından sağlanması amaçlanan şeffaflığın tam anlamıyla gerçekleşmesi gereği ve COVID-19 salgınının etkileri dikkate alınarak üç kere uzatılmıştır. Yine, COVID-19 salgını sürecinde uzaktan ve/veya dönüşümlü çalışma uygulamalarının neden olabileceği zorluklar; her bir başvuru ya da veri ihlal bildirimi özelinde, veri sorumlularının uymakla yükümlü oldukları sürelerin değerlendirilmesi açısından Kişisel Verileri Koruma Kurulu (Kurul) tarafından göz önünde bulundurulmuştur.

Kurumumuz, Anayasada öngörülen özel hayatın gizliliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında, Ülkemizde kişisel verilerin korunmasını sağlamanın ve buna yönelik farkındalık oluşturarak bilinç düzeyini geliştirmenin yanında, veri temelli ekonomide özel ve kamusal aktörlerin uluslararası rekabet kapasitelerini artırıcı bir ortam oluşturmayı da misyon olarak benimsemektedir. Kişisel verilerin hukuka uygun, bireylerin kontrolünden ödün vermeden ve şeffaf bir biçimde işlenmesi sonucu elde edilecek katma değer büyük bir önem arz etmektedir. Nitekim Kurumumuz da bu farkındalığa sahip olarak kişisel verilerin korunması ve dijital dönüşümün çok yoğun bir şekilde yaşandığı günümüzün gereklerine uygun olarak kişisel verilerin önemli bir parçasını teşkil ettiği verimi yüksek ve avantajlı iş süreçlerinin sürdürülebilmesi arasında bir denge gözetmektedir. Ancak takdir edilecektir ki, Kurumumuz Kanunda öngörülen görev ve yetkileri çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu anlamda, kişisel verilerin Kanunda yer verilen usul ve esaslara uygun olarak işlenmesinin sağlanması ve zorunlu izin ve/veya yetkilendirme süreçlerinin işletilmesi Kurumumuzun asli yükümlülüğüdür. Ancak bu noktada belirtilmesinde fayda görülmektedir ki, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Kurumumuz çağdaş hukuk düzenlerinde yürürlükte bulunan kişisel verilerin korunması ile ilgili düzenlemeler ve bunlara ilişkin uygulama ile aynı doğrultuda etkinlik göstermektedir.

personel programı

Öte yandan, çeşitli özel sektör temsilcileri ve akademik kuruluşlardan Kanun ve ilgili ikincil mevzuatın uygulanmasına ve Kurumumuzun yürüttüğü faaliyetlere ilişkin birtakım eleştirilerde bulunulduğu görülmektedir. Söz konusu eleştiriler, çoğulcu bir yaklaşımla kişisel verilerin korunması alanında daha uygulanabilir modellerin oluşturulması imkânını tanıması bakımından Kurumumuz tarafından olumlu karşılanmakla birlikte, ilgililer nezdinde oluşabilecek yanlış anlaşılmaların giderilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu Kamuoyu Duyurusu da kişisel verilerin yurt dışına aktarılması özelinde Kurumumuzun çalışmalarını ve bakış açısını ortaya koyarak bu yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi amacıyla yayınlanmaktadır.

  1. a) Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarımına İlişkin Kanunda Öngörülen Düzenleme

Kişisel verilerin yurt dışına aktarımına ilişkin usul ve esaslar, Kanunun 9 uncu maddesinde düzenlenmekte olup; söz konusu maddede, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamayacağı; ancak Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ile özel nitelikli kişisel veriler bakımından 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlardan birinin varlığı ve kişisel verinin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması halinde; yeterli korumanın bulunmaması durumunda ise Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kurulun izninin bulunması kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın yurt dışına aktarılabileceği hükme bağlanmıştır.

Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, Kanunun 3 üncü maddesinde yer verilen “kişisel verilerin işlenmesi” tanımında da açıkça belirtildiği üzere bir işleme faaliyetidir. Yani, kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasının değiştirme, yeniden düzenleme, kaydetme, depolama ve muhafaza etme gibi diğer kişisel veri işleme faaliyetlerinden bir farkı bulunmamaktadır. Nitekim özel olarak Kanunun 9 uncu maddesinde düzenlenmiş olsa da ilgili hükümde Kanunun 5 inci ve 6 ncı maddelerinde düzenlenmiş kişisel verilerin işlenme şartlarına atıf yapılmaktadır.

Diğer taraftan belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin yurt dışına aktarımının ayrı bir hükümde düzenlenmiş olmasının ve kişisel veri işleme şartlarından birinin varlığına ek olarak diğer bazı şartların aranmasının sebebi ilgili kişinin kişisel verilerinin aktarıldığı ülkede de etkin olarak korunabilmesinin sağlanmasıdır. Bu düzenlemeyle yurt dışına aktarılmış kişisel verilerle ilgili olarak, ilgili kişinin sahip olduğu hakları etkin bir şekilde ve Kanunun uygulamasına mümkün olabilecek en yakın seviyede kullanabilmesi ile aktarım yapılacak tarafın başta veri güvenliği olmak üzere ilgili kişiyi korumaya yönelik güvencelerin sağlanması hususunda yükümlü kılınması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, kişisel verilerin yurt dışına aktarımına ilişkin düzenlemeler ve bu düzenlemeler çerçevesinde Kurumumuz tarafından benimsenen yaklaşım ve yürütülen faaliyetler küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sonucu her an daha da artan bir miktarda gerçekleşen sınır ötesi aktarımları engellemeyi değil; temel hak ve özgürlüklerin korunması temelinde öngörülebilir ve şeffaf bir aktarım rejimini oluşturmayı hedeflemektedir.

b) Yeterli Koruma Bulunan Ülkelerin (Güvenli Ülkelerin) Belirlenmesi

b-1) İlgili Ülkede Yeterli Koruma Bulunup Bulunmadığına İlişkin Değerlendirme

Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yeterli korumanın bulunduğu ülkelerin Kurul tarafından belirlenerek ilan edileceği düzenleme altına alınmıştır. Bununla birlikte, anılan maddenin dördüncü fıkrasında, Kurulun yabancı ülkede yeterli koruma bulunup bulunmadığına; Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri, kişisel verilerin aktarılacağı ülke ile Türkiye arasında veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumunu, kişisel verinin aktarılacağı ülkenin konuyla ilgili mevzuatı ve uygulamasını değerlendirmek suretiyle karar vereceği hükme bağlanmıştır. Nitekim Kurulun 02.05.2019 tarihli ve 2019/125 sayılı kararı ile de, yeterli korumanın bulunduğu ülkelerin tayininde kullanılmak üzere oluşturulan form Kurumumuz resmi internet sitesinde yayımlanmış olup, söz konusu forma göre yeterli korumanın bulunduğu ülkelerin belirlemesinde, karşılıklılık durumu, ilgili ülkenin kişisel verilerin işlenmesine ilişkin mevzuatı ve uygulaması, bağımsız veri koruma otoritesinin bulunup bulunmadığı, kişisel verilerin korunması ile ilgili uluslararası antlaşmalara taraf olma ile uluslararası kuruluşlara üye olma durumu, Ülkemizin üye olduğu küresel ve bölgesel örgütlere üye olma durumu ve ilgili ülke ile yürütülen ticaret hacmi gibi kriterlerin dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Kurul tarafından yeterli koruma bulunup bulunmadığına ilişkin yapılacak değerlendirme; çeşitli ve birbirinden oldukça farklı ulusal hukuk düzenlerinin varlığı, değerlendirmeye konu ülkede genel nitelikte bir veri koruma düzenlemesinin bulunmaması veya yalnızca belirli alanları kapsayan düzenlemelerin bulunması ve federal devletlerde eyaletler arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda titizlikle yürütülmesi gereken yoğun ve uzun bir süreç sonrasında sonuçlandırılabilecektir (Madde 29 Çalışma Grubu, Working Document Transfers of personal data to third countries : Applying Articles 25 and 26 of the EU data protection directive, s. 26, https://ec.europa.eu/justice/article-29/documentation/opinion-recommendation/files/1998/wp12_en.pdf ). Öte yandan, “yaşayan” birer doküman olarak nitelendirilebilecek yeterlilik kararları, periyodik gözden geçirmelere tabi tutulacak ve değişen koşullara göre söz konusu yeterlilik kararları değiştirilebilecek, askıya alınabilecek veya kaldırılabilecektir. Dolayısıyla, güvenli ülke statüsü tayini, ilgili ülke ile yakın işbirliği ve diyalog mekanizmalarının kurulmasını içeren, kapsamlı ve çok boyutlu değerlendirmelerin yapılması ile sağlanan koruma düzeyinin sürekliliğinin takip edilmesini gerektiren dinamik bir süreci ifade etmektedir (Avrupa Komisyonu, COMMUNICATION FROM THE COMMISSION TO THE EUROPEAN PARLIAMENT AND THE COUNCIL Exchanging and Protecting Personal Data in a Globalised World, s. 8-9, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:52017DC0007&from=EN).

b-2) Güvenli Ülke Statüsünün Karşılıklı Olarak Tanınmasının Önemi

Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca Kurul, yabancı ülkede yeterli koruma bulunup bulunmadığına ilişkin yapacağı değerlendirmede ilgili ülke ile Türkiye arasında veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumunu dikkate alacaktır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, Dışişleri Bakanlığı ile güvenli ülke statüsü tayinine ilişkin yapılan bütün yazışmalarda mütekabiliyet hususu ön plana çıkmakta ve yürütülecek müzakerelerin her hal ve şartta karşılıklı yeterlilik kararı verilmesi üzerine olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Öte yandan, kişisel verilerin korunması bakımından güvenli ülke statüsünün değerlendirmeye konu ülke ile karşılıklı olarak tanınması Ülkemizde faaliyet gösteren veri sorumlusu ve veri işleyenlerin kişisel verilerin güvenli, maliyetsiz ve hızlı bir biçimde aktarım olanağından aynı şekilde yararlanabilmeleri, ekonomik kazanç sağlayabilmeleri ve bu anlamda tek taraflı bir tanımanın yaratacağı asimetri nedeniyle dezavantajlı konumda bulunmamaları için de büyük bir önem arz etmektedir.

b-3) Kurumumuz Tarafından Yürütülen Güvenli Ülke Statüsü Tayini Çalışmaları

Hâlihazırda güvenli ülke statüsü tayini için diğer devletlerden Kurumumuza iletilmiş herhangi bir talep bulunmamakla birlikte, mevcut ve potansiyel ticari ilişkiler, coğrafi ve/veya kültürel bağlar ve siyasi/diplomatik ilişkiler dikkate alınarak çeşitli ülkelerle görüşmeler gerçekleştirilmekte ve bu kapsamda çalışmalar yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Diğer taraftan, diğer kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve diğer paydaşlar tarafından hakkında yeterlilik kararı verilmesinin yararlı olacağı değerlendirilen ülkelere ilişkin önerilerde bulunulması halinde Kurumumuz çalışmalarını uygun düştüğü ölçüde yönlendirmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, güvenli ülke statüsü tayinine ilişkin çalışmalar Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile yakın iş birliği içerisinde yürütülmektedir. Bu çerçevede; Kurumumuz tarafından güvenli ülke statüsü tayini ile ilgili olarak muhtelif ülkelerle görüşmelerimiz devam etmekte olup, Avrupa Birliği (AB) ile hem resmi hem de gayri resmi nitelikte yapılan görüşmeler kapsamında gerek karşılıklı yeterlilik kararı verilmesi gerek Ülkemizde yürürlükte olan kişisel verilerin korunması mevzuatının AB müktesebatına uygun olarak güncellenmesi konularında istişarelerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, Kurumumuz üye devletler adına yeterlilik kararı vermeye yetkili Avrupa Komisyonunun ve Avrupa Komisyonuna yeterli koruma değerlendirmesi hususunda görüş veren Avrupa Veri Koruma Kurulunun konuya ilişkin çalışmalarını ve dokümanlarını yakından takip etmekte ve bu süreçte tesis edilen yeterlilik kararlarını inceleyerek potansiyel müzakereler için hazırlıklarını tamamlamaktadır. Bu kapsamda, Kurumumuz; ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyon içerisinde Avrupa Komisyonu ile karşılıklı güvenli ülke görüşmelerinin yürütülebilmesi için gerekli her türlü tedbiri almış durumdadır.

b-4) Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi (108 sayılı Sözleşme)

b-4-1) 108 sayılı Sözleşmenin 12 nci maddesinin Ülkemizdeki uygulamasına ilişkin olarak:

Bilindiği üzere, 108 sayılı Sözleşmenin “Kişisel verilerin sınır ötesi akışı ve iç hukuk” başlıklı 12 nci maddesi,

1) Otomatik işleme konu olan veya otomatik işleme konu olmak üzere toplanmış kişisel verilerin her türlü yoldan ulusal sınırların ötesine transferinde aşağıdaki hükümler uygulanır.

2) Bir Taraf, münhasıran özel yaşamın korunması amacıyla kişisel verilerin diğer bir Tarafa sınır ötesi akışını yasaklayamaz veya özel müsaadeye tabi tutamaz.

3) Bununla birlikte her bir Taraf, 2 nci fıkradaki hükümlere aşağıdaki durumlarda istisna getirebilir:

a) Kendi mevzuatının, belli kişisel veri veya otomatik kişisel veri dosyası kategorileri için, bu verilerin veya dosyaların doğasından kaynaklanan özel düzenlemeler içermesi, diğer Tarafın düzenlemelerinin ise eşdeğer bir koruma içermemesi durumunda;

b) Bu transferin bir Tarafın ülkesinden, bir diğer taraf üzerinden Taraf olmayan bir devletin ülkesine yapılması durumunda, bu bendin başında atıfta bulunulan Tarafın mevzuatının boşluklarından yararlanmak üzere yapılacak bu tür transferleri engellemek amacıyla.

hükmünü amir bulunmakta olup, düzenlemede Sözleşmeye taraf devletlerin yalnızca özel hayatın korunması gerekçesiyle diğer taraf devletlere gerçekleşecek kişisel veri aktarımlarını yasaklayamayacakları veya özel bir izin mekanizması öngörmek suretiyle kısıtlayamayacakları öngörülmüştür. 108 sayılı Sözleşmeye ilişkin Açıklayıcı Raporda da (Rapor) hükmün ikinci fıkrasında yer alan düzenlemenin amacının, Sözleşmeye taraf ülkelerin kişisel verilerin korunması bakımından yeterli düzeyde güvenceleri sağladığı yönündeki ön kabulden hareketle taraf ülkeler arasında veri akışının kolaylaştırılması olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, hükmün taraf devletler arasındaki veri akışının bildirime tabi kılınmasına veya tarafların iç hukuklarında belirli durumlarda yurt içinde veya sınıraşan nitelikte aktarımları yasaklamaya yönelik düzenlemeler yapabilme imkânını ortadan kaldırmadığı açıklaması da yapılmıştır (Avrupa Konseyi, Explanatory Report to the Convention for the Protection of Individuals with regard to Automatic Processing of Personal Data, Paragraf 67. https://rm.coe.int/CoERMPublicCommonSearchServices/DisplayDCTMContent?documentId=09000016800ca434).

Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde Kurulun veri aktarımına izin verip vermeyeceğine ilişkin yapacağı değerlendirmede Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu anlamda, kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin 108 sayılı Sözleşmeye taraf olmasının Kurulun değerlendirmesine esas teşkil edecek unsurlardan biri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 108 sayılı Sözleşmeye taraf olma durumu, yeterli korumanın bulunduğu ülkelerin Kurulca belirlenmesinde kullanılmak üzere Kurulun 02/05/2019 tarihli ve 2019/125 Kararında kabul edilen kriterler arasında da yer almaktadır. Bununla birlikte, maddede aktarıma konu kişisel verilerin niteliği ile işlenme amaç ve süresi, aktarımın yapılacağı ülkedeki veri koruma mevzuatı ve uygulaması ve bu ülkedeki veri sorumlusu veya veri işleyenin taahhüt edeceği önlemler gibi özellikle kişisel verilerin etkin bir biçimde korunmasını sağlamaya yönelmiş hususlar ile Ülkemiz ile aktarımın yapılacağı ülke arasında veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumunun da Kurulun değerlendirmesinde göz önünde bulunduracağı düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmeye taraf devletlerin iç hukuklarında belirli durumlarda yurt dışına veri aktarımını yasaklamaya yönelik düzenleme yapabileceğine ilişkin Raporda yer alan açıklama ve Kurulun yabancı ülkede yeterli koruma bulunup bulunmadığına ilişkin yapacağı değerlendirmede hem 108 sayılı Sözleşme gibi Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri hem de kişisel verilerin korunması veya özel hayatın gizliliğini koruma amacını taşımadan aktarımın yapılacağı ülke ile karşılıklılık halini değerlendireceğine ilişkin Kanunun 9 uncu maddesinde yer verilen düzenleme dikkate alındığında Kanunda öngörülen kişisel veri aktarım rejiminin 108 sayılı Sözleşme ile uyumlu olduğu açıktır.

b-4-2) 108 sayılı Sözleşmenin 12 nci maddesinin AB’deki uygulamasına ilişkin olarak:

AB hem mülga 95/46/AT sayılı Direktif hem de Gerçek Kişilerin Kişisel Verilerin İşlenmesi Bakımından Korunması ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı Hakkında ve 95/46/AT sayılı Direktifi Yürürlükten Kaldıran 27/04/2016 tarihli ve (AB) 2016/679 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Genel Veri Koruma Tüzüğü-GVKT) hükümleri uyarınca 108 sayılı Sözleşmeye taraf olan ülkeleri herhangi başka bir değerlendirmede bulunmadan yeterli korumaya sahip ülke olarak nitelendirmemekte ve Sözleşmeye taraf olmayı yalnızca yeterlilik değerlendirmesinde dikkate alacağı bir kriter olarak kabul etmektedir. Nitekim 108 sayılı Sözleşmeye taraf olsa dahi bir ülkenin ancak yeterli koruma sağlayıp sağlamadığına ilişkin hakkında yapılacak ayrı bir değerlendirme sonrasında güvenli ülke olarak ilan edildiği görülmektedir(Örnek: İsviçre). Öte yandan AB, 108 sayılı Sözleşmeye ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokolün yürürlüğe girmesinden sonra da Sözleşmeye ve Protokole taraf ülkeler için aynı süreci işletmiştir (Örnek: Andorra).

Kurulun “Kişisel verilerin 108 sayılı Sözleşme dayanak gösterilerek yurt dışına aktarılması” hakkında 22.07.2020 tarihli ve 2020/559 sayılı Kararında yukarıdaki değerlendirmeler çerçevesinde 108 sayılı Sözleşmenin 12 nci maddesi hükmünü gerekçe göstererek Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aktarım tarafları arasında düzenlenmiş yazılı bir taahhütnamenin ve Kurulun izninin bulunmaması nedeniyle yurt dışına kişisel veri aktarımı gerçekleştiren bir veri sorumlusu hakkında idari para cezasına hükmedilmiştir. Ancak belirtilmesinde fayda görülmektedir ki, söz konusu karar birtakım eleştirilerde ifade edildiği gibi yurt dışına veri aktarımını imkânsız hale getirmemektedir. Kararla, Ülkemizin taraf olduğu 108 sayılı Sözleşme ve Sözleşmeye Ek Protokolün uygulamasına Kurumumuzun yaklaşımı açıklanmakta ve 108 sayılı Sözleşmeye taraf olma durumunun Kurumumuz tarafından güvenli ülke statüsü tayini için yeterli olmadığı vurgulanarak veri sorumlularının Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca yazılı bir korumayı taahhütte bulunarak kişisel veri aktarımlarını gerçekleştirmeleri gerektiği belirtilmektedir.

c) Yeterli Koruma Bulunmayan Ülkelere Kişisel Veri Aktarımı

Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yeterli korumanın bulunmadığı ülkelere aktarımın gerçekleştirilebilmesi için aktarım taraflarının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kurulun aktarıma izin vermesi gerekmektedir. Kurul öncelikle, yurt dışına kişisel veri aktarımında veri sorumlusu tarafından hazırlanacak taahhütnamelerde yer alacak asgari unsurları belirlemiştir. Daha sonrasında ise çok uluslu şirket topluluklarını oluşturan şirketler arasında gerçekleştirilecek topluluk içi aktarımlarda Bağlayıcı Şirket Kuralları alternatif bir yeterli koruma sağlama yolu olarak belirlenmiştir.

c-1) Taahhütnameler

Kurumumuz tarafından hem veri sorumlusundan veri sorumlusuna hem de veri sorumlusundan veri işleyene gerçekleştirilecek yurt dışına kişisel veri aktarımlarında kullanılmak üzere iki tür taahhütname hazırlanmıştır. Ancak, Kurumumuza veri sorumluları tarafından yapılan başvurularda taahhütnamelerin ekinde yer alan söz konusu kişisel veri aktarımının dayandığı işleme şartına, amacına, aktarıma konu veri kategorilerine, veri konusu kişi grubuna veya gruplarına, aktarım yapılacak tarafın alacağı idari ve teknik tedbirlere ve saklama süresi gibi unsurlar ile ilgili açıklamaların aktarıma izin verilip verilmeyeceğine ilişkin değerlendirmeye esas teşkil edilebilecek detayda ve açıklıkta olmadığı görülmüştür. Ayrıca, yapılan başvuruların idari makamlara yapılacak başvurularda riayet edilmesi gereken usul ve esaslara uygun olmadan gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bunun üzerine bahse konu taahhütnamelerin hazırlanmasında veri sorumluları tarafından dikkat edilmesi gereken gerek usule gerek esasa ilişkin hususlar ile ilgili detaylı bir kamuoyu duyurusu hazırlanarak Kurumumuzun resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Diğer taraftan belirtmek gerekir ki, yurt dışına kişisel veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla yapılan başvurular, Kurumumuzun ilgili tüm birimleri tarafından hem hukuki hem teknik boyutlarıyla titizlikle incelenmekte ve mümkün olan en kısa süre içerisinde başvuruculara geri dönüş yapılarak eksikliklerin tamamlanması veya düzeltmelerin yapılması için ek süre tanınmaktadır. Bu anlamda, başvurucular desteklenmekte ve iş süreçlerinin aksamaması adına gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır. Dolayısıyla, Kurumumuzun taahhütnamelerin onaylanması ve aktarıma izin verilmesi sürecinde zorlaştırıcı bir yaklaşım benimsediği eleştirisi gerçeği yansıtmamaktadır.

c-2) Bağlayıcı Şirket Kuralları

Kurumumuz tarafından veri sorumlularının organizasyonlarının ve iş süreçlerinin farklılık gösterdiği dikkate alınarak kişisel verilerin yurt dışına aktarılabilmesi için uygun güvencelerin oluşturulması gereğini karşılayacak alternatif bir yöntem olarak Bağlayıcı Şirket Kuralları oluşturulmuştur. Bu kapsamda, çok uluslu grup şirketleri arasında yapılacak aktarımlarda kullanılabilecek Bağlayıcı Şirket Kurallarına ilişkin başvuru formu ve Bağlayıcı Şirket Kurallarında bulunması gereken temel hususlara ilişkin yardımcı doküman yayımlanarak ilgililerin kullanımına sunulmuştur. Çok uluslu grup şirketlerinin, kendilerine özgü yapılarına, ihtiyaçlarına ve faaliyet gösterdikleri sektörün gereklerine uygun olarak hazırladıkları ve birbirleri arasında gerçekleştirilecek yurt dışına veri aktarımlarında uymayı taahhüt ettikleri kuralların Kurul tarafından uygun bulunması halinde Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş yeterli korumayı taahhüt etme yükümlülüklerini yerine getirmiş olacaklardır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, söz konusu yöntem AB’de kişisel verilerin korunmasında temel düzenleme niteliği haiz Genel Veri Koruma Tüzüğünde de hakkında yeterlilik kararı verilmemiş ülkelere yapılacak aktarımlarda kullanılabilecek uygun güvenlik düzeyini sağlama yöntemlerinden biri olarak öngörülmektedir.

d) Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarımına İlişkin Diğer Kanunlarda Öngörülen Düzenlemeler

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası “Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.” hükmünü amirdir. Bu anlamda, Kanun çerçeve düzenleme niteliğini haiz olarak yurt dışına aktarım dâhil olmak üzere kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel usul ve esasları belirlemekte; sektörlere ilişkin farklı düzenlemelerin bulunması halinde bu düzenlemeleri tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Diğer bir deyişle, farklı alanlarda sürdürülen kişisel veri işleme faaliyetlerinin tabi olduğu kanuni düzenlemeler Kanun ile beraber uygulanmakta ve bu şekilde söz konusu faaliyetlerin kendine özgü yapısından kaynaklanan gereklilikler de yerine getirilmiş olmaktadır. Kurumumuz da bütüncül bir bakış açısıyla hem mevzuatı tümüyle göz önünde bulundurarak hem de söz konusu kişisel veri işleme faaliyeti özelinde dikkate alınması gereken diğer unsurları tespit ederek faaliyetlerini yürütmektedir.

Yine Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasında ise; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. (…)” denilmek suretiyle milletlerarası antlaşmaların usulüne uygun olarak iç hukukumuza dâhil edilmesi halinde kanun hükmünde sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kanunlarda ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalarda kişisel verilerin yurt dışına aktarımına ilişkin bir düzenlemenin mevcut olması halinde, bu düzenlemeye göre hareket edilecektir. Nitekim Kurulun bankacılık sektörüne ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararında 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 73 üncü maddesinde öngörülen düzenleme çerçevesinde yapacağı aktarımların Kanunun diğer hükümleri ile bağlı kalınmak şartıyla Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası uyarınca gerçekleştirilebileceği ifade edilmiştir.

SONUÇ

Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, Anayasanın “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı ikinci kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlıklı ikinci bölümünde yer alan 20 nci maddenin üçüncü fıkrasında,

IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması

  1. Özel hayatın gizliliği

Madde 20 – …

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

şeklinde düzenlenerek bir temel hak ve özgürlük olarak tanınmıştır. Bu anlamda, Kurumumuz her geçen gün daha fazla tehdit altında olan bir temel hak ve özgürlüğün korunması amacına hizmet etmektedir. Diğer ülkelerde faaliyet gösteren veri koruma otoriteleri gibi Kurumumuz da bu bilince sahip olarak kişisel veri işleme faaliyetinde bulunan aktörleri eğitici ve yönlendirici çalışmalarda bulunmakla birlikte gereken durumlarda bir kanun uygulayıcısı olarak bu aktörler hakkında idari yaptırım da tesis etmekte olup, Kurumumuzun sürdürdüğü faaliyetler bireyleri en üst düzeyde korumaya yönelmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan olanaklardan Ülkemizin de faydalanabilmesi adına söz konusu gelişmeler takip edilerek kişisel verilerin korunması hukukuna uygun şekilde uygulamaların geliştirilmesine de katkı sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda, kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin olarak Kurumumuzca yürütülen güvenli ülke çalışmaları devam etmektedir. Bu noktada önemle ifade etmek gerekir ki, kamuoyunda sorun olarak görülen yurt dışına veri aktarımında Kurul’un iznini öngören süreç, Kanunun 9 uncu maddesinde emredici bir şekilde hükme bağlanan düzenlemenin bir sonucudur.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Kaynak: KVKK

Devamı: KVKK – Kişisel Verilerin Yurtdışına Aktarımı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Vergi Müfettişlerinin İkramiye İle Ödüllendirilmelerinin Mevzuat Altyapısı Hazır! Muharrem ÖZDEMİR, YMM

Vergi Müfettişlerinin İkramiye İle Ödüllendirilmeleri

Muharrem ÖZDEMİR
E. Defterdar
Yeminli Mali Müşavir
m.ozdemir@vdd.com.tr
Yazar Hakkında

I- GİRİŞ:

Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını[1] Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanun 1931 tarih ve 1905 sayılı olup halen yürürlükte olup hükümleri günümüzde birebir tatbik edilmektedir.[2]

Kanun, menkul ve gayrimenkul emval ile bunların intifa haklarının ve daimi vergilerin mektumlarını haber verenlere verilecek ikramiye ile ilgili esasları menkul ve gayrimenkul mallar olmak üzere iki farklı ikramiye tarifesi şeklinde düzenlemiştir.

Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dâhili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere de farklı düzenleme öngörmüştür.

Umumi veya hususi kanunlar ve muahedeler ahkâmına göre Devlete ait veya Hazine emrine mevdu olması lazım geldiği halde Hükümetin kayda müstenit ıttılaı haricinde gizli kalmış olan aşağıdaki bilumum varlıklar için ayrı 100 000 liradan yukarı olan kısım için % 7,5 ihbar ikramiyesi belirlemiştir.

a) Menkul ve gayrimenkul emval,

b) Bu nevi emvalin intifa hakları ile senede merbut veya ipotekli ve ipoteksiz alacaklar,

c) Her nevi mevduat ve emanet ile esham ve tahvilatı ve sigorta matluplarını

Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları mecmuu üzerinden nispetler farklı dahilinde ikramiye verilmesi öngörülmüş olup 15 000 liradan yukarı olan kısım için % 10 oranındadır.

personel programı

II- İHBAR İKRAMİYESİNE MÜTEALLİK ÖZEL DURUMLAR

II.1. Vergi İncelemesi Sonucunda Vergi Farkı Bulanlara İkramiye İle Taltif Olunmuştur

1931 tarih ve 1905 sayılı Kanun’un[3] 7’nci maddesinde “bu kanunun birinci ve altıncı maddelerinde yazılı mektumları zahire çıkarmakta emsali meyanında fevkalade hizmeti görülen varidat tahakkuk ve “tetkik memurları” bulundukları mahallin en büyük mal memurunun talebi ve Maliye Vekâletinin takdir ve tensibi ile misil zamları fazlalarından iki maaş baliğine kadar nakten taltif olunabilirler” denilmektedir.

Kazanç Vergisi Kanunu, 27 Şubat 1926 tarih ve 755 sayılı kanun[4] ile uygulamaya sokulmuştur. Kazanç Vergisi Kanunu’nun 41’nci maddesinin son fıkrası kanun lâyihası[5] ile değiştirilmiştir. Buna göre, Maliye müfettiş ve murakıpları ve tetkik memurları ve varidat tahakkuk müfettişleri dahi yapacakları teftiş ve tetkik sırasında bu salâhiyetlere haizdirler. Varidat tetkik memurlarının, vergi incelemesi yanında yukarıdaki yapılan kanun düzenlemesi ışığında da teftiş ve tetkik görevi ile mücehhez oldukları anlaşılmaktadır.

Bu Kanuna göre, varidat tetkik memurlarının yapacakları vergi incelemesi sonucunda vergi farkı bulmaları halinde ikramiye ile taltif olunacakları yer almaktadır.

Birimi Unvanı Derecesi Adet Maaş
Varidat Müdürlüğü Varidat Tetkik Memuru 10 31

 

30

 

II.2. İlk İkramiye ile Taltif Olunan Varidat Tetkik Memuru Abbas Hilmi Efendi üstadımızın Düzenlediği Vergi İnceleme Raporu

1931 tarihinde, Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinde bir sene sonra varidat tetkik memuru Abbas Hilmi Efendi’nin ilk vergi inceleme raporunu düzenlediğini görmekteyiz.

Trabzon Defterdarlığı Varidat Tetkik Memuru Abbas Hilmi Efendi’nin 14.04.1932 tarihinde Trabzon Liman İşleri İnhisar Türk A.Ş hakkında vergi incelemesi yaparak tenkid mahiyetinde vergi inceleme raporu düzenlediği anlaşılmaktadır.[6]

Söz konusu raporda, varidat tetkik memuru Abbas Hilmi ile şirket hissedarlarından Topalzade Ali Rıza ve Vaizzade Hasan Tahir Bey’lerin müşterek imzaları yer almaktadır.

14 Nisan 1932 tarihli şirketle ilgili bir raporuna göre; Trabzon Liman İşleri İnhisarı Türk Anonim Şirketinin 1931 yılı bilançosunda yer alan şirketin sermaye ve mali bilançosu şu şekilde gösterilmektedir:

  Türk Lirası
50.000 Sermayesi tamamı tediye edilmiştir
3.881 1931 senesi nihayetindeki ihtiyat akçesi
5.000 Maliye hissesinin miktarı
5.000 Sanayi ve Maden Bankasının hisse miktarı
14.700 1931 senesinde temin ettiği kar miktarı
30 Beher içtima için reise verilen hakkı huzur
25 Beher içtima için Azaya verilen hakkı huzur
21.160 Mevcut kayıkların kıymeti 1931 senesi bilançosuna nazaran
2.280 Demirbaş eşyası 1931 senesi bilançosuna nazaran
39.366 Nakit ve bankalardaki hesabı cariler yekûnu 1931 senesi bilançosuna nazaran

1932 yılı şirket genel kurulu sırasında şirketin işletilmesiyle ilgili olarak, 1931 yılına ait hesaplarda bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği görülmektedir. Bu usulsüzlükler 14.04.1932 tarihli vergi inceleme Raporu, (9) madde de toplanmaktadır. Bunlar sırasıyla;

1- Tahsil edilemeyen bazı alacakların, şirket yönetimince tahsil edilmiş olarak gösterilmesi,

2- Memurlara verilen avanslarda faiz hesaplaması usulsüzlükleri,

3- Şirketin motor ve kayıkların tamiri için aldığı kereste ve diğer bazı malzemeleri parasını ödediği halde bu malzemelerin tesliminin yapılmadığı,

4- Şirket ambarında mevcut eşyaların, kayık ve motorların bedelinde fatura tutarlarındaki uygunsuzluklar,

5- Şirket tarafından kullanılan dekovil hatlarının kıymet bedellerinin tespiti, tamir ve bakımındaki usulsüzlükler,

6- Kar ve zarar hesaplarında işletme, kiralama, kırtasiye gibi alanlarda tasarrufa gidildiğinin belirtilmesine karşılık, bunun yapılmadığı,

7- Yönetim Kurulu üyelerine katılmadıkları toplantılar için usulsüz “huzur hakkı” ödemelerinin yapılması,

8- Banka hesabı adı altında bilançoya kayıt edilen para miktarı ile banka hesaplarının birbirini tutmadığı,

9- Şirket yöneticileri ile görevlilerine ödenen harcırahlardaki tutarsızlıklar.

Söz konusu rapor içeriğinin tetkikinde de görüleceği üzere, vergi inceleme bilgileri, şirket yetkilileri ve varidat tetkik memuru Abbas Hilmi Efendi ile müşterek imza altına alındığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında tespit edilen usulsüzlük, tespitler ve vergi kaçırma teknikleri ve yöntemleri günümüzdeki konularla benzerliği ile dikkat çekmektedir.

II.3. Günümüzde Vergi İnceleme elemanına ihbar ikramiyesi verilebilir mi?

1931 tarihinde, Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 2 inci maddesinde, İhbar, Devlet memurları tarafından vaki olduğu takdirde ihbar edenlere birinci maddenin şeraiti dâhilinde ve bu maddedeki nispetlerin yarısı miktarında ikramiye verilir’ denilmektedir.

Ancak birinci maddedeki emvalin ve intifa haklarının tahrir ve tahakkuku ile vazifedar olan memurlarla bu memurları sevk ve idare eden amirlere ihbar mukabili olarak ikramiye verilir. Bilümum mal memurları ile tahrir ve tahmin heyetleri mensuplarına ve tahakkuk muamelesinde vazifedar olanlara ikramiye verilmez.

Kanunun 7 inci maddesinde de, bu kanunun birinci ve altıncı maddelerinde yazılı mektumları zahire çıkarmakta emsali meyanında fevkalade hizmeti görülen varidat tahakkuk ve tetkik memurları bulundukları mahallin en büyük mal memurunun talebi ve Maliye Vekâletinin takdir ve tensibi ile misil zamları fazlalarından iki maaş baliğine kadar nakten taltif olunabilirler.

Görüleceği üzere, ilgili kanunun 7 inci maddesi halen yürürlükte olup varidat tahakkuk ve tetkik memurları bulundukları mahallin en büyük mal memurunun talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanının takdir ve tensiplerine göre misil zamları fazlalarından iki maaş baliğine kadar nakten taltif olunabilirler.

Varidat tetkik memuru unvanı günümüzde Vergi Müfettişliğine denk gelmektedir. Şöyle ki, İstanbul maliyesi teşkilâtına ait 2265 numaralı kanunun üçüncü maddesi ile gerek dört vilâyette yeni varidat teşkilâtı icrasına dair bulunan 2475 numaralı kanunun 1’nci maddesi ile varidat tetkik memurları yerine varidat “Tahakkuk Müfettişlikleri” ihdas edilmiştir.

29.05.1936 tarih ve 2996 Sayılı Maliye Vekâleti Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’un[7] müteferrik hükümler başlıklı 44’ncü maddesinde, “Bu kanunda yazılı kontrol memurları, varidat kanunlarında yazılı tahakkuk müfettişi ve tahsil müfettişlerine veya tetkik memurlarına verilmiş hak ve salahiyetlerine haizdir” denilmektedir. Bu yasal düzenleme ile 1926 tarihinde ihdas edilen tahakkuk müfettişliği unvanı “Varidat Kontrol Memuru” olarak değiştirilmiştir.

5655 Sayılı Maliye Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 2996 sayılı Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesine dair Kanunun 1 sayılı Cetvelde yer alan “Gelir Kontrol Memuru” ve “Tahsil Kontrol Memuru” ve “Varidat Kontrol Memuru” unvanları kaldırılmış yerine 140 adetVergi Kontrol Memuru” unvanı ihdas edilmiştir.

1993 tarihinde Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 178 sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına İlişkin 516 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin[8] 14’ncü maddesi ile “Vergi Denetmenliği” kadrosu ihdas edilmiştir.

646 Sayılı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının Kurulması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Vergi Denetmenliği kaldırılmış olup yerine başkaca bir hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu kadrolarda bulunanlar Vergi Müfettişliği unvanına atanmıştır. [9]

Bu bilgiler ışığında vergi müfettişleri, gizli kalmış vergi kaçaklarını ortaya çıkarmakta emsallerine göre fevkalade hizmet ortaya koymaları halinde mahallin en büyük mal memurunun talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanının olur ve tensipleri ile iki maaş baliğine kadar nakten taltif edilebilirler.

III- TALEP VE RİCA

Makalemi Sayın Bakanımızın ilgi ve değerlendirmelerine takdim eder, söz konusu maddenin işlerlik kazanması için gerekli talimatları vermelerini olur ve tensiplerine sunarım. Arz ederim.

Dip Notlar:

[1] Devletten, hazineden veya hükümetten gizli tutulmuş, saklanmış anlamında kullanılan Osmanlıca bir terim.

[2] 31.12.1931 tarih ve 1990 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Hakları ve Daimi Vergilerin Mektubatı Muhbirlerine Verilecek İkramiye Hakkındaki Kanun 26.12.1931 tarihinde kabul edilmiş olup 31.12.1931 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[4] 14.03.1926 tarih ve 321 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[5] 2395 sayılı Kazanç Vergisi Kanunu kabul edilerek 25.03.1934 tarih ve 2662 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[6] Yrd. Doç.Dr. Rahmi ÇİÇEK. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi. Cumhuriyet Dönemi Milli İktisat Uygulamalarına Bir Örnek: Trabzon Liman İşleri İnhisar Türk Anonim Şirketi

[7] 5.6.1936 tarih ve 3322 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

[8] 16.9.1993 gün ve 21700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[9] 10.07.2011 tarih 27990 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Devamı: Vergi Müfettişlerinin İkramiye İle Ödüllendirilmelerinin Mevzuat Altyapısı Hazır! Muharrem ÖZDEMİR, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Temmuz 2020 İşsizlik Rakamları Açıklandı

İşgücü İstatistikleri, Temmuz 2020

İşsizlik oranı %13,4 seviyesinde gerçekleşti

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 369 bin kişi azalarak 4 milyon 227 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,5 puanlık azalış ile %13,4 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 0,6 puanlık azalış ile %15,9 oldu.

İstihdam oranı %43,5 oldu

İstihdam edilenlerin sayısı 2020 yılı Temmuz döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 254 bin kişi azalarak 27 milyon 263 bin kişi, istihdam oranı ise 2,9 puanlık azalış ile %43,5 oldu.

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 361 bin, sanayi sektöründe 246 bin, hizmet sektöründe 761 bin kişi azalırken inşaat sektöründe ise 114 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin %19,4’ü tarım, %19,6’sı sanayi, %6,1’i inşaat, %54,9’u ise hizmet sektöründe yer aldı.

İşgücüne katılma oranı %50,3 olarak gerçekleşti

İşgücü 2020 yılı Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 622 bin kişi azalarak 31 milyon 491 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 3,5 puanlık azalış ile %50,3 olarak gerçekleşti.

Kayıt dışı çalışanların oranı %32,7 oldu

Temmuz 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,3 puan azalarak %32,7 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,1 puan azalarak %20,1 oldu.

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı %13,7, istihdam oranı %48,3 oldu

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,5 puanlık azalışla %13,7, tarım dışı işsizlik oranı ise 0,6 puanlık azalışla %16,0 oldu. Bu yaş grubunda istihdam oranı 2,7 puanlık azalışla %48,3, işgücüne katılma oranı ise 3,6 puanlık azalışla %55,9 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı %25,9, istihdam oranı %30,4 oldu

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık azalışla %25,9, istihdam oranı ise 4,5 puan azalarak %30,4 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 6,8 puanlık azalışla %41,0 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,4 puanlık artışla %29,8 seviyesinde gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %13,6, istihdam oranı %42,6 oldu

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki döneme göre 0,5 puan azalarak %13,6 oldu. İşsiz sayısı bir önceki döneme göre 75 bin kişi azalarak 4 milyon 207 bin kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı bir önceki döneme göre 0,8 puan artarak %42,6 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 540 bin kişi artarak 26 milyon 648 bin kişi olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,7 puan artarak %49,3 oldu. İşgücüne katılan sayısı 464 bin kişi artarak 30 milyon 855 bin kişi olarak tahmin edildi.

Ekonomik faaliyete göre, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam, tarım sektöründe 28 bin kişi azalırken sanayi sektöründe 57 bin kişi, inşaat sektöründe 111 bin kişi, hizmet sektöründe 399 bin kişi arttı.

Devamı: Temmuz 2020 İşsizlik Rakamları Açıklandı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.