• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Yazar arşivi

Haziran 2021 Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri

Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri [1]

Haziran 2021

Haziran 2021 itibariyle, tüketici kredisi ve konut kredisi kullanan toplam kişi sayısı 25 milyon 529 bin kişi, kredi miktarı ise yaklaşık 656 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

Kullandırılan Miktar ve Kişi Sayısı [2]

Nisan-Haziran 2021 döneminde 3 milyon 453 bin kişiye, 88 milyar TL tutarında tüketici kredisi ve konut kredisi kullandırılmıştır. Kredi kullanan kişi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 39, kredi miktarı ise yüzde 26 azalırken, bir önceki çeyreğe göre ise kredi kullanan kişi sayısı yüzde 5, kredi miktarı ise yüzde 8 artmıştır.

Kullandırılan Kredi Miktarı ve Kişi Sayısı [3]

Haziran 2021 itibariyle tüketici kredileri ve konut kredileri bakiyesi yaklaşık 656 milyar TL, kredi kullanan toplam kişi sayısı ise 25 milyon 529 bin kişidir. Toplam kişi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1 oranında artmıştır. Tüketici kredisi ve konut kredileri toplam bakiyesi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 2 oranında büyümüştür.

Bakiyeler itibariyle incelendiğinde, bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre taşıt kredileri yüzde 95, konut kredileri yüzde 18 ve ihtiyaç kredileri ise yüzde 19 oranında artmıştır.

Mal ve Hizmet Gruplarına Göre Dağılım

Nisan-Haziran 2021 döneminde kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinde ihtiyaç kredileri yüzde 81 ile en büyük paya sahiptir. Bunu sırasıyla, yüzde 16 ve yüzde 3 pay ile konut ve taşıt kredileri izlemektedir. Aynı dönemde 3,4 milyon kişi 71 milyar TL tutarında ihtiyaç kredisi, yaklaşık 60 bin kişi yaklaşık 14 milyar TL tutarında konut kredisi ve 25 bin kişi 3 milyar TL tutarında taşıt kredisi kullanmıştır.

Kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinde bir önceki yılın aynı dönemine göre konut kredileri yüzde 57 oranında, ihtiyaç kredileri ise yüzde 16 oranında azalırken, taşıt kredileri ise yüzde 50 oranında artmıştır.

Vade Dağılımı

Nisan-Haziran 2021 dönemi içinde kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinde yüzde 45 pay ile en fazla tercih edilen vade dilimi 25-36 aydır. Bunu yüzde 14 pay ile 49-72 ay ve yüzde 11 pay ile 73 ay ve üzeri vade dilimleri izlemiştir.

Takipteki Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri

Nisan-Haziran 2021 dönemi itibariyle 12 milyar TL olan takipteki krediler (idari+kanuni), tüketici kredileri ve konut kredileri toplamının yüzde 1,9’unu oluşturmuştur.

Nisan-Haziran 2021 döneminde kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinden kanuni[4] takibe alınan kredi miktarı 2 milyar 246 milyon TL (aynı dönemde kullandırılan kredilerin yüzde 2,6’sı) olmuştur. Söz konusu kredilerin yüzde 1’ini taşıt, yüzde 14’ünü konut, yüzde 85’ini ihtiyaç kredileri oluşturmuştur.

—————————————————————-

Önemli Not: Bu raporda yer alan istatistikler, Haziran 2013 dönemi itibariyle 36, Aralık 2013 dönemi itibariyle 34, Aralık 2013’den Mart 2014 dönemine kadar 33, Haziran 2014’ten Aralık 2014’e kadar 34, Mart 2015’ten Mart 2017’ye kadar 33, Haziran 2017 dönemi itibariyle 32 Türkiye Bankalar Birliği üyesi olan ve tüketici kredisi ve konut kredisi kullandıran banka verisinden oluşmuştur. Raporda yer alan istatistikler “Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ”deki değişikliğe paralel olarak yayınlanmaktadır. Söz konusu Tebliğ kapsamında yayınlanan tüketici kredileri ve konut kredileri toplu sonuçları ile bu raporun toplulaştırılmış bakiye sonuçları arasında farklar bulunmaktadır. Bu fark bazı bankaların reeskontlarını henüz dağıtamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu rapordaki bilgiler gerçek kişilerce kullanılan ve ticari amaçlı olmayan bireysel kredileri kapsamakta olup bireysel kredi kartları, personel kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarını içermemektedir. Bazı bankaların, ilgili tebliğe göre hazırladıkları tüketici kredileri bilgileri kredili mevduat hesaplarını içermektedir; bu nedenle, bu raporda yer alan tüketici kredileri ve konut kredileri bilgileri ile bu konuda da farklılıklar oluşmaktadır.

Dip Notlar:

[1] Mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını kapsamaktadır. Kişi sayıları tekilleştirilmemiştir.

[2] Çeyrekler itibariyle, akım veridir.

[3] Yıllık bazda bakiye verisidir.

[4] Tüketici kredisi ve konut kredisi bilgisi ileten bir banka “Kullandırılan Kanuni Takipteki Kredi” verisini Haziran 2021 itibarıyla raporlamaya başlamıştır.

Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği

Devamı: Haziran 2021 Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

zekeriyademirtas

11 Eylül 2021 Tarihinde Yazılı Bölümü Yapılan Vergi Dairesi Müdür Yardımcılığı Sınavında Başarılı Olan Adayların Sözlü Sınav Tarihleri ve Giriş Yeri Açıklandı.

11 Eylül 2021 tarihinde yazılı bölümü yapılan Vergi Dairesi Müdür Yardımcılığı Sınavında başarılı olan adayların sözlü sınav tarihleri ve giriş yeri açıklandı.

Söz konusu duyuruya ulaşmak için tıklayınız.

zekeriyademirtas

Ekonomik Gelişmeler 2021 yılı 2. Çeyrek Raporu

Ekonomik Gelişmeler 2021 yılı 2. Çeyrek Raporu

I. GSYH, İŞGÜCÜ, ÜRETİM VE TALEP UNSURLARINDAKİ GELİŞMELER

1. GSYH ve Sektörel Büyüme Hızları

2021 yılı ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi, piyasa beklentileri seviyesinde, yüzde 21,7 oranında büyüyerek toparlanmanın güçlü biçimde sürdüğünü göstermiştir.

2021 yılının ikinci çeyreğinde mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise yüzde 0,9 oranında artmıştır.

İkinci çeyrekte üretim yönünden büyüme gerçekleşmelerine göre;

» Sanayi sektöründe katma değer yüzde 40,5 oranında artmıştır. Böylece sanayi sektörü yılın ikinci çeyreğindeki ekonominin genelindeki yüzde 21,7 oranındaki büyümeye yüzde 7,5 puan katkı yapmıştır. Sanayi katma değerindeki kaydedilen artış, sanayi üretim endeksinde ikinci çeyrekteki 40,3 oranındaki artış ile uyumlu hareket etmiştir.

» Hizmetler sektörü (inşaat dâhil) katma değeri ikinci çeyrekte yüzde 20,5 oranında artarak GSYH büyümesine ikinci çeyrekte 13,2 puan katkıda bulunmuştur. Hizmetler sektörünün alt bileşenleri incelendiğinde,

  • İnşaat yüzde 3,1,
  • Ticaret, ulaştırma ve konaklama faaliyetleri yüzde 45,8,
  • Bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 25,3,
  • Gayrimenkul faaliyetleri yüzde 3,7,
  • Mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 32,4,
  • Kamu yönetimi, eğitim, sağlık ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,5
  • Diğer hizmet faaliyetleri yüzde 32,3

oranlarında büyüme kaydettikleri görülmektedir.

  • Bu dönemde, finans ve sigortacılık faaliyetleri yüzde 22,7 oranında daralarak büyüme kaydetmeyen tek sektör olmuştur.

» Tarım sektörü katma değeri ise ikinci çeyrekte yüzde 2,3 oranında artmıştır.

Sektörde kaydedilen bu artış ikinci çeyrekteki GSYH büyümesine 0,1 puan katkıda bulunmuştur.

2021 yılı ikinci çeyreğinde harcamalar yönüyle büyümeye göre;

» 2021 yılının ikinci çeyreğinde özel tüketim harcamaları yüzde 22,9 oranında artarak ekonomik büyümeye 13,7 puan katkı yapmıştır.

» İkinci çeyrekte tüketimdeki bu artışta dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalardaki artış (yüzde 36,5) yarı dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalardaki artış (55,4) etkili olmuştur.

» Kamu tüketim harcamaları 2021 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 4,2 oranında artmıştır. Böylece kamu tüketim harcamaları ekonomik büyümeye 2021 yılı ikinci çeyreğinde 0,7 puan katkı yapmıştır.

Toplam tüketim 2021 yılının ikinci çeyreğinde böylece yüzde 19,0 oranında artarken, büyümeye katkısı 14,4 puan olmuştur.

» 2021 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 20,3 oranında artan toplam sabit sermaye yatırım harcamaları ekonomik büyümeye 5,4 puanlık katkı yapmıştır. İnşaat yatırımları ikinci çeyrekte yüzde 12,2 oranında artmıştır. Makine teçhizat yatırımları 6 çeyrektir süren artışını sürdürmüş ve yüzde 35,2 oranında artmıştır. (Büyümeye katkısı 3,7 puan).

» Net mal ve hizmet ihracatı 2021 yılının ikinci çeyreğinde büyümeye beklentilere uygun şekilde pozitif katkı yapmıştır (6,9 puan).

» Stok değişmeleri 2021 yılının ikinci çeyreğinde ekonomik büyümeye negatif 5,0 puan etki yapmıştır.

2021 yılının ikinci çeyreğinde GSYH deflatörü yüzde 25,2 artış yönünde gerçekleşmiştir.

İlk çeyrekte hizmetler sektörü faaliyetlerinde toparlanma hızlanmıştır. Diğer yandan, inşaat sektörünün ilk çeyrekteki zayıf büyüme temposunu ikinci çeyrekte de hızlandıramamış olması ve finansal aracılık hizmetleri faaliyetlerinin yüzde 22,7 gibi belirgin bir oranda daralmış olması, hizmetler sektörü büyüme oranını bir miktar kısıtlamıştır. Hizmetler sektöründe en büyük paya sahip olan toptan-perakende ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek faaliyetleri sektörlerindeki canlılık hizmetler sektöründeki büyüme üzerinde belirleyici olmuştur. Haziran ayında kısıtlayıcı önlemlerin hafifletilmesi ve geçtiğimiz yıldan gelen olumlu baz etkisi uzun zamandır belirgin daralma kaydeden konaklama sektöründe güçlü toparlanmayı sağlamıştır.

Tamamı İçin Tıklayınız

Devamı: Ekonomik Gelişmeler 2021 yılı 2. Çeyrek Raporu Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

zekeriyademirtas

31 Ağustos 2021 Tarihi İtibarıyla Merkezi Yönetim Brüt Borç Stoku

Merkezi yönetim brüt borç stoku 31 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla 2.041,7 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

Borç stokunun 890,4 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 1.151,3 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.

Konuya ilişkin detay bilgilere, Hazine ve Maliye Bakanlığının internet sitesinin İstatistikler sayfasındaki Merkezi Yönetim Borç Stoku İstatistikleri bölümünden ulaşılabilir.

Kaynak: T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı

Devamı: 31 Ağustos 2021 Tarihi İtibarıyla Merkezi Yönetim Brüt Borç Stoku Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

zekeriyademirtas

İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulamasına Konu Kazancın Belirlenmesinde Tereddüt Edilen Konular – Emrah AYGÜL, YMM

İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulaması Tereddüt Edilen Konular

Emrah AYGÜL
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
emrah.aygul@erisymm.com

0. Giriş

İndirimli kurumlar vergisi uygulaması, Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinde düzenlenen, teşvik belgeli yatırımların cazibesini önemli ölçüde artıran, kurumlar vergisinin indirimli uygulanması yolu ile yatırımların kısmen Devlet tarafından finanse edilmesini sağlayan, ancak bir o kadar da karmaşık bir düzenlemedir.

Bu yazımızda indirimli kurumlar vergisine konu edilecek kazancın belirlenmesinde kimi tereddütlü konuları ele alacağız.

1. Tevsi Yatırımdan Elde Edilen Kazancın Tespitinde Kullanılan Sabit Kıymet Tutarının Belirlenmesine İlişkin Tartışmalar

Konularımızdan ilki tevsi yatırımlarda, yatırıma ilişkin kazanç belirlenirken sabit kıymetlerin birikmiş amortismanları düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması düzenlemesine ilişkin eleştiriler ve bu konuda yargıya intikal etmiş bir uyuşmazlıktır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinin 4. fıkrasında tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oranın bu kazanca uygulanacağı; kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirleneceği açıklanmıştır.  Ancak düzenlemede sabit kıymet tutarından ne anlaşılması gerektiği açıklanmamıştır.

1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uyarınca ise dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet ifadesinden Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması, dolayısıyla boş arazi-arsa ve amortismana tabi olmayan diğer kıymetlerle ilgili tutarların bu hesaplamada dikkate alınmaması; sabit kıymet tutarının hesabında ise bu kıymetlerin birikmiş amortismanları düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması gerekmektedir.

Tebliğdeki sabit kıymet tutarının hesabında birikmiş amortismanlar düşülmeden önceki brüt tutarların dikkate alınması düzenlemesi eleştiri konusu edilmekte, bunun yerine sabit kıymet tutarının hesabında birikmiş amortismanlar düşüldükten sonraki net tutarların dikkate alınması aşağıdaki gerekçelerle savunulmaktadır.

… maddenin 4. fıkrasında, tevsi yatırımdan elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmediği durumlarda uygulanması öngörülen oranlamada, işletmede kayıtlı sabit kıymetlerin amortismanlar düşüldükten sonraki net tutarıyla mı, yoksa, amortismanlar düşülmeden brüt tutarıyla mı dikkate alınması gerektiği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

… mevzuat hükmü değerlendirildiğinde, mükelleflerin, yatırım teşvik belgesi kapsamında yapacakları yatırımları teşvik etmek amacıyla, bu yatırımlardan elde edecekleri kazancın indirimli oranda vergiye tabi tutulduğu, tevsi yatırımlarda, söz konusu yatırımdan elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oranın bu kazanca uygulanacağı, ancak, kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazancın hakkaniyete ve gerçeğe en yakın ve objektif biçimde tespitine yönelik olarak, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirleneceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313. maddesinde, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269. madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortismanın mevzuunu teşkil edeceği; 315. maddesinde, mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri, ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.

Görüldüğü üzere, muhasebe tekniği açısından, amortismanın konusunun, işletmede 1 yıldan fazla kullanılan, yıpranmaya, aşınmaya ve ekonomik değer yitirmeye mahkum olan kıymetlerin, ekonomik olarak değer yarattıkları süre içerisinde yok edilmeleri olarak kabulünün mümkün bulunduğu, zira amortisman sürelerinin de, Maliye Bakanlığınca, söz konusu iktisadi kıymetlerin ekonomik ömürleri göz önünde tutularak belirlendiği, iktisadi kıymetlerin, zaman içerisinde ayrılan amortisman tutarında azaldığı ve dolayısıyla, üretime ve kazancın elde edilmesine etki etme değeri, kabiliyeti ve katkısının da aynı oranda azaldığının kabulü gerektiği, nitekim, Tek Düzen Hesap Planı Uygulamasında, birikmiş amortismanlar hesabının, maddi duran varlık bedellerinin kullanılabilecekleri süre içerisinde hesaben yok edilmesini sağlamak amacıyla kullanılan hesap olarak tanımlanmasının ve birikmiş amortismanların duran varlık grubu içerisinde (-) kalem olarak belirtilmesinin de bu kabulü desteklediği sonucuna varılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “İndirimli Kurumlar Vergisi” başlıklı 32/A maddesinin 4. fıkrasında, tevsi yatırımdan elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmediği durumlarda uygulanması öngörülen oranlamanın, bu tür durumlarda, tevsi yatırımdan elde edilen kazancın, işletme kayıtları üzerinden net olarak belirlenmesine yönelik fiili ve teknik güçlükten kaynaklandığı, kanun koyucunun, bu nedenle, tevsi yatırımdan elde edilen kazancın tespiti için, işletmede kayıtlı değerleri esas alarak objektif ve hakkaniyete uygun bir kriter getirerek, üretime ve kazancın elde etmesine katkı sağlayan sabit kıymet toplamı ile yatırım tutarının oranlanması yöntemini benimsediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, oranlama yönteminin amacının, oranlama hesabına dahil edilen sabit kıymet tutarlarının, ekonomik ömrü dikkate alındığında, iktisadi kıymetlerinde meydana gelen azalma da göz önünde alınarak, bir diğer deyişle, üretime ve kazancın elde edilmesine katkı sağlama kapasitesi ve kabiliyeti ölçüsünde dikkate alınmasını zorunlu kıldığı, bu nedenle, söz konusu oranlamada, sabit kıymetlerin değerindeki azalma da dikkate alınarak, net değeriyle hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği, aksi kabulün ise teşviki faydasız kılacağı sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan, maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarının, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını ifade ettiği, bu tutarın mevzuatta belirlenen belirli ve sabit bir tutar olduğu dikkate alındığında, söz konusu oranlamada, sabit kıymetlerin net tutarları ile hesaplamaya dahil edilmesinin, indirimden daha kısa süre içerisinde daha büyük oranda yararlanma imkanı verecek olması nedeniyle teşvikin amacına uygun düşeceği gibi, belirlenen teşvik tutarının aşılmasının da söz konusu olamayacağı açıktır.”[1]

Yukarıdaki eleştiriler Tebliğ düzenlemesinin hatalı yönlerini açıkça ortaya koymakta olup, söz konusu eleştirilere biz de katılmaktayız.

Tebliğ düzenlemesinin hukuka aykırı olması gerekçe gösterilerek ihtirazi kayıtla hazırlanan kurumlar vergisi beyannamesine ilişkin tahakkuk eden verginin dava konusu edildiği bir olayda, dava İstanbul 10. Vergi Mahkemesi’nin 25/04/2017 tarih ve E:2016/1434, K:2017/790 sayılı kararı ile reddolunmuştur. İstinaf başvurusunda da istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna  oyçokluğu ile varılmıştır (İstanbul BİM, 2. VDD, E. 2017/3916 K. 2018/2535 T. 17.7.2018). [2]

Bu aşamada Danıştay’ın konuya yaklaşımını merakla bekliyoruz.

2. Yatırıma Fiilen Başlanılan/Kısmen İşletilmesine Başlanılan Yılda İndirimli Kurumlar Vergisine Konu Edilecek Kazanç Belirlenirken Süre Kısıtları Göz Önüne Alınmalı mı?

Uygulamada ve vergi yazınında yatırıma fiilen başlanıldığı veya kısmen işletmesine başlanıldığı yılda, başlanılan ay dikkate alınmaksızın yatırımdan veya diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın belirlenmesinde yılın tamamına ilişkin karın dikkate alındığı görülmektedir. Bu tip uygulamaların ileride eleştiri konusu edilmesi ihtimaline karşın konunun daha geniş tartışılmasında fayda görüyoruz.

2.1. Yatırımın Fiilen Başladığı Yılda İndirimli Kurumlar Vergisine Konu Edilecek Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazancın Belirlenmesinde Zaman Kısıtı Var mı?

Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinin ikinci fıkrasına 6322 sayılı Kanunla eklenen (c) bendi hükmüyle, mükelleflerin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlarının yatırım döneminde diğer faaliyetlerinden 1/1/2013 tarihinden itibaren elde ettikleri kazançlarına, indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle yatırıma katkı tutarının kısmen kullandırılması mümkün hale gelmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alanYatırıma başlanan tarihten itibaren bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulatmak suretiyle” lafzındaki  “yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazanç” ifadesi kazançta dönem kısıtı olduğunu açıkça göstermektedir. Düzenlemeden yatırımın ilk yılında (fiilen başladığı yılda) diğer faaliyetlerinden elde edilen kazancın hesaplanmasında yılın tamamının değil, yatırım dönemine isabet eden kıst dönem kazancının dikkate alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.

Peki “yatırım dönemi” ne zaman başlar ve biter?

Tebliğ uyarınca diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması açısından yatırım dönemi ifadesinden, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması gerekmektedir.

Buna göre örneğin 15.11.2020 tarihinde fiilen başlanılan bir yatırıma ilişkin 2020 yılında yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın belirlenmesinde, son dönem yani 2020 yılı dördüncü (01.10.2020-31.12.2020) döneminde elde edilen kazancın dikkate alınmasının yasa lafzına daha uygun olduğu düşünülmektedir.

Nitekim indirimli kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin hazırlanan ancak yayımlanmayan Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküler taslağında yer verilen bir örnekte de kıst dönem  kazancı (yatırım dönemine isabet eden kazanç) dikkate alınmıştır.

(C) A.Ş. 2012/3305 sayılı Karara göre düzenlenmiş yatırım teşvik belgesi kapsamında 4 üncü bölgede 18/9/2013 tarihinde yatırıma başlamış olup 2013 yılı içinde 2.000.000 TL yatırım harcaması yapmıştır. (Yatırımın toplam tutarı 30.000.000 TL; yatırıma katkı oranı %30; vergi indirim oranı %70)

(C) A.Ş. yatırımını 12/3/2014 tarihinde fiilen tamamlamış olup 15/4/2014 tarihinde tamamlama vizesinin yapılması için Ekonomi Bakanlığına müracaat etmiştir. Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan (C) A.Ş. 1/7/2013 tarihinden itibaren diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulayabilecektir.

(C) A.Ş. 1/7/2013-31/12/2013 tarihleri arasında diğer faaliyetlerinden 20.000.000 TL kazanç elde etmiştir. Bu dönemde (C) A.Ş. söz konusu yeni yatırımından herhangi bir kazanç elde etmemiştir.

Dolayısıyla, (C) A.Ş. yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde ettiği 20.000.000 TL kazanca, yararlanılan yatırıma katkı tutarı 2.000.000 TL’yi geçmemek üzere, indirimli kurumlar vergisi uygulayabilecektir.”

Son olarak şu hususu da belirtmekte fayda görüyoruz. 2012/3305 sayılı Kararın 24. maddesi uyarınca yatırımın başlangıç tarihi, teşvik belgesi için Bakanlığa veya ilgili yerel birime müracaat tarihidir. Ancak yatırım yapmadan yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanamayacağından, Tebliğde yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin dikkate alınması yerinde olmuştur.

2.2. Yatırımın İşletilmesine Başlanılan Yılda İndirimli Kurumlar Vergisine Konu Edilecek Yatırımdan Elde Edilen Kazancın Belirlenmesinde Zaman Kısıtı Var mı?

Bilindiği üzere indirimli kurumlar vergisi düzenlemesi başlangıçta yatırımdan elde edilen kazanç üzerine inşa edilmiştir. Nitekim yasa lafzında bu durum şu şekilde ifade edilmiştir: “… teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.”

Yatırımdan elde edilen kazanç, esasen yatırım işletilmeye başlandıktan sonra mümkün olabilir. Öyle ise yatırımdan elde edilen kazanç tanımına, yatırımın işletilmesi öncesine tekabül eden dönem kazancının girmesi düzenlemenin özüne aykırıdır.

Önceki bölümlerde belirtildiği üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinin 4. fıkrasında tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oranın bu kazanca uygulanacağı, kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirleneceği açıklanmıştır. Düzenlemenin devamında indirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanacağı ifade edilmiştir.

İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanacağından, bu ilk yılda yatırımdan elde edilen kazancın belirlenmesinde dikkate alınacak kazancın (tevsi yatırımı ise sabit kıymet oranlamasının üzerinden yapılacağı kazancın) yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminin başından hesap dönemi sonuna kadar olan süreye isabet edenin olduğu söylenebilir.

Bu bölümde yer alan zaman kısıtlarının uygulamada daha geniş tartışılmasının faydalı olacağı düşüncesindeyiz.

3. Sonuç

İndirimli kurumlar vergisi uygulaması maalesef uygulama açısından bünyesinde çok sayıda soru ve sorun barındırmaktadır. Yazımızda bu kapsamda  indirimli kurumlar vergisine konu edilecek kazancın belirlenmesinde kimi tereddütlü konulara yer verdik.

Bunlardan ilki tevsi yatırımlara ilişkin kazancın belirlenmesinde amortisman öncesi sabit kıymet değerlerini dikkate alan Tebliğ düzenlemesinin tartışmalara yol açtığı, yasal dayanaktan uzak olduğu ve diğer yasal düzenlemelerle tutarlı olmadığıdır.

Ele alınan diğer bir konuda ise; indirimli kurumlar vergisine konu edilecek hem yatırımdan elde edilen kazanç hem de yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazanç için yatırıma fiilen başlanılan ya da kısmen işletmeye geçilen yılda, yılın tamamına ilişkin kazanç yerine, yatırım dönemi ve işletme döneminde elde edilen kazançların dikkate alınması hususuna dikkat çekilmiştir.

Dip Notlar:

[1] İstanbul BİM, 2. VDD, E. 2017/3916 K. 2018/2535 T. 17.7.2018 – Azlık Oyu gerekçesi, www.lexpera.com.tr

[2] www.lexpera.com.tr

personel programı

Devamı: İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulamasına Konu Kazancın Belirlenmesinde Tereddüt Edilen Konular – Emrah AYGÜL, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

zekeriyademirtas

Katılım Bankasının finansman sağlamak amacıyla ortak olduğu sermaye şirketine kullandırılan kredilerin örtülü sermaye kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hk.

Sayı: 
64597866-125[12]-8646
Tarih: 
25/05/2021

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

64597866-125[12]-8646

25.05.2021

Konu

:

Katılım Bankasının finansman sağlamak amacıyla ortak olduğu sermaye şirketine kullandırılan kredilerin örtülü sermaye kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hk.

 

  

İlgi

:

10.09.2020 tarihli özelge talep formunuz.

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,

            - …………… yönetim kurulunun …… tarihli kararıyla, …..'ye kar/zarar ortaklığı kapsamında … TL limit tahsis edilmesine, kar/zarar ortaklığı kapsamında ortaklık faaliyetlerinin yürütülmesi için yeni bir şirketin kurulmasına ve tahsis edilen limitin kurulan bu şirkete sermaye olarak konulmak suretiyle kredi olarak kullandırılmasına karar verildiği,

            - ………. tarihinde …………. ile … arasında Finansman Ortaklığı Sözleşmesi imzalandığı,

            - …..…. tarihinde ……… tarafından … TL sermayeli … unvanlı şirketin tescil edilerek kurulduğu,

            - Finansman ortaklığı sözleşmesi çerçevesinde emek-sermaye ortaklığı (mudarebe) yöntemiyle …'nin kurulmuş olduğu, ….. hisse devri ile fon kullandırma yönteminin kar/zarar ortaklığı (müşareke) şekline dönüştüğü, Olağanüstü Genel Kurul Kararıyla şirket sermayesinin … TL'ye çıkarılması üzerine artırılan sermaye tutarı dahil …'ye ödenen … TL sermaye tutarının finansman ortaklığı sözleşmesi kapsamında kar/zarar ortaklığı kredisi olarak kullandırıldığı,

            - Katılım bankalarından, emek-sermaye ortaklığı (mudarebe), kâr/zarar ortaklığı (müşareke), yatırım ortaklığı (girişim sermayesi), zirai ortaklıklar şeklinde kredi kullanan müşterilerin, bankacılık düzenlemeleri çerçevesinde aynı katılım bankasından diğer yöntemlerle de kredi kullanabildiği, bu krediler için katılım bankasına ödenen kar paylarının (ve yabancı para kredilerinde kur farkı gelirlerinin), katılım bankaları nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulduğu

            belirtilmiş olup bahse konu kredilerin, kredi kullanan müşteriler nezdinde Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi kapsamında örtülü sermaye sayılıp sayılmayacağı, müşteriler tarafından ödenen kar payları ve kur farklarının kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile … tarafından vergilendirilmiş dönem karından Genel Kurul Kararı ile dağıtılan karların bankanızca iştirak kazancı olarak kurumlar vergisinden istisna olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kurumların, tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançlar vergiden istisnadır.

            Aynı Kanunun "Örtülü sermaye" başlıklı 12 nci maddesinde,

            "(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.

            (2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.

            (3) Bu maddenin uygulanmasında;

            a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,

            b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini,

            ifade eder.

            (4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır.

            (5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.

            (6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:

            a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.

            b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar.

            c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar.

            ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.

            (7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır."

            hükmü yer almaktadır.

            Örtülü sermaye konusunda detaylı açıklamalara 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "12. Örtülü Sermaye" başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

            …...

            Özelge talep formunuzda yer alan hususlar gerek Kurumlar Vergisi Kanunu ve 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yer alan hüküm ve açıklamalar gerekse …. Kurumundan alınan … tarihli ve … sayılı görüş yazısında yer alan açıklamalar çerçevesinde değerlenmiş olup buna göre,

            - …. tarafından … TL sermaye ile kurulmasına karşın özelleştirme sonrası %... hissesine sahip olunan …'ye başlangıçta konulan … TL'nin "emek-sermaye ortaklığı (mudarebe) yöntemiyle sağlanan kredi",

            - ….. sonrası artırılan sermayenin …. tarafından karşılanan … TL'lik kısmının, "kar/zarar ortaklığı (müşareke) yöntemiyle sağlanan kredi"

            olarak değerlendirilmesi ve bahse konu kredilerin örtülü sermaye hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir.

            Öte yandan, ….. tarafından …'ye kredi verilmesi dolayısıyla elde edilen gelirlerin, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre "iştirak kazancı istisnası" kapsamında kurumlar vergisinden  istisna tutulması mümkün değildir.

            Ayrıca, …'nin bu kredi işlemi nedeniyle oluşacak finansman giderlerinin, kurum kazancının tespitinde dikkate alınabileceği tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

zekeriyademirtas

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları araçlara ait giderlerin indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hk.

Sayı: 
62030549-120[40-2020/746]-403633
Tarih: 
20/05/2021

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

62030549-120[40-2020/746]-403633

20.05.2021

Konu

:

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları araçlara ait giderlerin indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

 

  

İlgi

:

sayılı özelge talep formu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; motorlu araç ticaretiyle iştigal ettiğiniz, şirketinizin ana faaliyet konusunun binek oto, hafif ticari araç, minibüs, midibüs, van ve kamyonet gibi motorlu araçların ve bunlara ait yedek parçalarının ithali, yurt içinde ve yurt dışında satışı olduğu, bu kapsamda söz konusu motorlu araçların ithal edildiği ve ilgili ana bayilere satıldığı, ana faaliyetiniz yanında ithal edilen araçların belirli bir kısmının şirketiniz faaliyetlerinde kullanılmak veya başka şirketlere kiralanmak üzere ilk iktisabı amortismana tabi iktisadi kıymet olarak kayıt ve tescilinin şirketiniz adına yapıldığı, kurumunuzun muhasebe kayıtlarında "Maddi Duran Varlıklar/254-Taşıtlar" hesabında yer alan ve binek oto mahiyetinde olan bu araçların çoğunluğunun şirketiniz faaliyetlerinde kullanıldığı, ancak bir kısmının ise şirketiniz faaliyetlerinde kullanılmayıp doğrudan grup şirketlerine ve bayilere veya diğer kurum ve şirketlere kiraya verildiği ve belli bir sürenin sonunda ise şirketiniz iç kuralları gereği satışa konu edildiği belirtilerek grup şirketlerine ve bayilere veya diğer kurum ve şirketlere kiraya verildiği ve belirli bir sürenin sonunda satışa konu edildiği belirtilen söz konusu araçlar için yapılan giderler ve bunlara ilişkin ayrılan amortismanların Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1), (5) ve (7) numaralı bentleri uyarınca giderleştirilmesi hususunda  Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde ise; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde de; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmıştır.

Diğer yandan, mezkur Kanunun 40 ıncı maddesinde; 7/12/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7194 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişiklik yapılmış olup, maddenin birinci fıkrasının;

-(1) numaralı bendinde, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 6.000 Türk lirasına kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla (313 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere) 150.000 Türk lirasına kadarlık kısmının,

-(5) numaralı bendinde, kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, 1/1/2020 tarihinden itibaren bu giderlerin en fazla %70'inin,

-(7) numaralı bendinde, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli (313 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere) 170.000 Türk lirasını, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde, amortismana tabi tutarı (313 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere) 320.000 Türk lirasını aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmının gider yazılabileceği ve bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutarın ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği,

hükümlerine yer verilmiştir.

Konuya ilişkin açıklamalara 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi" başlıklı beşinci bölümünde yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; faaliyetleri binek otomobillerin kiralanmak suretiyle işletilmesi olanların bu amaçla iktisap ettikleri ve bu faaliyetlerinde kullandıkları binek otomobillerin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi ile bu otomobillere ilişkin diğer giderler söz konusu gider kısıtlamasına tabi tutulmayacaktır. Dolayısıyla, şirketinizce doğrudan grup şirketlerine, bayilere veya diğer kurum ve şirketlere kiraya verilerek işletilmek üzere iktisap edilen ve şirket faaliyetlerinde kullanılmaksızın kiraya verilen binek otomobillerinin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisinin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi,  bu binek otomobillere ilişkin tamir, bakım vb. giderlerin aynı maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi, amortisman giderlerinin ise yine aynı maddenin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi kapsamında, gider kısıtlamasına tabi olmaksızın, kurum kazancının tespitinde dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, motorlu araç ticareti faaliyetinizde kullanılmak üzere iktisap edilen binek otomobillere ilişkin giderler ise bu kısıtlamaya tabi tutulacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

zekeriyademirtas

Yapımcı firmalardan tüm hakları satın alınan dizi filmleri için ayrılacak amortisman oranları hk.

Sayı: 
62030549-125[8-2020/191]-437814
Tarih: 
04/06/2021

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

62030549-125[8-2020/191]-437814

04.06.2021

Konu

:

Yapımcı firmalardan tüm hakları satın alınan dizi filmleri için ayrılacak amortisman oranları

 

  

İlgi

:

… numaralı özelge talep formu.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, televizyon yayıncılığı faaliyetinde bulunduğunuz, yapımcı şirketlerden tüm haklarını satın aldığınız dizi filmlerin "Haklar Hesabı"nda takip edildiği, ilk yıl için % 85, ikinci yıl için %15 oranları dikkate alınmak suretiyle amortismana tabi tutulduğu, yılın birinci, ikinci ve üçüncü geçici vergi dönemlerinde alınarak yayınlanan dizi filmler için ilk yıla ilişkin amortisman tutarının tamamının dizinin ilk yayınının yapıldığı dönemde gider hesabına intikal ettirilmesinin mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşleri talep edilmektedir.

A) KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Safi Kurum Kazancı" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, ikinci fıkrasında da safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonundaki ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun "İndirilecek Giderler" başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde ise, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ile "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanması olup, "Dönemsellik" kavramı gereği işletmeler, gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmek; hasılat, gelir ve kârlarını aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırmak durumundadır. Bu ilke uyarınca gelir ve giderlerin ilgili oldukları döneme kaydedilmesi gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz tarafından tüm hakları satın alınan dizi filmlere ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların ilgili dönem kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

B) VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

- 313 üncü maddesinde, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil ettiği,

- 315 inci maddesinde, mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri, ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı,

- 320 nci maddesinde, her yılın amortismanının ancak o yıla ait değerlemede nazara alınabileceği, amortismanın her hangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman süresinin uzatılamayacağı

hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda, işletmede bir yıldan fazla kullanılan, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan ve envantere dahil bulunan iktisadi kıymetler için amortisman ayrılması mümkün bulunmakta olup, amortisman ayrılmasına iktisadi kıymetlerin aktife girdikleri hesap döneminden itibaren başlanması icap etmektedir. Aktife girme kavramı ise, iktisadi kıymetin iktisap edilerek defter kayıtlarına geçirilmesini, değerleme gününde envantere dahil olmasını ve kullanılmaya hazır halde bulundurulmasını ifade etmekte olup, iktisadi kıymetin işletmede fiilen kullanılmaya başlanması gerekli bulunmamaktadır.

Mezkur Kanunun 315 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak "Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları" 339, 365, 389, 399, 406, 418, 439, 458 ve 506 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile açıklanmıştır.

Söz konusu amortisman listesinin 44.9.1. bölümünde, filmlerin faydalı ömür süresi 2 yıl ve amortisman oranı ilk yıl için % 60, ikinci yıl için % 40 olarak tespit edilmiş bulunmaktadır.

Anılan listenin (44.9.1.1) bölümünde, sinema filmlerinin faydalı ömrü 2 yıl ve amortisman oranı ilk yıl için %85, ikinci yıl için %15 olarak tespit edilmiş olup, amortisman uygulamasında dizi film ve belgeseller, sinema filmleri gibi değerlendirilmektedir.

Buna göre, amortisman uygulamasında sinema filmleri gibi değerlendirilen dizi filmlerin bahse konu amortisman listesinin (44.9.1.1) bölümü kapsamında, 2 yıl faydalı ömür süresi ve ilk yıl için % 85, ikinci yıl için %15 oranları dikkate alınmak suretiyle amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "3.6. Amortisman Uygulaması" başlıklı bölümünde; "Mükellefler yıllık olarak hesaplayacakları amortisman tutarının ilgili döneme isabet eden kısmını geçici vergiye ilişkin kazançlarının tespitinde dikkate alabileceklerdir. Yıl içinde iktisap edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için yıllık olarak ayrılabilecek amortisman tutarından kazancın ilgili olduğu döneme isabet eden kısım dikkate alınacaktır. Örneğin, üçüncü dönemde iktisap edilen bir demirbaş için bu dönemde 9 aylık amortisman ayrılabilecektir. Bu şekilde amortismana tabi tutulacak iktisadi kıymetlerin değerleme günü itibariyle aktifte bulunması gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, geçici vergiye esas kazançların tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümleri de dikkate alınmakta ve değerleme işlemleri geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yapılmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

zekeriyademirtas

Liman inşaatı için üretilen çelik boru, kaplama ve diğer malzemelerin imalatı işinin yıllara sari inşaat işi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile KDV tevkifatına tabi olup olmayacağı hk.

Sayı: 
62030549-125[15-2020/33]-437261
Tarih: 
04/06/2021

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

62030549-125[15-2020/33]-437261

04.06.2021

Konu

:

Liman inşaatı için üretilen çelik boru, kaplama ve diğer malzemelerin imalatı işinin yıllara sari inşaat işi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile KDV tevkifatına tabi olup olmayacağı

 

  

İlgi

:

 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı Özelge talep formunda;

- Şirketinizin "… İnşaatı yapım işi" kapsamında yüklenici … Adi Ortaklığına alt yüklenici olarak çelik kazık boru imalatı, kaplama, diğer ürünlerin üretimi, imalatı ile teslim işini üstlendiği,

- Yüklenici firmanın … Genel Müdürlüğü'ne "… İnşaatı yapım işi"ni taahhüt ederek yıllara sari inşaat onarım işi kapsamında gelir vergisi tevkifatına tabi olduğu, alt yüklenici olan firmanızın liman inşaat işinde sorumluluğunun çelik boru kazıklarının üretilip üst yüklenici firmanın şantiye sahasında tesliminden ibaret olduğu

belirtilerek, şirketinizin söz konusu faaliyetlerinin yıllara sari inşaat ve onarım işi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile alt yüklenici şirket tarafından gerçekleştirilen işlerin KDV tevkifatına tabi olup olmayacağı hususunda bilgi talep edilmektedir.

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir" hükmü yer almaktadır.

Bir işin Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için;

- Faaliyet konusunun inşaat ve onarma işi olması

- İnşaat ve onarım işinin birden fazla yıla sirayet etmesi

- İnşaat ve onarım işinin resmi veya özel taahhütlere bağlı olarak yapılması

şartlarının bir arada aranılması gerekmektedir.

Aynı Kanunun "İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi" başlıklı 44 üncü maddesinde, inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin bitim tarihi olarak kabul edileceği ve bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinde yapım; bina, karayolu, demiryolu, otoyol, havalimanı, rıhtım, liman, tersane, köprü, tünel, metro, viyadük, spor tesisi, alt yapı, boru iletim hattı, haberleşme ve enerji nakil hattı, baraj, enerji santrali, rafineri tesisi, sulama tesisi, toprak ıslahı, taşkın koruma ve dekapaj gibi her türlü inşaat işleri ve bu işlerle ilgili tesisat, imalat, ihzarat, nakliye, tamamlama, büyük onarım, restorasyon, çevre düzenlemesi, sondaj, yıkma, güçlendirme ve montaj işleri ile benzeri yapım işleri olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden sorumlularca vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmış olup, bu oran 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %3 olarak tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, özelge talep formunda ekli sözleşmenin incelenmesi neticesinde, şirketinizin işveren … Genel Müdürlüğü ile yüklenici … Adi Ortaklığı arasında yapılmakta olan "… İnşaatı yapım işi"ne ait … sahası içinde yüklenici tarafından kendisine verilen hammaddeyi kullanarak belirtilen kalitede ve talep edilen boylarda imal edeceği "spiral kaynaklı çelik boru, kaplama, diğer ürünlerin üretimi ve teslim işi"ni alt yüklenici olarak üstlendiği ve sözleşmenin … tarihinde imzalandığı anlaşılmıştır.

Bu hükümlere göre, alt yüklenici şirketiniz tarafından çelik boru, kaplama ve diğer ürünlerin üretiminin yapılarak yüklenici firmaya teslimi işinin, yüklenici firmanın üstlenmiş olduğu inşaat işinden bağımsız olarak sadece çelik boru kazıklarının üretilip üst yüklenici firmanın şantiye sahasında teslimiyle sınırlı olması halinde söz konusu iş yıllara sari inşaat ve onarım işi olarak değerlendirilemeyeceğinden şirketinize yapılan ödemeler üzerinden kesinti yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ancak, şirketinizce gerçekleştirilen çelik kazık boru imalatı, kaplama, diğer ürünlerin üretimi, imalatı işlerinin yüklenici firmanın üstlenmiş olduğu inşaat işinin bir parçası olarak söz konusu ürünlerin montajını da içermesi halinde, yapılan iş Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamına giren inşaat onarım işi olarak değerlendirileceğinden, çelik kazık boru imalat, kaplama, diğer ürünlerin üretim, imalat ve montaj işi nedeniyle şirketinize yapılan ödemeler üzerinden %3 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Katma Değer vergisi Kanunu Yönünden;

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-9 uncu maddesinde, gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları vergi alacağının ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkili olduğu

hüküm altına alınmıştır.

 KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1.) bölümünde tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2.) bölümünde de tevkifat kapsamındaki hizmetler ile bu hizmetlere uygulanacak tevkifat oranlarına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

"Yapım İşleri ile Bu İşlerle Birlikte İfa Edilen Mühendislik-Mimarlık ve Etüt-Proje Hizmetleri"nde kapsamın belirlendiği KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.1.2) numaralı bölümünde;

 "Bu bölüm kapsamına aşağıdaki hizmetler girmektedir:

 - Bina, karayolu, demiryolu, otoyol, havalimanı, rıhtım, liman, tersane, köprü, tünel, metro, viyadük, spor tesisi, alt yapı, boru iletim hattı, haberleşme ve enerji nakil hattı, baraj, enerji santrali, rafineri tesisi, sulama tesisi, toprak ıslahı, dekapaj, taşkın koruma ve benzerlerine ilişkin her türlü inşaat işleri.

 - Yukarıda sayılan yapılar ve inşaat işleri ile ilgili tesisat, imalat, ihrazat, nakliye, ısıtma soğutma sistemleri, ses sistemi, görüntü sistemi, ışık sistemi, tamamlama, boya badana dahil her türlü bakım-onarım, dekorasyon, restorasyon, çevre düzenleme, dekapaj, sondaj, yıkma, güçlendirme, montaj, demontaj ve benzeri işler. Bu işler, yukarıda belirtilen yapılarla ilgili olmakla birlikte inşaat işinden sonra veya inşaat işinden bağımsız olarak yapılmaları halinde de bu kapsamda tevkifata tabi tutulur.

 ...

Yüklenicileri tarafından tamamen veya kısmen alt yüklenicilere (taşeronlara) veya daha alt yüklenicilere devredilen yapım işlerinde, işi devreden her yüklenici tarafından, kendisine ifa edilen hizmete ait KDV üzerinden tevkifat yapılır."

ifadeleri yer almaktadır.

Yapım işi olarak kapsama alınan işlemlerin tamamı "hizmet" veya "malzemeli hizmet" niteliğindedir. Belirlenmiş alıcıların veya bu alıcılara karşı taahhütte bulunan alıcıların yapım işi dolayısıyla piyasadan yapacakları her türlü mal alımında tevkifat uygulanmaz.

Öte yandan, yüklenici Adi Ortaklık ile Şirketiniz arasında düzenlenen … Sözleşmesinin incelenmesinden;

-Söz konusu işin, vasıfları sözleşmede belirtilen çelik kazık borularının imalatı ve izolasyonu ile diğer imalat işlerine ilişkin taahhüt işi olduğu,

-İşe ilişkin hammaddenin yüklenici tarafından temin edilerek iş yerinde (liman sahasında) bedelsiz olarak Şirketinize teslim edileceği,

-İşin bedelinin imalatın yapılmasına göre hakediş hesaplaması ile tespit edileceği,

-Şirketinizin taahhüdünü yüklenicinin onayı olmadan başkasına devredemeyeceği

anlaşılmaktadır.

Buna göre, … inşaatı işi kapsamında yüklenici firmaya alt yüklenici olarak verdiğiniz çelik kazık boru imal edilmesi ve kaplanması ile diğer imalat hizmetlerinin KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.1.2) bölümüne göre KDV tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

zekeriyademirtas

Bankalarca Risk Yönetimine İlişkin Kamuya Yapılacak Açıklamalar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ

Bankalarca Risk Yönetimine İlişkin Kamuya Yapılacak Açıklamalar

21 Eylül 2021 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31605

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

MADDE 1 – 23/10/2015 tarihli ve 29511 sayılı Resmî  Gazete’de yayımlanan Bankalarca Risk Yönetimine İlişkin Kamuya Yapılacak Açıklamalar Hakkında Tebliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Şablon KR4: Standart Yaklaşım-Maruz kalınan kredi riski ve kredi riski azaltım etkileri.” başlıklı tabloda yer alan “İpotek teminatlı menkul kıymetler” ibaresi “Teminatlı menkul kıymetler” olarak ve aynı bendin (3) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3) Şablon KR5: Standart Yaklaşım: Risk sınıflarına ve risk ağırlıklarına göre alacaklar.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ç) Şablon KKR3: Standart yaklaşım – Risk sınıfları ve risk ağırlıklarına göre KKR.

MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.

Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
23/10/2015 29511
Tebliğde Değişiklik Yapan Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
20/1/2016 29599

 

Devamı: Bankalarca Risk Yönetimine İlişkin Kamuya Yapılacak Açıklamalar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

zekeriyademirtas