• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveMali Müşavir

Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 2)

Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 2)

15 Nisan 2021 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31455

Ticaret Bakanlığından:

MADDE 1 – 23/1/2019 tarihli ve 30664 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 1)’nin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “denizyolu konteyner taşımacılığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya havayolu taşımacılığı” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik olması ve en az üç yıldır faaliyette bulunması.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “denizyolu konteyner taşımacılığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya havayolu taşımacılığı” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Başvurular, başvuru sahibinin ticaret sicili kaydı uyarınca şirket merkezinin bulunduğu ilin bağlı olduğu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) 6 ncı madde uyarınca yapılan başvurular Genel Müdürlükçe veya Genel Müdürlükçe yetki verilmesi halinde ilgili bölge müdürlüğünce değerlendirilir. Gerekli şartları taşıdığı tespit edilen başvuru sahibinin yetkilendirmesi yapılarak başvuru sahibine bildirilir.”

“(3) Başvuru sahibinin gerekli şartları taşımadığının tespit edilmesi veya 30 günlük süre içerisinde eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmaması halinde başvuru reddedilir ve red kararı gerekçesi ile birlikte başvuru sahibine bildirilir.”

personel programı

MADDE 6 – Aynı Tebliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

İzin süresi, sürenin uzatılması ve iznin iptali

MADDE 8 – (1) İzin süre sonu, iznin verildiği yılı izleyen takvim yılını takip eden üçüncü yılın son günüdür. İzin sahibi tarafından izin süresinin uzatılmasının talep edilmesi halinde iznin sona erdiği yılın Kasım ayı içerisinde 6 ncı maddede belirtilen belge ve bilgilerle birlikte başvuruda bulunulur. Başvuru, 7 nci madde kapsamında değerlendirilerek uygun bulunması halinde izin süresi izleyen takvim yılını takip eden üçüncü yılın son gününe kadar uzatılır.

(2) Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahipleri, sertifika geçerlilik süresince bu Tebliğ hükümlerinden yararlandırılırlar. Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikasının askıya alınması, geri alınması ve iptal edilmesi hallerinde, belgenin askıya alındığı, geri alındığı veya iptal edildiği tarih itibarıyla Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahipleri bu Tebliğ hükümlerinden faydalanamaz.

(3) Bu Tebliğ kapsamında verilen izin, aşağıdaki hallerde iptal edilir:

a) İznin, izin sahibinin başvuru sırasında verdiği yanlış veya eksik bilgi ya da belgeye dayanılarak verildiğinin tespit edilmesi.

b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (f) bentlerinde sayılan koşulların kaybedildiğinin tespit edilmesi.

c) İzin sahibinin bu Tebliğ kapsamındaki taahhütlerine aykırı hareket ettiğinin ve/veya bu Tebliğ kapsamındaki işlemlerine ilişkin ciddi ihlal ve usulsüzlüklerin tespit edilmesi.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“(3) Bu Tebliğ kapsamında işlem gören gümrük beyannamesine konu eşya veya konteynerin boşaltma listesinde bulunmaması halinde söz konusu beyanname yükümlü talebine istinaden Kanun ve Yönetmeliğin ilgili hükümleri çerçevesinde iptal edilir.”

MADDE 8 – Aynı Tebliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 12 – (1) İzin kapsamında gümrük beyannamesine konu edilen özet beyanın ilgili satırında varış bildirimi verilinceye kadar değişiklik yapılması veya özet beyanın iptali halinde tescil edilmiş olan beyanname, yükümlü talebine istinaden, Kanun ve Yönetmeliğin ilgili hükümleri çerçevesinde iptal edilir ya da beyannamede idare tarafından gerekli düzeltmeler yapılarak beyanname işlemleri ikmal edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında iptal edilen gümrük beyannamesine ilişkin ödenmiş bir vergi bulunması halinde Kanun ve Yönetmeliğin geri verme hükümlerine göre işlem yapılır.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Sarı ve yeşil hatta işlem gören gümrük beyannamesi kapsamı eşyanın BİLGE sisteminde geçici depolama giriş-çıkış kaydı yapılmaz. Havayolu taşımacılığının gereği olarak geçici depolama yerine alınan eşyanın teslimine ilişkin işlemler Bakanlıkça belirlenir.”

MADDE 10 – Aynı Tebliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Havayolu taşımacılığında vergilerin ödenmesi veya teminata bağlanması varış bildiriminden sonra da gerçekleştirilebilir.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 15 – (1) 14 üncü madde kapsamında serbest dolaşıma giriş rejiminde kapanmış, dahilde işleme rejiminde kapatılabilir statüye gelen beyannameye ilişkin olarak;

a) Denizyolu konteyner taşımacılığında eşyanın bulunduğu konteynerlerin,

b) Havayolu taşımacılığında ise eşya veya eşyanın bulunduğu kapların,

saha ve geçici depolama yeri çıkışı yapılır.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – (1) Genel Müdürlük, bu Tebliğin uygulanmasına ilişkin gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya, özel ve zorunlu durumlar ile bu Tebliğde yer almayan hususları inceleyip sonuçlandırmaya yetkilidir.”

MADDE 13 – Bu Tebliğ yayımını takip eden 30 uncu gün yürürlüğe girer.

MADDE 14 – Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.

Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
23/1/2019 30664

 

Devamı: Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri) (Seri No: 2) Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kamuda Enerji Performans Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğ

Kamuda Enerji Performans Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğ

15 Nisan 2021 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31455

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının enerji tüketimlerini veya enerji giderlerini düşürmek üzere akdedecekleri enerji performans sözleşmeleri kapsamında; etüt raporlarının hazırlanması, ihale hazırlıklarının yapılması, tekliflerin alınması, açılması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması, Net Bugünkü Değerin hesaplanabilmesi, tasarrufların ölçümü ve doğrulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile isteklilerde aranacak teknik ve mali yeterliklerin, ihalede esas alınan sözleşme taslağı, şartname taslağı, etüt raporu ve tasarruf doğrulama raporu formatlarının belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyeti kamuya ait ve hakkında yıkım, taşınma veya elden çıkarma planı olmayan bina, tesis, araç ve benzeri taşınır ve taşınmazları ile kamu tarafından yürütülen hizmetlere dair yapılacak enerji performans sözleşmelerinin uygulanmasına yönelik ihaleleri kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ; 18/4/2007 tarihli ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile 20/8/2020 tarihli ve 2850 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Kamuda Enerji Performans Sözleşmelerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karara dayanılarak hazırlanmıştır.

ad

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Bakanlık: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını,

b) Enerji performans sözleşmesi (sözleşme): Uygulama projesi sonrasında sağlanacak enerji tasarruflarının garanti edilmesi ve yapılan harcamaların uygulama sonucu oluşacak tasarruflarla ödenmesi esasına dayanan sözleşmeyi,

c) Enerji verimliliği danışmanlık şirketleri: 5627 sayılı Kanun kapsamında şirket olarak tanımlanan ve enerji verimliliği hizmetlerini yürütmek üzere yetki belgesi verilen şirketleri,

ç) Enerji verimliliği önlemi (EVÖ): Herhangi bir enerji üretimi, iletimi, dağıtımı ve tüketimi alanında; enerji verimli ekipman ve sistem kullanımı, onarım, modifikasyon, rehabilitasyon ve süreç geliştirme gibi yollarla tasarruf sağlanması, gereksiz enerji kullanımının, enerji kayıp ve kaçaklarının önlenmesi veya en aza indirilmesi ile birlikte atık enerjinin geri kazanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı gibi konularda çözümleri içeren önlemi,

d) Etüt: Enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik imkânların ortaya çıkarılması için yapılan ve bilgi toplama, ölçüm, değerlendirme ve raporlama aşamalarından oluşan çalışmaları,

e) Etüt raporu: Etüt kapsamında hesaplanan enerji tasarruf potansiyellerini ve bu potansiyellerin geri kazanılmasına yönelik enerji verimliliği önlemlerini ölçüm, hesap ve piyasa araştırmaları ile belirleyen çalışmaları içeren nihai halini almış raporu,

f) İdare: Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarını,

g) İhale: Karar kapsamında uygulanacak projenin, istekliler arasından seçilen biri üzerine bırakıldığını gösteren ve ilgili idare yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri,

ğ) İstekli: Sözleşme imzalanması amacıyla yapılan ihaleye teklif veren tüzel kişi veya iş ortaklığını,

h) İzleme dönemi: Proje uygulamasının Uygulama Kontrol Komisyonu tarafından kabul edildiği tarihten itibaren başlayan ve sözleşme süresi boyunca devam eden dönemi,

ı) Kabul: Yüklenici tarafından yatırımı tamamlanan projenin, Uygulama Kontrol Komisyonu tarafından onaylanması ve resmen kabul edilmesini,

i) Kanun: 18/4/2007 tarihli ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanununu,

j) Karar: 20/8/2020 tarihli ve 2850 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Kamuda Enerji Performans Sözleşmelerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kararı,

k) Net Bugünkü Değer (NBD): Tasarruf konusu yatırımın ekonomik ömrü boyunca sağladığı gelirin bugünkü değerinden, proje giderlerinin bugünkü değerinin düşülmesi ile elde edilen farkı,

l) Ölçme doğrulama uzmanı: Ölçme ve doğrulama sertifikasına sahip gerçek kişiyi,

m) Ölçme ve doğrulama: Enerji verimliliği önlemlerinin uygulanması sonucu sağlanan enerji tasarruflarının doğrulanması ve raporlanması amacıyla “TS ISO 50006 Enerji temel seviyeleri (ETS) ve enerji performans göstergeleri (EPG) kullanılarak enerji performans ölçümü” ve “Uluslararası Ölçme ve Doğrulama Protokolü” veya “TS ISO 50015 Kuruluşların enerji performanslarının ölçümü ve doğrulanması standardı”na uygun olarak belirlenen yöntemlerle planlama, ölçme, veri toplama ve analiz etme işlemleri ve sürecini,

n) Proje: Enerji verimliliği önlemlerinin tamamını içeren ihale konusu projeyi,

o) Referans enerji tüketimi: TS ISO 50006 standardına uygun olarak hesaplanan, uygulama alanının belirli şartlar altında tükettiği enerji miktarını,

ö) Şartname: İhale şart ve koşullarının düzenlendiği şartnameyi,

p) Tasarruf: Uygulama alanında asgari konfor standartları sağlanarak, hizmet ve üretimin kalitesinde ve miktarında düşüşe yol açmadan enerji tüketiminin veya kayıplarının azaltılmasını veya verim artışı ile birim maliyetin azaltılmasını,

r) Tasarruf doğrulama raporu: İzleme dönemi boyunca, Sözleşmede belirlenen dönemlerde yüklenici tarafından TS ISO 50006 ve Uluslararası Ölçme ve Doğrulama Protokolü veya TS ISO 50015 standardına uygun olarak hazırlanan, referans enerji tüketimini etkileyen değişkenler dikkate alınarak doğrulanan tasarruf miktarını gösteren raporu,

s) Tasarruf garantisi/tasarrufların garanti edilmesi: Yüklenicinin, teklifi kapsamında taahhüt ve garanti ettiği toplam enerji tasarrufunu,

ş) Teklif: İsteklinin idareye sunduğu projenin tasarruf miktarı ile teknik, ekonomik ve idari detaylarını içeren tüm belge ve bilgileri,

t) Teklif değerlendirme komisyonu: İdare tarafından, tekliflerin değerlendirilmesi, ihale sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması amacıyla yapılacak işin mahiyetine uygun olacak şekilde en az 3 mühendis (makine, elektrik veya inşaat mühendisi) ile muhasebe ve finansman alanında çalışan en az 2 kişi olmak üzere toplamda en az 5 kişiden oluşturulan komisyonu,

u) Uygulama alanı: Enerji verimliliği önlemlerinin uygulanacağı idarenin sahip olduğu veya idareye tahsis edilmiş her türlü binaları, tesisleri, araçları, hizmetleri ve benzeri taşınır ve taşınmazları,

ü) Uygulama dönemi: Sözleşmenin imzalandığı tarih ile proje kabulünün yapıldığı tarih arasındaki detay mühendislik, tedarik, kurulum, testler ve işletmeye alma süreçlerini içeren yatırım dönemini,

v) Uygulama kontrol komisyonu: İdare tarafından, uygulama döneminde ve izleme döneminde yapılacak iş ve işlemlerin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi amacıyla işin mahiyetine göre en az 3 mühendisten (makine, elektrik veya inşaat mühendisi) oluşan komisyonu,

y) Yüklenici: İdare ile sözleşme imzalayan istekliyi,

ifade eder.

(2) Bu Tebliğde geçen ve birinci fıkrada yer almayan tanımlar için Kanun, Karar ve ilgili diğer mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.

İhale usulü ve temel ilkeler

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ kapsamındaki ihaleler kapalı teklif usulüne göre yapılır. Teklif değerlendirme komisyonu tarafından yapılan inceleme neticesinde ihale dokümanlarında aranan kriterler dikkate alınarak uygun görülen teklifler arasında idareye sağlanacak net fayda açısından en yüksek NBD’ye sahip teklif, en uygun teklif olarak kabul edilir.

(2) Bu Tebliğ kapsamında ihaleye çıkılabilmesi için aşağıdaki şartlar sağlanmalıdır:

a) Sözleşme kapsamında yapılacak yatırımın bedeli 2.000.000 TL’den az olamaz. Yatırım bedeli için yaklaşık maliyet tespiti enerji verimliliği etüt raporu ile yapılır.

b) Binalarda verilecek tasarruf garantisi, uygulama alanının yıllık toplam enerji tüketiminin %10’undan, herhangi bir nihai enerji tüketimi alanında ise uygulanacak her bir enerji verimliliği önlemi için %20’sinden az olamaz.

c) Bina harici uygulama alanlarında idareye verilecek pay, tasarruf sağlanmaya başlanıldığı tarihten itibaren kalan sözleşme süresi boyunca yıllık sağlanan tasarrufun %10’undan az olamaz.

ç) Basit geri ödeme süresi 2 yılın altında olan enerji verimliliği önlemleri, enerji performans sözleşmesi kapsamında değerlendirilmez.

Etütler ve etüt raporu

MADDE 6 – (1) Enerji performans sözleşmesi uygulamak isteyen idareler, öncelikle etüt raporunu hazırlar veya ihale öncesinde tabi oldukları satın alma prosedürlerine uygun olarak hazırlatır. İdareler, etüt raporlarını etüt-proje sertifikalı personele sahip olması durumunda kendileri hazırlayabilir veya ilgili alanda Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş enerji verimliliği danışmanlık şirketlerine hazırlatabilir. Binalar için etüt raporları, Ek-1’de yer alan enerji verimliliği etüt raporu formatına uygun olarak hazırlanır. Bina harici sanayi, hizmet, tarım, ulaştırma, enerji ve benzeri uygulama alanları için hazırlanacak etüt raporlarında format üzerinde işin mahiyetine uygun değişiklikler ilgili idare tarafından yapılabilir.

(2) Etüt raporlarında, referans enerji tüketimi TS ISO 50006 standartlarına uygun olarak hesaplanır. İklim verileri, çalışma süreleri, kullanıcı/faydalanan sayıları, işletme parametreleri ve diğer ayarlamaya esas referans veriler belirlenir.

(3) Etüt raporlarında, referans enerji tüketiminin belirlenmesinde kullanılan veriler, ihale ilan tarihinden bir önceki yılı da içerecek şekilde tercihen geriye doğru en az ardışık 3 yılı kapsamalıdır.

İhaleye katılamayacak olanlar

MADDE 7 – (1) Aşağıda sayılanlar doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamazlar:

a) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak idarelerce veya mahkeme kararıyla kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan veya örgütlü suçlardan veyahut kendi ülkesinde ya da yabancı bir ülkede kamu görevlilerine rüşvet verme suçundan dolayı hükümlü bulunanlar.

b) İlgili mercilerce hileli iflas ettiğine karar verilenler.

c) İhaleyi yapan idarenin ihale yetkilisi kişileri ile bu yetkiye sahip kurullarda görevli kişiler.

ç) İhaleyi yapan idarenin ihale konusu işle ilgili her türlü ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve onaylamakla görevli olanlar.

d) (c) ve (ç) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları ile evlatlıkları ve evlat edinenleri.

e) (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilenlerin ortakları ile şirketleri (bu kişilerin yönetim kurullarında görevli bulunmadıkları veya sermayesinin %10’undan fazlasına sahip olmadıkları anonim şirketler hariç).

f) İhale konusu işin danışmanlık hizmetlerini yapan yükleniciler bu işin ihalesine katılamazlar. Aynı şekilde, ihale konusu işin yüklenicileri de o işin danışmanlık hizmeti ihalelerine katılamazlar. Bu yasaklar, bunların ortaklık ve yönetim ilişkisi olan şirketleri ile bu şirketlerin sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri için de geçerlidir.

g) İhaleyi yapan idare bünyesinde bulunan veya idare ile ilgili her ne amaçla kurulmuş olursa olsun vakıf, dernek, birlik, sandık gibi kuruluşlar ile bu kuruluşların ortak oldukları şirketler bu idarelerin ihalelerine katılamazlar.

(2) Bu maddedeki yasaklara rağmen ihaleye katılan istekliler ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir. Ayrıca, bu durumun tekliflerin değerlendirmesi aşamasında tespit edilememesi nedeniyle bunlardan biri üzerine ihale yapılmışsa, teminatı gelir kaydedilerek ihale iptal edilir.

İhale dokümanlarının hazırlanması, ihalenin duyurulması

MADDE 8 – (1) Etüt raporlarında uygulanması tavsiye edilen enerji verimliliği önlemleri arasından idare tarafından seçim yapılarak tercih edilen enerji verimliliği önlemlerini kapsayan ihale dokümanları oluşturulur. İhale sadece bir uygulama alanı veya bir bina için yapılabileceği gibi birden fazla bina veya uygulama alanı için de yapılabilir. İdare, hazırlayacağı ihale şartnamesi ve sözleşmesi için Ek-2’de yer alan şartname taslağından ve Ek-3’te yer alan sözleşme taslağından yararlanır. Ancak ihale şartnamesinde ve sözleşmesinde belirlenecek kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacak nitelikte olmalıdır.

(2) İhale sürecinin yürütülmesi için idare tarafından Kararda belirtildiği üzere teklif değerlendirme komisyonu kurulur.

(3) Belirlenen enerji verimliliği önlemlerini içeren projenin uygulanmasına yönelik ihale duyurusu yapılır. İdare tarafından ihale duyurusunun EKAP’ta yayımlanması sağlanır. Tekliflerin teslim edilmesi için duyuru tarihinden itibaren en az 60 gün süre verilir. İhale duyurusunda aşağıdaki hususlara yer verilir:

a) İdarenin adı, adresi, telefon ve faks numarası, e-posta adresi.

b) İhalenin adı (enerji performans sözleşmesi kapsamında yapıldığı açıkça belirtilmelidir) ve uygulama alanı adresi.

c) Geçici teminat tutarı.

ç) Yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler.

d) Teklif kapsamında istenecek varsa belirtilmesi gereken diğer belgeler.

e) İhale dokümanının nerede görülebileceği ve hangi bedelle alınacağı.

f) Teklifin ne zaman ve nereye teslim edileceği.

g) İhalenin nerede, hangi tarih ve saatte yapılacağı.

(4) İstekliler tekliflerini vermeden önce idarenin belirleyeceği tarih ve/veya tarihlerde uygulama alanında detay inceleme yapabilir.

(5) İsteklilerin ihale dokümanlarına dair itiraz, öneri, açıklama ve benzeri talepleri çerçevesinde, idare ihale dokümanlarının yeniden değerlendirmesini yapabilir ve değerlendirme sonucunda varsa gerekli gördüğü değişiklikleri yaparak ihale dokümanlarının teklife esas nihai halini almasını sağlar. İhale dokümanlarında yapılacak değişiklikler şartnamede belirtilen hükümlere uygun olarak yürütülür. İhale dokümanlarında yapılan değişiklikler şartnameyi satın alanlara tebliğ edilir.

(6) İdare tarafından tekliflerin değerlendirilmesi, ihale sürecindeki uygulamaların belirlenmesi ve ihalenin sonuçlandırılmasına ilişkin konularda Karar ve bu Tebliğ hükümlerine aykırı olmamak üzere şartnamede ilave düzenlemeler yapılabilir. İdare, ihale kapsamında ilandan sonra yapacağı değişiklikleri zeyilname ile düzenler. Zeyilnameler, isteklilerin bilgi sahibi olmalarını ve gerekli hazırlığı yapabilmelerini temin edecek şekilde teklif son teslim tarihinden asgari 10 gün öncesinde tebliğ edilir. Zeyilname düzenlenmesi nedeniyle tekliflerin hazırlanabilmesi için ek süreye ihtiyaç duyulması halinde idare, ihale tarihini en fazla 2 defa zeyilname ile erteleyebilir.

(7) İstekliler tekliflerini, şartname, şartname ekleri ve yerinde yapılacak incelemelere dayanarak ve gerekli tüm çalışmaları yaparak belirlerler.

(8) İsteklilerin ihale kapsamında sundukları teklifleri nihaidir ve bağlayıcıdır. Teklif bedellerinde herhangi bir sebeple fiyat değişikliği yapılamaz.

(9) İstekliler iş ortaklığı oluşturmak suretiyle ihaleye teklif verebilir. Ancak, konsorsiyumlar enerji performans sözleşmeleri kapsamındaki ihalelere teklif veremez.

(10) Teklif kapsamında isteklilerden istenecek mali ve teknik yeterlik, iş deneyim belgeleri ve teminatların tutarı, Karara uygun olarak öngörülen yatırım maliyeti ve enerji verimliliği önlemlerinin niteliğine göre idare tarafından şartnamede belirlenir.

(11) Teklif asgari 90 gün geçerli olacaktır. Teklif, ihale dokümanlarında tanımlanan iş ve işlemlerin tamamını içerecek şekilde olacak ve herhangi bir ilave koşul getirilmeyecektir. Teklife dair diğer asgari gereklilikler şartnamede belirlenir.

(12) Teklifte yer alan her bir enerji verimliliği önleminin etkisinin ayrı ayrı değerlendirilebilmesi için önlem bazında NBD hesabı yapılır. Ayrıca, teklife esas olacak şekilde tüm enerji verimliliği önlemlerinin yer aldığı toplam yatırım üzerinden NBD tablosu sunulur. Bu analizlerde; ilk yatırım maliyetleri ile yıllık bakım, onarım, işletme ve yenileme giderlerini de (işçilik, makine, ekipman, malzeme, yedek parça, sarf malzemeleri, ağır bakım, lisans, sigorta ve benzeri giderlerin dahil edildiği) içeren proje maliyetini, sözleşme süresini, ekipmanların ekonomik ömürleri ve yıllara sari verim değişimlerini, yıllık tasarruf ve ekonomik karşılığını, tasarruflardan yükleniciye yapılacak ödeme bilgileri, tasarruftan idareye verilecek pay ve idare tarafından talep edilen diğer bilgiler sunulur. Bu bilgiler kullanılarak idareye sağlanacak net faydanın belirtildiği Türk Lirası cinsinden NBD hesabı yapılır.

(13) İdareye sağlanacak net fayda; sözleşme süresince tasarruflardan idareye verilecek paylar ile sözleşme süresi bitiminden EVÖ’lerin kalan ekonomik ömrü boyunca sağlayacağı net tasarrufların gerçekleşme yılından iskonto oranı marifetiyle bugüne indirgendiği NBD’lerin toplamıdır. İdareye sağlanacak net fayda açısından yapılan NBD hesabı, ekipmanın ekonomik ömrü daha uzun olsa da en fazla 20 yıl kabul edilerek yapılır. NBD hesap tablosu formatı Ek-2’de verilen şartname taslağının eki olarak verilir. NBD hesabında kullanılacak iskonto oranı, tekliflerde kullanılacak birim enerji fiyatları ve diğer kabuller idare tarafından şartnamede tanımlanır.

(14) NBD hesaplarındaki enerji verimliliği önlemlerinde kullanılan malzeme, makine, ekipman ve teçhizatlar için taahhüt edilen ekonomik ömür süreleri isteklinin sorumluluğunda olup istekli tarafından sunulacak üretici firmaların onaylı belgeleri ve benzeri dokümanlarla tevsik edilir. Ekonomik ömür süresi kabulünde istekli ve/veya üretici firmanın taahhüt ettiği ve belgelendirdiği sürelerden uzun olmamak kaydıyla varsa 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında belirtilen faydalı ömür süreleri esas alınır.

(15) İsteklilerin teklif ettikleri sözleşme süresi şartnamede belirtilen süreyi ve her halükârda 15 yılı aşamaz. Sözleşme süresi içerisinde, NBD hesaplarında belirtilen ekonomik ömrü dolan ekipmanların değiştirilmesi ve gerekli ağır bakım ve yenileme yükümlülükleri şartname ve sözleşme şartlarında değişiklik getirmemek, ekipman ve tasarruf performansını düşürmemek kaydıyla ilgili tüm masrafları ile birlikte yükleniciye aittir. Bununla birlikte işletme, yedek parça ve sarf malzemelerinin temini, kestirimci, önleyici, periyodik bakım ve onarımların yapılması ve benzeri hususlar idarenin tercihi doğrultusunda sözleşmede belirtildiği şekilde yürütülür.

Tekliflerin alınması, açılması, değerlendirilmesi ve ihalenin sonuçlandırılması

MADDE 9 – (1) İhaleye 2’den az teklif sunulması durumunda alınan teklif dosyası açılmaz ve ihale iptal edilir. İhale yer ve saatinde, teklif değerlendirme komisyonu tarafından teklif dosyaları açılır. İçerik, yeterlik, şartnamede belirtilen asgari gereklilikler bakımından tekliflerin uygunluğunun ilk incelemesi yapılır. Yapılan inceleme kapsamında asgari gereklilikleri sağlamayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Değerlendirme dışı bırakılan tekliflerin itiraz başvurusu olmaması durumunda teminatları azami 5 gün içerisinde iade edilir. İtiraz başvurusu olması durumunda ise itirazın sonucuna göre hareket edilir. Değerlendirme sürecine devam eden en az 2 geçerli teklif bulunması halinde bu tekliflerin mali teklif zarfları açılarak NBD’leri katılan isteklilere açıklanır. Teklif değerlendirme komisyonu detay inceleme ve değerlendirmeye devam etmek üzere oturumu sonlandırır.

(2) Teklif değerlendirme komisyonu, teklifleri; veri ve hesapların doğruluğu ve tutarlılığı ile teklifin ihale dokümanlarına uygunluğu bakımından incelemesini yapar. Yapılan inceleme sonucunda ihale dokümanlarına uygun olmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır.

(3) İhale dokümanlarına uygun olmakla birlikte ek açıklama ihtiyacı duyulan hallerde teklif değerlendirme komisyonu, ihale kapsamında sunulan her türlü bilgi, belge ve teklif ile ilgili olarak açıklama isteyebilir. İstekli tarafından sunulan bilgi, belge ve açıklamalar teklifin bir parçası olarak kabul edilir. İstekli tarafından yapılan açıklamalar çerçevesinde uygunsuzluk veya tutarsızlık tespit edilmesi veya açıklamaların maddi hata hariç, teklif NBD’sini değiştirmesi halinde teklifi değerlendirme dışı bırakılır.

(4) İhalenin sonuçlandırılabilmesi için teklif değerlendirme komisyonu tarafından geçerli sayılmış en az 2 teklif alınmış olmalıdır. Aksi takdirde ihale iptal edilir.

(5) Teklif değerlendirme komisyonu tarafından yapılan inceleme neticesinde ihale dokümanlarındaki kriterler dikkate alınarak uygun görülen teklifler arasında idareye sağlanacak net fayda açısından en yüksek NBD’ye sahip teklif, en uygun teklif olarak kabul edilir. NBD’lerin eşit olması halinde en kısa sözleşme süresine sahip teklif en uygun tekliftir. Hem NBD’nin hem de sözleşme süresinin aynı olması durumunda ise teklif değerlendirme komisyonu, bu isteklileri idareye sağlanacak net faydanın NBD’si üzerinden açık artırma yöntemi ile yapılacak oturum yeri, tarihi ve saatini belirterek davet eder ve açık artırma yöntemi ile en uygun teklifi tespit eder.

(6) İhale yetkilisi, teklif değerlendirme komisyonunun sunmuş olduğu değerlendirme sonucunu en geç 5 iş günü içinde ihale kararı olarak onaylar veya iptal edebilir.

(7) İdare, ihale kararını geçerli teklifleri ve tekliflerin sıralamasını da içerecek şekilde isteklilere azami 5 gün içerisinde duyurur. İtiraz süreci olarak; teklif sahipleri teklif sıralamasının tebliğini müteakip azami 5 gün içerisinde idareye yazılı olarak itiraz edebilir. İdareye itiraz başvurusu dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yoludur. Süresi içerisinde itiraz gelmemesi halinde ihale kararı başkaca bir işleme gerek kalmaksızın nihai ihale kararına dönüşür.

(8) İdare, itirazı tebliğ tarihinden itibaren en geç 10 gün içerisinde değerlendirerek teklif sahiplerine sonucu bildirir. İtiraz sonrası değerlendirme sonucunun değişmemesi halinde ihale yetkilisinin onayı ile nihai ihale kararı duyurulur. Yapılan itirazların değerlendirme sonucunu değiştirmesi halinde itiraz süreci son defa işletilerek yapılan değerlendirme ve ihale yetkilisinin onayı ile nihai ihale kararı duyurularak süreç tamamlanır. İtiraz süreleri tamamlanmadan sözleşme imzalanamaz.

(9) Nihai ihale kararının isteklilere duyurulmasını müteakip en uygun birinci teklif sahibi istekli ile en uygun ikinci teklif sahibi istekliye ait olanlar dışındaki teminatlar isteklilere 5 gün içerisinde iade edilir.

(10) Nihai ihale kararına göre en uygun birinci teklif sahibi sözleşmeyi imzalamaya davet edilir. İdare, en uygun birinci teklif sahibiyle kesin teminatın ve gerekli diğer belgelerin sunulmasını takiben şartnamede belirtilen süre içerisinde sözleşmeyi imzalar. Diğer geçerli en uygun ikinci teklif sahibinin teminatı 5 gün içerisinde iade edilir.

(11) En uygun birinci teklif sahibinin süresi içerisinde sözleşmeyi imzalamaması halinde teminatı irat kaydedilir. İdare, uygun değerlendirmesi halinde ikinci teklif sahibini sözleşme imzalamaya şartnamede belirtilen süre içerisinde davet eder ve sözleşme imzalanmasına ilişkin bu maddedeki ilgili hükümleri uygular.

(12) İdare, sözleşmenin imzalanmasına kadar herhangi bir aşamada ihaleyi erteleyebilir, askıya alabilir veya iptal edebilir. İhalenin iptal edilmesi durumunda idare isteklilerin teminatlarını en geç 5 gün içinde iade eder. İhalenin herhangi bir aşamada iptal edilmesi idareye herhangi bir yükümlülük getirmez.

Sözleşme

MADDE 10 – (1) Sözleşme, davet mektubunun, ihaleyi kazanana tebliğ edildiği tarihten itibaren şartnamede belirtilen belgelerin idareye sunulması ve uygun bulunması ile süresi içerisinde imzalanır.

(2) İhaleyi kazananın iş ortaklığı olması durumunda teklifinde sunmuş olduğu iş ortaklığı sözleşmesine uygun olarak, tüm ortaklar tarafından veya tüzel kişilik kurularak idare ile sözleşme imzalanır. İş ortaklığı sözleşmesinde, iş ortaklığını oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin taahhüdün yerine getirilmesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilir. Sözleşmenin, süresi içerisinde imzalanmaması durumunda şartnamede belirtilen hükümler ve genel hükümler uygulanır.

(3) Yüklenicinin teklifi, teklifi kapsamında sunmuş olduğu bilgi ve belgeler, şartname ve ekleri ve diğer ihale dokümanları sözleşmenin ayrılmaz bir eki ve parçasıdır.

Uygulama dönemi ve projenin kabulü

MADDE 11 – (1) Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte yer teslimi yapılmış kabul edilir. Sözleşmenin imzalanmasını müteakip en geç 15 gün içerisinde idare tarafından uygulama kontrol komisyonu görevlendirilir. Bu komisyon, projenin sözleşmeye uygun olarak yapılmasından, uygulama dönemi sonunda projenin sözleşmeye uygun olarak kabulünden ve izleme döneminde yapılacak iş ve işlemlerden sorumludur.

(2) Uygulama dönemi, sözleşmenin imzalandığı tarih itibarıyla başlar ve uygulama döneminin süresi, mücbir sebepler ve idareden kaynaklı gecikmeler ile sekizinci fıkraya göre tanınacak süre uzatımı dışında idare tarafından şartnamede tanımlanan ilgili süresinden fazla olamaz.

(3) Yüklenici, bütün masrafları kendisi tarafından karşılanan proje uygulamasını tamamladıktan sonra idareye gerekli bilgi ve belgelerin de sunulduğu resmi yazı ile projenin tamamlandığını bildirir ve kabul işlemlerinin başlatılmasını talep eder.

(4) Proje kapsamında, enerji verimliliği önlemi veya önlemleri için kısmi kabul yapılamaz.

(5) İdareye başvuru tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde uygulama kontrol komisyonu tarafından gerekli kontroller ve ilgili testler yapılır. Bu kontrol ve testlerde yüklenici hazır bulunur ve testlerin yürütülmesi için gerekli teknik, uzmanlık, personel, ekipman desteğini sağlar.

(6) Uygulama kontrol komisyonunun projeyi ihale dokümanları kapsamında kabul etmesi ile birlikte azami 3 gün içerisinde kabul belgesi düzenlenir, ekipmanların mülkiyeti kabul belgesinin karşılıklı imzalanmasıyla birlikte idareye geçer ve izleme dönemi başlar. Proje kapsamında yapılan yatırımların ve kullanılan ekipmanların üzerinde herhangi bir takyidat bulunamaz.

(7) Uygulama kontrol komisyonu tarafından projenin kabul edilmemesi durumunda tespit edilen eksiklikler yükleniciye bildirilerek sözleşmede belirtilen süreler içerisinde tamamlanması talep edilir.

(8) Mücbir sebepler ve ihaleyi düzenleyen idareden kaynaklı gecikmeler dışında projenin uygulama dönemi içerisinde bitirilmemesi halinde şartname ve sözleşmede tanımlanan ek süreler verilebilir. Mücbir sebepler ve ihaleyi düzenleyen idareden kaynaklı gecikmeler dışındaki sebeplerle ek süre verilmesi durumunda sözleşmede belirlenen cezai şartlar uygulanır.

(9) İlgili tüm süreler sonunda uygulamanın kabule esas tamamlanamaması halinde şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşme feshedilir.

İzleme dönemi ve tasarruf doğrulama faaliyetleri

MADDE 12 – (1) Yüklenici, izleme döneminde ekipmanların garanti işlemlerinden, tasarruf performansının izlenmesinden, gerekli eğitim ve dokümantasyonun sağlanmasından, tasarruf doğrulama raporu hazırlanması ve idareye sunulmasından, doğrulama için gerekli iş ve işlemlerden, tasarruf garantisini sağlayacak şekilde gerekli iyileştirmelerin süresi içinde yapılmasından, ekonomik ömrü dolan ekipmanların değiştirilmesinden, tasarruf doğrulamasına esas düzeltici ve önleyici faaliyetlerin zamanında yapılabilmesi için idare ile işbirliği yapılmasından ve ihale dokümanlarında belirtilen diğer işlerden sözleşmede belirtilen süreleri boyunca sorumludur.

(2) İzleme dönemi boyunca, yüklenici tarafından izleme döneminin başladığı tarihten itibaren tamamlanan her 12 ayın sonunda veya sözleşmede belirleyecekleri hakediş dönemleri sonunda ölçme ve doğrulama planına ve Ek-2’de verilen şartname taslağında belirtilen tasarruf doğrulama raporu formatına uygun olarak tasarruf doğrulama raporu hazırlanır.

(3) Varsa iklim düzeltmesi ve benzeri gerekli ayarlamalar Uluslararası Ölçme ve Doğrulama Protokolüne ve/veya TS ISO 50015 standardına uygun olarak yapılır ve tasarruf doğrulama raporuna yansıtılır.

(4) Tasarruf doğrulama raporunun, uygulama kontrol komisyonu tarafından onaylanması ile yükleniciye, sözleşme hükümlerine uygun olarak ödeme yapılır.

(5) Tasarruf doğrulama raporunun, uygulama kontrol komisyonu tarafından uygun bulunmaması ve onaylanmaması halinde yükleniciye ödeme yapılmaz ve bu husus yükleniciye detaylarıyla birlikte gerekçeli olarak bildirilir. Yüklenici, uygunsuzluğa yönelik düzeltmelerini ve/veya açıklamalarını uygulama kontrol komisyonuna sunar. Uygulama kontrol komisyonu açıklamaları ve/veya düzeltmeleri yeterli görmesi halinde tasarruf doğrulama raporunu onaylar. Bununla birlikte, idare ve yüklenici tasarruf doğrulama raporu hakkında nihai bir anlaşmaya varamaz ise yüklenici üçüncü taraf ölçme doğrulama uzmanı atanmasını talep edebilir. Bu durumda ilgili tarafın başvuru tarihinden itibaren en geç 10 gün içerisinde Bakanlığın yayımladığı ölçme doğrulama uzmanı listesinden her iki tarafın uygun bulması ile seçilecek ölçme doğrulama uzmanı uyuşmazlığa dair inceleme ve görüş raporu hazırlamak üzere görevlendirilir.

(6) İdare ve yüklenici, görevlendirilen ölçme doğrulama uzmanına gerekli cihaz, bilgi ve belgeleri temin eder ve yerinde inceleme için gerekli kolaylığı sağlar. İdare, yüklenici ve ölçme doğrulama uzmanı, gerekli bilgi ve belgelerin temin edildiğini tutanak altına alır. Ölçme doğrulama uzmanı tasarruf doğrulama raporundaki uygun bulunmayan hususların (veriler, hesaplar ve benzeri) doğruluğunu kontrol eder, gerekli çalışmaları yapar. Ölçme doğrulama uzmanı, tutanağın imza tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tasarruf doğrulama raporuna dair görüş raporunu hazırlayarak idareye ve yükleniciye sunar. Ölçüm belirsizliği, kalibrasyon, metodoloji ve benzeri teknik hususlara dair yüklenici ve idare, TÜRKAK, TSE, TÜBİTAK veya üniversitelerin ilgili fakültelerinden de görüş alabilir. Taraflar, alınan görüşler çerçevesinde nihai değerlendirmelerini yaparak tasarruf doğrulama raporu ve tasarruf miktarı üzerinde uzlaşmak üzere azami özen ve gayreti gösterir.

(7) İdare ve yüklenicinin uzlaşması halinde, uzlaşılan tasarruf miktarına uygun olarak ödeme yapılır. İdare ile yüklenici arasında uzlaşmaya varılamaz ise; idarenin kabul ettiği tasarruf miktarı kadar ödeme, tasarrufun Karar ve Tebliğde belirtilen hükümleri sağlaması şartıyla sözleşme hükümlerine uygun olarak yükleniciye ödenir. Yüklenicinin idarenin kabul etmediği tasarruf miktarı için hukuki yollara başvurma hakları saklıdır.

(8) Üçüncü taraf ölçme doğrulama uzmanının bütün giderleri yüklenici tarafından karşılanır.

(9) Tasarruf doğrulama raporuna göre hiç tasarruf sağlanamaması halinde idare sözleşmeyi feshederek teminatı irat kaydeder ve genel hükümleri uygular.

Ödemeler

MADDE 13 – (1) Tasarruf doğrulama raporunun uygulama kontrol komisyonu tarafından uygun görülmesi ve onaylanması ile birlikte, teklifinde belirttiği yıllık tasarruf garantisi tutarından fazla olmamak kaydıyla, tasarruf doğrulama raporundaki doğrulanan toplam tasarruf tutarının sözleşmede belirlenen oranı kadar enerji giderlerinin yapıldığı bütçe tertibinden yükleniciye ödeme yapılır. Tasarruf doğrulama raporunun onaylanması ve ödemeler sözleşmede belirtilen süreler içerisinde yapılır. İdare sözleşmede tanımlamak suretiyle bir yıldan kısa dönemlerde de ödeme yapabilir. Bu durumda yıllık bazda doğrulanan tasarrufun ekonomik karşılığı ve yıl boyunca yapılan ödemeler dikkate alınarak yıllık bazda mahsuplaşma yapılır.

(2) Tasarruf doğrulama raporundaki doğrulanan yıllık tasarruf miktarı karşılığında ödenecek bedelin hesabında, şartnamede belirlenen sabit birim enerji fiyatları kullanılır. Doğrulanan toplam tasarrufun tutarı, tasarruf doğrulama raporundaki her enerji verimliliği önleminde doğrulanan yıllık enerji tasarrufu miktarı ile şartnamede belirlenen ilgili tasarruf kalemine ait birim enerji fiyatının çarpılması ile elde edilecek sonuçların toplamıdır.

(3) Yüklenici, izleme döneminin başladığı 12 aylık her dönemin sonunda tüm uygulama alanlarının toplamı üzerinden taahhüt ettiği tasarruf garantisinin en az %70’ini sağlamak zorundadır. Tüm uygulama alanlarının toplamı üzerinden, doğrulanan tasarruf miktarının bu oranın altında olması halinde yükleniciye herhangi bir ödeme yapılmaz ve yüklenici, idareye mali yük getirmemek kaydıyla gerekli iyileştirmeleri projede revizyon dahil yapar. Bu durumda sözleşmede farklı hakediş dönemi tanımlanmış olması ve yükleniciye 12 aydan kısa dönemlerde ödeme yapılmış olması halinde yüklenici, yapılan ödemeleri idare tarafından belirlenen süre içerisinde idareye geri öder. Yüklenicinin tasarruf performansına dair eksiklikleri gidermesi ve bir sonraki dönemde doğrulanan tasarruf miktarı tasarruf garantisinin %70’i ve üzerinde gerçekleşmesi durumunda, bir önceki dönem veya dönemlerde tasarruf garantisini sağlamadığı için yapılmayan ödemeler ilgili dönem içerisinde doğrulanan tasarruf miktarı üzerinden gerçekleştirilir. Yüklenici bu durumda gecikme faizi, eskalasyon ve benzeri gerekçeyle artış talep edemez. İzleme dönemi boyunca, birbirini takip eden 12 aylık dönemlere ait doğrulanan tasarruf miktarının üç dönem boyunca tasarruf garantisinin %70’inin altında kalması durumunda, sözleşme idarece feshedilerek teminat irat kaydedilir ve genel hükümler uygulanır. Bu durumda, yüklenici fesih nedeniyle idareden zarar, ziyan ve benzeri herhangi bir nam ve ad altında talepte bulunamaz.

(4) Sözleşmede farklı hakediş dönemi tanımlanmış olması ve yükleniciye 12 aydan kısa dönemlerde ödeme yapılmış olması halinde, yükleniciye 12 aydan kısa dönemlerde yapılan ödemelerin yıllık bazda doğrulanan tasarrufun ekonomik karşılığından fazla olduğu anlaşılırsa, yüklenici, yapılan fazla ödemeleri idare tarafından belirlenen süre içerisinde idareye geri öder.

(5) Tasarruf doğrulama raporu onaylanmasını müteakip sözleşmede belirtilen süreler içerisinde yapılmayan ödemeler için yüklenicinin sözleşme hükümleri çerçevesinde hakları saklıdır.

Diğer hususlar

MADDE 14 – (1) İdarenin zarar ve ziyanlarının teminatlardan karşılanamaması durumunda karşılanmayan kısmı yükleniciden tazmin edilir. Zarar ve ziyanların tespiti komisyon marifetiyle yapılır.

(2) İdarenin yükleniciden sözleşme hükümlerince talep ve tazmin edeceği ceza, zarar ve ziyan toplamı yüklenicinin teklif ettiği yatırım tutarının iki katını aşamaz. Aşması veya aşacağının tespit edilmesi halinde sözleşme idarece feshedilir ve teminat irat kaydedilerek genel hükümler uygulanır.

(3) Etütler ve raporların hazırlanması, yorumlanması ve uygulanması noktasında taraflar mühendislik, fen ve sanat kuralları çerçevesinde gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

(4) Yüklenici, ihale sürecinde ve sözleşme süresi boyunca 4734 sayılı Kanun ve 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda tanımlanan ceza ve yasaklama hükümleri ile Karar, Tebliğ ve eklerinde yer alan diğer yaptırım hükümlerine tabidir. Yüklenicinin, sözleşme kapsamında 4734 sayılı Kanun, 4735 sayılı Kanun ve bu Kanunlarla ilgili mevzuatta belirtilen ceza ve ihalelerden yasaklama hükümlerine aykırı davranması halinde bu Kanunlara göre gerekli ceza ve yasaklama hükümlerinin uygulanması için ilgili bakanlıklara ve Kamu İhale Kurumuna bildirim yapılır. Teklif değerlendirme aşamasında Kamu İhale Kurumunun EKAP sisteminden isteklinin herhangi bir yasaklamaya tabi olup olmadığı kontrol edilir. İhale kararları ihale yetkilisince onaylanmadan önce idareler, ihale üzerinde kalan istekli ile varsa en uygun ikinci teklif sahibi isteklinin ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığını teyit ettirerek buna ilişkin belgeyi ihale kararına eklemek zorundadır.

Yasak fiil veya davranışlar

MADDE 15 – (1) İhalelerde aşağıda belirtilen fiil veya davranışlarda bulunmak yasaktır:

a) Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek.

b) İsteklileri tereddüde düşürmek, katılımı engellemek, isteklilere anlaşma teklifinde bulunmak veya teşvik etmek, rekabeti veya ihale kararını etkileyecek davranışlarda bulunmak.

c) Sahte belge veya sahte teminat düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek.

ç) Alternatif teklif verebilme halleri dışında, ihalelerde bir istekli tarafından kendisi veya başkaları adına doğrudan veya dolaylı olarak, asaleten ya da vekaleten birden fazla teklif vermek.

d) 7 nci maddeye göre ihaleye katılamayacağı belirtildiği halde ihaleye katılmak.

Yürürlük

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 17 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.

Ekler için tıklayınız

 

Devamı: Kamuda Enerji Performans Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğ Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği

Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği

15 Nisan 2021 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31455

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanı, bunların tespitine ilişkin işlemleri, bu yerlerde uygulanacak muafiyet ve indirimleri düzenlemek ve diğer hususların açıklanmasını sağlamaktır.

(2) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi ile 27 nci maddesi uyarınca belirlenen kırsal yerleşik alan ve civarı sınırlarına ilişkin hükümler bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun ek 3 üncü maddesine ve 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97 nci maddesinin birinci fıkrasının (o) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını,

b) Kanun: 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununu,

c) Kırsal mahalle: Kanunun ek 3 üncü maddesi kapsamında belirlenen mahalleyi,

ç) Kırsal yerleşik alan: Kanunun ek 3 üncü maddesi kapsamında belirlenen ve tamamı kırsal mahalle olarak tespit edilmeyen mahallelerde on bin metrekareden az olmamak kaydıyla belirlenen alanı,

d) Şehir merkezi: Büyükşehir ilçe belediye sınırları içinde halkın yoğun olarak ikamet ettiği ya da sosyo-ekonomik nedenlerle etrafındaki yerleşim yerlerinden olumlu anlamda ayrıldığı veya imar ve altyapı hizmetleri bakımından bütünlük gösteren ticari, sosyal, kültürel yapılar ile kamu hizmetlerinin yürütüldüğü yapıların bir arada bulunduğu yerleri,

ifade eder.

personel programı

İKİNCİ BÖLÜM

Kırsal Mahalle Esasları, İşlemleri ve Uygulamaları

Kırsal mahalle tespiti

MADDE 4 – (1) Kırsal mahalle, büyükşehir belediyeleri sınırları içinde olup 1984 yılı ve sonrasında köy veya belde belediyesi iken mahalleye dönüşen mahallelerde tespit edilir.

(2) Kırsal mahalle tespit edilirken birinci fıkradaki şartın yanı sıra söz konusu alanlara tanınacak muafiyet ve indirimler göz önünde bulundurularak belediye sınırları içinde benzer durumda olan yerler bakımından adalet, eşitlik ve genellik prensipleri de dikkate alınır.

(3) Bir mahallenin kırsal mahalle olarak tespit edilebilmesi için;

a) Kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmemesi,

b) Şehir merkezine olan uzaklık ve ulaştırma durumu,

c) Belediyelerin yol, su, atık su, katı atık, toplu taşıma gibi hizmetlerinden en az birine erişebilme imkânına tam kapasitede ulaşabilip ulaşamaması,

ç) Mevcut yapılaşma durumunun kırsal niteliğinin devam edip etmemesi,

d) İmar mevzuatı uyarınca yerleşik ve gelişme alanları içinde olup olmaması,

e) Sosyo-ekonomik olarak; kırsal nüfus oranının yüksek olması, yüzölçümünün önemli bir kısmını tarım, orman, mera, yaylak ve kışlak arazilerinin oluşturması, tarımsal üretimin, hayvancılık ve orman faaliyetlerinin başlıca geçim kaynağı olarak tespit edilmiş olup olmaması,

hususlarından bir veya daha fazlası ile benzeri hususlar dikkate alınır.

Kırsal yerleşik alan tespiti

MADDE 5 – (1) Uygulamanın mahalle düzeyinde yapılması esastır. Bununla birlikte mahalle bütünlüğü içinde 4 üncü maddede belirtilen şartları taşımaması nedeniyle kırsal mahalle olarak tespit edilemeyen mahallelerdeki on bin metrekareden az olmayan alanlar, 4 üncü maddede belirtilen ilkelerde ve şartlarda kırsal yerleşik alan olarak belirlenebilir.

(2) Kırsal yerleşik alanlar, bir mahallenin veya birden fazla mahallenin bir kısmını içeren yerlerinde tespit edilebilir.

Belediyelerce yapılacak işlemler

MADDE 6 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan belirlemesi için önce ilgili ilçe belediye meclisince karar alınır. Teklifi içeren bu karar, gerekçeleri ile beraber büyükşehir belediye başkanlığına gönderilir. İlçe belediye meclisinin kararının ve teklifinin büyükşehir belediye başkanlığı kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren büyükşehir belediye meclisinin yapacağı ilk toplantıda karar ve teklif gündeme getirilir ve büyükşehir belediye meclisi, en geç doksan gün içinde kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan tespitine ilişkin kararını verir.

(2) Büyükşehir belediye meclisi belirtilen süre içinde karar almak zorundadır. Büyükşehir belediye meclisi, ilçe belediyesinden gelen teklifi aynen veya değiştirerek kabul eder ya da reddeder.

(3) Büyükşehir belediye meclisi, ilçe belediyesinden gelen kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan teklifini değerlendirirken;

a) Kırsal mahalle ile ilgili teklifi, mahallenin bitişiğindeki diğer mahalleler ile ekonomik ve sosyal bütünlüğün gerektirmesi halinde komşu mahallelerde kırsal yerleşik alan belirlemek suretiyle genişletme veya daraltma,

b) Bir mahalle içindeki kırsal yerleşik alanla ilgili teklifi, mahalle sınırlarına kadar genişletme,

yönünde karar alabilir.

(4) Büyükşehir belediye meclisi, ilçe belediyesinden gelen kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan teklifini ilçe belediyesi sınırlarını kapsayacak veya aşacak şekilde değiştiremez.

(5) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak tespit edilen yerler için bir süre kısıtlaması öngörülemez. İlçe belediyelerince kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak tespit edilen yerlerin bu özelliklerinin kaybedildiğinin tespiti halinde Kanunun ek 3 üncü maddesi uyarınca bu maddedeki usulle kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan niteliği kaldırılabilir.

Karar ve duyurulması

MADDE 7 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan belirlenmesine ilişkin alınan büyükşehir belediye meclisi kararlarına belirlenen alanın koordinatları eklenir.

(2) İlçe belediyesi meclisi ile büyükşehir belediyesi meclisinin kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanla ilgili kararları diğer meclis kararları gibi uygun yöntemlerle duyurulur.

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanın uygulama süresi başlangıcı ve sona ermesi

MADDE 8 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanın ilanı sonrasında bunlarla ilgili uygulamalar, ilgili büyükşehir belediye meclisi kararının verildiği yılı takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

(2) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlar ile ilgili uygulamalar, 6 ncı maddedeki usule göre yapılacak çıkarılma işlemine ilişkin ilgili büyükşehir belediye meclisi kararının verildiği yılın sonuna kadar devam eder.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Muafiyetler, İndirimler ve Süreler

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlara tanınan muafiyetler

MADDE 9 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenen yerlerde;

a) Gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan bina, arsa ve araziler ile mesken amaçlı kullanılan binalar ve zirai istihsalde kullanılan bina, arsa ve araziler emlak vergisinden,

b) 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken bina inşaat harcı ile imarla ilgili harçlardan,

muaftır.

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlara tanınan indirimler

MADDE 10 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenen yerlerde;

a) Ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan bina, arsa ve araziler için emlak vergisi %50,

b) 2464 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken vergi, harç (bina inşaat harcı ile imarla ilgili harçlar hariç) ve harcamalara katılma payları %50,

indirimli uygulanır.

(2) Bu yerlerde, içme ve kullanma suları için alınacak ücret; işyerleri için belirlenmiş olan en düşük tarifenin %50’sini, konutlar için belirlenmiş olan en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir.

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlarda uygulanmayacak muafiyetler ve indirimler

MADDE 11 – (1) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenen yerlerde, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca bilanço esasına göre defter tutan (sadece hasılat defteri tutan yabancı nakliyat kurumları dâhil) mükellefler, 9 uncu ve 10 uncu maddelerde belirtilen muafiyet ve indirimlerden yararlanamazlar.

(2) Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan uygulamasında muafiyet ve indirimlerin başlaması ve son bulmasında, 213 sayılı Kanuna göre bilanço esasına göre defter tutma yükümlülüğünün başladığı ve son bulduğu tarihler dikkate alınır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Diğer hususlar

MADDE 12 – (1) Kanunun ek 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenen yerlerde uygulamanın yürürlüğe girmesinden sonra 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile köy veya belde belediyesi iken tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlere anılan Kanunun geçici 1 inci maddesinin onbeşinci ve yirmidokuzuncu fıkraları uyarınca tanınan muafiyet ve indirimler uygulanmaz.

(2) Kanunun ek 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 12 nci maddesinin yedinci fıkrası ile 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun ek 17 nci maddesi hükümlerinden yararlanan yerler; kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenmesi halinde Kanunun ek 3 üncü maddesi hükümlerine aykırı olmayan hak, sorumluluk ve imtiyazlardan faydalanmaya devam ederler.

(3) Kanunun ek 3 üncü maddesinde belirtilen muafiyetler ve indirimler ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.

Yönetmeliğin uygulanmasında sorumluluk

MADDE 13 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasından doğabilecek tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir.

Yürürlük

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

 

Devamı: Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı

Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı

ÖZET: 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylık ve üç aylık dönemleri ile 2021 yılı aylık ve 3 aylık dönemlerine göre berat dosyalarını yükleyenler için e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının saklanmak üzere GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanları.

I-) 2020 YILI İÇİN

2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylık ve üç aylık dönemleri için e-Defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım Zamanı
Ekim 2020 1 Şubat 2021 15 Nisan 2021’e kadar
Kasım 2020 1 Mart 2021 15 Nisan 2021’e kadar
Aralık 2020 (Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2021)

15 Nisan 2021’e kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2021)

17 Mayıs 2021’e kadar
Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım Zamanı
Ekim-Kasım-Aralık 2020 (Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2021)

15 Nisan 2021’e kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2021)

17 Mayıs 2021’e kadar

2020 / Ekim – Kasım – Aralık dönemleri aktarım zamanı tüzel kişi mükellefler için e-Defter berat dosyalarının yüklenme süresi ile uyumlu hale getirilmiştir.

personel programı

II-) 2021 YILI İÇİN 

2021 yılı aylık veya 3 aylık olarak berat dosyası yükleyenler için e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının saklanmak üzere GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanı; e-Defterlerin oluşturulması, imzalanması ve bunlara ait berat dosyalarının e-Defter uygulamasına yükleme süresinin son gününü takip eden on beşinci günün sonuna kadar belirlenmiş olup dönemler bazında aktarım zamanları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

1-) Yükleme tercihi üç aylık olan mükellefler

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım zamanı
Ocak-Şubat- Mart 2021 2021 Mayıs ayı sonu 15 Haziran 2021’e kadar
Nisan-Mayıs-Haziran 2021 2021 Ağustos ayı sonu 15 Eylül 2021’e kadar
Temmuz-Ağustos-Eylül 2021 2021 Kasım ayı sonu 15 Aralık 2021’e kadar
 

Ekim -Kasım-Aralık 2021

(Gerçek kişi mükellefler) Gelir vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(31 Mart 2022)

15 Nisan 2022’ye kadar
(Tüzel kişi mükellefler) Kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayın sonuna kadar

(30 Nisan 2022)

16 Mayıs 2022’ye kadar

2-) Yükleme tercihi aylık olan mükellefler

Dönem Berat yükleme zamanı Aktarım zamanı
Ocak 2021 2021 Nisan ayı sonu 17 Mayıs 2021’e kadar
Şubat 2021 2021 Mayıs ayı sonu 15 Haziran 2021’e kadar
Mart 2021 2021 Haziran ayı sonu 16 Temmuz 2021’e kadar
Nisan 2021 2021 Temmuz ayı sonu 16 Ağustos 2021’e kadar
Mayıs 2021 2021 Ağustos ayı sonu 15 Eylül 2021’e kadar
Haziran 2021 2021 Eylül ayı sonu 15 Ekim 2021’e kadar
Temmuz 2021 2021 Ekim ayı sonu 15 Kasım 2021’e kadar
Ağustos 2021 2021 Kasım ayı sonu 15 Aralık 2021’e kadar
Eylül 2021 2021 Aralık ayı sonu 17 Ocak 2022’ye kadar
Ekim 2021 2022 Ocak ayı sonu 15 Şubat 2022’ye kadar
Kasım 2021 2022 Şubat ayı sonu 15 Mart 2022’ye kadar
Aralık 2021 (Gerçek) 2022 Mart ayı sonu 15 Nisan 2022’ye kadar
Aralık 2021 (Tüzel) 2022 Nisan ayı sonu 16 Mayıs 2022’ye kadar

GİB tarafından yayımlanacak sirküler ile e-Defterlerin oluşturulması, imzalanması ve bunlara ait berat dosyalarının e-Defter uygulamasına yükleme sürelerinin uzatılması durumunda aktarım zamanın hesabında, ilgili sirkülerde belirlenecek tarihi izleyen 15 inci günün sonu (resmi tatile denk geldiği durumlarda tatil bitimini izleyen ilk iş günü sonu) aktarım zamanının sonu olarak dikkate alınacaktır.

Bu uygulamanın kanuni defterleri saklama ve ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı unutulmamalıdır.

Mükellefler, belirlenen tarihleri aşmamak kaydıyla e-Defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarını istedikleri zaman yüklemekte serbestlerdir.

Bahse konu Kılavuza e-Defter Saklama Kılavuzu linkinden ulaşabilirsiniz.

Diğer taraftan mücbir sebep halinde olan ya da mücbir sebep hali kalkan mükelleflerle ilgili olarak 10.03.2021/59 No.lu Sirkülerimize bakınız.

Kaynak: TÜRMOB

Devamı: Berat Dosyalarının İkincil Kopyalarının GİB’e Aktarım Zamanı Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Nisan ve Mayıs Aylarında Yiyecek ve İçecek Sektöründeki Çalışanlara Destek

Nisan ve Mayıs Aylarında Yiyecek ve İçecek Sektöründeki Çalışanlara Destek

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan, yiyecek ve içecek sektörüne yönelik olan destek ödemesine ilişkin açıklamada bulundu.

Selçuk, “Nisan ve Mayıs aylarında yiyecek ve içecek sektöründeki çalışanlarımıza destek sağlayacağız” dedi.

Bakan Selçuk, Ramazanın içinde bulunduğu Nisan ve Mayıs aylarında yiyecek ve içecek sektörlerinde çalışanlara yönelik prim desteği sağlayacaklarını bildirdi.

Buna göre, Mart ayında çalışması olanlardan, Nisan ve Mayıs aylarında normalleşme desteğinden yararlanamayan ve çalışmaya devam edilen işçiler için işverenlerin SGK’ye ödeyecekleri asgari ücret üzerinden hesaplanan prim Bakanlık tarafından karşılanacak. Prim desteğinin yanı sıra yine aynı sektörde faaliyet gösteren işyerlerinde ücretsiz izne ayrılan sigortalılara da destek verilecek.

İşverenlerin bu destekten yararlanabilmesi için çalışanlarını e-SGK sistemi üzerinden sigortalılıklarını tanımlaması gerektiğini belirten Bakan Selçuk, ödemelerin ise çalışanlara İŞKUR aracılığıyla gerçekleştirileceğini kaydetti.

Devamı: Nisan ve Mayıs Aylarında Yiyecek ve İçecek Sektöründeki Çalışanlara Destek Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Yeni Yayınlanan Karar Özetleri

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Karar Özetleri 14/04/2021

“İlgili kişinin veri sorumlusu ile abonelik sözleşmesi kurma amacıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/746 sayılı Karar Özeti
“İlgili kişinin eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri sorumlusu şirket tarafından kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunulması” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/10/2020 tarihli ve 2020/769 sayılı Karar Özeti
“İlgili kişinin aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi” hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/755 sayılı Karar Özeti

 

 

Devamı: Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun Yeni Yayınlanan Karar Özetleri Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

İlgili kişinin aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi

Aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi

Karar Tarihi : 29/09/2020
Karar No : 2020/755
Konu Özeti : İlgili kişinin aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi

İlgili kişi tarafından Kuruma intikal ettirilen şikâyet dilekçesinde özetle; kendisine ev sahibinden, aidatının bazı aylarda eksik, bazı aylarda ise hiç yatırılmadığına dair bir SMS iletildiği, bu SMS iletimi hadisesinin kendisine ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlendiğini ortaya koyduğu; ilgili kişinin, kişisel verilerinin site yönetimi tarafından ev sahibi ile paylaşılmasında hiçbir bilgisi ve rızasının bulunmadığı, bu doğrultuda veri sorumlusu site yönetimine başvurmak suretiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 11 inci maddesinde gösterilen haklarını kullandığı ve işlenen/aktarılan kişisel verileri ile ilgili olarak tarafına bir aydınlatma yapılıp yapılmadığı hususlarında bilgi talep ettiği, site yönetiminin ise verdiği yanıtta, ilgili kişinin aidat ödeme bilgilerinin ev sahibinin talebi doğrultusunda paylaşıldığının belirtildiği fakat ilgili kişiye aydınlatma yapıldığına veya kendisinden bu hususta açık rıza alındığına dair bir belge yahut herhangi bir hukuka uygunluk sebebinin de sunulamadığı belirtilerek veri sorumlusu site yönetimi hakkında idarî para cezası uygulanması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarihli ve 2020/755 sayılı Kararı ile;

  • Kanunun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması artlarından birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerine yer verildiği,
  • Öte yandan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun “Ortak Giderlerin Teminatı” başlığını hâiz 22 nci maddesinin, “Kat malikinin, 20’nci madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür…” hükmünü amir olduğu,
  • Söz konusu hüküm uyarınca ev sahibi ile kiracının ortak giderler ve gecikme tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu dikkate alındığında, ev sahibinin, kiracısının oturduğu dairenin aidat gibi apartmanın ortak giderlerinden payına düşen kısımlarını ödeyip ödemediğinden haberdar olmasında gerek ev sahibi gerek site yönetiminin menfaati bulunduğu, dolayısıyla söz konusu veri işleme faaliyetinin; 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması çerçevesinde gerçekleştirildiği,
  • Bu itibarla veri sorumlusunun ilgili kişiye verdiği cevapta da ev sahibinin isteği üzerine ilgili kişinin borç bilgilerinin ev sahibi ile paylaşıldığının ifade edildiği dikkate alındığında ilgili kişiye veri sorumlusu tarafından verilen yanıtın, ilgili kişinin iddialarına konu hususları yeterli derecede açıklayıcı olduğu

değerlendirmelerinden hareketle;

personel programı
  • İlgili kişinin kişisel verisi niteliğinde olan aidat borç bilgilerinin, veri sorumlusu tarafından ev sahibinin isteği üzerine paylaşıldığı, bu paylaşımın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 22 nci maddesinde yer alan hüküm uyarınca gerçekleştirildiği dikkate alınarak, veri sorumlusu site yönetimi tarafından ilgili kişiye iletilen cevap metninde yer verilen açıklamaların ilgili kişinin iddiasına konu hususları açıklayıcı nitelikte olduğuna, bu çerçevede, söz konusu şikâyet hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir.

Devamı: İlgili kişinin aidat borcu bilgisinin site yönetimi tarafından ev sahibine iletilmesi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

İlgili kişinin eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri sorumlusu şirket tarafından kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunulması

Eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri işleme faaliyetinde bulunulması

Karar Tarihi : 08/10/2020
Karar No : 2020/769
Konu Özeti : İlgili kişinin eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri sorumlusu şirket tarafından Kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunulması

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikayetinde özetle; eski çalışanı olduğu şirketin, başka bir şirkete bütün borç, ödev ve yükümlülükleri ile devrolduğu ancak kişisel verilerin elde edilmesi sırasında tarafına herhangi bir aydınlatma yapılmadığı, veri sorumlusu devralan şirketin internet sitesinde sunulan aydınlatma metninin açık ve belirli olmayan muğlak ifadeler içerdiği, şahsına ilişkin özlük dosyasında sağlık verilerinin de bulunduğu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 6 ncı (Kanun) maddesi uyarınca bu veri işleme faaliyeti için açık rızasının alınmadığı, öte yandan Kanunun 11 inci maddesi kapsamındaki haklarına ilişkin başvurusuna karşılık veri sorumlusunun cevabında yer alan kişisel verileri saklama sürelerine ilişkin 10 yıllık sürenin geçersiz olduğu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca 15 yıl saklanması gerektiği, ayrıca veri sorumlusu tarafından kendisine gönderilen ticari elektronik iletiler aracılığıyla herhangi bir hukuka uygunluk sebebi olmaksızın kişisel verilerinin işlendiği iddia edilerek veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 08/10/2020 tarihli ve 2020/769 sayılı Kararı ile;

  • Kanunun “Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında ise Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümlerinin yer aldığı,
  • Diğer taraftan, Kanunun “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğunun belirtildiği, aynı maddenin ikinci fıkrasında özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasaklandığı, bununla birlikte üçüncü fıkrada da özel nitelikli kişisel verilerin açık rıza aranmadan işlenebileceği diğerin haller sayıldığı, buna göre sağlık verilerinin ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından açık rıza aranmaksızın işlenebileceğinin belirtildiği, 4 üncü fıkrada ise özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şartının da getirildiği,
  • İlgili kişinin kişisel verilerinin elde edilmesi sırasında tarafına herhangi bir aydınlatma yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak veri sorumlusu tarafından verilen yanıtta veri sorumlusunun ilgili kişilerle hukuki ilişkilerinin sürmekte olduğu ve/veya doğrudan üçüncü taraflar vasıtasıyla temas etmekte olduğu faaliyetler bakımından 6698 sayılı Kanun uyarınca aydınlatma ve açık rıza alınmasına ilişkin yükümlülükler doğrultusunda uyumlaştırmaların gerçekleştirildiği ancak Şirketin aktif bir hukuki ilişki içerisinde olmadığı, ilgili mevzuatlar kapsamındaki saklama yükümlülükleri ile sınırlı olarak veri işleme faaliyeti gerçekleştirdiği eski çalışanlar bakımından aydınlatma yükümlülüğünün gerçekleştirilmesinin pratikte mümkün olmadığının belirtildiği,
  • Veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişinin, ilgili kişilere; veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, işlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi, 11 inci maddede sayılan diğer hakları konusunda bilgi vermekle yükümlü olduğu, ilgili kişinin şikayet başvurusu ve veri sorumlusunun cevabi yazısından anlaşıldığı üzere ilgili kişinin kişisel verilerinin 2014-2015 yıllarında işlendiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 07.04.2016 itibariyle yürürlüğe girdiği, bu çerçevede söz konusu tarihler itibariyle Kanunun yürürlüğe girmemiş olması sebebiyle kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin de mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
  • 4857 sayılı İş Kanununun 75 inci maddesinin “İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.” hükmünü haiz olduğu,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun ‘Prim belgeleri ve işyeri kayıtları’ başlıklı 86 ncı maddesinde “İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek zorundadır.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı,
  • İşverenin çalışanlarının özlük dosyalarını düzenlemesi bakımından veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki yükümlülükleri dolayısıyla veri işleme faaliyetinin gerçekleştirildiği, söz konusu veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ‘kanunlarda açıkça öngörülme’ ve aynı fıkranın (ç) bendinde yer alan ‘veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için zorunlu olması’ şartlarına dayanılarak gerçekleştirildiği sonucuna varıldığı,
  • İlgili kişinin açık rızası olmaksızın sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin olarak;
    • Çalışanlara ait sağlık verisi içeren kayıtların kişisel sağlık dosyalarında saklanmakta olduğu, kişisel sağlık dosyalarının yalnızca sır saklama yükümlülüğü altında bulunan iş yeri hekiminin erişimi ile sınırlı olarak saklanmakta olduğu ve Şirketin sistemlerinde kayıtlı olmadığı,
    • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin “İşyeri Hekiminin Yükümlülükleri” başlıklı 11 inci maddesinde “İşyeri hekimleri, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yaparken, işin normal akışını mümkün olduğu kadar aksatmamak ve verimli bir çalışma ortamının sağlanmasına katkıda bulunmak, işverenin ve işyerinin meslek sırları, ekonomik ve ticari durumları hakkındaki bilgiler ile çalışanın kişisel sağlık dosyasındaki bilgileri gizli tutmakla yükümlüdürler.” hükmü uyarınca iş yeri hekimlerinin sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişilerden olduğu,
    • Aynı Yönetmeliğin “İşyeri Hekimlerinin Görevleri” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer aldığı üzere iş yeri hekiminin sağlık gözetimi kapsamında yapılacak işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler ile ilgili olarak çalışanları bilgilendirmek ve onların rızasını alma, çalışanların yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesi ile gerekli tetkiklerin sonuçlarını yönetmelik ekinde verilen örneğe uygun olarak düzenleme ve işyerinde muhafaza etme görevlerinin bulunduğu,
    • Öte yandan Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sağlık verilerinin ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından açık rıza aranmaksızın işlenebileceğinin düzenlendiği,
    • Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında ise özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şartının bulunduğu, bu kapsamda “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31/01/2018 tarihli ve 2018/10 sayılı Kararı çerçevesinde yeterli önlemlerin belirlendiği

hususları dikkate alınarak Kurul tarafından özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde veri sorumlularınca alınması gereken yeterli önemler alınmak suretiyle mevzuatta öngörülen görevleri kapsamında iş yeri hekimi tarafından sağlık verisinin işlenmesinin mümkün olduğu

değerlendirmelerinden hareketle

personel programı
  • Şikayet dilekçesi ve veri sorumlusunun cevaplarından ilgili kişinin kişisel verilerinin 2014-2015 yıllarında işlendiğinin anlaşıldığı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 07.04.2016 itibariyle yürürlüğe girdiği, bu çerçevede söz konusu tarihler itibariyle Kanunun yürürlüğe girmemiş olması sebebiyle kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla bu hususta Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına,
  • İşverenin çalışanlarının özlük dosyalarını düzenlemesi bakımından veri sorumlusu sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki yükümlülükleri dolayısıyla veri işleme faaliyetinin gerçekleştirildiği, söz konusu veri işleme faaliyetinin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ‘kanunlarda açıkça öngörülme’ ve aynı fıkranın (ç) bendinde yer alan ‘veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için zorunlu olması’ şartlarına dayanarak gerçekleştirildiğine,
  • İlgili kişinin açık rızası olmaksızın sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin olarak; İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğin “İşyeri Hekiminin Yükümlülükleri” başlıklı 11 inci maddesi hükmü uyarınca iş yeri hekimlerinin sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişilerden olduğu, aynı Yönetmeliğin “İşyeri Hekimlerinin Görevleri” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer aldığı üzere çalışanların yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesi ile gerekli tetkiklerin sonuçlarını yönetmelik ekinde verilen örneğe uygun olarak düzenleme ve işyerinde muhafaza etme görevlerinin bulunduğu, 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel veriler arasında sayılan sağlık verilerini içermesi sebebiyle gerek çalışan gerekse de eski çalışanlarına ait kişisel sağlık dosyalarının yalnızca sır saklama yükümlülüğü altında bulunan iş yeri hekiminin erişimi ile sınırlı olarak saklanmakta olduğunun beyan edildiği ve ilgili kişinin kişisel verilerinin güvenliğinin sağlanmadığına yönelik bir iddiası olmadığı hususları dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenen özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde veri sorumlularınca alınması gereken yeterli önlemler alınmak suretiyle mevzuatta öngörülen görevleri kapsamında iş yeri hekimi tarafından sağlık verisinin işlenmesinin mümkün olduğuna,
  • İlgili kişinin ticari elektronik ileti gönderilmek suretiyle kişisel verilerinin hukuka aykırı işlendiği iddiasına ilişkin olarak herhangi bir somut delile rastlanılamadığından bu aşamada Kurum tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığına

karar verilmiştir.

 

 

Devamı: İlgili kişinin eski çalışanı olduğu şirketi devralan veri sorumlusu şirket tarafından kanuna aykırı veri işleme faaliyetinde bulunulması Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

İlgili kişinin veri sorumlusu ile abonelik sözleşmesi kurma amacıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi

Abonelik sözleşmesi kurma amacıyla telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi

Karar Tarihi : 29/09/2020
Karar No : 2020/746
Konu Özeti : İlgili kişinin veri sorumlusu ile abonelik sözleşmesi kurma amacıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi

Kuruma intikal ettirilen şikâyette özetle, hizmet alımı esnasında yaşadığı ihtilaf nedeniyle ilgili kişinin veri sorumlusuna ait kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi üzerinden veri sorumlusu ile yapılan görüşmeye ait ses kayıtlarının talebine ilişkin başvuru gerçekleştirdiği, 25.08.2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iletinin okunduğunun kabul edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde kendisine cevap verilmediği, bunun üzerine müşteri hizmetleri ile görüştüğü, görüşmede sözleşmenin (ses kayıtlarının) bir örneğinin tarafına verilmesi gerektiği ancak verilmediğini, bu verilerin ilgili kişiye ait kişisel veriler olduğunu, veri sorumlusunun hangi tarihte kaç kere aradığına dair kayıtlarının da tutulduğunu, ayrıca, bunların da kişisel veri niteliği taşıdığını, bu verileri bilmeye hakkı olduğunu belirterek bu sebeple, tarafına iletilmesini talep ettiği ancak verilmediği, müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmede Cumhuriyet Savcılığına başvurulması gerektiği ve söz konusu kişisel verilerin kendisine verilemeyeceğinin belirtildiği ifade edilerek, konunun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında incelenmesi talep edilmiştir.

Başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, alınan cevabi yazıda özetle;

  • İlgili kişinin başvurusunu yaptığı KEP adresinin kişisel verilere ilişkin başvuruların yapılması amacıyla tahsis edilmiş bir KEP adresi olmadığı, kişisel verilerle ilgili talep ve soruların ana ortaklığın KEP adresine veya kendilerine ait https://www…….net/tr/gizlilik-ve-guvenlik linkinden iletilebileceği,
  • Veri sorumlusu ve ilgili kişi arasında abonelik sözleşmesi kurulduğu, ilgili kişiye ait kişisel verilerin abonelik sözleşmesinin kurulmasıyla elde edildiği, abonelere ait kişisel verilerin abonelik ilişkisinin yanı sıra sunulan hizmetler kapsamında abonelik sözleşmesi, bayiler ve sair yüz yüze kanallar, çağrı merkezi, web sitesi, mobil uygulamalar, kısa mesaj, elektronik posta, sesli yanıt sistemi kanallarıyla elde edildiği,
  • İlgili kişiye ait kişisel verilerin Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında işlendiği,
  • Müşteri Hizmetleri ile abonelerin yapmış olduğu görüşmelerin ses kayıtlarının müşterilere iletilmesi durumunda müşteriler tarafından farklı amaçlarla kullanıldığı, sosyal medyada yayımlandığı, soruşturmalar kapsamında ve adli makamlara üzerinde tahrifat yapılarak iletilmesi gibi güvenlik risklerinin oluşabileceği, müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmelerin ses kayıtlarının görüşmeyi gerçekleştiren müşteri hizmetleri çalışanının da kişisel verileri içerdiği düşünüldüğünde söz konusu kayıtların ilgili kişilere iletilmesinin bu kişilerin hakkını da zedeleyebilecek ve bu kişiyi ifşa edebilecek şekilde kullanılması riskini de doğuracağının değerlendirildiği,
  • Somut olayda ilgili kişinin müşteri hizmetleri ile gerçekleştirdiği görüşmeleri yanlış anlaması nedeniyle bir kampanyaya taahhüt vererek sözleşmenin kurulmuş olduğunu zannettiği ancak, esasen kurulmadığının kendisine daha sonra yapılan görüşmelerde izah edildiği, sonuç olarak aradaki yanlış anlamanın giderilerek ilgili kişinin veri sorumlusunca sunulan … Kampanyası’na kendi isteği ile tekrar taahhüt verdiği ve hâlihazırda hizmet almaya devam ettiği,
  • Veri sorumlusunun Kanun gereğince uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü idari ve teknik tedbiri alma yükümlülüğünün bulunduğu, bununla birlikte, veri sorumlusunun yükümlülüklerine uygun olarak ticari faaliyetlerini devam ettirme yönündeki genel prensibi uyarınca müşteri hizmetleri ile abonelerin yapmış olduğu görüşmelerin (ses kayıtları) sadece yetkili adli ve idari merciler tarafından yöneltilen yasal talepler çerçevesinde yetkili merciler ile paylaşıldığı

ifade edilmiştir.

personel programı

Söz konusu iddiaların incelenmesi neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 29/09/2020 tarih ve 2020/746 sayılı Kararında;

  • Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, (2) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı,
  • 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında elektronik iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelerin 6563 sayılı Kanun kapsamında olduğunun ifade edildiği, Avrupa Birliği Elektronik Ticaret Direktifi’nde olduğu gibi 6563 sayılı Kanunda da elektronik sözleşmenin tanımının yapılmadığı, ancak, “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, ticari elektronik iletinin, “Telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri” kapsadığı, bu doğrultuda, 6563 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan ticarî elektronik ileti tanımından hareketle, telefon aracılığıyla yapılan sözleşmelerin 6563 sayılı Kanun kapsamında elektronik sözleşme olarak kabul edildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla, veri sorumlusu ve ilgili kişinin telefon aracılığıyla sözleşme kurmaya yönelik yaptıkları görüşmede Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan hüküm çerçevesinde kişisel verilerin işlenebileceği,
  • 2010 yılında 5982 sayılı Kanunla Anayasanın 20 nci maddesine eklenen fıkra ile herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının anayasal bir hak olarak teminat altına alındığı, bu bağlamda, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkı hükme bağlanırken, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği,
  • Diğer taraftan, Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinde,
    (1) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili;
    a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
    b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
    c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
    ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
    d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,
    e) 7 nci maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
    f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
    g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
    ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme, haklarına sahiptir.
    ” hükümlerine yer verildiği,
  • Bu doğrultuda, Kanunun “İlgili Kişinin Hakları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkını, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığı ve erişim hakkının, bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin, kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için, kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağlaması gerektiği,
  • Ancak bu hakkın, veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin de dikkate alınması suretiyle, işlenen kişisel verilerin, teknik/fiziki imkânların el verdiği ölçüde ve verinin muhtevasına/içeriğine makul bir şekilde ulaşılabilmesine imkân tanınarak kullanılması gerektiği,
  • İlgili kişinin erişim hakkı ile veri sorumlusunun konuşma kayıtlarının kaydedildiği kayıt ortamının kendisinin ancak yasal makamlar tarafından talep edildiği takdirde teslim edilebileceği yönündeki makul kabul edilebilecek açıklaması arasındaki dengenin talep edilen ses kayıtlarına ilişkin kayıt ortamlarının doğrudan ilgili kişiye teslim edilmeden dökümlerine erişim hakkı sağlanarak gerçekleştirilebileceği,
  • Diğer taraftan, Kanunun “Veri Sorumlusuna Başvuru” başlıklı 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince, veri sorumlusunun ilgili kişinin başvurusunda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre ve en geç otuz gün içerisinde sonuçlandırması gerektiği, öte yandan, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin (Tebliğ) 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, “İlgili kişi, Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini, yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna daha önce bildirilen ve veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna iletir.” hükmüne yer verildiği, ayrıca, Tebliğin 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında, veri sorumlusunun başvuruyu kabul edeceği ya da gerekçesini açıklayarak reddedeceği, üçüncü fıkrasında ise, cevabın ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirileceği

değerlendirmelerinden hareketle;

  • Kanunun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi hükmü kapsamında ilgili kişinin, kendisiyle ilgili kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkının, söz konusu veriye erişim hakkını da kapsadığına ve erişim hakkının, bilgi talep etme hakkını tamamlayarak ilgili kişinin, kişisel verileri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için, kişisel verilerinin ne şekilde işlendiğine dair tam olarak bilgi sahibi olmasına imkân sağladığı dikkate alındığında söz konusu dökümün, ilgili kişi dışında başkalarının kişisel verileri varsa bunlar çıkarılmak veya maskelenmek gibi önlemler alınarak ilgili kişiye gönderilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına,
  • İlgili kişilerin Kanun kapsamındaki başvurularına Kanunun ilgili hükümleri ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca süresi içinde bir cevap verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına,
  • İlgili kişilerin Kanun kapsamındaki başvurularını ana ortaklığın KEP adresi yerine veri sorumlusuna ait KEP adresi üzerinden iletebilmeleri için kendi bünyesinde gerekli düzenlemeleri yapması yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına,

karar verilmiştir.

 

 

Devamı: İlgili kişinin veri sorumlusu ile abonelik sözleşmesi kurma amacıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarına erişim talebi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Yurt Dışındaki İlişkili Şirketlerden Temin Edilen Nakdi veya Gayrinakdi Kredilere İlişkin Kağıtların Damga Vergisi Yükümlülükleri – Emrah AYGÜL, YMM

Yurt Dışındaki İlişkili Şirketler Kredi Damga Vergisi

Emrah AYGÜL
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
emrah.aygul@erisymm.com

0. Giriş

1964 Yılında yayımlanan Damga Vergisi Kanunu, zaman içinde vergi oranlarındaki artış ve sözleşmelerin kullanımının yaygınlaşması ile önemli bir vergi kanunu haline gelmiştir. Geldiğimiz noktada verginin büyüklüğü toplanan kurumlar vergisinin dörtte birine ulaşmış, zaman içinde de vergi gelirleri içerisindeki payı düzenli artarak %4’e yaklaşmıştır.

Damga Vergisi Kanunu uyarınca Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar damga vergisine tabidir. Kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade etmektedir. Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir. Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisinden müstesnadır.

Yazımızın konusu banka ve kredi kuruluşu niteliği olmayan yurt dışı ortak ya da üçüncü kişi şirketlerden kullanılan nakdi ve gayri nakdi krediler ile bu kredilere ilişkin yurtiçinden sağlanan teminatlara ilişkin kağıtların damga vergisine tabi olup olmadığının irdelenmesidir.

1. Yurt Dışından Temin Edilen Kredi ve Teminatlara İlişkin Sözleşme Düzenlenmesi Gerekliliği

TCMB Sermaye Hareketleri Genelgesi uyarınca bankalar, nezdinde bulunan Türkiye’de yerleşik kişilere ait döviz ve Türk lirası tevdiat/mevduat hesaplarına yurt dışından gönderilen bedellere ilişkin SWIFT mesajlarında Türkçe veya yabancı bir dilde söz konusu bedelin kredi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunup bulunmadığını kontrol eder. Bu kontrol sonucunda transfer edilen bedelin kredi olduğunun tespiti durumunda, kredi borçlusundan kredinin vadesi, faiz oranı ve benzeri bilgileri içeren kredi sözleşmesi istenir ve ilgili koşulları sağlaması şartıyla bu bedel yurt dışından temin edilen kredi olarak işleme alınır. Yurt dışından alınan kredinin kullanımına aracılık eden banka kredi sözleşmesi ile geri ödeme planının bir örneğini kredi kullanıcısı firmadan temin eder. Yurt dışından alınan kredinin kullanımına aracılık eden banka kredinin geri ödenip ödenmediğini izlemekle yükümlüdür. Yine Genelgeye göre bankalar ve finansal kuruluşlar dışındaki yurt dışında yerleşik kişilerden alınan krediler de firma kredi bakiyesine dâhil edilir. Bu düzenlemelere göre bankalar işlem yapmak için sözleşme isteyeceklerinden, sözleşme zorlaması beraberinde damga vergisi yükümlülüğünün sorgulanmasını da gerektirmektedir.

Yine kredilerin teminatı için teminatı sağlayan, kredi veren ve/veya kredi kullanan arasında sözleşme düzenlenmesi gerekliliği malumdur[1] ve düzenlenen rehin, kefalet vb. teminat sözleşmelerine ilişkin kağıtların da damga vergisi önem arz etmektedir.

personel programı

2.Yurtdışı İlişkili Şirketten Kredi Temininin Damga Vergisine Tabi Olup Olmadığı

2.1. İstisna Düzenlemesi ve Görüşümüz

Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün 23’üncü fıkrası uyarınca “Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç)” damga vergisinden istisnadır.

İstisnaya ilişkin kanun maddesi düzenlemesinin son değişiklik gerekçesi şöyledir: “488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV. Ticarî ve medenî işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrası hükmünde yapılan değişiklikle, yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşlarından sağlanan ve ortalama vadesi bir yıl ve daha uzun süreli nakdi yatırım kredileri nedeniyle düzenlenen kâğıtlara ilişkin istisna hükmü, süreye bağlı yatırım kredisi ayrımı kaldırılarak, bankalar ve yurt dışı kredi kuruluşlarıyla uluslararası kurumlardan sağlanan kredilerin temini ile bunların geri ödenmesi sırasında kredi kuruluşuyla müşteri arasında düzenlenen kâğıtları ve bu mahiyetteki şerhleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Maddede belirtilen banka ifadesi özel finans kurumlarını da kapsamaktadır. Böylece, kredi işlemlerinin maliyetlerinin azaltılması hedeflenmiştir. Ancak bu istisnanın kredinin kullanımı sırasında düzenlenecek kâğıtları kapsamadığı belirtilmiştir.”

Kanun metnine ilişkin tartışılan hususların başında “uluslararası kurumlarca” ifadesinin banka veya kredi kuruluşu niteliği olmayan yurt dışı ortak ya da üçüncü kişileri kapsayıp kapsamadığı gelmektedir.

Vergi kanunlarının yorumlanmasında, yasal düzenlemenin lafzı öncelikle dikkate alınır. Lafzın açık olmadığı hallerde, vergi kanunlarının hükümleri konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.

Yasa metninde geçen “Kurum” lafzı, sözlük anlamı olarak “ortaklık” diğer bir deyişle “Şirket” anlamını da ifade etmektedir. Eğer bir şirket mukimi olduğu ülke sınırları dışına kredi ya da teminat veriyor ise yalnız bundan dolayı bile artık uluslararası bir kurum/şirket sayılmalıdır.

Yasal düzenlemenin gerekçesine baktığımızda, gerekçede banka ifadesinin özel finans kurumlarını da kapsadığı belirtilmiş ancak uluslararası kurumların kapsamına değinilmemiştir. Yine gerekçede kredi işlemlerinin maliyetinin azaltılmasının hedeflendiği vurgulanmıştır. Döviz darboğazı yaşadığımız şu günlerde, hele de ülke risk primimizin yüksek olması da göz önüne alındığında, yurt dışı banka ve finans kurumları yerine yurt dışındaki ilişkili şirketlerden daha ucuz finansman sağlanabileceği malumdur. Hal böyle iken aksi bir yorum işleri yokuşa sürerek genel ekonomiyi olumsuz etkileyebilecektir.

Dolayısıyla görüşümüz banka ve kredi kuruluşu niteliği olmayan yurt dışı ortak ya da üçüncü kişi şirketlerden kullanılan kredilere ilişkin sözleşmelerin Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV. Ticarî ve medenî işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrası hükmünce damga vergisinden istisna olması gerektiğidir.

İdare sonraki bölümde açıklanacağı üzere istisna hükmünde geçen “uluslararası kurumlarca” ifadesinin anlamını dar bir kalıba koymaktadır.

2.2.Gelir İdaresinin Yorumu

Gelir İdaresi Başkanlığı[2] yukarıdaki istisna hükmünde bahsi geçen “yurt dışı kredi kuruluşları ile uluslararası kurumlar” ifadelerinden, hangi kurum ve kuruluşların anlaşılması gerektiğine ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından yayımlanan 02.01.2002 tarih ve 2002/YB-1 sayılı Genelgenin “1.1.7. Yurt Dışından Alınacak Nakit Kredilerde Damga Vergisi ve Harç Mükellefiyeti” başlıklı bölümünde yer alan aşağıdaki açıklamalar uyarınca kredi verenin mukimi olduğu ülkenin mevzuatına göre kredi vermeye yetkili kuruluş olduğunun tevsik edilmesi halinde, söz konusu kredi sözleşmesine damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunduğu görüşündedir.

 “… Yurt dışı kredi kuruluşları ifadesinden; bu kuruluşların mukimi bulundukları ülkenin mevzuatına göre mali (finansal) kaynak sağlamaya yetkili olan ve esas faaliyet konularından birisi de kredi vermek olan kuruluşların; uluslararası kurumlar ifadesinden ise gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarının veya bir ülkenin yeniden yapılandırılmasının finansmanının temini amacıyla bu ülkelere kredi veren Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), Uluslararası Para Fonu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve benzeri kuruluşların anlaşılması gerekmektedir.

Bankalar ve özel finans kuruluşlarınca; kullanımına aracılık edilen kredilerin yurt dışı kredi kuruluşlarından sağlandığının belirtildiği durumlarda, kredi kuruluşunun yurt dışı kredi kuruluşu olup olmadığı konusunda karar verilememesi halinde, borç alan kuruluştan, kredi aldığı kuruluşun kendi ülke mevzuatına göre kredi vermeye yetkili kuruluş olduğunun, diğer bir ifadeyle, yurt dışı kredi kuruluşunun faaliyette bulunduğu ülke mevzuatına göre ödünç para verme işi ile uğraştığının, borç vermeye yetkili olduğunun tevsiki istenecektir. Söz konusu tevsik işlemi için kredi veren kuruluşun kendi ülke resmi makamlarından almış olduğu, kredi kullandırmaya yetkili olduğuna dair belgenin, bu ülkede bulunan ülkemizin büyükelçilikleri veya konsoloslukları ya da ekonomi müşavirleri tarafından onaylanmış örneğini işleme aracılık eden bankaya ibraz etmeleri gerekmektedir.”

2.3. Yargının Görüşü

Konu ile ilgili uyuşmazlıklarda Yargı da, bulabildiğimiz kararlarında İdarenin görüşünü kabul etmemektedir. Aşağıda konu ile ilgili örnek kararlar yer almaktadır.[3]

Danıştay Kararı – 9. D., E. 2014/4000 K. 2018/6214 T. 15.10.2018:

“488 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca istisnadan yararlanılabilmesi için kredilerin, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlardan sağlanmasının yeterli olduğu, uluslararası kurumlardan kullanılan krediler için bu kurumların her hangi bir sınırlamaya ve belirlemeye tabi tutulmadığı, Kanunda 02.01.2004 tarihinde 5035 sayılı Yasanın 30. maddesiyle yapılan değişiklikten önce borç alınan kurumların kredi kuruluşu olması şartının aranmasına rağmen, yapılan değişiklikle “uluslararası kurumlar” kelimesinin Yasa metnine eklenerek bu şartın ortadan kaldırıldığı ve istisna kapsamının genişletildiği, Yasa koyucunun yeni düzenlemedeki amacının, dış krediler üzerindeki vergi yükünün azaltılması suretiyle döviz girişinin teşvik edilmesi olduğu ve aksi yöndeki düşüncenin bu amaca aykırılık teşkil edeceği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, tüm Avrupa Ülkelerine yayılan grup şirketlerini bünyesinde barındıran, dolayısıyla uluslararası kurum niteliği tartışmasız olan … firmasının davacı şirketin %99,99 hissedarı bulunmasının da damga vergisi istisna hükmünden yararlanılmasını engellemeyeceği dikkate alındığında davacı ile arasında imzalanan kredi sözleşmesinin istisna kapsamında yer almadığından bahisle tahakkuk ve tahsil edilen damga vergisi ile kaldırılması ve ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davanın Vergi Mahkemesince reddinde isabet görülmemiştir.”

Bölge İdare Mahkemesi Kararı- İstanbul BİM, 5. VDD, E. 2016/725 K. 2017/225 T. 23.1.2017:

Olayda; Damga Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan düzenlemede, damga vergisi istisnasından yararlanılabilmesi için kredilerin, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlardan sağlanmasının yeterli olduğu, uluslararası kurumlardan kullanılan krediler için bu kurumların yapıları, ortakları ve benzeri konularda herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmadığı, yasa koyucunun yurt dışından kullanılan kredilerin kullanımını kolaylaştırmak ve maliyetini düşürmek amacıyla istisna kapsamını genişlettiği dikkate alındığında, F1 unvanlı şirketten, davacı şirketin temin ettiği kredinin istisna kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

3. Krediler İçin Yurt Dışından Sağlanan Teminatlara İlişkin Kağıtların Damga Vergisi

Yurt dışı şirketlerle düzenlenen teminat, kefalet, garantörlük vb. temini sözleşmelerinin “gayrinakdi kredi”  sözleşmesi dolayısıyla “kredi sözleşmesi”  niteliği taşıdığı düşünülmektedir. Nitekim Damga Vergisi Sirküleri/4 uyarınca Kanunda sözü geçen kredi tanımına Bankalar Kanununa göre kredi olarak kabul edilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi kredilerin gireceği, akreditiflerin de bu kapsamda değerlendirileceği belirtilmiştir. Bu aşamada tekrar başa dönersek istisnaya konu yasa metninde belirtilen “bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere” ifadesindeki “uluslararası kurumlarca” kapsamına teminatı sağlayanın girip girmediği tartışmasının burada da kağıdın damga vergisi için belirleyici olacağı düşünülmektedir.

4. Yurt Dışı İlişkili Şirketlerden Sağlanan Krediler İçin Yurtiçinden Sağlanan Teminatlara İlişkin Kağıtların Damga Vergisi

İstisna düzenlemesi uyarınca uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisnadır.

18 No.lu Damga Vergisi Sirkülerinde de “istisna kapsamında kullandırılan kredinin teminatına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar ile bu amaçla yapılan işlemlere,

– Münhasıran kullandırılan krediye ilişkin olması kaydıyla,

– Kullanılan kredi miktarı ile teminat tutarı karşılaştırılmaksızın teminat tutarının tamamı üzerinden,

istisnanın uygulanması” gerektiği ifadesi yer almaktadır. İfadelerde teminat tutarının kredi tutarından farklı olabileceği açıklanmış ve işlemin taraflarına ilişkin bir sınırlama getirilmemiş,  teminatın münhasıran kullandırılan krediye ilişkin olmasının altı çizilmiştir.

Ancak bu noktada önceki bölümlerde açıklanan gerekçeler ile yurt dışı ilişkili şirketlerden sağlanan kredi sözleşmeleri damga vergisinden istisna kabul edilse de Gelir İdaresinin kimi görüşleri[4] yurt içi teminatlara istisna uygulanmasının önüne geçmektedir. Şöyle ki İdare yorumlarında kredi verenin riskleri için aldığı anapara dışındaki tutarları da içeren rehin ve teminatları kredi borcu dışındaki diğer başka borçları da kapsayıcı hükümler içerdiği iddiası ile damga vergisi istisnası kapsamında görmemektedir. İdarenin görüşüne göre teminat verenlerin hem kredi veren ile hem de borçlu ile yaptığı sözleşmeler her zaman tenkit konusu yapılabilir. Nitekim tüm sözleşmelerde olası riskler için kredi veren tarafından kredi anaparasının çok üstünde teminat alınmaktadır.

Kredi ana para ve faizi dışındaki ferilerin krediye ilişkin olmadığı iddiası ve bunları içeren teminatların damga vergisi istisnasından yararlanamayacağı görüşü ile yazılan özelgeler, kredi sözleşmesi kapsamında doğması muhtemel ferileri kredi sözleşmesi kapsamında görmeyerek yasal düzenlemenin amacına (kredi işlemlerinin maliyetlerinin azaltılmasına) aykırı olarak istisna kapsamını daraltmaktadır. Bu değerlendirme 18 no.lu Sirkülerde geçen “kullanılan kredi miktarı ile teminat tutarı karşılaştırılmaksızın teminat tutarının tamamı üzerinden” ifadesini de anlamsız kılmaktadır.

Görüşümüz 18 No.lu Damga Vergisi Sirkülerinde açıklamalara paralel olarak istisna kapsamında kullandırılan kredinin teminatına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar ile bu amaçla yapılan işlemlere,

– Münhasıran kullandırılan krediye ilişkin olması kaydıyla (kredi sözleşmesinden doğabilecek her türlü borca ilişkin olması),

– Kullanılan kredi miktarı ile teminat tutarı karşılaştırılmaksızın teminat tutarının tamamı üzerinden,

istisnanın uygulanması şeklindedir.

5. Sonuç

Banka ve kredi kuruluşu niteliği olmayan yurt dışı ortak ya da üçüncü kişi şirketlerden kullanılan nakdi ve gayri nakdi krediler ile bu kredilere ilişkin yurtiçinden sağlanan teminatlara ilişkin kağıtların damga vergisinden istisna olması hem yasal düzenleme gereği hem de ülke ekonomisi menfaatinedir. Şirketlerin finansman açıklarının kapanmasında yurt dışı ortak ya da diğer ilişkili kişilerden fon sağlamaları döviz girişi açısından özendirilmelidir. İdarenin istisna hükmünü sınırlayıcı yorumları yurt dışı finansmana ulaşımı ve döviz darboğazını aşmayı daha güç hale getirmektedir. Bu sebeple bu konudaki İdari görüş ve ikincil düzenlemelerin bir daha gözden geçirilmesi önem arz etmektedir.

Dip Notlar:

[1] Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. (Türk Borçlar Kanunu madde:583)

Rehin sözleşmesi elektronik ortamda ya da yazılı olarak düzenlenir. (Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu madde:4/2)

[2] Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 16/09/2011 Tarih ve B.07.1.GİB.4.06.17.02-DMG-1715-736 sayılı özelgesi

[3] www.lexpera.com

[4]İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı B.07.1.GİB.4.34.18.01-002.01-615-03/06/2011: … damga vergisi ve harç istisnası uygulanması yönünden krediye ilişkin düzenlenen kâğıdın münhasıran, kredinin alınması, teminatı veya geri ödenmesi amacıyla düzenlenmiş olması ve ayrıca bu kâğıtta kredi borcu dışındaki genel mahiyetteki borçlarla ilgili belirlemelere yer verilmemesi gerekmektedir.”

Karabük Def. B.07.4.DEF.0.78.10.00-DV-HARÇ-1- 12/01/2012 : “Ticari İşletme Rehni Sözleşmesi”nin 1’inci maddesinde; “Rehin Veren, Rehin Alan ile akdettiği kredi sözleşmesine istinaden, lehine açılmış olan … finansmanı kredisi ve bunun faiz, temerrüt faizi, komisyon, ücret, gider vergisi, sigorta ücreti ve döviz taahhütlerinin kapatılmamasından doğan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu, vergi, resim, harç, fon ve cezaları ile takip ve dava masrafları ve vekalet ücreti gibi fer’i borçlarından kaynaklanan borç ve taahhütlerinin (Teminat Altına Alınmış Borçlar) teminatını teşkil etmek ve bu borçlarına mahsup edilmek üzere Rehin Verenin … Ticaret Sicilinde … sicil numarası ile kayıtlı … vergi numaralı ve … ait ” … ” adını ve adı geçen ” … ” kapsamında bulunan ve Ek’de liste halinde sayılan menkul işletme tesisatlarını, makine ve teçhizatlarını, bunlara ilişkin resim ve projeleri ile her türlü aksesuarlarını, müştemilatlarını, mütemmim cüz, müfredat ve teferruatlarını (Rehine Konu Mallar), Rehin Alan lehine … TL değerinde (Rehin Bedeli) birinci derecede, süresiz ve fekki Rehin Alan tarafından bildirilinceye kadar geçerli olacak şekilde Rehin Alan’a rehnettiğini beyan, kabul ve taahhüt eder” denilmektedir. Buna göre, … . ile … arasında düzenlenen “Düzenleme Şeklinde Ticari İşletme Rehin Sözleşmesi”nin, kredi borcu dışındaki diğer başka borçları da kapsayıcı hükümler içermesi sebebiyle damga vergisi ve harçtan istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”

 

Devamı: Yurt Dışındaki İlişkili Şirketlerden Temin Edilen Nakdi veya Gayrinakdi Kredilere İlişkin Kağıtların Damga Vergisi Yükümlülükleri – Emrah AYGÜL, YMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.