• +905335410514
  • zekeriya_demirtas@hotmail.com

Category ArchiveMali Müşavir

YMM Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Sirküleri /2

YMM Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Sirküleri /2

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK TASDİK RAPORLARININ ELEKTRONİK  ORTAMDA GÖNDERİLMESİ HAKKINDA SİRKÜLER / 2

Konusu: Özel Tüketim Vergisi Tasdik Raporlarının elektronik ortamda gönderilmesi

Tarihi  :18/01/2022

Sayısı  :YMM / 2022-1

1. GİRİŞ:

Bilindiği üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yeminli mali müşavirlik ruhsatı ve mührü almış ve yeminli mali müşavir odalarının çalışanlar listesine kayıtlı yeminli mali müşavirlerin, ilgili kanun ve mevzuat hükümleri ile 3568 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak düzenleyecekleri Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar 213 sayılı Kanunun mükerrer 227 nci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendine dayanılarak çıkarılan ve 1/6/2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ” ile belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğin, “Amaç ve kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin 2 nci bendinde,

“Yeminli mali müşavirler, bu Tebliğ gereğince ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenleyecekleri Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarını elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderebileceklerdir. Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarından hangilerinin elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden alınacağı,

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ayrıca duyurulacak ve bu duyuruda belirtilen tarihten itibaren söz konusu Raporlar elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderileceği duyurulmayan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının mevcut hükümler çerçevesinde kağıt ortamında verilmesine devam edilecektir. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderileceği belirtilen Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının belirli koşullarda kağıt ortamında ibraz edilmesine izin vermeye de yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer alan düzenlemeler çerçevesinde, özel tüketim vergisi tasdik raporlarının internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilmesi bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ TASDİK RAPORLARININ ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDERİLMESİ

Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ çerçevesinde, yeminli mali müşavirler tarafından verilecek tüm Özel Tüketim Vergisi Tasdik Raporlarının 24/1/2022 tarihinden itibaren internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda ihtiyari olarak gönderilmesi, 4/4/2022 tarihinden itibaren ise zorunlu olarak sadece internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilmesi uygun görülmüştür.

Duyurulur.

Bekir BAYRAKDAR

Gelir İdaresi Başkanı

personel programı

Devamı: YMM Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Sirküleri /2 Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Sirküler/2 Yayımlandı.

Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ çerçevesinde, yeminli mali müşavirler tarafından verilecek Özel Tüketim Vergisine ilişkin Tasdik Raporlarının 24/01/2022 tarihinden itibaren internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda ihtiyari olarak gönderilmesi, 4/4/2022 tarihinden itibaren ise zorunlu olarak sadece internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilmesi hakkında açıklamalara yer verilmiştir.

Söz konusu sirkülere ulaşmak için tıklayınız.

Açıklayıcı bilgi notuna ulaşmak için tıklayınız.

Özel Tüketim Vergisi Tasdik Raporlarının elektronik ortamda gönderilmesi

 

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

 

 

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK TASDİK RAPORLARININ ELEKTRONİK

ORTAMDA GÖNDERİLMESİ HAKKINDA SİRKÜLER / 2

 

 

Konusu: Özel Tüketim Vergisi Tasdik Raporlarının elektronik ortamda gönderilmesi

Tarihi  :18/01/2022

Sayısı  :YMM / 2022-1

 

1. GİRİŞ:

Bilindiği üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yeminli mali müşavirlik ruhsatı ve mührü almış ve yeminli mali müşavir odalarının çalışanlar listesine kayıtlı yeminli mali müşavirlerin, ilgili kanun ve mevzuat hükümleri ile 3568 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak düzenleyecekleri Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar 213 sayılı Kanunun mükerrer 227 nci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendine dayanılarak çıkarılan ve 1/6/2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ" ile belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğin, "Amaç ve kapsam" başlıklı 2 nci maddesinin 2 nci bendinde,

"Yeminli mali müşavirler, bu Tebliğ gereğince ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenleyecekleri Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarını elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderebileceklerdir. Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarından hangilerinin elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden alınacağı,

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ayrıca duyurulacak ve bu duyuruda belirtilen tarihten itibaren söz konusu Raporlar elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderileceği duyurulmayan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının mevcut hükümler çerçevesinde kağıt ortamında verilmesine devam edilecektir. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderileceği belirtilen Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının belirli koşullarda kağıt ortamında ibraz edilmesine izin vermeye de yetkilidir."

hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer alan düzenlemeler çerçevesinde, özel tüketim vergisi tasdik raporlarının internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilmesi bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ TASDİK RAPORLARININ ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDERİLMESİ

Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ çerçevesinde, yeminli mali müşavirler tarafından verilecek tüm Özel Tüketim Vergisi Tasdik Raporlarının 24/1/2022 tarihinden itibaren internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda ihtiyari olarak gönderilmesi, 4/4/2022 tarihinden itibaren ise zorunlu olarak sadece internet vergi dairesi sistemi üzerinden elektronik ortamda gönderilmesi uygun görülmüştür.

Duyurulur.

 

 

 

 

 Bekir BAYRAKDAR

 Gelir İdaresi Başkanı

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarih: 
18/01/2022
Sayı: 
YMM / 2022-1

11 Aralık 2021 Tarihinde Yazılı Bölümü Yapılan Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavının Sözlü Bölüm Sınav Tarihleri ve Sınav Giriş Yeri Açıklandı.

11 Aralık 2021 tarihinde yapılan Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavının yazılı bölümünde başarılı olarak sözlü bölüme girmeye hak kazanan adayların sözlü sınav tarihleri ve sınav giriş yeri açıklandı.

Söz konusu duyuruya ulaşmak için tıklayınız.

Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA II) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 3) Resmi Gazete’de Yayımlandı.

2014-2020 dönemi Avrupa Birliği (AB) mali yardımları ile ilgili Türkiye-AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA II) Çerçeve Anlaşması 6647 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 22.06.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Bilindiği üzere, söz konusu Anlaşmaya ilişkin olarak 1 ve 2 Sıra No.lu Türkiye-AB IPA II Çerçeve Anlaşması Genel Tebliğleri yayımlanmıştı.

Son olarak, bahse konu Tebliğde yer alan başvuru yapılacak makamla ilgili parasal tutar Türkiye-AB IPA II Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No:1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:3) 18 Ocak 2022 tarih ve 31723 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Anılan Tebliğ ile 18 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere;

1- IPA II Çerçeve Anlaşması kapsamındaki vergi istisnalarından yararlanmak için Birlik Yüklenicileri tarafından merkez ve taşra teşkilatlarına yapılan Katma Değer Vergisi İstisna Sertifikası taleplerinin düzenlenmesinde geçerli başvuru parasal tutarları ve

2- Ayrıca, tedarik sözleşmesi düzenleme alt limiti

yeniden belirlenmiştir.

Buna göre, bahse konu Tebliğin 4.2.2.1. KDV İstisna Sertifikası Başvurusu Yapılacak Makam başlıklı maddesi;

- “Vergi Dairesi Başkanlığı Kurulu olan illerde (EK-1/a) bulunanlardan, imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 10 (on) milyon Türk Lirasından (10 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Vergi Dairesi Başkanlığına (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olanlar bu Vergi Dairesi Başkanlığına); Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 10 (on) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına” olarak,

- “Vergi Dairesi Başkanlığı kurulu olmayan illerde (EK-1/b) bulunanların imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 5 (beş) milyon Türk Lirasından (5 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne; Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 5 (beş) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına başvuracaklardır” olarak

değiştirilmiştir.

- Ayrıca, I sıra Nolu IPA II Genel Tebliğinin 4.2.2.6. KDV İstisna Sertifikasının Kullanılması bölümünün birinci fıkrası “KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edilecek mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçi tarafından düzenlenecek fatura tutarı ya da aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarının (KDV Hariç) 8.000 TL.’yi aşması durumunda Birlik Yüklenicisi öncelikle Tedarikçi ile bir örneği Tebliğin ekinde (EK-7) yer alan “Tedarik Sözleşmesi” yapacaktır” şeklinde ve beşinci fıkrası “Birlik Yüklenicisinin KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edeceği mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçinin düzenlediği fatura tutarı ve aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarı (KDV Hariç) 8.000 TL ve altında ise; Tedarik Sözleşmesi yapmak ve Hibe Yararlanıcısına onaylatmak şartı aranmaksızın, KDV İstisna Sertifikasının ibrazı ve bir örneğinin verilmesi ile yukarıdaki şerh düşülerek düzenlenecek fatura veya benzeri evrakta KDV hesaplanmayacaktır.” olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu Tebliğe Başkanlığımız internet sitesinde “Mevzuat/Uluslararası Mevzuat/ Avrupa Birliği/Türkiye-Avrupa Birliği IPA II (2014-2020) Çerçeve Anlaşması (6647)” başlıkları takip edilerek ulaşmak mümkündür.

Duyurulur.

Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.

Kasım 2021 Konut Fiyat Endeksi

Kasım 2021 Konut Fiyat Endeksi

2021 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 9,0 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 50,5, reel olarak ise yüzde 19,7 oranında artmıştır.

Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) (2017=100), 2021 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 9,0 oranında artarak 229,1 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,5 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 19,7 oranında artış göstermiştir.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2021 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre, sırasıyla 10,4, 9,1 ve 8,3 oranlarında artış gözlenmiştir. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre,

İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 50,9, 46,3 ve 49,5 oranlarında artış göstermiştir.

Görselli Haber İçin Tıklayınız

Kaynak: TCMB

 

Devamı: Kasım 2021 Konut Fiyat Endeksi Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Kasım 2021 Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri

Kasım 2021 Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri

  • 2021 Kasım sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2020 yıl sonuna göre % 20,3 oranında artışla 307,4 milyar ABD doları, yükümlülükleri ise % 17,6 oranında azalışla 527,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.
  • Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2020 yıl sonunda -384,9 milyar ABD doları iken 2021 Kasım sonunda -220,4 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.
  • Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2020 yıl sonuna göre % 34,6 oranında artışla 125,6 milyar ABD doları, diğer yatırımlar kalemi % 12,7 oranında artışla 122,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları % 14,4 oranında artışla 47,9 milyar ABD doları olmuştur.
  • Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2020 yıl sonuna göre % 47,5 oranında azalışla 120,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.
  • Portföy yatırımları 2020 yıl sonuna göre % 12,4 oranında azalışla 99,0 milyar ABD doları olmuştur. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2020 yıl sonuna göre % 32,8 oranında azalışla 19,6 milyar ABD doları olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku % 39,2 oranında azalışla 4,0 milyar ABD doları, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise % 0,5 azalışla 45,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.
  • Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2020 yıl sonuna göre % 3,5 oranında artarak 308,3 milyar ABD doları olmuştur. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2020 yıl sonuna göre % 3,7 oranında artarak 34,6 milyar ABD doları olurken, TL mevduatı % 32,4 oranında azalarak 10,6 milyar ABD doları olmuştur.
  • Bankaların toplam kredi stoku % 5,3 oranında azalarak 67,8 milyar ABD doları olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku % 0,2 oranında azalarak 96,4 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.

Açıklamalar:

Uluslararası Yatırım Pozisyonu; bir ekonomideki yerleşik kişilerin yurt dışındaki yerleşik kişiler ile finansal alacakları ve yükümlülüklerin yanında; rezerv varlık olarak tutulan altın şeklindeki finansal varlıklarının belli bir tarihteki stok değerini gösteren ve üç aylık olarak (gösterge niteliğinde aylık) yayımlanan istatistiki bir tablodur.

Uluslararası Yatırım Pozisyonunda toplam finansal varlıklar ile toplam finansal yükümlülüklerin farkı, net Uluslararası Yatırım Pozisyonu olarak adlandırılmaktadır. Başka bir deyişle, net Uluslararası Yatırım Pozisyonu; Türkiye’nin yurt dışından alacaklarıyla, Türkiye’nin yurt dışına borçlarının net farkını işaret eder. Burada ortaya çıkan net pozisyon, pozitif veya negatif bir değer olabilir.

Devamı: Kasım 2021 Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 40) Yayımlanmıştır.

18 Ocak 2022 tarihli ve 31723 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 40) ile;

- 25/12/2021 tarih ve 31700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen Milli Savunma Bakanlığı veya Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen savunma sanayii projelerine ilişkin olarak bu kurumlara ilgili projeler kapsamında yapılan teslim ve hizmetlerde uygulanacak istisnaya,

- 3065 sayılı KDV Kanununun 13/f maddesinde yer alan istisnaya ilişkin olarak, Ulusal Güvenlik Kuruluşları tarafından ilgili mal ve hizmetlerin istisna kapsamında olduğuna dair tereddüt yaşanması halinde Gelir İdaresi Başkanlığından görüş alınabileceğine,

- 31/12/2021 tarihli ve 31706 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 30/12/2021 tarihli ve 5047 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının gereği olarak, imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iade edilmesini öngören 3065 sayılı Kanunun geçici 37 nci maddesinin, 2022, 2023 ve 2024 yılları için de uygulanmasına dair gerekli düzenlemelere

ilişkin olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde düzenleme ve değişiklikler yapılmaktadır.

Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.

Vergi Usul Kanunu 160/A Maddesinin Bir İdari İşlem Olarak Derinlemesine İncelenmesi – Özgür AKKAYA, SMMM

Vergi Usul Kanunu 160/A Maddesi

ÖzgürAKKAYA
S.M. Mali Müşavir
Denetçi
ozgur_akkaya@ismmmo.org.tr

Sahte belge düzenleme ve kullanma filleri ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi, vergiye uyum seviyesinin yükseltilmesi ve kayıt dışı ekonomi ile mücadelenin etkinliğinin artırılması amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununa 160/A maddesi eklenmiştir. Maddede, esas itibariyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan risk analiz çalışmaları neticesinde elde edilen sonuçlara göre sahte belge düzenleme yüksek riski bulunduğu değerlendirilen mükellefler hakkında yapılacak işlemler ve bu işlemlere ilişkin süreçler hakkında düzenlemeler yapılmıştır.

Anahtar kavramlar: İdari işlem, Ayrılabilir idari işlem, Risk analizi, Sahte belge, Özel esaslar, Genel esaslar

1. Giriş

Anayasa, normlar hiyerarşisinde kanunlardan üst seviyede yer alan ve kanunlardan daha zor değiştirilebilen hukuk kurallarıdır. Bu kurallar devlet karşısında vatandaşların temel hak ve hürriyetlerine ilişkindir. İdarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlem ve eylemler idare hukukuna tabidir. Bu işlemlerle idare, emreder, yasak koyar, tek taraflı düzenlemeler yapar, kısacası emretme iradesini açıklar. İdareye kamu gücü ayrıcalıklarının tanınma sebebi kamu yararıdır. Bunun yanında idare Anayasaya aykırı düzenleyici ya da bireysel eylemde bulunmamalıdır. Çalışmamızda 213 sayılı Vergi Usul Kanununa, 7194 sayılı kanunla eklenen 160/A maddesi ve bu madde ile ilgili olarak 520 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel  tebliği ile ilgili idarenin işlemleri Anayasal hükümlere de değinilerek  idari işlem teorisi çerçevesinde ele alınacak ve irdelenecektir. Önce konuyla ilgili mevzuat hükümleri ele alınacak takiben uygulanan idari işlem ele alınarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları derinlemesine incelenecektir.

2. Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri

05.12.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7194 sayılı Kanunla, Vergi Usul Kanunu’na “Mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini” başlıklı 160/A maddesi eklenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı 7 Ekim 2020 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 520 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Vergi Usul Kanunu 160/A maddesindeki bu düzenlemeye dair uygulamanın usul ve esaslarını belirlemiştir. Konuyla ilgili Yasamanın 213 sayılı Vergi Usul Kanununa 160/A maddesini eklemesi ve idarenin de bu maddenin uygulama esaslarını belirlediği tebliğle beraber iki düzenleme olduğunu görmekteyiz.

3. Vergi Usul Kanunu 160/A Maddesi İle Amaçlananlar

Madde gerekçesi incelendiğinde sahte belge düzenlenmesi ve kullanılmasıyla etkin bir biçimde mücadele edilmesi ön planda karşımıza çıkmaktadır. Bu mücadele beyana dayalı vergileme sisteminde mükelleflerin beyannameleri ve bildirimleri üzerinden elde edilen bilgilerden hareketle sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükellefler listelenmekte bir nevi kategoriye tabi tutulmaktadır. 7 Ekim 2020 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı birimi olan Gelir İdaresi Başkanlığının yayımlamış olduğu 520 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükellefler ise “…Mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Bakanlık ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen ve vergi incelemesine sevk edilen mükellefleri, ifade eder…” denilerek  risk unsuru olabilecek çerçeveyi çizmiştir. Amaç muhakkak ki tebliğde de en başta belirtildiği gibi  ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde sırf sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlarla tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediği raporda belirtilen mükelleflerin mükellefiyet kayıtları 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi doğrultusunda vergi dairesince terkin edilmektedir. Bununla birlikte rapora bağlı terkin süreci bazı hallerde uzun zaman alabilmekte, bu esnada mükellefiyet kaydı devam eden bu kapsamdaki mükellefler sahte belge üretmeye, söz konusu belgelerin muhatabı olan mükellefler ise bu belgeleri kullanmaya devam etmektedir. Ayrıca raporlandırma süreçlerinin tekemmülünden sonra sahte belge kullananların tespit edilerek incelenmesi, süreci uzatmakta ve İdare ile mükellefler açısından uyum maliyetlerinin artmasına sebep olmaktadır.

Bir diğer amaç yukarıda belirtildiği gibi İdari süreçleri kısaltmak ve etkinleştirmek suretiyle, sahte belge düzenleyen mükelleflerin sahte belge üretimini sonlandırmak ve iktisadi alanda sahte belge sirkülasyonunu azaltarak “belge” ye olan güveni güçlendirmek şeklinde belirtilmiştir.

4. Mükellefiyetin Vergi Usul Kanunu 160/A kapsamında terkin edilme süreci

213 sayılı Kanunun 160/A maddesinin birinci fıkrasında, mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Bakanlıkça yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerin vergi incelemesine sevk edileceği ve bunlar nezdinde yoklama yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin belirlenmesine yönelik olarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmalarında, esas olarak,

  • mükellefler tarafından verilen beyanname ve bildirimler,
  • sicil,
  • ortaklık,
  • tahakkuk,
  • tahsilat ve
  • mükellefiyete ilişkin diğer bilgiler ile diğer kurum ve kuruluşlardan alınan gümrük beyannameleri,
  • kapasite raporu,
  • yatırım teşvik belgesi gibi bilgi ve belgeler dikkate alınır.

Bu kapsamda, mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri, iş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş bilgileri ve çalışan sayıları itibarıyla üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi ile beyan ve bildirimlerinin uyumlu olup olmadığı, haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma yönünden rapor/tespit bulunup bulunmadığı, alış ve satış yaptıkları mükellefler hakkında düzenlenen/yapılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme/kullanma rapor/olumsuz tespit bilgileri, ortaklık yapısı ile ortaklara ilişkin bilgiler gibi hususlara bağlı olarak analiz ve değerlendirme çalışmaları yapılır.

Bakanlık ilgili birimlerinin re’sen ya da ihbar, şikâyet, diğer kurum ve kuruluşlar veya Başkanlık birimleri tarafından yapılan bildirimler üzerine yapacağı analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflere ilişkin bilgiler, mezkûr madde kapsamında mükellefiyet terkin işlemlerine başlanılması amacıyla Başkanlık aracılığıyla ilgili vergi dairesi başkanlığına/defterdarlığa/vergi dairesi müdürlüğüne aktarılır ve söz konusu mükellefler vergi incelemesine sevk edilir.

Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığının/defterdarlığın/vergi dairesi müdürlüğünün ıttılaına girmesini müteakiben mükellefin bilinen iş yeri adresinde yoklama yapılır.

Yapılan yoklama sonucunda, geçici ayrılmalar hariç, nezdinde yoklama yapılanın veya yetkilisinin, bilinen iş yeri adresinde bulunamaması (iş yeri adresinde olunmaması, adreste başkasının olması ya da adresteki iş yerinin boş olması gibi) hâlinde ikinci yoklama; gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.

Yoklamada;

– Bilinen iş yeri adresinde faal olunup olunmadığı,

– Cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetin bulunup bulunmadığı,

– Üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi,

– Depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş vb. varlığı,

– Emtia mevcudu,

– Çalışan sayısı,

gibi mükellefin hakikatte faaliyette bulunduğunu veya bulunmadığını ispatlamaya matuf hususlar tespit edilir ve düzenlenen tutanakta bunlara yer verilir.

Bu tutanakta, nezdinde yoklama yapılanın veya yetkilisinin açıklamaları hariç olmak üzere, görüş ve kanaate yer verilmez. İhtiyaç duyulması hâlinde, mükellefin iş yeri çevresindeki esnaf, site yöneticisi, komşu, muhtar vb. kişilerin mükellefin faaliyetine yönelik ifadeleri, ilgiliye imzalatılarak ayrı bir tutanakla kayıt altına alınabilir.

Bakanlık ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme sonuçları ile yoklama neticesinde tespit edilen hususlar, vergi dairesi nezdinde oluşturulan bir komisyon tarafından değerlendirilir.

Söz konusu komisyon, vergi dairelerinde, vergi dairesi müdürünün başkanlığında, vergi dairesi müdürü tarafından görevlendirilen, başkan dâhil toplam 3 kişiden oluşur.

Komisyon tarafından, söz konusu analiz ve değerlendirme sonuçları ile yapılan yoklama neticesinde tespit edilen hususlarla birlikte;

– Tarh zamanaşımı süresi içindeki dönemlere ilişkin beyannameler ve Ba-Bs bildirimleri,

– Daha önce yapılmış yoklamalara ilişkin tutanaklar,

– Tahakkuk, tahsilat ve vergi borcu bilgileri,

– Alış ve satış ilişkisi içinde olunan mükelleflere ilişkin bilgiler,

– Alış ve satış yapılan mükelleflere ilişkin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerine ilişkin tespitler,

ile vergi dairesinde bulunan diğer bilgi ve kayıtlar (vergi incelemesi bilgileri, kira sözleşmesi, elektronik ortamda bulunan bilgiler vb.) dikkate alınarak mükellefin, cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunması hâlinde işletme kapasitesi ile beyanlarının (satış hasılatının, stoklarının, maliyetlerinin vb.) uyumlu olup olmadığı değerlendirilir.

Komisyon, gerek görmesi durumunda, mükelleften ilave bilgi, belge ve açıklama isteyebilir.İşte 160/A uygulamasında çok dikkat çekmek istediğimiz husus burasıdır. Daire içinde kurulan komisyon yoklama ve analiz çalışmalarının yanı sıra muhakkakiyetledir ki izaha muhtaç gördüğü konularda bilgi ve açıklama isteyebilir olmaktan ziyade kanuni bir zorunluluk ve mükellefiyet terkini için usul şartı olmalıdır. Mesela, mükellef yoklama ve analiz çalışmalarını müteakip bir bilgi isteme yazısıyla daireye davet edilebilir olmalıdır.

Tebliğin (4.1) bölümü çerçevesinde vergi dairesi nezdinde oluşturulan komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ve mükellefiyetin mezkûr madde kapsamında terkin edilmesi gerektiğine kanaat getirilmesi hâlinde komisyon görüşü bir tutanağa bağlanır ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulur.

Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayını müteakiben, onay tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilir ve bu durum mükellefe tebliğ edilir.

Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi durumunda, bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmez ve bu durum, gerekçeleri ile birlikte, analiz ve değerlendirme sonucunu aktaran ilgili birime Başkanlık aracılığıyla bildirilir.

5. Sonuçlar ve Değerlendirmeler

1. Hiç şüphesiz ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirdiği kısmi bir yenilik olan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Bakanlıklar ve Bağlı Birimler düzenlenmiştir.

2. 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de Hazine ve Maliye Bakanlığının ve diğer tüm Bakanlıkların birimlerini ilgili maddelerinde düzenlemiş konuşlanma şeklini en ince ayrıntısına kadar düzenlemiştir.

3. Uygulama bir idari işlem olduğundan idari teşkilata değinmeden konuyu aydınlatmak çok güçtür.

4. Süreçleri azaltmak ve kamu zayiatı ile ticarete ve belgeye olan güvenin tesisini kuvvetlendirmek için de idari süreçte hazırlık işlemi olarak literatürde geçen “raporlama” sürecini beklemeyip Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları”nı ayrılabilir idari işlem olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

5. Esasında raporlama da analiz ve değerlendirme çalışmaları da sonuç doğurmayan işlemlerdir. Sonucu doğuran vergi dairesi tarafından yapılan terkin işlemidir. Bu terkin işlemi bir tebligatla bildirilir ve idari işleme karşı dava süreci burada başlamaktadır.

6. Mükellef esasında kendisi ile ilgili yapılan tespitleri bilmemekte hangi idari işleme karşı dava açacağını bu aşamada karıştırabilmektedir.

7. Şöyle ki, süreç incelendiğinde mükellef tespit anında faal olmasına karşın yoklama tutulmakta, hiçbir savunması ve izahı alınmadan mükellefiyeti terkin edilmektedir. İdarenin burada idari işlemi uygularken kendisine gerekçe olarak analiz ve değerlendirme çalışmalarını göstermekte ve bir “sahte belge düzenleme şüphesi ile” hareket etmektedir. Sonuçta ise mükellefiyet “şüphe” doğrultusunda esasında idari işlemin nerede olduğu pek bilinmeksizin terkin edilmekte bir de 153/A kapsamında teminat uygulamasına tabi tutulmaktadır.

8. İdari yargıya bir işlemi taşımak için ortada bir idari işlemin olması lazımdır. Buradaki idari işlem mükellefiyetin terkin edilmesi, ayrılabilir ve esas ele alınması gereken işlem ise analiz ve değerlendirme çalışmalarıdır.

9. Analiz ve değerlendirme çalışmalarına konu olan şüphe uyandıran işlemlerin ne olduğu bilinmemekle beraber Bakanlığın merkez teşkilatında konuşlanmış ve 1 sıra numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 222’nci maddesinde yer alan Risk Analiz Genel Müdürlüğü’nün yaptığı analiz çalışmalarından hareketle şüphe uyandıran Sahte belge düzenleme tespitinin yapay zeka ve analiz yordamıyla yapıldığını ileri sürmek yanlış olmaz.

10. Mükellefler tebligatı aldıktan itibaren Özel esaslardan Genel esaslara geçmek için yürütmeyi durdurma talebi ile idari yargıya başvurmaktadır.

11. İdari yargılama usulüne hakim olan ilkelerin bir kısmı Anayasa’da bir kısmı ise İYUK’ta yer almaktadır. Anayasa’da yer alan ilkeler her yargılama usulünde geçerli olan ilkelerdir. Bunlar temel haklara dayanır. Anayasa ile güvence altına alınmışlardır. Kanuni hakim ilkesi, adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi, eşitlik ve aleniyet ilkeleri anayasal yargılama ilkeleridir.

12. Bunda hareketle idari yargılama usulünde de vakıa ve delillerin toplanmasında re’sen araştırma, yazılılık ve tasarruf ilkesi benimsenmiştir.

13. İYUK’un madde 1, 2 fıkrasında “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır” denilmek suretiyle iki yargılama ilkesine işaret etmiştir;

1) Yazılı yargılama ilkesi

2) Evrak üzerinden inceleme ilkesidir.

14. Evrak üzerinden inceleme yazılı yargılama ilkesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

15. VUK 160/A kapsamında mükellefiyeti terkin edilen mükellef idari yargıya başvurduğunda; maddi vakıaların tespiti için gerekiyorsa idari yargı hakimi, taraflar talep etmemiş olsa bile duruşma yapabilecek, bilirkişi incelemesi ya da keşif yapılması gereken durumlarda bu usul işlemini gerçekleştirecektir.

16. Evrak (dosya) üzerinden inceleme ilkesi, yazılı yazılı yargılama ilkesinin de zorunlu sonucu olarak, taraflarca mahkemeye sunulan dilekçelerin sunulması, re’sen araştırma ilkesi uyarınca mahkemece (idari yargı hakimince) yapılması gereken her türlü araştırmanın yazılı olarak dosyaya konulması ve gerekli hallerde bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması sonucu bilirkişi raporu ve keşif tutanağı ile tekemmül edecek dosyanın heyet yada hakim tarafından incelenerek dosya (evrak) üzerinden karar verilmesini ifade eder.

17. Re’sen araştırma ilkesinin Anayasal yargılama ilkelerinden hukuki dinlenilme hakkıyla da ilgisi vardır. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı, yargılamada hukuki durumu etkilenen kişilerin yürütülen yargılama hakkında eşit bir şekilde bilgi sahibi olmasını, yargı organlarına açıklama yaparak ve delil sunarak yargılamayı etkileyebilmesini ve yargı organlarının da bunları dikkate alarak gerekçeli bir şekilde hüküm kurmasını ifade eder. Re’sen araştırma ilkesi , tarafların yargılamadan dışlanarak mahkemenin doğrudan kendi araştırmaları üzerine hüküm kurması anlamına gelmez. Aksine tarafların mahkemenin kararına dayanak olabilecek her türlü dava malzemesi hakkında bilgilendirilmesini ve bunlara karşı görüşlerini mahkemeye sunabilmesi gerekir. Bu nedenle idari yargı yeri doğrudan ilgili bilgi ve belgeyi taraflara göndermese bile onları bu yeni vakıa ve deliller hakkında bilgilendirmeli, gerekirse bunları mahkemede gelip inceleyebilmelerini ve örnek alabilmelerini sağlamalıdır.

18. Zaten Danıştay da mahkemenin tarafların bilgisine sunulmamış bir bilgi ve belgeye dayanılarak karar verilmesini hukuki dinlenilme hakkının ihlali ve bozma sebebi olarak görmektedir.

19. Re’sen araştırma ilkesi, dava malzemesinin toplanması bakımından davanın tarafları arasındaki eşitsizliği giderek için de kabul edilmiş bir ilkedir.

20. İdarenin yargısal denetiminde maddi gerçek, ancak idari yargı hakimi re’sen araştırma yetkisini kullanırsa ortaya çıkar ve idarenin hukuka uygun hareket etmesini sağlar.

Son söz: Şüphe ile değil de maddi gerçeklerle yürüyen bir idari işlem süreci temennimizdir.

personel programı

Devamı: Vergi Usul Kanunu 160/A Maddesinin Bir İdari İşlem Olarak Derinlemesine İncelenmesi – Özgür AKKAYA, SMMM Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri ilk yayınlayan websitedir.

40 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

Resmi Gazete No: 
31723
Resmi Gazete Tarihi: 
18/01/2022

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B-7.) bölümünün birinci paragrafında yer alan “bakım-onarım ve modernizasyonuna ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Milli Savunma Bakanlığı veya Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen savunma sanayii projelerine ilişkin olarak bu kurumlara ilgili projeler kapsamında yapılan teslim ve hizmetler” ibaresi ile (II/B-7.1.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiş; (II/B-7.) ile (II/B-7.1.) bölümlerindeki “Müsteşarlığı” ibareleri “Başkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.

“Öte yandan, Milli Savunma Bakanlığı veya Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen savunma sanayii projelerine ilişkin olarak bu kurumlara ilgili projeler kapsamında yapılan teslim ve hizmetler ile bu projeler kapsamındaki teslim ve hizmetleri gerçekleştirenlere yapılacak olan, miktarı ve nitelikleri bu kurumlarca onaylanan teslim ve hizmetler 25/12/2021 tarihinden itibaren KDV’den istisna edilmiştir. Bu kapsamdaki istisna uygulaması Tebliğin (II/B-7.2.), istisnaya ilişkin bildirim zorunluluğu Tebliğin (II/B-7.3.), istisna işlemin beyanı Tebliğin (II/B-7.4.), bu kapsamdaki işlemlere ilişkin iade uygulaması Tebliğin (II/B-7.5.) ve sorumluluk uygulaması ise Tebliğin (II/B-7.6.) bölümlerinde yer alan açıklamalar çerçevesinde yürütülür. Milli Savunma Bakanlığı veya Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen ve istisna hükmünün yürürlüğe girdiği 25/12/2021 tarihinden önce başlayan ve devam etmekte olan savunma sanayii projelerine ilişkin, 25/12/2021 tarihinden sonra yapılan teslim ve hizmetler de istisna kapsamındadır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin (II/B-7.2.1.) bölümünün ikinci paragrafının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstisna kapsamında mal ve hizmet temin etmek isteyen ulusal güvenlik kuruluşlarınca, söz konusu mal ve hizmetlerin istisna kapsamında olup olmadığı konusunda tereddüt bulunursa, Gelir İdaresi Başkanlığından görüş alınabilir. Bu mal ve hizmetleri alan ulusal güvenlik kuruluşları tarafından faturayı düzenleyen yükleniciye istisna kapsamında yapılan işlemin belgelenmesi amacıyla (EK: 11A)'da yer alan yetkili birim amirinin kaşe ve imzasının tatbik edileceği bir belge verilir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin (II/B-7.2.2.) bölümünün dördüncü paragrafının birinci, ikinci ve üçüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ulusal güvenlik kuruluşu bu listeyi, nihai mal veya hizmetin üretimine yönelik olarak sarf edilecek mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı bakımından inceleyerek ve üzerinde gerek duyduğu değişiklikleri yaparak örneği (EK: 11B)’de yer alan biçimde onaylar. Ulusal güvenlik kuruluşunca nihai mal veya hizmetin ve söz konusu listedeki mal ve hizmetlerin istisna kapsamında olup olmadığı konusunda tereddüt bulunursa, Gelir İdaresi Başkanlığından görüş alınabilir.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin (II/E-7.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “2020 ve 2021 yıllarında” ibaresinden sonra gelmek üzere “; 31/12/2021 tarihli ve 31706 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 30/12/2021 tarihli ve 5047 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, söz konusu maddenin, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 6 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.